11. Hukuk Dairesi 2010/2277 E. , 2011/15964 K. MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2009/78-2009/789 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve…
**11. Hukuk Dairesi 2010/2277 E. , 2011/15964 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2009/78-2009/789 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin 30.12.2008 tarihinde yapılan genel kuruluna çağrılmadığını, genel kurul toplantısında sermayenin artırılmasına, şirket karının dağıtılmamasına sermaye artırımında kullanılmasına, şirket unvanının değiştirilmesine karar verildiğini, bu şekilde davacının hisse oranı azaldığı gibi kardan da mahrum kaldığını, sermaye artırımına katılıp katılmayacağının sorulmadığını ileri sürerek söz konusu genel kurul kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davanın reddini savunmuştur. Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının usulüne uygun şekilde genel kurul toplantısına davet edilmediği, buna karşın alınan bilirkişi raporu sonucunda davalı şirketin sermaye artırımına gitmesinin faydalı ve zaruri olduğu, bu durumun anasözleşme, yasa ve iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. 1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, TTK nun 368 nci maddesinde gösterilen çağrı usulüne uyulmaması halinde genel kurula usulünce çağrılmayan ortağın TTK nun 381 nci maddesi gereğince alınan kararların kanuna, anasözleşmeye ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu ispatlamak suretiyle iptalini talep edebilecek olmasına, bir başına çağrı usulsüzlüğünün alınan kararların iptali veya yokluğu sonucunu doğurmayacak olmasına göre davacı vekilinin aşağıdaki bentler dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir. 2- Dava, genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkin olup, davacı 30/12/2008 tarihinde gerçekleştirilen davalı şirketin 2007 yılına ait genel kuruluna usulünce çağrılmadığını, şirketin sermayesi ve unvanının değiştirildiğini tesadüfen öğrendiğini, kârın dağıtılmayarak ortakların hisseleri oranında sermayeye eklenmesine karar verilmiş olduğunu bildirerek genel kurulda alınan kararların iptalini talep etmiş olup, mahkemece bilirkişi raporu alınarak şirketin sermaye artırımı kararının yasaya, anasözleşmeye, iyiniyet kurallarına aykırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, diğer kararlara ilişkin hiç bir değerlendirme yapılmamıştır. Genel kurulda alınan ve iptali talep edilen diğer kararlara ilişkin olarak mahkemece hiçbir inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru görülmediğinden HUMK' nun 388 nci maddesine uygun ve Yargıtay denetimine olanak verecek şekilde hüküm kurulmak üzere mahkeme kararının bozulmasına karar vermek gerekmiştir. 3- Ayrıca, bilirkişilerce sermaye artırımına şirketin ihtiyacının olduğu ve bu nedenle sermaye artırım kararının iptalinin gerekmediği bildirilmiş ise de aynı genel kurulda artırılan sermayenin bir kısmının şirketin geçmiş yıl karlarından, bir kısmının ortakların şirketteki alacaklarından, bir kısmının ise nakit olarak karşılanmasına karar verilmiş olup ortakların kar payı karşılığı rüçhan hakkı kullanmaya zorlanması doğru olmadığı gibi bir kısım ortakların şirketteki alacaklarına mukabil artırılan sermayeden bu ortaklara hisse verilmek suretiyle davacı ve diğer ortakların rüçhan haklarını kullanmalarının engellenmesi de doğru değildir. Mahkemece, bu konu üzerinde durulmadan sermaye artırımına şirketin ihtiyacı bulunduğu gerekçesiyle yazılı olduğu şekilde eksik incelemeye dayalı olarak karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte gösterilen nedenle davacı vekilinin sair temyizlerinin reddine, (2) ve (3) nolu bentte gösterilen nedenlerle temyiz itirazlarının kabulüyle, mahkeme kararının davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 28/11/2011 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.