4. Ceza Dairesi 2021/37768 E. , 2024/13147 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER :Sanıklar ... ile ... müdafii, sanık ... müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine y
**4. Ceza Dairesi 2021/37768 E. , 2024/13147 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SUÇ : Hakaret HÜKÜMLER : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEMYİZ EDENLER :Sanıklar ... ile ... müdafii, sanık ... müdafileri TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Yapılan ön inceleme neticesinde; sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen hükümlerin temyiz edilebilir olduğu, temyiz edenlerin hükümleri temyize hak ve yetkilerinin bulunduğu, temyiz istemlerinin süresinde olduğu ve temyiz dilekçelerinde temyiz sebeplerine yer verildiği, temyiz istemlerinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ Sanıklar hakkında hakaret suçundan verilen mahkûmiyet hükümlerine yönelik yapılan başvuru üzerine Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ 1.Sanık ... ile ... müdafiinin temyiz istemleri; müvekkillerinin atılı suçu işlemediklerine, davaya konu olaya ilişkin DVD kaydıyla ilgili usulüne uygun bilirkişi raporu alınmadığına, müvekkillerinin usule aykırı hazırlanan rapora dayanılarak cezalandırıldıklarına, görüntü izleme ve tespit tutanağına göre görüntülerde yer alan şahıslar arasında müvekkillerinin olduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanamadığına, suçun mağdurunun suç tarihinde kamu görevlisi olmamasına rağmen iddianamedeki sevk maddelerine dayanılarak yazılı şekilde hüküm kurulduğuna, bu nedenlerle hükümlerin bozulması talebine yöneliktir. 2. Sanık ... müdafilerinin temyiz istemleri; müvekkilinin atılı suçu işlemediğine, beraatine karar verilmesi gerektiğine, suçun mağdurunun suç tarihinde kamu görevlisi olmadığına, hakaret suçunun maddi unsurlarının gerçekleşmediğine, olaya ilişkin DVD kaydıyla ilgili usulüne uygun bilirkişi raporu alınmadığına, müvekkilinin usule aykırı hazırlanan rapora dayanılarak cezalandırıldığına, görüntü izleme ve tespit tutanağına göre görüntülerde yer alan şahıslar arasında müvekkilinin olduğu hususu şüpheye yer bırakmayacak şekilde kanıtlanamadığına, bu nedenlerle hükmün bozulması talebine yöneliktir. III. GEREKÇE Hakaret suçunu düzenleyen 5237 sayılı Kanun'un 125 inci maddesinde hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnat etmek veya sövme suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığına saldırılması olarak tanımlanmıştır. Bir hareketin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişebilmektedir. Kişilere yönelik her türlü ağır eleştiri veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu bağlamında değerlendirilmemesi, sözlerin açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek nitelikte somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövmek fiilini oluşturması gerekmektedir. İnsanın serbestçe haber, bilgi ve başkalarının fikirlerine ulaşabilmesi, edindiği düşünce ve kanaatlerden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, savunabilmesi ve yayabilmesi olarak kabul edilen, ifade özgürlüğü demokratik toplumun temelini oluşturan ana unsurlardan ve toplumun ilerlemesi ve bireyin gelişmesi için gerekli temel şartlardan birini oluşturmaktadır. Anayasa'nın 26 ncı maddesinde, "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.” hükmüne yer verilmiştir. Bunun yanında, bu hak, birçok uluslararası belgeye ve Mahkeme kararına da konu olmuştur. Türkiye'nin de yargılama yetkisini kabul ettiği AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin (Sözleşme) 10 uncu maddesinin ikinci paragrafı saklı tutulmak üzere, ifade özgürlüğünün sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen "bilgi" ve "fikirler" için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerli olduğunu pek çok kararında yinelemiştir. AİHM'e göre ifade özgürlüğü, yokluğu halinde "demokratik bir toplum"dan söz edemeyeceğimiz çoğulculuğun, hoşgörünün ve açık fikirliliğin bir gereğidir. Bununla birlikte, ifade özgürlüğü de mutlak ve sınırsız değildir. Bu hak kullanılırken bireylerin hak ve özgürlüklerini ihlal edecek tutum ve davranışlardan kaçınılması hem ulusal hem de uluslar arası mevzuatlarda yer almaktadır. Anayasa'nın 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan "Temel hak ve hürriyetler, kişinin topluma, ailesine ve diğer kişilere karşı ödev ve sorumluluklarını da ihtiva eder." şeklindeki düzenlemeyle kişilere temel hak ve hürriyetleri kullanırken ödev ve sorumluluklara uyma yükümlülüğü getirilmiştir. Nitekim Anayasa Mahkemesi... (B. No: 2015/16643) başvurusu sonucunda 04.04.2018 tarihinde verdiği kararında; "hırsız, katil ..." şeklinde slogan atan başvurucunun ifade özgürlüğünü kullanırken kendisi için de geçerli olan görev ve sorumluluklara uygun davranmadığına ve başvurucunun ifade özgürlüğüne yönelik de bir ihlal olmadığına karar vermiştir. Açıklamalar ışığında, incelenen dosyada; sanıkların savunmalarına, DVD çözümüne ilişkin görüntü tespit ve inceleme tutanağı ile tüm dosya kapsamına göre sanıkların atılı suçu işlediklerine, sanık ...'in engel sabıkasının bulunması nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 51. ile 5271 sayılı Kanun'un 231. maddelerinin uygulanmamasına ve sanıklar ... ile ... hakkında ise sanıkların uygulanmasını kabul etmemeleri nedeniyle haklarında 5271 sayılı Kanun'un 231. maddesinin uygulanmamasına yönelik Yerel Mahkemenin takdir ve gerekçesinde hukuka aykırılık görülmemiştir. Sanıklara yükletilen hakaret eylemleriyle ulaşılan çözümü haklı kılıcı zorunlu öğelerinin ve bu eylemlerin sanıklar tarafından işlendiğinin Kanuna uygun olarak yürütülen duruşma sonucu saptandığı, bütün kanıtlarla aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların temyiz denetimini sağlayacak biçimde ve eksiksiz sergilendiği, özleri değiştirilmeksizin tartışıldığı, vicdani kanının kesin, tutarlı ve çelişmeyen verilere dayandırıldığı, Eylemlerin doğru olarak nitelendirildiği ve Kanunda öngörülen suç tipine uyduğu, Cezaların kanuni bağlamda uygulandığı, Anlaşıldığından, Yapılan incelemede hukuka aykırılık görülmemiştir. IV. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi Ceza Dairesi kararında sanıklar ... ile ... müdafii ve ... müdafileri tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve 5271 sayılı Kanun'un 289/1. maddesi ile sair nedenler yönünden yapılan temyiz incelemesi sonucunda hukuka aykırılık görülmediğinden 5271 sayılı Kanun'un 302/1. maddesi gereği, Tebliğnameye uygun olarak, oy birliğiyle TEMYİZ İSTEMİNİN ESASTAN REDDİ İLE HÜKÜMLERİN ONANMASINA, Dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun'un 304. maddesi uyarınca Eskişehir 10. Asliye Ceza Mahkemesine, Yargıtay ilâmının bir örneğinin ise Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 6. Ceza Dairesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 22.10.2024 tarihinde karar verildi.