T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/634 Esas KARAR NO: 2026/648 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/879 Esas- 2026/74 Karar TARİHİ: 22/01/2026 DAVA: Şirketin ihyası KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava do…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/634 Esas KARAR NO: 2026/648 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2025/879 Esas- 2026/74 Karar TARİHİ: 22/01/2026 DAVA: Şirketin ihyası KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 E. Sayılı dosyası ile görülen tapu iptal ve tescil davası sırasında Davalı ... A.Ş.'nin ticaret sicilinden terkin edildiğini bu nedenle mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için davacıya süre verildiğini ileri sürerek şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; Ticaret Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun m.32 ve Ticaret Sicil Yönetmeliği m.34 uyarınca işlem yaptığını ticaret müdürlüğünün ilgili kanun ve yönetmelik uyarınca idari işlem yapmaya yetkili olduğunu, yasal şartları oluşmuşsa tescil taleplerinin kabul edileceğini aksi halde tescil talebinin reddedileceğini, tasfiye sürecinde tüm sorumluluğun tasfiye memurunda olduğunu, tasfiye memurunun tasfiye sürecini eksik bırakması ve alacaklıların hakkına zarar vermesi halinde TTK m.224.ve m.285 gereğince sorumlu olduğunu, henüz muaccel olmayan veya hakkında uyuşmazlık bulunan borçların notere tevdi veya yeterli teminata kavuşturulması gerektiğini bu yapılmadan tasfiye süreci tamamlanmışsa şirketin ihya olunarak yeniden tasfiye sürecine geçilebileceğini, tasfiyedeki eksik işlem -lerin müdürlüğün tespit etmesinin mümkün olmadığını, tasfiyenin TTK m.545/1 gereğince tasfiye memurlarının bildirim ve başvurusu üzerine Ticaret Sicil Müdürlüğüne başvurulduktan sonra yapıldığını ve bu kapsamda müdürlüğe izafe edilecek bir sorumluluğun kanuna aykırı olduğunu tasfiye memurlarının kanundan ve esas sözleşmeden doğan borçlarını kusuruyla ihlal ettiği takdirde şirkete ve şirket alacaklılarına karşı sorumlu olduğunu, tasfiye memurları tarafından gerçekleştirilen işlemler nedeniyle müdürlüğün sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, Mahkemece şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi halinde TTK m.547/2 gereğince tasfiye memuru atanmasının zorunlu olduğunu, Ticaret Sicil Müdürlüğünün kendi iş ve işlemleri nedeniyle bu davanın açılmasında kusuru bulunmadığından yargılama giderleri ve vekalet ücretinden sorumlu olamayacağını, işbu nedenlerle müvekkil Ticaret Sicil Müdürlüğü yönünden davanın reddine, mahkeme aksi kanaatte ise yargılama giderleri ve vekalet ücretine müvekkil müdürlük yönünden hükmedilmemesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle, Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkeme -sinin 2016/139 E. Sayılı dosyası kapsamında taraf teşkilinin sağlanması için bu davalıya işbu davanın açıldığını, TTK m.547 gereğince şirketin ihyası davası açabilmek için ticaret sicilinden terkin işlemi yapılıp ortaklığın tüzel kişiliği sona erdikten sonra ortaklığın sorumlu olduğu bir durumun olması gerektiği, dava dilekçesinde yapılan incelemede ihyası talep edilen ... A.Ş.'nin davada hiçbir zaman taraf olmadığını, davada asıl taraf olması gerekenin ...A.Ş. Olması gerektiğini, davada yanlış hasım gösterilmesi sebebiyle Anadolu 2. Asliye Hukuk Makemesi tarafından yanlış ara karar kurulduğunu, TTK m.547 gereğince şirketin ihyası davasının açılabilmesi için şirketin tasfiyesinden ve ticaret sicilinden terkininden sonra şirketin sorumluluğunu doğuracak bir durumun olması gerektiğini, davalı ... A.Ş.'nin terkinden sonra sorumluluğunu gerektirecek herhangi bir işlemin olmadığını, tasfiye işlemlerinin eksiksiz tamamlandığını, husumet yöneltilmesinde hukuki yarar olmayan davalı ... yönünden davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/01/2026 tarih ve 2025/879 Esas 2026/74 Karar sayılı kararında; "..TTK 547/1 uyarınca tasfiyenin kapanma -sından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmak zorunda olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları,yönetim kurulu üyeleri,pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yer asliye ticaret mahkemesinden bu ek işlemler yapılana kadar şirketin yeniden tescilinin istenebileceği,İstanbul Anadolu 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 E. Sayılı dosyasının uyap üzerinden gönderildiği, yapılan incelemede davacı tarafından ... A.