T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1101 KARAR NO : 2025/2034 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2022 NUMARASI : 2014/486 Esas 2022/225 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 02/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/12/2025 Davalı vekilleri tarafında…
T.C. İZMİR BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2022/1101 KARAR NO : 2025/2034 KARAR TARİHİ : 02/12/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 13/04/2022 NUMARASI : 2014/486 Esas 2022/225 Karar DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) BAM KARAR TARİHİ : 02/12/2025 KARAR YAZIM TARİHİ : 02/12/2025 Davalı vekilleri tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ve cevaba cevap dilekçesi ile; Müvekkilinin sürekli edimleri içerir ticari ilişki çerçevesinde davalı şirkete piliç eti ve ürünleri sattığını, bu ticari ilişkiden dolayı davalının 450.070,79 TL borcu doğduğunu, müvekkili şirketin Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/41 E.sayılı dosyasında iflas erteleme talebinde bulunduğunu ve Temmuz başı itibari ile iyileştirme projesi çerçevesinde şirketin faaliyetinin devam ettiğini, alacağın tahsili için Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/8483 E.sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve yersiz itirazı üzerine takibin durdurulduğunu bildirerek, sözü edilen icra takibine vaki itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında imzalanan genel satın alma anlaşması gereğince müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların münhasır delil olduğunu; müvekkili şirket ve davacı taraf arasındaki “iade şartlı ürün satım sözleşmesi”nin çerçeve sözleşme niteliğinde olduğunu, davacı tarafın müvekkili şirketi zarara uğratma çabası içerisine girerek 2010-2011 yılları ticari kayıtlarına itiraz ettiğini bildirerek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk Derece Mahkemesince "Taraflar delil ve belgelerini ibraz etmişler, Karşıyaka 2. İcra Müdürlüğü'nün 2013/8483 E.sayılı dosyası celbedilmiş, taraflara ait ticari defter kayıt ve belgeler incelenmek suretiyle muhasebe uzmanı ...-Hukuk Fakültesi öğretim üyesi .... imzalı 26/03/2014 havale tarihli bilirkişiler kök raporu, 20/05/2015, 31/08/2020 ve 28/01/2021 havale tarihli ek rapor, (talimat yoluyla) muhasebe uzmanı.... imzalı 11/11/2014 ön büro kayıt tarihli bilirkişi raporu, muhasebe uzmanı ...-emekli mali işler yöneticisi...-bilişim uzmanı ....imzalı 21/10/2021 havale tarihli bilirkişiler kök raporu ve 08/03/2022 uyap tanzim tarihli ek rapor alınmıştır. Dava, TBK.'nun 207 vd.madde hükümlerine göre açılmış mal tedarikine ilişkin satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye semen alacağının tahsili konusundaki icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı-tedarikçi ve davalı-alıcı arasında sürekli edimleri içerir ticari ilişkinin oluştuğu ve bu çerçevede davacı tarafından davalı şirkete piliç eti ve ürünlerinin satılıp teslim edildiği, Davacı şirket tarafından Bandırma 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/41 E.sayılı dosyasında iflas erteleme talebini içerir iflas davasının açıldığı, yargılama sırasında davacı şirketin iflasına karar verildiği, iflas kararının kesinleştiği ve Bandırma 1.İcra İflas Müdürlüğünün 2015/1 iflas sayılı dosyasında iflas tasfiyesinin yürütüldüğü ve ikinci alacaklılar toplantısının 29/11/2019 tarihinde gerçekleştirildiği, Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğü'nün 2013/8483 E.sayılı dosyası ile davacı-alacaklı vekili tarafından davalı-borçlu aleyhine 31.07.2013 tarihinde, 459.040,79 TL asıl alacak, 18.110,10 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 477.150,89 TL alacağın avans faizi ile birlikte tahsili yönünde genel haciz yoluna mahsus takip açıldığı, ödeme emrinin davalı-borçluya 01.08.2013 tarihinde tebliğ edildiği, davalı-borçlunun vekili aracılığıyla verdiği 06.08.2013 tarihinde verdiği borca itiraz dilekçesi üzerine takibin durduğu, iş bu davanın 1 yıllık yasal süre içerisinde açıldığı, Davacı şirket kayyım heyeti tarafından 01.10.2013 tanzim tarihli muvafakatname ile davaya muvafakat edildiği hususlarında ihtilaf bulunmamaktadır. Uyuşmazlık ve çözülmesi gereken sorun; davacı defterlerinin münhasır delil sözleşmesi niteliğinde olup olmadığı, icra takip tarihi itibari ile bakiye semen bedeli alacağının bulunup bulunmadığı, varsa tutarı; icra takip tarihinden önce davalının temerrüde düşürülüp düşürülmediği, temerrüde