T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/357 KARAR NO:2026/494 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/01/2026 NUMARASI:2025/1239 Esas 2026/4 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:08/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAV…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO:2026/357 KARAR NO:2026/494 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ:06/01/2026 NUMARASI:2025/1239 Esas 2026/4 Karar DAVANIN KONUSU:İtirazın İptali (Haksız Eylemden Kaynaklanan Zarar Nedeniyle) KARAR TARİHİ:08/04/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davalının maliki olduğu ve dava dışı sigortalıya kiralamış olduğu binaya ait çatıdaki yağmur suyu gider borularının doğrudan bina çevresindeki büyük hacimli yağmur derelerine bağlanması gerekirken, çatıdaki oluklarının bir kısmının topladığı yağmur suyunu terasa akıtması nedeniyle müvekkil şirket sigortalısına ait işletmenin ve içerisindeki bir takım eşyanın hasara uğraması sonucu hasara ilişkin ... Poliçesinden ödenen tutarın rücuen tahsili doğrultusunda müvekkil şirket tarafından davalı/borçlular aleyhine T.C. İstanbul Anadolu 17. İcra Dairesi ... sayılı dosyası ile girişilen icra takibine ilişkin davalı/borçlular tarafından yapılan haksız itirazın iptalini, fazlaya ilişkin alacak ve talep haklarımız saklı kalmak kaydıyla, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren işleyecek yasal (sonradan lehimize değişen ve artan oranlarda) faiziyle birlikte takibin devamını, davalıdan alınarak müvekkil şirkete verilmek üzere davalı aleyhine alacağın %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini ve İİK madde 257 doğrultusunda davalıya ait borcu karşılamaya yetecek tutara denk gelecek mal varlıklarının ihtiyati haczine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP:Dava dilekçesi davalıya tebliğ edilmeden dosya üzerinden karar verilmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İlk Derece Mahkemesince; " ...Taraflar arasındaki uyuşmazlık TTK 4 ve 5 maddelerinde düzenlenen mutlak yada nispi ticari dava olmadığından Mahkememiz görevli olmayıp, rücuen tazminat davasına konu asıl ilişki dava dışı sigortalı ... Şirketi ile davalı arasındaki kira ilişkisi bulunmakta olup ve zararın kiralanan binaya ait çatıdaki yağmur suyu gider borularının doğrudan bina çevresindeki büyük hacimli yağmur derelerine bağlanması gerekirken, çatıdaki oluklarının bir kısmının topladığı yağmur suyunun terasa akmasından kaynaklandığı iddia edildiğinden HMK 4. maddesi gereğince somut uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemeleri görevli olduğundan HMK 114 ve 115 maddeleri gereğince Mahkememizin görevsizliği nedeniyle açılan davanın usulden reddine, dosyanın HMK 20 maddesi gereğince görevli İstanbul Anadolu Nöbetçi Sulh Hukuk Mahkemesine gönderilmesine" karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesince görevsizlik kararı verilmiş ise de huzurdaki itirazın iptali davası bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından görevsizlik kararının kaldırılarak davanın hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle usulden reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde;Dava; dava dışı sigortalının kiracı olarak bulunduğu işyerinde, kiralanan binaya ait çatıdaki yağmur suyu gider borularının tıkanmasından kaynaklı su sızıntısı nedeniyle meydana gelen hasardan yapı maliki kiralayan davalının sorumlu olduğu iddiası ile sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK 1472. Maddesi uyarınca rücuen tazmini amacıyla başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir.Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kurulu’nun 22.03.1944 Tarih E. 37, K. 9, RG. 3.7.1944 sayılı kararında "Sigortacının sorumlu kişi aleyhine açacağı dava, sigorta poliçesinden doğan bir dava değildir. Bu dava, aynen sigortalı kimsenin sorumlu kişiye karşı açmış olduğu bir dava gibidir. Sigortalının muhtelif mahkemelerde dava açma hakkı varsa, aynı hak sigortacının halefiyet hakkına dayanan rücu davası için de söz konusudur." şeklinde vurgulanmaktadır. Öte yandan, TTK'nun “Halefiyet” başlığı altındaki 1472. maddesinde “Sigortacı, sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçer. Sigortalının, gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hak, tazmin ettiği bedel kadar, sigortacıya intikal eder.” hükmüne yer verilmiştir.6100 Sayılı HMK'nun “Sulh hukuk mahkemelerinin görevi” başlığı altındaki 4. maddesinde de “(1) Sulh hukuk mahkemeleri, dava konusunun değer veya tutarına bakılmaksızın; a) Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaları, b) Taşınır ve taşınmaz mal veya hakkın paylaştırılmasına ve ortaklığın giderilmesine ilişkin davaları, c) Taşınır ve taşınmaz mallarda, sadece zilyetliğin korunmasına yönelik olan davaları, ç) Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.” hükmüne yer verilmiştir. Görev kamu düzenine ilişkin olup re'sen dikkate alınmalıdır. (Bkz Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin Esas No: 2017/983 Karar No: 2019/9857 sayılı kararı)Somut olayda; davacı, binanın yapımdaki bozukluktan dolayı zararın meydana geldiği iddiasıyla bina malikinin sorumluluğuna dayanmıştır.Ancak, bina maliki aynı zamanda kiralayandır. Zarar gören sigortalı ile davalı arasında kira ilişkisi mevcuttur. Bina malikinin sorumluluğu temelde kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. O halde görevli mahkeme sulh hukuk mahkemesidir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde ; hak düşürücü süre geçmiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesini talep etmiş ise de usule ilişkin aykırılıklar konusunda öncelikli olarak ve mahkemece re'sen dikkate alınması gereken husus mahkemenin görevli olup olmadığı olup diğer usulü itirazların görevli mahkemece değerlendirilmesi gerektiğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni yerinde görülmemiştir.Açıklanan gerekçelerle; incelenen mahkeme kararının istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı yapılan inceleme itibariyle usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b.1 gereğince esastan reddine karar verilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1.Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının hazineye gelir kaydına, yatırılan 732,00 TL harcın mahsubuna yeniden harç alınmasına yer olmadığına, 3-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.08/04/2026