T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ ( U Y M A - K I S M E N K A B U L ) ESAS NO : 2025/1102 KARAR NO : 2025/1230 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/12/2025 YAZIM TARİHİ : 23/12/2025 Dairemizin 22.11.2023 tari…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ ( U Y M A - K I S M E N K A B U L ) ESAS NO : 2025/1102 KARAR NO : 2025/1230 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... DAVA : Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 23/12/2025 YAZIM TARİHİ : 23/12/2025 Dairemizin 22.11.2023 tarih., 2019/1033 E., 2023/1893 K. sayılı kararı, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 17.03.2025 tarih, 2024/236 E., 2025/1867 K. sayılı kararıyla bozulmuş olmakla HMK m. 373/3 uyarınca duruşma açılmasına karar verildi, dosya incelendi: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle; müvekkilinin Samsun 7. Bölge Müdürlüğünün ihale ettiği, "Türkeli Ayancık Yol Ayrımı -Taşköprü Boyabat Yol Ayrımı" işinin yapımını üstlendiğini, akabinde davalı nezdinde 11.05.2020-31.05.2011 tarihleri için "İnşaat Bütün Riskler Sigorta Poliçesi"nin yaptırıldığını, ilerleyen süreçte yapılan değişim zeyilnameleri ile sürenin 31.05.2013 tarihine kadar uzatıldığını, 05.07.2012 tarihinde Ayancık'ta meydana gelen şiddetli yağışlar sebebi ile poliçenin konusunu oluşturan bölgede çok ciddi sel oluştuğunu, davalı tarafça hasar dosyası açıldığını, ayrıca Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D.iş dosyası ile delil tespit yaptırıldığını, davacının ihtarname ile davalıdan değişik iş dosyası ile tespit edilen 9.116.063,00 TL hasar bedelini ödemesini talep ettiğini, davalının cevabi ihtarname ile müvekkilinden banka hesap numarası talep ettiğini, 08.02.2013 tarihinde bildirilen hesap numarasına 21.05.2013 tarihinde 401.736,00 TL ödeme yaptığını, 09.02.2013-21.05.2013 tarihleri arasında ödemesi gereken 15.498,00 TL. faiz tutarını da ödemediğini, sigortalı Samsun Karayolları 7. Bölge Müdürlüğünce davanın müvekkili tarafından açılarak takip edilmesine onay verildiğini ileri sürerek, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000.000.00 TL karşılanmayan zararın temerrüt tarihi olan 09.02.2013 tarihinde işleyecek avans faizi ile birlikte ve 15.498,00 TL. faiz alacağının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş; 13.04.2015 tarihli ıslah dilekçesiyle; bilirkişi raporu ile müvekkilinin karşılanmayan zararının 6.243.569,53 TL. olarak belirlendiğini belirterek karşılanmayan zarar talebini bu miktara artırmıştır. Davalı vekili özetle; müvekkilinin davacı şirkete karşı ne sigorta sözleşmesi ne kanun gereği hiçbir sorumluluğu kalmadığını, davacı şirketin inşaatı süresinde tamamlayamamasından dolayı davaya konu edilen poliçe ve zeyilnamelerin üretildiğini, hasar ödemesinde her hangi bir gecikme olmadığını, hasar dosyasının 01.11.2012 tarihli nihai eksper raporu ile tekamül ettiğini, sigorta sözleşmesi bakımından devam eden kısımlar ve teslim edilen/kullanıma bırakılan kısımlarda meydana gelen hasarlar için ayrıma gidilmesi gerektiğini, sigorta teminatı verilen işin bölgede Sakız yolu olarak bilinen ve çok eski yıllardan bu yana kullanıma açık olan mevcut yolun toprak dolgu ve tasfiyesi işlemleri yapılarak, sanat yapıları ile yenilenerek terasman seviyesine kadar getirilmesi işi olduğunu, yolun alt temel, temel ve sathi kaplaması işinin başka müteahhitlere yaptırıldığını, bu işlerin sözleşme kapsamında olmadığını, İnşaat All Risk Sigortası A.4 C fıkrası gereği Karayolları Genel Müdürlüğü'ne teslim edilen / kullanıma bırakılan kısımların poliçe kapsamından çıktığını, bu kısımların eksper raporunda izah edildiğini, İnşaat Sigortası Genel Şartları (Bütün Riskler) Bakım Devresi Klozu "Bakım devresi teminatı"nın inşaatın tamamlanması veya geçici kabulün yapılması, yahut işverene teslim edilmesi veya işveren tarafından kullanılması ile başlayıp işveren tarafından kesin kabulün yapılması ile sona ereceğini, buna göre davaya konu edilen sel hasarının poliçe kapsamında olmadığını, davacının