11. Hukuk Dairesi 2010/4203 E. , 2012/3275 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.07.2009 tarih ve 2008/244-2009/597 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.03.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelene
**11. Hukuk Dairesi 2010/4203 E. , 2012/3275 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Kemer Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 28.07.2009 tarih ve 2008/244-2009/597 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 06.03.2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunandavacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkili ile davanın 2004 yılı Eylül ayında dava dışı limitet şirketi kurduklarını, her iki ortağın 10 yıl için şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili kılındığını, İstanbul’da yaşayan müvekkilinin yönetimi güven esasına dayalı olarak şirketin merkezinin bulunduğu Kemer İlçesi’nde yaşayan davalıya bıraktığını, çok kötü yönetim gösteren davalının tapuda şirket adına kayıtlı taşınmaz üzerindeki otelin 2006 yılında kapanmasına neden olduğunu, taşınmaz tapu kaydında alacaklılar lehine ipotek ve hacizler olduğunu öğrendiğini, şirketin ticari defter ve kayıtlarını istenmesine rağmen müvekkilinin oyalandığını, noter kanalıyla bilgi istendiğini, kararların birlikte alındığı savunmasında bulunduğunu, şirketin devam etme olanağının olmadığını ileri sürerek, şirketin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava dışı şirketin borçlarından dolayı otel binasının olduğu taşınmazın tapu kaydında ipotekler ve hacizler bulunduğu, alacaklarının şirketin borçlarını karşılamakta yetersiz olduğu, otele haciz işlemi başlatıldığı, ayrıca vergi dairesine 53.732 TL borcunun bulunduğu, haklı nedenle fesih şartlarının oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne, tarafların ortak olduğu ...Teks. Ltd. Şti’nin fesih ve tasfiyesine ve tasfiye memuru atanmasına karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1) Dava, haklı nedene dayalı limitet şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemine ilişkindir. Fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istenen limitet şirketin eşit oranda pay sahipliği temelinde taraflarca kurulduğu, 24.08.2004 tarihinde ticaret siciline tescil edilerek tüzel kişilik kazandığı, sözleşmeyle her iki ortağın 10 yıl boyunca tek başına temsil ve ilzama yetkili müdür olarak atandığı hususları uyuşmazlık konusu değildir. Ayrıca, merkezi Kemer İlçesinde bulunan limitet şirketin maliki bulunduğu taşınmaz üzerinde inşa edilen oteli işlettiği de dosya kapsamıyla sabittir. TTK’nun 549/3. maddesi uyarınca ortaklardan birinin talebi üzerine ve haklı sebeplerden dolayı mahkeme kararıyla limitet şirketin feshine karar verilebilir. Aynı konu, anılan Kanunun 551/2. maddesinde de tekrar edilmiştir. Haklı sebep, kanunda tanımlanmamıştır. Somut olayın özelliğine göre yargıç haklı sebebin varlığını takdir edecektir. Haklı sebep, şirketin devam etmesini çekilmez bir hale getiren veya şirket ilişkisini sona erdirmeyi gerektiren herhangi bir olgudur. Objektif veya subjektif bir neden olabilir. Haklı nedenle şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesi istemli dava, kural olarak şirket tüzel kişiliği hasım gösterilerek açılması gerekir. Ancak, tüm ortakların taraf olduğu davalarda ayrıca tüzel kişiliğin hasım gösterilmemesi sonuca etkili bulunmamaktadır. Özellikle, iki ortaklı limitet şirketlerde tarafların davada yer alması halinde, davanın şirkete karşı açıldığının, dava dilekçesinde diğer ortağın gösterilmesinin, şirketi temsilen olduğunun kabulü gerekir. Başka bir ifadeyle, ortağa doğrudan doğruya dava açılmadığının, şirkete karşı dava açıldığı sonucuna varılmalıdır. Ticaret şirketleri arasında sayılan limitet şirketlerinde de amaç kar elde etmektir. Bu doğrultuda borçlanmak dahil, faaliyet alanıyla ilgili konularda her türlü tasarrufta bulunma ehliyetine haizdirler. Limitet şirketlerde müdür veya müdürler, şirketi idare ve temsil yetkisine sahiptirler. Müdürler, şirketin işlerini yerine getirirken özenli hareket etmek zorundadırlar. TTK’nun 543. maddesi hükmüne göre, yine haklı sebebin varlığında ortak olan müdürün azlinin mahkemeden talep edilmesi mümkündür. Somut olayda mahkemece muhasebeci bilirkişi tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, hüküm doğru değerlendirmeler içermediği gibi, bilirkişi raporu da karar vermeye elverişli değildir. Anılan raporda şirketin borç ve alacak durumu tespit edilmiş, başka değerlendirmelere yer verilmemiştir. Öncelikle belirtmek gerekir ki, davacının ileri sürdüğü haklı nedenler, daha çok müdürün şirketi gereği gibi idare edemediğine yönelik olgular içermektedir. Öte yandan, davacı da fesih ve tasfiyesi talep edilen şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili müdür konumunda olup, dava dilekçesinde açıkça şirketin temsil ve idaresini davalı ortağa bıraktığını, kendisinin İstanbul’da yaşadığını kabul etmiştir. Müdür olarak şirketin işlerini takip etmede, alınan kararların gerekliliğini araştırmada, defter ve kayıtların tutulmasında özen borcunu yerine getirmediği, kusurlu olduğu anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında, şirketin zarar ettiği, borcunun bulunduğu ve iyi yönetilmediği iddialarıyla fesih ve tasfiyesine talep etmesi de TMK’nun 2. maddesinde düzenlenen iyiniyet kuralıyla bağdaşmamaktadır. 2) Öte yandan, tasfiyesi istenilen şirketin davacı ve davalı dışında başka bir ortağı da bulunmamaktadır. İki ortağın da şirketi münferiden temsil ve ilzama yetkili olduğu sabittir. Bu davanın, davalı tarafta diğer ortağın gösterilmesi suretiyle şirkete açıldığının kabulü gerekmektedir. O halde, yargılama gideri ve vekalet ücretinden dolayı şirketin sorumluluğuna karar verilmesi gerekirken davalı ortağın kişisel olarak sorumlu tutulması da kabul şekli bakımından yanlış olmuştur. Bu durum karşısında, yukarıda açıklamalar çerçevesinde değerlendirme yapılmadan yazılı gerekçe ile davanın kabulü yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 06.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.