T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1489 KARAR NO: 2026/102 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/04/2021 NUMARASI: 2017/406 2021/517 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair ve…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1489 KARAR NO: 2026/102 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 27/04/2021 NUMARASI: 2017/406 2021/517 DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari satımdan kaynaklı) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının davalı aleyhine İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ....esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, davalının takibe haksız ve mesnetsiz olarak itiraz ettiğini, davacının belirle sürelerle davalıya mal ve hizmet temin ettiğini, taraflar arasında ticari bir ilişkinin olduğunu, icra dosyasına konu cari hesap ekstresinden doğan bakiye borcun 152.273,05 TL olduğunu, davalının almış olduğu bu ürün ve hizmetlere karşı davacı tarafından e-faturalar düzenlendiğini, faturaların davalı tarafından kabul edildiğini, davalının faturalara yasal süresi içinde itiraz etmediğini, davacı tarafından davalıya kesilen 18 adet fatura toplamının 216.550,23 TL olduğunu, davacının Kadıköy .... Noterliğinin .../10/2016 tarihinde davalıya gönderdiği ihtarname ile cari hesap ekstresinin ticari faizi ile beraber ödenmesini talep ettiğini, ihtarnameye rağmen davalının ödeme yapmadığını belirterek itirazın iptaline, asıl alacağın % 20'sinden az olmamak üzere icra inkâr tazminatının davalıdan tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; taraflar arasında seksoniyel kapı, rampa satımı ve montajı işlerine ilişkin garanti taahhütlü satım sözleşmesi akdedildiğini, davacı tarafından garanti taahhüdü verilmiş olmasına rağmen monte ettiği kapılarda arka arkaya arızalar meydana geldiğini, rampaların çökmeye ve ezcümle monte edildiği depoların iş görmez hâle gelmeye başladığını, bu süre zarfında davacıdan defalarca servis talebinde bulunulduğunu, ancak bu taleplerin yerine getirilmediğini, davalının maddi ve manevi zarara uğradığını belirterek davacı tarafça montajı yapılan kapı, rampa, montaj işleri ayıplı olduğundan ayıbın tespiti ile belirlenecek ayıp oranında indirim yapılmasına, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "...Davacı taraf kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 152.273,05 TL alacaklı olarak göründüğü davalının ise kendi ticari defter ve kayıtlarına göre davalıya 129.202,69 TL borçlu olarak göründüğü anlaşılmakla asıl olarak ihtilafın taraflar arasında keşide edilen faturalar faturalara konu malların teslimi ve veya bedellerinin ödenip ödenmediği hususunda toplanmadığı; temelde çözüme kavuşturulması gereken meselenin davacı tarafından satılan malların ayıplı olup olmadığı hususu olduğu tespit edilmiştir. Bu kapsamda dosyada bulunan heyet raporundaki teknik bilirkişinin de belirttiği ve mahkememizce de görüldüğü üzere; davalı taraf davacıya her ne kadar Kartal .... Noterliği ve Üsküdar ... Noterliğince gönderilen ihtarnamelerin içeriğinde belirtilen ayıplı imalatların içeriği ve ispatına elverişli herhangi bir delil dosyaya sunmamıştır. Davalı tarafça ayıp hususunun tespiti hususunda keşif yapılması ve tanıkların dinlenmesi talep edilmiştir. Ancak mahkememizce yapılması muhtemel bir keşif ile tespit edilebilecek bir ayıp olmayacaktır. Zira davacı tarafça keşide edilen cevabi ihtarnamede de belirtildiği üzere bir takım ayıplı üretimler sonrasında davacı tarafça bizzat giderileceği bildirilmiştir. Ayrıca malların tesliminin üzerinden geçen süre ve davalının hali hazırda bu malları kullanmakta olduğu da gözetildiğinde malların davacı tarafça