tazminat talep hakkının MR END 106 klozundan kaynaklandığını, poliçede öngörülen (3 x 200 mt=) 600 mt sorumlulukları olduğunu, ayrıca MR END 111 klozundan dolayı toprak kayması sonucu enkaz kaldırma masrafları için limit koyulduğunu, bunun hasarın %10'u ile sınırlı olduğunu, diğer yandan hasar her ne olursa olsun 237.000,00 TL'lik bir üst limit daha bulunduğunu, İnşaat Sigortası Genel Şartları A.6 maddesi uyarınca eksik sigorta tespit edildiğini, poliçenin 5. sayfasında bulunan şerh uyarınca sel, seylap, yer kayması, toprak çökmesi sigortasında %100 sigorta bedelinin 20'sinin sigortalı üzerinde kalmasının kararlaştırıldığını, ayrıca sigortacının sorumlu olduğu bedel üzerinden %2 tenzili muafiyet uygulanması gerektiğini, sonuç olarak eksper raporunun 11. ve 12. sayfalarındaki hesaplamalar akabinde 401.736,00 TL hasar bedeli çıktığını, 07.01.2013 tarihli yazı ile davacıdan banka hesap numarası bildirilmesinin istendiğini, davacının 06.02.2013 tarihli yazı ile banka hesap numarasını bildirdiğini, müvekkilince 14.02.2013 tarihli yazı ile Karayolları Genel Müdürlüğünün muvafakat yazısının istendiğini, davacının 20.05.2013 tarihinde istenen belgeleri gönderdiğini, 21.05.2013 tarihinde de ekspertiz raporu ile hesaplanan tutarın davacıya ödendiğini, talep edilen işlemiş faiz tutarının yerinde olmadığını, geç ödemeden davacı şirketin sorumlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. DAVANIN SEYRİ VE SONUCU : İlk derece mahkemesi'nce, davanın kısmen kabulüne, 1.000.000,00 TL zararın temerrüt tarihi olan 09.02.2013 tarihinden itibaren, 2.338.616,82 TL'nin ise ıslah tarihi olan 29.04.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, faiz alacağı yönünden istemin kısmen kabulü ile 15.285,23 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine dair verilen kararın, taraf vekillerince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 22.11.2023 tarih., 2019/1033 E., 2023/1893 sayılı kararıyla; "...I-Dava, taraflar arasındaki İnşaat Bütün Riskler Sigorta Poliçesine dayalı olarak eksik ödenen teminat bedeli ve işlemiş faiz tutarının tahsili istemine ilişkindir. İlk derece Mahkemesince Karayolları 7. Bölge Müdürlüğü'nün 02.01.2018 ve 09.02.2018 tarihli cevabi yazıları dikkate alınarak davacının üstlendiği yola ilişkin devir işlemi bulunmadığı, geçici ve kesin kabulün yapılmamış olduğu ve dolayısıyla hasarın poliçe kapsamı içinde olduğu, MR END 106 ve MR END 110 klozları dikkate alınarak hesaplama yapılması gerektiğinin kabulü doğru olmuştur. Bu açıklamalara ve dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine gerekçeli, tarafların ve mahkemenin denetimine elverişli, oluşa ve dosya içeriğine uygun olarak düzenlenmiş olmakla Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporu uyarınca karar verilmiş bulunmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin vekilinin diğer hususlara ilişkin istinaf sebeplerinin reddine karar verilmesi gerekmiştir. II-Davacı tarafça 17.12.2013 tarihli dava dilekçesi ile 1.000.000,00 TL. zarar tutarı ile 15.498,00 TL. işlemiş faiz alacağının tahsili istenmiş, 13.04.2013 tarihli ıslah dilekçesiyle zarar tutarına ilişkin alacak taleplerini bilirkişi raporu doğrultusunda 6.243.569,53 TL.'ye artırdıkları belirtilmiş, davalı vekilince ıslah edilen tutara yönelik olarak süresinde zaman aşımı def'inde bulunulmuştur. İlk derece Mahkemesince, TBK'nın 154. maddesinin birinci bendindeki, "Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse." hükmü doğrultusunda davalı tarafından 21.05.2013 tarihinde 401.736,00 TL. ödeme yapılması nedeniyle ödeme tarihinde zamanaşımının kesileceği, yeniden başlayan iki yıllık zaman aşımı süresinin ıslah tarihi itibariyle dolmadığı gerekçesiyle zaman aşımı def'inin reddine karar verilmiştir. 