Ş'ye dava açıldığı, bu davada ... A.Ş.'nin davalı olarak yer aldığı ve mahkemece 06.11.2025 tarihli celse zaptında da davacı vekiline ........... A.Ş.'ye ihya davası açmak için kesin süre verildiği, Somut uyuşmazlıkta ........... A.Ş'nin 12.07.2018 tarihinde sicilden terkin edildiği, davacının dava açmakta hukuki yararının bulunduğu, Ticaret Sicil Memurluğunun davada yasal hasım olduğu bu nedenle yargılama giderlerinden sorumlu tutulamayacağı,..." gerekçesi ile, 1-) Davanın KABULÜNE 2-)İstanbul Ticaret Sicil Memurluğunun ... sicil dosyasında kayıtlı ... Anonim Şirketi'nin İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2016/139 esas sayılı dosyası ile sınırlı olarak ihyasına, 3-)Tasfiye memuru olarak önceki tasfiye memuru ...'nün atanmasına,..." karar verilmiş ve karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı tasfiye memuru vekili istinaf dilekçesinde özetle;İstanbul Anadolu 2.Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen 2016/139 Esas sayılı dosya kapsamında görülen davanın 06.11.2025 tarihli duruşma zaptının 14 numaralı kararı gereğince davacıya ihya davası açması için mahkemece 2 haftalık kesin süre verildiğini, verilen kesin süreye rağmen davacının 04.12.2025 tarihinde bu davayı açtığını, mahkemece verilen kesin süreden sonra dava açıldığını, TTK 547/1 gereğince dava açılabilmesi için maddede sayılanların sorumluluğunu gerektirir bir durum gerektiğini, ... A.Ş'nin huzurdaki davada hiçbir zaman taraf olmadığını, tapu iptali ve tescil istenen...... Köyü ...... parseldeki taşınmaza davalı sıfatını kazanacak şekilde hiçbir zaman malik veya hissedar olmadığını, İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından hatalı ara karar kurularak davacıya süre verildiğini, davacı tarafından sunulan dava dilekçesinin bir bölümünde ..... A.Ş. Kastedilerek '' 10.10.2024 tarihli celse 3 nolu ara kararı uyarınca ek gider avansının depo edildiği ... ...... vekilinin ... Bilirkişi raporuna itiraz beyanlarını sunduğu görüldü'' başka bir bölümde ise''Tasfiye halinde ... A.Ş'nin ticaret sicilinden terkin edildiği anlaşılmakla'' ifadelerine yer vererek duruşma zaptında dahi taraflar hakkında kafa karışıklığı olduğunu, söz konusu karşıklığı gidermek için Anadolu 2. Asliye hukuk Mahkemesine müzekkere yazıldığını, ancak mahkemece başvuruya rağmen gerekli incelemelerin gerçekleşmediğini, ilk derece mahkemesinin gerekli inceleme yapmadan karar verdiğini, şirketin tasfiyesinde herhangi bir eksik husus bulunmadığını, daha önce de ifade ettiği üzere ... A.Ş'nin davada pasif husumet ehliyeti olmadığını, pasif husumet ehliyeti bulunmayan bu şirkete bu davaya açmakta davacının hukuki yararı olmadığını, tasfiye işlemlerin kanuna uygun olduğunu, ispat yükünün davacıda olduğunu bu nedenle davalı aleyhine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu, HMK m.297 ve devamı maddeleri gereğince mahkeme kararlarında taraflara yüklenen hak ve borçların açık olması, taraflarda şüphe ve tereddüt oluşturmaması gerektiğini ancak davalı aleyhine verilen bu kararın dayandığı hukuki sebeplerin ayrıntılı hukuki açıklama içermemesi sebebiyle hukuka aykırı olduğunu, ilk derece mahkemesi kararının eksik gerekçe içerdiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, ticaret sicilinden tasfiye nedeniyle terkin edilen şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesi uyarınca, ek tasfiye işlemleri nedeniyle ihyası talebine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı tasfiye memuru vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Türk Ticaret Kanunu'nun 547. maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa, son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkeme sinden, bu ek işlemler sonuçlanıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse, şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemleri yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veyan birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir." denilmek suretiyle ek tasfiye düzenlenmiştir.Somut uyuşmazlıkta davacı vekili, davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 Esas sayılı dosyası ile tapu iptal ve tescil davası açıldığı ve yargılama esnasında ihyası talep edilen ... Anonim Şirketi'nin ticaret sicilinden terkin edildiğinin tespit edilmesi üzerine Mahkemece taraf teşkilinin sağlanabilmesi için, şirketin ihyası davası açmak üzere kendilerine süre verildiğini ve iş bu davanın açıldığını ileri sürmüştür. Davalı tasfiye memuru ise cevap dilekçesinde ihyası talep edilen şirketin hiç bir zaman İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 Esas sayılı dosyasının tarafı olmadığını, bu davaya konu taşınmaz ile kendilerine husumet yönetiltilecek bir bağlantının bulunmadığını, dosyada asıl taraf olan .... A.Ş. ile tasfiye edilen .... A.Ş. arasındaki isim benzerliği sebebiyle İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 Esas sayılı dosyasında ara karar oluşturulduğunu, bu ihtilaflı hususun Mahkemesine müzekkere yazılarak açıklığa kavuşturulmasını talep etmiştir. Davalı vekili tarafından ileri sürülen bu hususlar istinaf sebebi olarak da ileri sürülmüştür. Mahkemece davalı vekilinin talebine rağmen İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 Esas sayılı dosyasına ihtilaflı olan bu hususların açıklığa kavuşturulması için müzekkere yazılmadığı, ön inceleme duruşmasında Uyap üzerinden ihyası talep edilen şirketin söz konusu dosyada davalı olduğunun tespit edildiği belirtilerek yargılamaya devam edildiği ve karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından Uyap ortamında gönderilen dava dosyası evrakları tek tek incelendiğinde davacı tarafından ihyası talep edilen şirket aleyhine açılan davaya ilişkin dava dilekçesi veya dahili dava dilekçesinin görülemediği, .... A.Ş.tarafından sunulan bilirkişi raporuna beyan dilekçesinin bulunduğu, dosyanın Uyap ortamında başka birimden dosya görüntüleme ekranından yapılan incelemede dosyaya ekli taraf sayısının 1444 olduğu, bunlar arasında ihyası talep edilen şirketin de davalı olarak eklendiği, ancak .... A.Ş.nin taraf olarak ekli görünmediği, davacı tarafından dava dilekçesi ve dahili dava dilekçesi ile çok sayıda kişiye karşı davanın yönlendirildiği, dosyanın birleşen dosyalar ile birlikte kapsamlı bir dosya olduğu anlaşılmakla ihyası talep edilen şirkete karşı dava açılıp açılmadığı şüpheden uzak bir şekilde tespit edilememiş ve denetlenememiştir. Bu durumda Mahkemece İstanbul Anadolu 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2016/139 Esas sayılı dava dosyasında davacı tarafından ihyası talep edilen şirkete karşı dava yönlendirilip yönlendirilmediği ve gerçekten davalı olup olmadığı, Uyap ortamından sehven davalı olarak eklenip eklenme diği, ........ A.Ş.ile isim benzerliğinden dolayı karışıklık bulunup bulunmadığının bildirilmesi ve ihyası talep edilen şirkete dava açılmış olması halinde bu şirkete hitaben düzenlenen dava dilekçesi veya dahili dava dilekçesinin, bu şirkete karşı açılan dava tarihinin, tasfiye memuruna tebligat yapılmış olması halinde tebligat parçasının ve tarihinin, cevap verilmiş olması halinde sunulan beyan dilekçelerinin gönderilmesi için müzekkere yazılması, müzekkere cevabına göre davacının ihya talebinde hukuki yararının bulunup bulunmadığının tespiti ve tasfiye memurunun davadan haberdar olup olmamasına göre aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderine hükmedilip hükmedilmeyeceğinin değerlendirilmesi gerekmekte olup, Mahkemece eksik araştırma ve değerlendirme ile karar verildiği anlaşılmıştır. Sonuç olarak davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçelerle kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, dosyanın belirtildiği şekilde işleme yapılmak ve sonucuna göre karar verilmek üzere davanın yeniden görülmesi için mahkemesine iadesine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı tasfiye memurunun istinaf başvurusunun KABULÜ ile; İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin .../01/2026 tarih ve 2025/.... Esas ve 2026/.... Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.