6. Ceza Dairesi 2022/15054 E. , 2024/8456 K. MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1867 E. 2022/44 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıkt…
**6. Ceza Dairesi 2022/15054 E. , 2024/8456 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2020/1867 E. 2022/44 K. SUÇ : Nitelikli yağma HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddi TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Onama Bölge Adliye Mahkemesi’nce verilen hüküm temyiz edilmekle dosya incelenerek, gereği düşünüldü: 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 288. maddesinin ''Temyiz, ancak hükmün hukuka aykırı olması nedenine dayanır. Bir hukuk kuralının uygulanmaması veya yanlış uygulanması hukuka aykırılıktır.'', aynı Kanunun 294. maddesinin ''Temyiz eden, hükmün neden dolayı bozulmasını istediğini temyiz başvurusunda göstermek zorundadır. Temyiz sebebi ancak hükmün hukuki yönüne ilişkin olabilir.'' ve aynı Kanunun 301. maddesinin ''Yargıtay, yalnız temyiz başvurusunda belirtilen hususlar ile temyiz istemi usule ilişkin noksanlardan kaynaklanmışsa, temyiz başvurusunda bunu belirten olaylar hakkında incelemeler yapar.'' şeklinde düzenlendiği de gözetilerek, sanık müdafiinin temyiz istemlerinin suçun nitelendirilmesinde hataya düşüldüğü, hırsızlık suçunun oluştuğu, eylemin teşebbüs aşamasında kaldığı, sanığa zararı karşılaması için süre verilmediğine ilişkin olduğu belirlenerek, anılan sebeplere yönelik yapılan incelemede; Olay tarihinde sabah saatlerinde şikâyetçiler ... ve ...'nin evlerinde uyurken sanık ...'ın hırsızlık amacıyla içeri girdiği, sanığın şikayetçi ...'e ait pasaport, Panasonic marka kamera, Wintouch marka tablet, Sony marka cep telefonu, 45 Tümen İran Parası ve 450,00 TL parayı aldıktan sonra suça konu eşyalarla evden çıkarken, şikâyetçilerin evin kapısının kapanma sesini duyarak uyandıkları, ardından evin dağıtılmış halde olduğunu görerek şikâyetçi ...'in kapıyı açıp merdivenlerden aşağı baktığı, merdivenlerin boş olduğunu görmesi üzerine binadan aşağıya inerek sokağa çıktığı, sokağı kontrol ettikten sonra tekrar binaya girdiğinde binanın bodrum kat merdivenlerinde sanığı suça konu eşyalarla gördüğü, şikâyetçi ... eşyalarını geri almak istediği için sanık ile aralarında arbede yaşandığı, sanığın şikâyetçi ...'i boğazından sıkmak sureti ile basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaraladığı, ardından şikâyetçi ...'ın kapıyı kapatıp binanın dışına çıkarak bina içindeki sanığın kaçmasını engellemeye çalıştığı, bu esnada diğer şikâyetçi ...'in de merdivenlerden aşağıya inerek sanığa müdahale etmek istediği ancak sanığın odun parçası ile şikâyetçi ...'e de saldırdığı ve onu da basit tıbbi müdahaleyle giderilebilir nitelikte yaraladığı, ihbar üzerine kolluk kuvvetlerinin olay yerine intikali ile sanığın bina içinde suça konu eşyalarla yakalandığı olayda; sanığın nitelikli yağma eyleminin teşebbüs aşamasında kaldığı, suça konu eşyaların şikâyetçilerin direnci tam olarak kırılmadan ve hakimiyet alanlarından çıkmadan kolluk tarafından sanıktan geri alındığı anlaşılmakla, sanığa verilen cezadan teşebbüs nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un 35 nci maddesi uyarınca indirim uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz istemleri bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle Ceza Muhakemesi Kanunu'nun 302/2. maddesi uyarınca tebliğnameye aykırı olarak BOZULMASINA, dava dosyasının, 5271 sayılı Kanun’un 304 üncü maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendi uyarınca takdîren İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına tevdiine, 04.07.2024 gününde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Yağma suçunu düzenleyen Türk Ceza Kanunu’nun 148 inci maddesinin gerekçesi incelendiğinde, suçun tamamlanabilmesi için, mağdurun suç konusunu oluşturan mal üzerinde zilyetlikten doğan tasarruf haklarını kullanmasının olanaksız hale gelmesi gerekli ve yeterlidir. Suç cebir ve tehdit kullanılarak işlendiğinden suça konu eşyayı teslim eden veya alınmasına karşı koyamayan mağdurun eşya elinden çıktığı anda zilyetliğinin sona erdiği muhakkaktır. Zira mağdur eşya üzerindeki tasarruf hakkını cebir ve tehdidin etkisiyle sonlandırmak zorunda kalmıştır. Bu aşamada mağdurun eşya üzerinde yeniden zilyetliğe sahip olması, yani tasarrufta bulunma hakkını elde etmesi düşünülemez. Teşebbüs hükümlerinin uygulanması bakımından hırsızlık suçundan bu yönüyle ayrılmaktadır. Bu nedenledir ki Dairemizin yerleşik içtihatlarına göre malın alınmasıyla yağma suçunun tamamlandığı kabul edilmektedir. Dosya kapsamına göre, İran uyruklu olan şikâyetçiler ... ve ...'nin uyuduğu sırada sanık ...'ın hırsızlık amacıyla eve girdiği, sanığın şikâyetçi ...'e ait pasaport, Panasonic marka kamera, Wintouch marka tablet, Sony marka cep telefonu, 45 Tümen İran Parası ve 450,00 TL parayı aldıktan sonra suça konu eşyalarla evden çıktığı esnada şikâyetçilerin kapı sesine uyandıkları, evin dağınık olduğunu görünce şikâyetçi ...'in kapıyı açıp merdivenlerden aşağı baktığı, merdivenlerin boş olduğunu görmesi üzerine binadan aşağıya inerek sokağa çıktığı, sokağı kontrol ettikten sonra tekrar binaya girdiğinde binanın bodrum kat merdivenlerinde sanığı suça konu eşyalarla gördüğü, şikâyetçi ... eşyalarını geri almak istemesi üzerine sanık ile aralarında arbede yaşandığı, sanığın şikâyetçi ...'in boğazını sıkmak sureti ile basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte yaraladığı, sonrasında şikâyetçi ...'ın binanın dışına çıkarak kapıyı kapatıp bina içinde kalan sanığın kaçmasını engellediği, bu esnada diğer şikâyetçi ...'in de merdivenlerden aşağıya inerek sanığa müdahale ettiği, sanığın odun parçası ile şikâyetçi ...'e de saldırdığı ve onu da basit tıbbi müdahaleyle giderilebilecek nitelikte yaraladığı, ihbar üzerine kolluk güçlerinin olay yerine intikal ettiği ve sanığı bina içinde yakaladıkları anlaşılan olayda, hırsızlık şeklinde başlayan sanığın eyleminin yağma suçuna dönüştüğü, bununla birlikte Türk Ceza Kanunu'nun 148. maddesinin gerekçesinde belirtildiği üzere cebir şiddet kullanılarak müştekilerin direncinin kırılması ve malın alınmasıyla yağma suçunun tamamlandığı anlaşıldığından ilk derece mahkemesi kararı ve bu karara ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair Bölge Adliye Mahkemesi kararının isabetli olduğu düşüncesinde olduğumdan, yağma suçunun teşebbüs aşamasında kaldığına dair sayın çoğunluğun bozma kararına iştirak etmiyorum.