7. Hukuk Dairesi 2009/6921 E. , 2010/4455 K. "İçtihat Metni" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 221 ada 61 parsel sayılı 180.038,01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ... vergi kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu t
**7. Hukuk Dairesi 2009/6921 E. , 2010/4455 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtay'ca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteminin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Kadastro sırasında dava konusu 221 ada 61 parsel sayılı 180.038,01 m2 yüzölçümündeki taşınmaz mera olarak sınırlandırılmıştır. Davacı ... vergi kaydına, miras yolu ile gelen hakka ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak dava konusu taşınmazın bir bölümünün miras bırakanı ... mirasçıları adına miras payları oranında tapuya tescili istemiyle dava açmıştır. Mahkemece davanın reddine, dava konusu taşınmazın mera olarak sınırlandırılmasına, özel siciline yazılmasına karar verilmiş; hüküm, davacı ... tarafından temyiz edilmiştir. Davacı ... miras bırakanı ...’ın 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmünde öngörülen aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden yasal üst miktarda taşınmaz mal iktisap ettiği gerekçe gösterilerek hüküm kurulmuş ise de, yapılan araştırma ve uygulama hüküm vermeye yeterli olmadığı gibi, yerel mahkemenin vardığı sonuç da dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 14. maddesi hükmüne göre bir kimse aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden zilyetlikle sulu toprakta 40, kuru toprakta 100 dönüm yüzölçümünde taşınmaz malı iktisap edebilir. Davacının miras bırakanı ... adına belgesizden 99.331,05 m2 yüzölçümünde kuru arazi tespit gördüğü, davacı tarafın 60' ar yüzölçümlü 1937 tarih ve 725 sayılı vergi kaydına dayandığı, davacının tutunduğu vergi kaydının dava dışı 221 ada 35 parsel sayılı 16.703 m2 yüzölçümündeki taşınmaz ile dava konusu 221 ada 61 parsel sayılı taşınmazın bir bölümünü kapsadığı, dava dışı 221 ada 35 parsel sayılı taşınmazın davacının miras bırakanı ... adına belgesizden tespit edilerek kesinleştiği, davacı tarafın tutunduğu vergi kaydının güney sınırı dere okuması nedeniyle değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı olduğu mahkemece yapılan keşif, uygulama ve toplanıp değerlendirilen delillerle belirlenmiştir. Mahkemece dava konusu taşınmazın mera niteliğinde olup olmadığı tartışılıp değerlendirmeden, davacı tarafın miras bırakanı ... adına yasal üst miktar kadar belgesizden arazi tespit gördüğü gerekçe gösterilmek suretiyle davanın reddine karar verilmiştir. Halbuki davacı taraf vergi kaydına dayandığı gibi davacının miras bırakanı adına da belgesizden yasal üst miktarda taşınmaz tespit edilmediği anlaşılmaktadır. Öğretide, uygulamada kararlılık kazanan görüşlere göre mera niteliğindeki taşınmazlar üzerinde sürdürülen zilyetlik süresi ne olursa olsun hukukça değer taşımadığı gibi, vergi kaydına da değer verilemez. O halde mahkemece öncelikle dava konusu taşınmazın kadim mera olup olmadığı konusu değerlendirilmeli, mera olmadığı sonucuna varılması halinde ise davacının tutunduğu vergi kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı olması nedeniyle miktarı ile geçerli sayılacağı hususu düşünmeli, vergi kayıt miktar fazlası üzerinde de davacı taraf ve miras bırakanı yönünden belgesiz araştırması yapılmalıdır. Bunun için davacı tarafın tutunduğu vergi kaydının dava dışı başka taşınmaz yada taşınmazlara revizyon görüp görmediği Tapu Sicil Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğünden sorulup saptanmalı, revizyon görmüş ise dava konusu taşınmaz yada taşınmazlarla birlikte revizyon gördüğü dava dışı taşınmazları ve bu taşınmazlara dıştan komşu taşınmazları da bir arada gösterecek şekilde geniş kapsamlı birleşik harita Kadastro Müdürlüğünden getirtilmelidir. Bundan sonra dıştan komşu taşınmazların tespit tutanakları ve dayanakları kayıtlar davalı iseler dava dosyaları getirtilmeli, dayanılan kaydın dava dışı başka taşınmazlara revizyon gördüğü ve davalı olduğu saptandığı takdirde usulün 45 ve onu izleyen maddeleri hükmü uyarınca dava dosyalarının birleştirilip birleştirilmeyeceği yönü üzerinde durulmalı, vurgulanan bu olgunun dava ekonomisi ve kaydın kapsamının sağlıklı biçimde belirlenebilmesi için zorunlu olduğu özellikle dikkate alınmalıdır. Daha sonra yöreyi iyi bilen elverdiğince yaşlı, yansız, yerel ve uzman bilirkişi, tutanak bilirkişilerinin tümü, tarafların aynı yöntemle göstereceği tanıklar hazır olduğu halde taşınmaz başında yeniden keşif yapılmalı, 3402 Sayılı Kadastro Kanununun 20. maddesi hükmü uyarınca dayanılan vergi kaydı yerel bilirkişi yardımı, uzman bilirkişi eliyle yerine uygulanmalı, uygulamada kaydın revizyon gördüğü dava dışı taşınmazlar özellikle göz önünde tutulmalı, kayıtlarda tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalıdır. Uzman bilirkişiye kayıtlarda tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu yolla dava konusu taşınmazın dayanılan vergi kaydının kapsamında kalıp kalmadığı duraksamasız saptanmalı, dava konusu taşınmazın tümü yada bir bölümü dayanılan kaydın kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz yada taşınmaz bölümleri yönünden yeterli biçimde zilyetlik araştırması yapılmalıdır. Bu konuda zilyetliğin başlangıç günü, süresi ve sürdürülüş biçimi hakkında yerel bilirkişi ve tanıklardan olaylara dayalı bilgi alınmalı, tespit tutanağı bilirkişilerinin beyanları ile yerel bilirkişi ve tanık beyanları arasında aykırılık bulunduğu takdirde tüm tespit tutanağı bilirkişileri de taşınmazlar başında ayrı ayrı dinlenerek, çelişki giderilmeli, uzman bilirkişiden keşfi izlemeye, bilirkişi sözlerini denetlemeye imkan verecek şekilde ayrıntılı, gerekçeli rapor alınmalı, mahkemece dava konusu taşınmazın kadim mera olup olmadığını değerlendirmeli, mera olmadığı sonucuna varıldığı takdirde davacı tarafın tutunduğu vergi kaydının değişebilir ve genişletilmeye elverişli sınırlı olduğundan miktarı ile geçerli olacağı hususu düşünülmeli, vergi kayıt miktar fazlası için de yeterli şekilde zilyetlik ve belgesiz araştırması yapılmalı, bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna uygun bir karar verilmelidir. Mahkemece böylesine bir araştırma ve soruşturma yapılmaksızın yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...’ın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan 82,80 TL harcın istem halinde davacı ...’a iadesine, 12.07.2010 gününde oybirliği ile karar verildi.