11. Hukuk Dairesi 2009/1743 E. , 2010/12901 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Erzincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2007/506 - 2008/675 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatl
**11. Hukuk Dairesi 2009/1743 E. , 2010/12901 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada Erzincan 1.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 tarih ve 2007/506 - 2008/675 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 14.12.2010 gününde davacı avukatı ... ile davalı avukatı ... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin 2003 yılında davalı yönetim kurulu üyeliğine seçildiğini, kooperatif yönetiminin 05.02.2006 tarihinde aldığı 52/10 sayılı kararı ile üyeliğinin düşürüldüğünü, yeni seçim tarihi olan 28.05.2007 tarihine kadar yönetim kurulu üyeliği yaptırılmadığını ve yönetim kurulu üyeliği ücretinin de ödenmediğini, Erzincan 1.Asliye Hukuk (Ticaret) Mahkemesi'nin 2005/97 Esas, 2006/124 karar sayılı kararı ile, yönetim kurulunun haksız kararının iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, müvekkilinin davalı kooperatife başvurup 05.02.2005 ile 28.05.2007 tarihleri arasındaki yönetim kurulu üyeliğinden dolayı hak kazandığı anasözleşmenin 44. maddesinde belirtilen aylık ücret, huzur hakkı ve risturn ödemelerini talep ettiğini, ancak ödenmediğini, emsal bir yönetim kurulu üyesinin 36.446,00 TL hak kazandığını, davalının yaklaşık 60.000 ortağının bulunduğunu, yönetim kurulunun ise beş kişiden oluştuğunu, haksız olarak yönetim kurulu üyeliğine son verilmesinin, etrafta bir çok dedikodulara neden olduğunu, yolsuzluk nedeniyle müvekkilinin işten çıkarıldığı söylentisinin yayıldığını, bunun siyasi linç olarak kullanıldığını ve müvekkilinin 28.05.2007 tarihli seçime katılamadığını, aklanmasının iki yıl sürdüğünü, bu iki yılı üzüntü içinde geçirdiğini ileri sürerek, 36.466,00 TL maddi tazminatın tahakkuk edecek alacakların vade tarihinden, 15.000,00 manevi taminatın da 05.02.2005 tarihinden itibaren yürütülecek en yüksek faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, bilirkişi raporu alındıktan sonra davasını ıslah ederek brüt ücret olan 49.920,36 TL maddi tazminatın tahsilini talep etmiştir. Davalı vekili, davacının bu talebinin gerek 1163 Sayılı Kooperatifler Kanunu'nda, gerekse TTK'da bir dayanağının ve ücret ödenmesi yönünde bir hükmün bulunmadığını, kooperatiflerin yönetim kurulunda görev alan yöneticilerin kooperatife hizmet akdi ile bağlı olan işçi statüsünde olmadıklarını, üyeliğe son verilmesi işleminin iş akdinin haksız feshi şeklinde değerlendirilemeyeceğini, yönetim kurulu üyelerinin devlet memuru olmamaları nedeniyle haklarında 657 sayılı DMK'nun 140. ve müteakip maddelerindeki gibi bir ödeme de yapılamayacağını, bu konuda mevzuatta boşluk bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Mahkemece, dosya kapsamına ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davanın kooperatif yönetim kurulu üyeliğine haksız son verilmesi nedeni ile istenen huzur hakkı, risturn ve üyelik ücretinin tahsiline ve manevi tazminat verilmesine ilişkin bulunduğu, davacının yönetim kurulu üyeliğine son verilmesine ilişkin davalı kooperatif yönetim kurulunun 05.02.2005 tarih ve 52/10 sayılı kararının Kanuna, anasözleşme ve iyiniyet kurallarına uygun bulunmaması nedeniyle iptaline karar verilip karar düzeltme isteğinin reddi kararı ile 01.05.2007 tarihinde kesinleştiği, davacının net 36.789,71 TL huzur hakkı alacağının bulunduğu, bunun brüt olarak 49.920,36 TL olduğu, hesaplamanın emsal bordrolar, emsal üyenin harcırah ve avanslarına bağlı olarak yapıldığı, % 15 artan gelir vergisi matrahı ve % 06 damga vergisinin yapılan hesaplamada dikkate alındığı, 1163 sayılı kanunun 56/son maddesinde ve ana sözleşmenin 44.maddesinde, yönetim kurulu üyelerine genel kurulca belirlenen aylık ücret, huzur hakkı, risturn ve yolluk dışında hiç bir ad altında başkaca ödeme yapılamayacağının öngörüldüğü, kesinleşen mahkeme kararı ile davacının, davalı kooperatifin yönetim kurulu kararı ile üyeliğine son verilmesinin hukuka aykırı olduğunun anlaşıldığı, davacının hukuka aykırı bir şekilde yönetim kurulu üyeliğine son verildiği 05.02.2005 tarihinden yeni yönetim kurulu üyelerinin seçildiği 28.04.2007 tarihine kadar yönetim kurulu toplantılarına katılamadığı ve bilirkişi raporunda belirtildiği şekilde toplam brüt 49.920,36 TL gelirden mahrum kaldığı anlaşılmakla bu kadar tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar vermek gerektiği, BK'nun 49. maddesinde, şahsi hakları saldırıya uğrayan kişilerin manevi tazminat isteyebilecekleri belirtilmiş olup, davacının yönetim kurulu üyeliğine haksız olarak son verildiği mahkeme kararı ile sabit olduğundan davacının kişilik haklarından olan TMK'nun 24. maddesinde düzenlenen onur ve saygınlığının zedelenmesine yol açıldığı, davalı kooperatifin ortak sayısı, davacının bulunduğu görev, görevden alınma tarzı, tarafların ekonomik sosyal durumları dikkate alınarak, davacının sebepsiz zenginleşmesine yol açmayacak, manevi tazminatı özendirme- yecek, manevi tatminine yarayacak şekilde 5.000,00 TL manevi tazminatın takdir edildiği gerekçesiyle, davacının ıslah edilen maddi tazminat talebinin kabulü ile 49.920,36 TL brüt tazminatın 05.02.2005 ile 28.04.2007 tarihleri arasında her ay tahakkuk edecek alacak miktarına vade tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine, yıllar itibarı ile vergi matrahına göre değişen ve ödenmesi gereken gelir vergisi ve damga vergisinin ilamın infazı sırasında icra dairesince dikkate alınmasına,davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 5.000,00 TL manevi tazminatın davacının görevine son verme tarihi olan 05.02.2005 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile beraber davalı kooperatiften alınarak davacıya verilmesine,fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2-Mahkemece, emsal bir yöneticinin aynı dönemde kesintiler sonrası aldığı nihai (net) ücrete davacının hak ettiği tazminat olarak hükmedilmesi gerekirken, emsal yöneticiden aynı dönem için yapılan kesintilerin dahil olduğu brüt ücretin davalıdan tahsiline karar verilip, sonra kesintilerin infaz sırasında icra dairesince dikkate alınmasına hükmedilmesi doğru olmamıştır. Öte yandan, TMK'nun 24. ve BK'nun 49. maddesi koşullarından olan kişilik haklarının zedelenmesi olgusunun gerçekleşmediği gözetilmeden, yazılı gerekçelerle aksi yönde sonuca varılıp, manevi tazminata hükmedilmesi de hatalı olmuştur. SONUÇ: Yukarıda 1 nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2 nolu bentte açıklanan nedenlerle diğer temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün davalı yararına BOZULMASINA, takdir olunan 750,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 14.12.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.