düşürülmüş ise takip tarihi itibari ile işlemiş faiz alacak miktarının ne olduğu noktalarındadır. TBK'nun 207.maddesi gereğince, satım akdinde satıcının asıl borcu malı alıcıya teslim ve mülkiyeti ona geçirmektir. Alıcının borcu ise, semeni yani malın bedelini ödemektir. Esas itibariyle ticari davalarda geçerli olan ticari delil sistemi gereğince, tarafların iddialarını ve savunmalarını "ticari defterler" ile ispat etmeleri mümkündür. Ancak, ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK m.222). İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (HMK m.190/1) Tüm dosya içeriği delil ve belgelerin, taraflara ait ticari defter kayıt ve belgelerin, BA-BS formlarının, olayın özellikleri ve şartlarının, taraflar arasındaki ilişkinin mahiyeti ve kapsamının, dosya içeriğine ve olaya uygun düşen ve diğer bilirkişiler raporlarını irdeleyen .... imzalı bilirkişiler kök raporu ve ek raporunun diğer raporlar ile bir bütün olarak değerlendirilmesi sonucunda; I-Mahkememizce 15/01/2014 tarihli celsede "...HMK.'nun 193/2.madde hükmü uyarınca, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olduğundan, davalı vekilinin müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların münhasır delil olduğu yönündeki itirazının reddine...Davalı vekili tarafından bu celse sunulan sözleşmeler HMK.'nun 140/5.madde hükmünde öngörülen aşamada ibraz edilmiş olduğundan, bu yöndeki davacı vekili itirazının REDDİNE..." karar verilmiş ve bu yöndeki davalı savunması ve davacı itirazına itibar edilmemiştir. II-Davanın esasına gelince; Davacı defter kayıtlarına göre: 2011 yılı başında davacı alacağının 1.736.062,80 TL, dava ve icra takip tarihi itibariyle alacağının 459.040,79 TL; davalı defter kayıtlarına göre 2011 yılı başında davacı alacağının 1.530.198,33 TL, dava tarihi itibariyle 10.997,99 TL, inceleme dönemi başında tarafların cari hesapları arasındaki farkın 205.864,17 TL, 2013 yılı dava tarihine göre ise farkın 448.042,80 TL olduğu, Davacı tarafça 04/01/2012-17/01/2013 tarihleri arasında düzenlenen 30 adet ve 128.990,32 TL toplamındaki faturaların ve davacı tarafından yapılan 6.984,00 TL miktarındaki ödemenin davalı kayıtlarında gözükmediği; davalı tarafça 06/01/2011-28/12/2013 tarihleri arasında düzenlenen 82 adet ve 296.452,74 TL toplamındaki faturaların davacı kayıtlarında gözükmediği, 2013 yılı takip ve dava tarihine göre taraf kayıtları arasındaki 448.042,90 TL miktarındaki toplam fark içerisinde yer alan; davacı kayıtlarında gözükmeyen davalı faturaları toplam bedelinin 296.452,74 TL, davalı kayıtlarında gözükmeyen davacı faturaları toplam bedelinin 128.990,32 TL, davalı kayıtlarında gözükmeyen davacı ödemesinin 6.984,00 TL, toplam farkın 432.427,06 TL olduğu anlaşılmaktadır. Bu çerçevede, davacı .... A.Ş.kayıtlarına göre davacının davalıdan alacağının 459.040,79-128.990,32=330.050,47 TL olduğu, davacı tarafın 128.990,32 TL toplam tutarlı 30 adet fatura içeriği ürünleri davalıya teslim ettiğini ispatlayamadığı, keza davalı tarafından düzenlenen 296.452,74 TL toplam tutarlı 82 adet fatura içeriği iş ve hizmetlerin davacı lehine yapıldığı hususunun ispatlanamadığı, davalı şirket kayıtlarına göre davalı şirket tarafından ibraz edilemeyen ve davacının kayıtlarında bulunmayan davalının kestiğini iddia ettiği satış faturalarının kayıtlarından arındırılması gerektiği, Buna göre davalı .... A.Ş.kayıtlarına göre davacıya borcu 10.997,99 TL ve davalı kayıtlarında olup davacı kayıtlarında olmayan davalının düzenlediği faturalar toplam bedeli 296.452,74 TL olmak üzere toplam davalı borcunun 307.450,73 TL olduğu, aradaki farkın 22.599,74 TL (=330.050,47 TL-307.450,73 TL) olduğu, Böylece ticari delil sistemi gereğince tarafların karşılıklı olarak kestiği faturalar içeriği ürün ve hizmetlerin yapıldığının ispatlanamaması hususları da dikkate alınarak, davalının takip tarihi itibariyle davacıya 307.450,73 TL bakiye mal bedeli borcunun bulunduğu kanaatine varılmıştır. Hesaplamalar arasındaki 22.599,74 TL lik farktan 6.984,00 TL tutarlı havale düşüldüğünde kalan 15.615,74 TL taraf ticari defter kayıtları arasındaki farkı göstermektedir. İnceleme dönemi olan 2011 yılı başı ve öncesinde taraflara ait kayıtların tutmadığı, taraf defter kayıtlarının 16.000 kaydı aşkın olduğu ve karşılaştırma yaparken yüzlerce küçük farklı kalemlerin (kuruş ve 3,00 TL nin altındaki farklar) belgelerine bakarak doğrularının tespiti ve hatalı kayıtların farklarının ayrıştırılmasının mümkün olmadığı ve 3,00 TL nin altındaki