6102 sayılı TTK'nın "Zamanaşımı" başlıklı 1420/(1). maddesi, "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmünü, 1427. maddesinin 2. bendi, " Sigorta tazminatı veya bedeli, rizikonun gerçekleşmesini müteakip ve rizikoyla ilgili belgelerin sigortacıya verilmesinden sonra sigortacının edimine ilişkin araştırmaları bitince ve her hâlde 1446 ncı maddeye göre yapılacak ihbardan kırkbeş gün sonra muaccel olur. Can sigortaları için bu süre onbeş gündür. Sigortacıya yüklenemeyen bir kusurdan dolayı inceleme gecikmiş ise süre işlemez." hükmünü, 4. bendi, "Borç muaccel olunca, sigortacı ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşer." hükmünü içermektedir. Ekspertiz raporu ve dosya kapsamına göre davacı şirketçe hasarın 09.07.2012 tarihinde davalı ... şirketine bildirildiği, sigorta şirketince istenen belgelerin 10.09.2012 tarihinde iletildiği, buna rağmen davacı tarafından davalıya gönderilen Ankara 30. Noterliğinin 27.11.2012 tarih ve 16369 Y. sayılı ihtarnamesi ile, Ayancık Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/27 D. İş sayılı dosyasında tespit edilen 9.116.063,00 TL.'nin 7 gün içinde ödenmesinin istendiği, ihtarnamenin davalıya 29.11.2012 tarihinde tebliğ edildiği anlaşılmıştır. Buna göre sigorta tazminatı, TTK'nın 1427/(2). maddesindeki 45 günlük sürenin sonunda 14.01.2013 tarihinde muaccel olmuş, aynı maddenin 4. bendi uyarınca davalı ıslah edilen tutarı da içerecek şekilde aynı tarihte temerrüde düşmüştür. Buna göre İlk derece Mahkemesince, sigorta tazminatının tamamının 14.01.2013 tarihinde muaccel olduğu, 13.04.2015 tarihinde ıslah edilen tutar yönünden TTK'nın 1420/(1). maddesindeki iki yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, davalının tüm borcu ikrarının söz konusu olmadığı gözden kaçırılarak TBK'nın 154. maddesinden bahisle zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır..." gerekçesiyle kararın kaldırılmasına ve yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne, 1.000.000,00 TL'nin temerrüt tarihi olan 09/02/2013 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, faiz alacağı yönünden istemin kısmen kabulü ile 15.285,23 TL nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiştir. Dairemiz kararına karşı davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2025 tarih, 2024/236 E., 2025/1867 Karar sayılı kararıyla; "...1.İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik olarak yapılan istinaf başvurusu üzerine 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355 vd. maddeleri kapsamında yöntemince yapılan inceleme sonucunda Bölge Adliye Mahkemesince esastan verilen nihai kararda, dosya kapsamına göre saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kurallarına aykırı bir yön olmadığı gibi aynı Kanun'un 369/1 hükmü ve 371. maddelerinin uygulanmasını gerektirici nedenlerin de bulunmamasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi gerekir. 2.Dava, sigorta poliçesine dayalı tazminat istemine ilişkin olup, İlk Derece Mahkemesince gerekçesi yazılı olduğu üzere davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, taraflarca yapılan istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, ıslah edilen tutar yönünden TTK'nın 1420/1 hükmündeki 2 yıllık zaman aşımı süresinin dolduğu, davalının tüm borcu ikrarının söz konusu olmadığı gözden kaçırılarak TBK'nın 154. maddesinden bahisle zaman aşımı def'inin reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle yeniden hüküm kurularak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, ıslah ile artırılan tutarın reddine karar verilmiştir. TBK'nın 146 ilâ 161. maddeleri arasında düzenlenen zamanaşımı, hakkın ileri sürülmesini engelleyici nitelikte olup alacak hakkının alacaklı tarafından yasanın öngördüğü süre ve koşullar içinde talep edilmemesi hâlinde dava yoluyla elde edilebilme olanağından yoksun kalınması sonucunu doğurur. Aynı Kanun'un 149. maddesine göre zamanaşımı süresi, alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren işlemeye başlar. Zamanaşımı süresi işlemeye başladıktan sonra borçlunun bazı eylemleri borçla ilişkisinin devam ettiğini ve bu ilişkiyi devam ettirdiğini, alacaklının bazı eylemleri ise alacakla ilişkisinin devam ettiği ve hakkının peşinde olduğunu ortaya koyabilir. Bu eylemlere