İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2026 Taraflar arasındaki Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkil…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/580 KARAR NO:2026/695 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:16/02/2026 NUMARASI:2026/141 Esas - 2026/148 Karar DAVA:Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) İSTİNAF KARAR TARİHİ:10/04/2026 Taraflar arasındaki Deniz Ticaret (Deniz Taşımacılığı Kaynaklı) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın usulden reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, Müvekkil ... Şirketi'nin, uzun yıllardır gerek Afrika kıtasına gerekse dünyanın birçok ülkesine ihracat ve ithalat faaliyetleri yürüten, bu faaliyetler neticesinde elde ettiği malları hem iç piyasada hem de dış piyasada satışa sunan, ülkemizin dış ticaret hacmi bakımından önemli ve itibarlı şirketlerinden biri olduğunu, müvekkil şirket düzenli olarak Tanzanya ülkesine bağlı ... adasına mal gönderdiğini, ...'da bulunan "... Limited" İsimli firma ile müvekkil şirket arasında bulunan sözleşme gereği müvekkilin, şirketin istediği malları yine Zanzibar'a gönderdiğini, müvekkilin bu sözleşme çerçevesinde anlaşmalı olduğu şirkete malları ulaştırması gerektiğini, ancak davalı şirketler aracılığı ile...'a mal taşıyan konteynerler ortalama ve sözleşmenin 2. Maddesinde belirtilen 120 günlük teslim süresini (4 aylık süre ne yazık ki 8 aya kadar uzamıştır) önemli ölçüde aştığını, konteynerlar teslim edildikten sonra...'daki alıcı firma mallardan bazılarının zayii olduğunu fark ederek müvekkil şirkete durumu bildirdiğini, Alıcı şirket ... Limited şirketinin malların geç teslimi ve zayii üzerine zarara uğradığını ve müvekkil şirketle yaptığı sözleşme gereği zararı müvekkile yansıttığını, müvekkil şirketin makul süreyi aşan bu gecikme ve malların zayii olması sebebiyle önemli ölçüde zararı oluştuğunu, müvekkil şirketin uğradığı zararı malların zayii ve gecikmesi sebebiyle oluşan zarar için şimdilik 1000 TL maddi tazminat ve müvekkilin yıllardır çalıştığı firma olan ... Limited şirketine ve ...' da bulunan diğer alıcı firmalara karşı ticari itibarının zedelenmesi sebebiyle 250.000 TL manevi tazminat toplam 251.000 TL tazminatın dava tarihinden itibaren avans faizi ile davalı şirketlerden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "... Ticareti ile ilgili ihtilafların çözümü hususunda 6102 sayılı TTK.nun 5/2 ".... Bir yerde Ticaret davalarına bakan birden çok Asliye Ticaret Mahkemesi varsa iş durumunun gerekli kıldığı yerlerde HSYK tarafından Asliye Ticaret Mahkemelerinden biri veya birkaçının münhasıran bu kanundan veya diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine veya ... Sigortalarına ilişkin hukuk davalarına bakmakla görevlendirilir." hükmü uyarınca, HSYK'nın 10/07/2012 tarihli 1888 sayılı kararı ile İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin faaliyete geçirildiği, anılan Mahkemenin 6102 sayılı TTK. nun 5/2 maddesi gereğince TTK'dan ve diğer kanunlardan doğan Deniz Ticaretine ilişkin hukuk davalarına bakmak üzere münhasıran görevlendirilmiş bulunduğu, Mahkememizdeki işbu davanın konusunun deniz yoluyla taşıma yapılmasına ilişkin sözleşmeden kaynaklı maddi ve manevi tazminat alacağına ilişkin olduğu, uyuşmazlığın niteliği itibariyle deniz ticareti hukukuna ilişkin olduğu ve uyuşmazlığın çözümünde TTK.nun 1119 ve devamı maddelerinin uygulanması gerektiği, davaya bakmaya İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)'nın görevli olduğu sonuç ve vicdani kanaatine (Ay. m.138) varılarak yargılama harç ve giderleri görevli mahkemede değerlendirilmek üzere Mahkememizin görevsizliğine, " karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin gerekçeli kararında da ifade edildiği üzere, davalıya ait yüklerin muhtelif Türk Limanlarından Tanzanya 'nın ... Limanına denizyoluyla taşınması işi için davacı ile dava dışı ... 'lı ... arasında akdedilen navlun sözleşmesi kapsamında, farklı konişmentolar tahtında taşınan yüklerin taşımasının gecikmesi nedeniyle bu yüklerin alıcısı tarafından zayi sayılması iddiasıyla doğduğu iddia olunan maddi ve manevi zararların tahsili istemli tazminat davasına ilişkin olduğu, işbu dava konusu ihtilaf klasik bir “Deniz Ticareti Hukuku” ihtilafı olduğu, davacının alacak iddiası deniz ticaretinden ve navlun sözleşmesinden kaynaklı taşıma esnasında meydana gelen geç teslime dayalı zayi iddiasına dayandığı, bu ihtilafta uygulanması gereken kurallar TTK’ nın 5. Kitabı olan deniz ticaret hukuku hükümleri olduğu, 6102 s. TTK m. 5/2 delaleti ile HSYK Genel Kurulunca Asliye Ticaret Mahkemelerinin birinin veya birkaçının ... Sigortaları ihtilaflarını bakmakla münhasıran görevlendirendirebileceği, buna istinaden de 6102 s. TTK 'nın 8. maddesi gereğince HSYK tarafından İstanbul İlinde TTK 'nın ... Kitabından kaynaklanan uyuşmazlıkları görmek üzere münhasıran görevli özel yetkili İstanbul Denizcilik İhtisas Mahkemesinin (İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi) belirlendiği; hukuki ihtilafın deniz yolu nakliyesinin gerçekleşmesi aşamasında oluştuğu, emteanın denziyolu taşıması esnasında geç teslim edilmesi sebebiye zayi olduğunun ileri sürüldüğü ve bu haliyle davanın