davalıya teslim edildiği esnada bir ayıbın var olup olmadığını tespit etmek mümkün görünmemiştir. Bu nedenle de keşif yapılmamıştır. Diğer yandan davacının tanık dinletme talebi yönünden de HMK'nın 200 vd maddelerine binaen tanıkla ispat sınırı gözetildiğinde davacının tanık dinletme talebini de ayrıca kabul edilmemiştir. Yapılan açıklamaları toparlamak gerekirse, davacı tarafından davalı için üretilip satışı gerçekleştirilen malların davalı tarafça ayıplı olduğu ileri sürülmektedir ancak malların ayıplarının tespiti hususunda mahkememize herhangi bir delil sunulmamıştır. Bu nedenle davalının ayıp iddiaları incelenmemiştir. Diğer yandan ihtilafsız olan faturalar da göz önünde bulundurulduğunda davacının 152.273,05 TL hesaptan kaynaklı asıl alacak ve 4.843,53 TL işlemiş faiz alacağı talebinin haklı olduğu sonucuna ulaşılmıştır..." gerekçesiyle davanın kabulü ile İstanbul Anadolu .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takibine yapılan itirazın 152.273,05 TL asıl alacak 4.843,53 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 157.116,58 TL üzerinden iptali ile takibin bu miktar üzerinden aynen devamına, davacı lehine hükmedilen tutar olan 157.116,58 TL üzerinden %20 oranında icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece tüm deliller incelenmeksizin emtiaların ayıplı olup olmadığına dair tespit yapılmadığı kanaatiyle hareket edildiğini, dosyada 06.10.2016 tarihli ve 01.02.2017 tarihli iki ihtarname bulunduğunu, ihtarnameye cevaben davacı tarafın, emtialardaki ayıbın bizzat giderileceğini belirterek emtiaların ayıplı olduğunu kabul ettiğini, keşif yapılarak sözleşmeye konu işlerdeki ayıbın tespiti ile belirlenecek ayıp oranında indirim yapılması gerekmekteyken keşif taleplerinin reddedildiğini, davacı şirketin haksız kazanç elde etmeye çalıştığını, somut olayda alacağın likit olmadığını, müvekkili şirket aleyhine tazminata hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bilirkişi raporunda ayıp ihbarının varlığının kabul edildiğini, müvekkilinin amacının ayıp sebebiyle çıkacak semen tenzilini dava sonunda davacıya fatura etmek olduğunu, karşı tarafın kabulü olmayacağı öngörüsüyle tek taraflı olarak ayıp faturası keşide etmediğini, fiili bir olgu olan ayıp hususunda tanık dinlenmemesi ve yerinde incelemeyle keşif yapılmamış olmasının kabul edilemez olduğunu, hükmün usul ve yasaya aykırı ve eksik inceleme neticesinde verildiğinden yargılama ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usule ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, ticari satıma ilişkin açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan ilamsız icra takibine karşı yapılan itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Taraflar arasında, ticari ilişkinin varlığı hususunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davacının takibe konu alacağının bulunup bulunmadığı, ticari satım konusu emtiaların ayıplı olup olmadığı, davalı tarafın ayıp ihbarında bulunup bulunmadığı, delillerin yeterince toplanarak değerlendirilip değerlendirilmediği ile mahkeme kararının usul ve yasaya uygun olup olmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından; taraflar arasında 11.06.2015 tarihli sözleşme imzalandığı, sözleşmeye istinaden davacı şirket tarafından, davalı şirket adına 2016 yılına ait toplam 267.369,63 TL tutarında e-fatura düzenlendiği, ürünlerin davalı tarafa teslim edildiği, borcun ödenmemesi üzerine davacı tarafından davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, davalının ise sözleşmeye konu emtiaların ayıplı olduğunu ileri sürüldüğü anlaşılmaktadır. Hükme esas alınan bilirkişi raporunda; davacı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK ve VUK hükümlerine göre uygun tutulduğu, davalı yana düzenlenen faturaların ve davalı tarafın yaptığı ödemelerin defterlerinde kayıtlı olduğu, bakiye alacağın 03.02.2017 takip tarihi itibariyle 152.273,05- TL olduğu, davalı tarafın incelenen ticari defterlerinde; davacı faturalarını defterlerine kaydettiği, kendi defterlerinde takip tarihi itibariyle 129.202,69- TL borçlu olduğu, süresinde itiraza uğramayan e-faturaların irsaliye eş değerinde kabul edilmesi nedeniyle davacının tüm fatura içeriği malları davalı yana teslim ettiği ve davacının davalıdan takip tarihi itibariyle 152.273,05 TL alacaklı olduğuna dair tespite yer verilmiştir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu; TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davalı şirket tarafından sözleşmeye konu emtiaların ayıplı olduğu ileri sürülmektedir. Bu durumda emtiaların ayıplı olduğu iddiasını ispat külfeti davalı üzerindedir. Davalı tarafından davacıya Kadıköy .... Noterliği ve Üsküdar .... Noterliğince ihtarnameler düzenlendiği, davacı tarafından da Kadıköy .... Noterliği tarafından düzenlenen ihtarname cevabı ile bir kısım ayıpların giderildiğinin, bir kısım ayıpların ise kullanıcı hatasından kaynaklandığının bildirildiği görülmüştür. Mahkemece, davalının ayıp savunması üzerinde yeterince durulmadan karar verildiği anlaşılmaktadır. Satım sözleşmesine konu bir eşyada ayıp ve eksik bulunması halinde izlenecek yol TTK'nın 23. maddesinde düzenlenmiştir. TTK'nın 23/1-c maddesinde ayıplı mal hakkında alıcıya ihbar yükümlülüğü getirilmiş olup alıcı muayene ve ihbar yükümlülüğünü yerine getirmeden ayıp nedeniyle satıcıdan mal bedeli ve zarar gideriminde bulunamaz. Davalı alıcı, süresinde ayıp ihbarında bulunduğunu yazılı belge ile kanıtlamak zorundadır. TTK'nın 23/1-c maddesinde, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı, malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbar etmekle yükümlüdür. Ayıp olağan bir muayene ile meydana çıkarılamayacak, kullanma sonucunda ortaya çıkan bir ayıp ise TBK'nın 223/2 maddesinin tatbik olunması gereklidir (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 08/06/2022 tarihli, 2020/8002 E. 2022/4625 K., 04/11/2020 tarihli ve 2020/3279 E., 2020/4723 K. sayılı ilâmı ilamı ile Yargıtay 19.Hukuk Dairesinin 04/12/2018 tarih ve 2018/270 E., 20218/6287 K. Sayılı ilamı). TBK'nın 223/2.maddesi ise ''Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.'' hükmünü içermektedir. İlk derece mahkemesince davalı ihtarından sonra satılan mallardaki ayıpların giderildiği savunmalarıyla ilgili olarak sunulan deliller de değerlendirilerek, teknik bilirkişiler vasıtasıyla keşif yapılarak; satıma konu ürünlerde ayıp bulunup bulunmadığı, ayıp ihbarında bulunup bulunulmadığı, bulunulmuşsa ihbarın süresinde olup olmadığı, ayıbın gizli ayıp ya da açık ayıp olduğu, davalının ayıba dayalı zarar tutarının mevcut olup olmadığı, ayıbın davacı tarafından giderilip giderilmediği, ayıp nedeniyle satış bedelinden indirim yapılmasına dair savunmanın yerinde olup oymadığı hususları değerlendirilerek sonuca gidilmesi gerekir iken eksik inceleme sonucunda verilen karar usule aykırı bulunmuş ve kararın kaldırılması gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. HÜKÜM :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Davalı tarafça yatırılan istinaf peşin karar harcının, talebi hâlinde, ilk derece mahkemesince davalıya iadesine, 4-Kaldırılan ilk derece mahkemesi kararının icrasıyla ilgili olarak İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, yeniden verilece hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 22/01/2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİHİ : 22/01/2026