rağmen, zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini ve borcu sona erdirdiğini kabul etmek güçtür. Bunun dışında bazı alacakların nitelikleri ya da alacaklı ile borçlu arasındaki ilişkinin özel niteliği zamanaşımı süresinin işlemesini haklı göstermeyebilir. Bu mantıktan hareket eden Kanun, zamanaşımını durduran ve kesen sebeplere yer vermiştir (Mithat Ahmet Kılıçoğlu, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, Ankara 2005, s.651). Zamanaşımının durması demek, o ana kadar işlemiş olan zamanaşımı süresinin işlediği noktada durması, buna yol açan sebebin ortadan kalktığı andan itibaren kaldığı yerden işlemeye devam etmesi demektir. Zamanaşımının kesilmesi ise, borçlunun veya alacaklının ya da hâkimin belli fiillerinin sonucu olarak işlemiş bulunan zamanaşımı süresinin kesilmesi ve kesilmeye neden olan olaydan itibaren yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başlamasıdır. Zamanaşımının kesilmesi için, zamanaşımının işlemekte olması gerekir. Zamanaşımı süresi dolmuşsa, zamanaşımının kesilmesi söz konusu olmaz. Zaman aşımını kesen sebepler TBK'nın 154 ilâ 157. maddelerinde gösterilmiştir. Bu maddelere göre zamanaşımı; borçlunun bir fiili ile; alacaklının bir fiili ile; yargılama ve takibe ilişkin bir işlemle; yargıcın emir ve hükmüyle kesilebilir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 03.06.2021 tarihli ve 2017/15-427 E., 2021/685 K. sayılı kararında da değinilmiştir. TBK'nın Zamanaşımının Kesilmesi I. Sebepleri başlıklı 154. maddesine baktığımızda "Aşağıdaki durumlarda zamanaşımı kesilir:1. Borçlu borcu ikrar etmişse, özellikle faiz ödemiş veya kısmen ifada bulunmuşsa ya da rehin vermiş veya kefil göstermişse. 2. Alacaklı, dava veya def’i yoluyla mahkemeye veya hakeme başvurmuşsa, icra takibinde bulunmuşsa ya da iflas masasına başvurmuşsa." şeklinde hüküm bulunmaktadır. Zamanaşımını düzenleyen TTK'nın 1420/1. maddesinde "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün istemler, alacağın muaccel olduğu tarihten başlayarak iki yıl ve 1482 nci madde hükmü saklı kalmak üzere, sigorta tazminatına ve sigorta bedeline ilişkin istemler her hâlde rizikonun gerçekleştiği tarihten itibaren altı yıl geçmekle zamanaşımına uğrar." hükmü mevcuttur. İnşaat Sigortası Genel Şartlarının Zamanaşımı başlıklı C.10 maddesinde de "Sigorta sözleşmesinden doğan bütün talepler iki yılda zaman aşımına uğrar." denilmektedir. Buna göre somut olayda; davacı tarafından 27.11.2012 tarihli ihtarname ile 9.116.063,00 TL hasar bedelinin (7) günlük süre içinde ödenmesinin ihtar edildiği, ihtarın, 29.11.2012 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davacı vekilince dava dilekçesinde temerrüdün 09.02.2013 tarihinde oluştuğu kabul edilerek hesaplama yapılmış olduğundan, taleple bağlı kalınarak temerrüt tarihinin 09.02.2013 olarak esas alınması gerekir. Davacı taraf, 29.04.2015 tarihinde harcını tamamlayarak ıslah talebinde bulunmuş ve talebini 6.243.569,53 TL'ye yükseltmiştir. Kanun'da öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi 09.02.2015 tarihinde dolmuş olup, davalı tarafça da zamanaşımı defi'nde bulunulmuştur. Ancak, TBK'nın 154. madde hükmünde de ifade edildiği üzere, borçlu kısmen ifada bulunmuş ise zamanaşımı süresi kesilir. Nitekim bu süre içerisinde davalı tarafça, 01.11.2012 tarihli nihai eksper raporundaki tespitler esas alınarak rizikonun gerçekleştiğinin kabulü ile 21.05.2013 tarihinde ödeme yapılmıştır. Davalı taraf, eksper raporunda tespit edilen tazminat tutarını ödemesi ile borcun sona erdiğini, davacının iddia ettiği tazminat miktarını kabul etmediğini, bu yönde bir ikrarı olmadığını beyan etmiş ise de; davacı taraf gerçek zararının tespit raporunda yazılı olduğu üzere 9.116.063,00 TL olduğunu iddia ederek ihtarname göndermiş ve dava açmış olup, bu durumda davalı tarafça yapılan ödemenin kısmi ödeme olduğu ve zamanaşımı süresini kesip yeni bir zamanaşımı süresinin işlemeye başladığının kabulü gerekir. Yeni zamanaşımı süresi dolmadan 29.04.2015 tarihinde davacı tarafça ıslah talebinde bulunulduğu gözetildiğinde de ıslah talebinin kabulü ile tazminatın buna göre değerlendirilmesi gerektiğinden, Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. 