görülüp sonuçlandırılmasının Denizcilik İhtisas Mahkemesi sıfatıyla İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi görevine girdiğinin kabulü gerektiği yönündeki Sayın Yerel Mahkemenin gerekçesi ve bu yöndeki görevsizlik kararı esasen hukuka uygun olduğu, dava dilekçesi davalılara tebliğ edilmeksizin Sayın Yerel Mahkemece dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmadığı, Yerel Mahkemenin dava şartları ve ilk itirazlar hakkında dosya üzerinden karar verebileceğini öngören HMK m. 138 hükmü, dilekçelerin karşılıklı verilmesi zorunluluğunu ortadan kaldırmayacağı, Bu hususta Yargıtay Hukuk 13. Hukuk Dairesi 'nin 2016 / 28951 E. 2017 / 3886 K. Sayılı ilamında yer verdiği, Yerel Mahkemenin vermiş olduğu görevsizlik kararı haklı ve yerinde olup esasen görevsizlik kararı verilmesine herhangi bir itirazımız olmamakla birlikte Sayın Yerel Mahkemece dava dilekçesi taraflara tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden görevsizlik karar verilmesi usul ve yasaya uygun olmadığı, Yerel Mahkeme kararının kaldırılmasını ve usuli eksiklikler giderilmek için dosyanın yeniden İlk Derece Mahkemesi 'ne gönderilmesini Sayın Yüksek Mahkemeden arz ve talep eder, işbu istinaf başvuru neticesinde yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; dosya kapsamında görevsizlik kararı verildiği, bu karara karşı davalı ... A.Ş. tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu, davalı tarafın dava dilekçesinin kendisine tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu iddiasında bulunduğu, ancak bu başvurunun esasen yargılamayı uzatma amacı taşıdığı, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/15-2141 E. 2019/442 K. sayılı kararında dava dilekçesi tebliğ edilmeden de görevsizlik kararı verilebileceğinin kabul edildiği, bu nedenle davalının istinaf başvurusunun hukuki dayanaktan yoksun olduğu, usul ekonomisi ilkesi ve dosyanın mevcut aşaması da dikkate alınarak istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği talep edilmiştir. GEREKÇE:Dava; deniz yoluyla gerçekleştirilen taşıma sırasında eşyanın geç teslimi ve zayii nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde deniz ticaretine bakan ihtisas mahkemesinin görevli olduğu gerekçesi ile dava şartı yokluğu nedeniyle görevsizlik kararı verilmiş, karara karşı davalı vekilince yukarıda yazılı sebepler ile istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf konusu uyuşmazlık; ilk derece mahkemesince dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin dosya üzerinden görevsizlik kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olup olmadığı ve bu hususun kararın kaldırılmasını gerektirip gerektirmediği noktasındadır.6100 sayılı HMK. 114-(1)-c) maddesi uyarınca; görev mahkemeye ilişkin olumlu dava şartıdır. HMK. 1 maddesi uyarınca; mahkemelerin görevi ancak kanunla düzenlenir. Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir. Mahkeme tarafından dava şartlarının bulunup bulunmadığı, davanın her aşamasında re'sen araştırılır. Dava şartının bulunmaması halinde, HMK.'nın 115/2. maddesi uyarınca; davanın usulden reddine, karar verilir.. Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden görevsizlik nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi, 6100 sayılı HMK’nın 115/1. ve 138. maddeleri ve usul ekonomisi uyarınca mümkündür(HGK'nın 11.04.2019 tarih, 2017/15-2141 esas ve 2019/442 karar). 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 1352/1 maddesinde deniz alacağı tanımlanmış olup, aynı maddenin 1-h bendinde gemide taşınan eşyaya ilişkin zıya ve hasardan doğan taleplerin deniz alacağı kapsamında olduğu düzenlenmiştir. Somut olayda uyuşmazlığın deniz yoluyla yapılan taşıma sırasında eşyanın geç teslimi ve zayii iddiasına dayandığı anlaşılmakla, uyuşmazlığın deniz ticareti hukukuna ilişkin olduğu ve çözümünde TTK’nın 1119 ve devamı maddelerinin uygulanması gerektiği açıktır. 6102 sayılı TTK’nın 5/2 maddesi uyarınca deniz ticaretine ilişkin uyuşmazlıkların çözümünde ihtisas mahkemelerinin görevli olduğu, bu kapsamda İstanbul 17. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin deniz ticareti davalarına bakmakla münhasıran görevlendirildiği anlaşılmaktadır. Bu itibarla ilk derece mahkemesince verilen görevsizlik kararı usul ve yasaya uygundur. Öte yandan 6100 sayılı HMK’nın 331/2 maddesi uyarınca görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmesi hâlinde, yargılama giderlerine o mahkeme hükmedeceği, görevsizlik veya yetkisizlik kararından sonra davaya bir başka mahkemede devam edilmemiş ise talep üzerine davanın açıldığı mahkeme dosya üzerinden bu durumu tespit ile davacıyı yargılama giderlerini ödemeye mahkum edeceği hüküm altına alınmıştır. HMK hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca görevsizlik kararlarının dosya üzerinden verilebileceği, nitekim Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2017/15-2141 E. 2019/442 K. sayılı kararında da dava dilekçesi tebliğ edilmeksizin görevsizlik kararı verilebileceğinin kabul edildiği, bu nedenle davalı tarafın bu yöndeki istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle HMK 'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1) c maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.10/04/2026