İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından bakiye fatura…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/871 KARAR NO : 2025/1696 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 19/01/2022 NUMARASI : 2021/431 Esas - 2022/46 Karar DAVA: İtirazın İptali İSTİNAF KARAR TARİHİ: 20/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket tarafından bakiye fatura ve cari hesap alacakları nedeniyle 22.10.2020 tarihinde ... Öğretim Kurumları A.Ş. (devrolan şirket) aleyhine Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası ile 34.517,60 TL asıl alacak üzerinden ilamsız takip başlatıldığını ve ödeme emrinin davalı/borçluya usulüne uygun tebliğ edildiğini, davalı şirket ... Eğitim İşletmeleri ve Tekstil San. Tic. A.Ş. (devralan şirket) tarafından yapılan itiraz üzerine icra takibinin durduğunu, icra takibinin borçlusu ... Öğretim Kurumları A.Ş.'nin icra takibinden sonra 28.10.2020 tarihli 10191 sayılı Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi'nde yayınlandığı üzere ...’ne devrolduğunu, bu nedenle davada devralan şirkete husumet yöneltildiğini, davalının müvekkili şirkete herhangi bir borcu bulunmadığından bahisle söz konusu borca, takibe, faize ve tüm ferilerine itiraz ettiğini, yapılan tüm itirazların haksız ve mesnetsiz olduğunu, davalının borca ve ferilerine itiraz ederek kötü niyetli bir tutumla müvekkilinin alacağına kavuşmasını geciktirmek kastıyla hareket ettiğini, zira takip konusunun taraflar arasındaki hizmet ve satış ilişkisinden kaynaklı fatura alacakları olduğunu, müvekkili şirketçe söz konusu hizmet ve satış ilişkisi gereği üzerine düşen tüm edimler eksiksiz ifa edildiği halde davalının edimini eksik ifa ettiğini, müvekkil şirketin davalı ile uzun yıllara dayanan cari hesap ilişkisi bulunduğunu, davalının müvekkili şirketten fatura karşılığında faturalarda belirtilmiş olan mal ve hizmetleri satın aldığını, Ticaret Kanunu 21.maddesi gereğince faturayı alan kişi sekiz gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayıldığını, müvekkili tarafından tebliğ edilen faturalara davalı tarafından hiçbir şekilde itiraz edilmediğini, söz konusu icra takibine itirazın haksız ve mesnetsiz olduğunu, bu nedenlerle davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının alacağın % 20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ile müvekkili arasında ticari ilişkide ödemelerin vadeli şekilde yapıldığını, 2017 yılından 06/08/2020 tarihine kadar farklı tarihlerde faturalar kesildiğini, ödemelerin bir kısmının peşin, bakiye kısmının ise vadeli çek ile yapıldığını, anlaşma koşulu varlığı nedeniyle takibe itiraz edildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,taraflar arasında 2019 ve 2020 yıllarında ticari alışveriş olduğu ve cari hesaba konu faturaların davacı ve davalı defterlerinde mutabık olarak kayıt altına alındığı, hiçbir tacir kendi defterlerine aleyhine kayıt düşemeyeceğinden faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olması, faturalar içeriğindeki malın davalıya teslim edildiğine ilişkin karine oluşturduğu, bu karinenin aksinin bir başka deyişle faturalar içeriği emtianın teslim edilmediğini, faturaların usulsüz olduğunu, davalının ispatlaması gerektiği dikkate alındığında davalının ispat yükünü yerine getirmediği davacının davasında haklı olduğu kanaatine varılarak davalının itirazının iptaline, davalının aleyhine girişilen icra takibinin tamamına haksız olarak itiraz ettiği, dava İİK.nun 67. maddesi uyarınca açılan itirazın iptali davası olup, icra takibi cari hesaptan kaynaklanan alacağın tahsiline yönelik olduğu, bu durumda açılan itirazın iptali davasında hüküm altına alınan alacak bilinebilir, bir başka deyişle likit olduğundan hükmedilen miktarın % 20'si oranında İİK.nun 67. maddesi uyarınca davacı yararına tazminata hükmedilmesine karar verilerek davanın kabulüne ..." karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davaya cevap dilekçelerinde belirtmiş oldukları üzere taraflar arasındaki ticari ilişkide ödemelerin vadeli şekilde yapıldığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde de belirttiği üzere faturalardan vadeli çalışıldığının açık olduğunu, 2017 yılından 06.08.2020 tarihine kadar farklı tarihlerde faturalar kesildiğini, ödemelerin bir kısmını peşin bakiye kısmı ise vadeli çek ile ödeme yapıldığını, sektörde de tüm alım satımların bu şekilde yapıldığını, TTK m.2 uyarınca irade açıklamalarının yorumunda teamüllerin de dikkate alındığını, davacı tarafın ise iyi niyetli olarak yaklaşmayıp teamülü bozarak icra takibi başlattığını, bu sebeple davacı tarafça başlatılan icra takibine anlaşma koşulu varlığı nedeniyle itiraz edildiğini, fakat mahkemenin hükmü verirken teamülleri dikkate almadan hüküm kurduğunu, açıklanan nedenlerle HMK m. 355 hükmü gereğince re’sen gözetilecek nedenlerle istinaf incelemesi yapılarak Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 19/01/2022 gün ve 2021/431E. 2022/46 sayılı kararının kaldırılmasına, vekalet ücreti ve masrafların karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE: Dava; satım sözleşmesinden kaynaklanan açık hesap alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispat edilip edilmediği noktasındadır. Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında Küçükçekmece 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap ekstresinden ve faturadan kaynaklanan alacak 34.517,60 TL " sebebine dayalı olarak 34.517,60 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 22.10.2020 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.İlk derece mahkemesince uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Bu durumda borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır(Yargıtay 11. HD'nin 19/12/2018 tarih ve 2017/2642 E. - 2018/8096 K. Sayılı kararı). Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder(Yargıtay 19. HD'nin 09/11/2016 tarih ve 2016/3391 Esas - 2016/14472 Karar sayılı ilam). Bu durumda davalı davacının faturalarını benimseyerek ticari defterine kaydettiğine göre, kendi ticari defter kayıtlarının aksini yazılı delille ispatlaması gerekmektedir.Somut olayda, bilirkişi ile incelenen taraf defterlerinin birbiri ile uyumlu olduğu, davacı tarafından düzenlenen faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacı firmanın davalı firmadan olan alacak tutarı ile davalı firmanın davacı firmaya olan borç tutarı arasında mutabakat bulunduğu, taraflar arasındaki en son ticari işlemin 06.08.2020 tarihinde yapıldığı, davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 34.517,60 TL alacaklı olduğu görülmüştür. Taraf defterleri mutabık olup, davalı borcun ödediğine ilişkin herhangi bir vadeli ödeme aracı sunmadığı, davalının ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya 34.517,60 TL borçlu göründüğünden Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.439,40 TL harcın, alınması gerekli olan 2.357,89 TL harçtan mahsubu ile fazla yatırıldığı anlaşılan 81,51 TL harcın karar kesinleştiğinde talep halinde yatırana iadesine, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 20/11/2025