3. Sigorta hukukunda gerçek zararın giderimi esas olup, ihale indiriminin de yüklenicinin kârından yaptığı bir fedakarlık olduğu, bu sebeple sigorta ilişkisinde gerçek zararın hesaplanmasında nazara alınamayacağı halde ancak eksper raporunda %15,62 ihale tenzilatı yapıldığı gibi hükme esas alınan 12.11.2018 tarihli bilirkişi raporunda da bu oran dikkate alınarak tenzilat yapıldığı görülmüş, kararın bu yönüyle de doğru olmadığı anlaşılmakla Mahkeme kararının bozulması gerekmiştir. 4.Davacı vekilinin vekalet ücretine ilişkin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir..." denilerek davacı vekilinin sair, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile Dairemiz kararının bozulmasına karar verilmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasındaki İnşaat Bütün Riskler Sigorta Poliçesine dayalı olarak eksik ödenen teminat bedeli ve işlemiş faiz tutarının tahsili istemine ilişkindir. Bozma ilamı üzerine dosya esasa alınarak duruşma günü tayin edilmiş ve taraflardan beyanları sorulmuştur. Yargıtay bozma ilamına uyma kararı verilerek, %15,62 ihale tenzilatı yapılmaması gerektiği tespiti kapsamında bilirkişi raporu alınmıştır. Raporda yapılan hesaplama sonucu, davacı tarafından poliçe kapsamında 4.363.334,36 TL hasar bedeli alacağı olacağı, davacı tarafa ödenen 401.736,72 TL bedelin düşülmesi ile bakiye alacak bedelinin, (4.363.334,36 TL - 401.736,72 TL) 3.961.597,64 TL olacağı hesaplanmıştır. Bozma konusu edilmeyen kesinleşen diğer hususlar kapsamında yapılan değerlendirme sonucunda; bilirkişi raporları ile hesaplanan yüklenici karı tenzilatı olmadan hesaplanan alacaktan ödenen kısmın mahsubu ile kısmi ödemenin zamanaşımı süresini kesmesi nedeniyle bakiye tüm alacak yönünden davanın kısmen kabulüne, taleple bağlı kalınarak geç ödeme sebebiyle avans faizinin tahsiline karar verilmesi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-)a)Davanın kısmen kabulü ile, 1.000.000,00 TL zararın temerrüt tarihi olan 09/02/2013 tarihinden itibaren, 2.961.597,64 TL’nin ise ıslah tarihi olan 29/04/2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, b)Faiz alacağı yönünden istemin kısmen kabulü ile; 15.285,23 TL faiz alacağının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-)492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince, alınması gereken 270.616,74 TL nispi karar ve ilâm harcından, peşin alınan 17.342,20 TL ile ıslah harcı olan 89.282,40 TL toplamı olan 106.624,60 TL'den düşülerek eksik kalan 163.992,14 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-)Davacı tarafça yapılan toplam 12.541,00 TL yargılama giderinden davanın kabul ve red oranına göre takdiren 7.957,38 TL ile 24,30 TL başvurma, 106.624,60 TL peşin harç (ıslah harcı dahil) toplamı 109.712,69 TL yargılama giderinin, davalıdan alınıp, davacıya verilmesine; fazlaya ilişkin kısmın, davacı üzerinde bırakılmasına, HMK m.333/1 gereğince harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davacıya iadesine, 4-)Davalı tarafından yapılan 3.780,00 TL yargılama giderinden davanın red ve kabul oranına göre takdiren 1.381,55 TL'sinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, artan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına, HMK m.333/1 gereğince harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde davalıya iadesine, 5-)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davacı yararına hesaplanan 549.775,74 TL nispî vekâlet ücretinin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine, 6-)Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalı yararına hesaplanan 337.476,06 TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, davacı vekili Av. ... ile davalı vekili Av. ...'un yüzüne karşı, HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere OYBİRLİĞİYLE karar verildi. 23/12/2025 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...