farkların gözardı edilmesi gerektiği, başka şekilde tarafların kayıtlarının karşılaştırarak sonuçlandırmanın mümkün olmadığı sonucuna ulaşılmıştır. III-Dava dayanağı icra takip talebinde faiz başlangıcının 30/04/2013 tarihi olarak gösterilmesine ve davacı tarafından davalı hakkında düzenlenen en son fatura tarihinin 20/02/2013 tarihli olmasına ve davalı defterine kayıtlı en son faturanın işli olduğu tarihin de 20/02/2013 olmasına ve hüküm altına alınan alacağa dair faturaların davalıya ait ticari defter kayıtlarında işli olmasına, ilgili faturaların davalı tarafından alınmasını takiben 30 günlük sürenin geçmiş olmasına göre; taraflar arasındaki ticari ilişkinin mahiyeti ve kapsamı, olayın özellikleri ve şartları, TTK'nun 1530.madde hükmü de dikkate alınarak takip talebinde belirtilen 30/04/2013 itibariyle davalının temerrüde düştüğü kanaatine varılmış, bu tarihten icra takip tarihi 31/07/2013 tarihine kadar cari avansı oranları dikkate alınarak 9.705,75 TL işlemiş faiz alacağı hesaplanmıştır (307.450,73x51x 13,75/365x 100=5.906,84 TL; (307.450,73x41x11/365x100=3.798,91 TL; 5.906,84+3.798,91=9.705,75). Bu açıklamalar ışığında alacağın likit oluşu dikkate alınarak aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir." şeklindeki gerekçe ile;"Davanın Kısmen Kabulüne, Davalının Karşıyaka 2.İcra Müdürlüğünün 2013/8483 E.sayılı dosyası ile yapılan takibin 317.156,48 TL'lik kısmına yönelik haksız İtirazının İptaline, Takibin bu miktar üzerinden ve asıl alacak tutarı 307.450,73 TL'na takip tarihinden itibaren artan ve eksilen oranlarda avans faizi yürütülerek devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, İİK’nun 67/2 maddesi gereğince, % 20 icra-inkar tazminatı 63.431,29 TL'nin davalıdan alınarak, davacıya verilmesine." karar verilmiştir. İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının hem usule hem maddi hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf isteminde bulunulduğunu, taraflar arasındaki Satış Sözleşmesi’nde,....’nın ticari defter ve kayıtlarının tek delil olacağına dair açık bir delil sözleşmesi olduğunu, buna rağmen mahkeme, davacı tarafın defterleri esas alınarak düzenlenen bilirkişi raporunu hükme dayanak yaptığını, bu durumun HMK m.193’a açık aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını, hangi faturaların uyuşmadığını, hangi kayıtlardan fark doğduğunun açıklanmadığını, sadece toplam farklar yazılarak hüküm kurulduğunu, ayrıca davacının takip öncesi temerrüt ihtarı olmadığını bu nedenle takip tarihinden önce faiz işletilmesinin hukuka aykırı olduğunu, bilirkişi ek raporu dahi temerrüt olmadığının görüşünde olduğunu, mahkemece hükmedilen %20 icra inkâr tazminatının da hukuka aykırı olduğunu, çünkü alacağın likit olmadığının açık olduğunu, hesaplama için bilirkişi incelemesi yapılmış olmasının bile likiditeyi ortadan kaldıracağını, tüm bu nedenlerle kararın kaldırılmasını, davanın reddini ve davacının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesi talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir. HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına; incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına; mahkemece hükme esas alınan 21.10.2021 tarihli bilirkişi heyeti raporu ve aynı heyet tarafından düzenlenen ek raporun denetime elverişli ve açık, dosya kapsamına uygun olmasına, HMK.'nun 193/2.madde hükmü uyarınca, taraflardan birinin ispat hakkının kullanımını imkansız kılan veya fevkalade güçleştiren delil sözleşmeleri geçersiz olduğundan, davalı vekilinin müvekkiline ait ticari defter ve kayıtların münhasır delil olduğu yönündeki itirazlarının yerinde olmamasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden 6100 Sayılı HMK m. 353/1-b-1 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/04/2022 tarih, 2014/486 Esas ve 2022/225 Karar sayılı kararına karşı davalının istinaf başvuru sebeplerinin HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, İstinaf kanun yoluna başvuran davalı taraftan alınması gereken 32.621,66 TL istinaf nispi karar harcından başlangıçta alınan 5.335,54 TL'nin mahsubu ile eksik yatırılan 27.286,12 TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf masrafının üzerinde bırakılmasına, Artan gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, İstinaf yargılamasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde HMK'nın 353/1-b-1. maddesi uyarınca yapılan inceleme sonucunda; HMK'nın 361/1. maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/12/2025