7. Hukuk Dairesi 2012/1673 E. , 2012/6097 K. Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava ve temyize konu 833 parsel yönünden dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 …
**7. Hukuk Dairesi 2012/1673 E. , 2012/6097 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davalı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Dava taşınmaz üzerinde bulunan muhdesatların aidiyetinin tespiti istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş ise de dava ve temyize konu 833 parsel yönünden dosyada toplanan deliller hüküm vermeye yeterli değildir. 3402 sayılı Kadastro Kanununun 12/3 maddesi hükmünde kadastro tutanaklarının kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl geçtikten sonra bu tutanaklarda belirtilen haklara, sınırlandırma ve tespitlere karşı kadastrodan önceki hukuki sebeplere dayanarak dava açılamayacağı açıklanmıştır. Bu sürenin hak düşürücü nitelikte olduğu ve taraflarca öne sürülmese bile mahkemece kendiliğinden değerlendirileceği kuşkusuzdur. Toplanan delillerden tapuya kayıtlı ve ortaklığın giderilmesi davasına konu olduğu belirlenen 833 parsel sayılı taşınmazın “kerpiç ev ahır samanlık avlu” niteliği ile tapuya kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Keşif sırasında dinlenen bir kısım tanıklar da dava ve temyize konu 833 parseldeki eski ev ve eklentisi dışında belirtilen binaların davacı tarafın miras bırakanı tarafından meydana getirildiğini açıklamışlardır. Şu halde, dava konusu muhdesatların kadastro tespit gününden önce meydana getirildiğinin ve kadastro tespitinin kesinleşmesi ile dava tarihi arasında az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin geçmiş olduğunun belirlenmesi halinde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verileceği tartışmasızdır. Ne var ki, mahkemece dava konusu muhdesatların üzerinde yer aldığı taşınmaza ait kadastro tespit tutanağı getirtilmediğinden, davaya konu edilen muhdesatlar ile tapu kaydında gösterilen muhdesatların aynı olup olmadığı, aynı iseler, davada az yukarıda açıklanan hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği anlaşılamamaktadır. Hal böyle olunca; öncelikle 833 parsel sayılı taşınmazın kadastro tespit tutanağı ilgili Tapu Sicil Müdürlüğünden getirtilmeli, daha sonra taraf tanıkları hazır edilmek suretiyle az yukarıda açıklanan hukuki olgunun belirlenmesi açısından taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, keşifte kadastro tespitinden önce ve sonra meydana getirilen muhdesatlar belirlenmeli, bunun sonucunda bir kısım muhdesatlar yönünden davada hak düşürücü sürenin gerçekleşip gerçekleşmediği araştırılmalı, muhdesatın kadastro tespit gününden sonra meydana getirilen bölümleri var ise buna göre değerlendirme yapılmalı, muhdesatın oturulabilir hale getirilmesi için yapılan harcamaların yeni bir muhdesat meydana getirme sayılamayacağı, iyileştirme gideri (faydalı masraf) niteliğindeki bu gibi giderlerin ancak koşullarının varlığı halinde sebepsiz zenginleşme davasına konu edilebileceği düşünülmeli, yine taşınmazdan ayrılması mümkün teferruat niteliğindeki eşyaların da tespit davasına konu edilemeyecekleri gözönünde tutulmalı, daha sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir uygulama yapılmaksızın eksik araştırma ve soruşturma ile hüküm verilmesi isabetsiz olduğu gibi; kabule göre de, davacı tarafın da dava konusu taşınmazda paydaş olduğu gözetildiğinde yargılama sonunda davalı Ümmahan Kılınç aleyhine hükmedilecek karar ve ilam harcının sadece 833 parsel sayılı taşınmazdaki payına isabet eden muhdesat değeri üzerinden belirlenmesi gerekirken, her iki parsel yönünden belirlenen muhdesatların toplam değeri üzerinden fazla miktarda karar ve ilam harcına hükmedilmesi dahi isabetsiz, adı geçen davalının temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 18.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.