Hukuk Genel Kurulu 2011/4-667 E. , 2011/805 K. "" MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) TARİHİ : 03/05/2011 TEMYİZ EDEN: Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek, 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği karara karşı davacı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü: Dava, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 573. (61…
**Hukuk Genel Kurulu 2011/4-667 E. , 2011/805 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Yargıtay 4.Hukuk Dairesi (İlk Derece) TARİHİ : 03/05/2011 TEMYİZ EDEN: Davacı vekili HUKUK GENEL KURULU KARARI Hukuk Genel Kurulunca incelenerek, 4.Hukuk Dairesinin ilk derece mahkemesi sıfatıyla verdiği karara karşı davacı tarafın temyiz isteminin süresinde olduğunun anlaşılmasından ve dosyadaki tüm kağıtların okunmasından sonra gereği düşünüldü: Dava, mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 573. (6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 46.) maddesi uyarınca hakimler aleyhine açılan tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili; davayı, kamuoyunda “Balyoz Davası” olarak bilinen ve İstanbul 10. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 2010/283 E. sayılı dosyasında görülmekte olan kamu davasında davalı hakimlerce 23.07.2010 tarihinde verilen haksız ve hukuka aykırı yakalama kararı nedeniyle, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun 575. maddesi uyarınca ikame ettiklerini; Türk Silahlı Kuvvetleri’nde Tümgeneral rütbesiyle Kara Harp Akademisi Komutanlığı görevini yürütmekte bulunan müvekkilinin, o davanın soruşturma safhasında davet üzerine 04.05.2010 tarihinde ifade vermesinden sonra hakkında, “Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Cebren Iskat ve Vazife Görmekten Men Etmeye Teşebbüs” suçlaması ile kamu davası açıldığını ve davalı hakimlerden oluşan mahkeme heyeti tarafından 23.07.2010 tarihli tensip ara kararı ile müvekkiliyle birlikte 101 Türk Silahlı Kuvvetleri mensubunun yakalanmasına karar verdiklerini; ne var ki, Ceza Muhakemeleri Kanunu’nun 98/3. maddesi uyarınca yakalama kararı sadece “kaçak sanık” hakkında düzenlenebilecek iken bu kararla müvekkilinin, daha önceki ifade davetine icabet etmesine, sabit ikametgah sahibi olmasına, kritik ve resmi bir görevde bulunmasına, saklandığına dair hiçbir emare bulunmamasına, ulaşılabilir konumda olmasına rağmen mahkemece kendisine ulaşılmaya yönelik hiçbir işlem yapılmayarak “kaçak” olduğu gerekçesiyle yakalama kararı verilmesinin, hukuka açıkça aykırı ve haksız bir fiil teşkil ettiğini, ayrıca yakalama kararının 11. maddesinde müvekkili hakkındaki bu kararın (gıyabi tutuklama) verildiğinin Genelkurmay Başkanlığı’na faks ile bildirilmesine dair hüküm içermesinin, müvekkilinin mesleki kariyeriyle oynamak amacıyla bu haksız ve hukuka aykırı fiili gerçekleştirdiklerinin açık ispatı olduğunu; dolayısıyla davalıların, hiçbir mecburiyet ve uygulama olmamasına rağmen, yasaya aykırı şekilde, müvekkilinin mesleki ilerlemesine engel olmak ve zarar vermek özel kastıyla hareket ederek yakalama kararı ile bu hususun Genelkurmay Başkanlığı’na bildirilmesi kararını aldıklarını ileri sürerek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla toplam 50.000 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek kanuni faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.