11. Hukuk Dairesi 2009/10708 E. , 2011/4387 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2009 tarih ve 2005/87-2009/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisinde
**11. Hukuk Dairesi 2009/10708 E. , 2011/4387 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 09/04/2009 tarih ve 2005/87-2009/75 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, davalı Aker Ltd. Şti.’nin müvekkili adına 162632 no ile marka olarak tescilli olan ürününe benzer emtia üretip piyasaya sunduğunu, diğer davalının ise müvekkiline ait olan 4200 kod nolu BAGET modeli çatal, kaşık ve bıçakları çeşitli firmalar için fason olarak imal edip pazarladığını ileri sürerek, davalıların müvekkilinin tescilli markasına tecavüzlerinin tesbiti ile men’ine, fiili durumun ortadan kaldırılmasına, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 556 sayılı KHK’nın 64. maddesine göre her bir davalıdan ayrı ayrı 5.000.000.000 TL olmak üzere toplam 10.000.000.000.TL maddi, 2.000.000.000 TL manevi tazminatın tahsiline, 556 sayılı KHK’nun 66. maddesine istinaden her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000.000.000 TL olmak üzere 2.000.000.000 TL yoksun kalınan kazanç tutarının davalılardan tahsiline, 556 sayılı KHK’nun 67. maddesine istinaden maddi tazminat ve yoksun kalınan kazanca ilave olarak her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000.000.000 TL olmak üzere 2.000.000.000 TL’nin tahsiline, 556 sayılı KHK’nun 68. maddesine istinaden her bir davalıdan ayrı ayrı 1.000.000.000 TL olmak üzere 2.000.000.000 TL’nin davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, bozmadan sonra ıslah dilekçesi vererek 556 sayılı KHK’nın 64 ve 66/b maddelerine istinaden davalı şirketlerin tecavüz ve haksız fiillerinin vuku bulduğu tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davalı şirketlerden ayrı ayrı 2.000,00 YTL maddi ve ayrı ayrı 2.000,00 YTL manevi tazminatın tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, davalı tarafın ticari defterlerini muhtıra ve uyarılara rağmen. 2. incelemede de sunulamadığından gerçek tazminat miktarının tespitinin mümkün olmadığı, markanın kullanımı nedeniyle zarar meydana geldiğinin sabit olduğu, ancak miktarının tespiti mümkün olmadığından BK’nun 42-43. maddeleri dikkate alınarak kullanım şekli, tarafların ekonomik durumuna göre takdiren her davalıdan 2.000'er TL maddi ve 1.000'er TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesi gerektiği, kanaatiyle davacının markasına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile önlenmesine, markanın ürünlerde tanıtım, reklam vasıtalarında ve ticari evrakta kullanımının önlenmesine ve markanın çıkarılmasına, 2.000'er TL maddi tazminat ile 1000'er TL manevi tazminatın davalılardan ayrı ayrı tahsiline, fazla taleplerin reddine, tespit tarihi olan 06.04.2001 tarihinden itibaren ticari faiz yürütülmesine, aradan geçen süre nedeniyle hukuki yarar bulunmadığından ilan talebinin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalılar vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2-Dava, markanın izinsiz kullanımı nedeni ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. 21.09.2004 tarihli bozma kararı üzerine mahkemece yapılan yargılama sırasında davacı vekili tarafından sunulan 23.02.2009 havale tarihli dilekçede ıslah suretiyle talep edilen tazminat alacağı için dava dilekçesinde faiz talep edilmemesine rağmen ticari faiz yürütülmesine karar verilmesi istenmiştir. Kural olarak, ıslahın HUMK’nun 84’ncü maddesi uyarınca yargılama bitinceye kadar yapılması mümkün ise de 04.02.1948 günlü 10/3 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’na göre, hükmün Yargıtay tarafından bozulması üzerine hüküm mahkemesinde yapılan yeni yargılama sırasında ıslah yapılması mümkün değildir. Buna göre, davacı vekili tarafından bozma sonrası yargılama aşamasında yapılan ve davalı tarafça da muvafakat edilmeyen ıslah işlemine dayalı olarak hüküm altına alınan tazminat alacağı için faize karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.04.2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.