6. Ceza Dairesi 2013/931 E. , 2013/6062 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, kasten yaralama HÜKÜM : Kısmen mahkumiyet, kısmen beraat, kısmen hüküm kurulmasına yer olmadığına Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2012 tarihli kenar yazısı ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Süresinden sonra olan v…
**6. Ceza Dairesi 2013/931 E. , 2013/6062 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇLAR : Yağma, kasten yaralama HÜKÜM : Kısmen mahkumiyet, kısmen beraat, kısmen hüküm kurulmasına yer olmadığına Yerel Mahkemece verilen hüküm sanık ... savunmanı tarafından duruşmalı olarak da temyiz edilmekle; Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 26.12.2012 tarihli kenar yazısı ile Daireye gönderilerek, başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü: Süresinden sonra olan ve ayrıca hükmolunan cezanın miktarına göre, sanık ... savunmanının duruşmalı inceleme isteminin, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi aracılığıyla 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca REDDİNE, Sanık ... sanıklar ... ve ... haklarında temyiz itirazlarının incelemesinde: Diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 1-Oluş ve dosya içeriğine göre; sanık ...'in, Sulh Ceza Mahkemesinde doğru olduğunu belirttiği kolluk ve duruşmadaki savunması ile yakınan ...'ün 05.10.2005 günlü anlatımı ve tüm dosya içeriğinden, marangozluk yapan sanık ...'in 7-8 yıldır tanıdığı yakınandan zaman zaman faiziyle borç para alıp bunları ödediği, en son peyderpey toplam aylık % 20 faiz ile 1.250 lira borç para alıp karşılığında 1.500 lira tutarında senet verdiği, zamanında ödeme yapamadığı için birkaç ay sonra 1.500 lira tutarında açık ikinci senedi verdiği ve akabinde yaklaşık bir ay sonra 500 mark ödeme yapıp, Esnaf Kefalet Kooperatifinden çektiği 1.500 lira kredi parasını yakınana verdiği, ayrıca yakınanın evine toplam 1.000 değerinde dolap ve hilton banyo yaptığı, yine mahkemedeki ifadesinde de yukarıda belirttiği ve ödeme yaptığı miktarlara ek olarak ayrıca 600 TL ödeme yaptığına da yer verip, her şeye rağmen borcunu kapatamadığını, yakınanın kendisine "2-3 milyar para ve ayrıca 3-4 milyar tutarında senet vermesi karşılığında bir daha rahatsız etmeyeceğini" söylediği, ancak bu teklifi kabul etmeyerek, bedelini ödediğini düşündüğü senetlerini geri alabilmek için olay tarihinden takriben 25 gün önce yanında çalışmaya başlayan ve sanık ...'ın işi halletme önerisi üzerine, ... ve ...'nin kendilerini birer milyar vermesi karşılığında senetleri geri alacakları teklifini kabul edip, “...'ı sadece korkutun, yaralama, öldürme olmasın, çoluk, çocuğu var” diye söylediğini savunmuş, avukatı da 24.11.2005 günlü dilekçesinde müvekkilinin 2001-2002 yıllarında mali sıkıntıları olduğunu belirtmiş, Yakınanın evini bilen sanık ..., sanık ... ile beklemeye başlamış, Katılan ... ..., “Bakkaldan birşeyler alıp evine doğru yürüdüğü sırada, sanık ...'ın oto içinde kalıp sanık ...'nin polis kimliğini çıkarıp silah taşıyor, tefecilik yapıyormuşsun, karakola götüreceğiz” diye kendisini ...'ın da içinde bulunduğu otoya alıp ayrıldıklarını, yolda “Sanık ...'in borcunu ziyadesi ile ödediğini, elinde tuttuğu senetleri vermesini” istediklerini, kendisinin “...'ın borcu” var demesi üzerine de darp edip ellerini bağlayarak, para ve altın yüzüklerini alıp, otomobil bagajına kapatarak bir süre dolaştırdıklarını, belli bir noktaya gelince tekrar darp edip, nasıl bir özelliğe sahip olduğu saptanmayan iddiaya göre belli bir yükseklikteki yerden attıklarını söylemiş, mahkemede ise “Sanık ...'i, aynı mahallede oturması ve bir balkon işi yaptırması nedeniyle belli bir zamandan beri tanıdığını, mali sıkıntıya girmesi üzerine üç kez altın olarak borç verdiğini, sanığın para toplayınca ödediğini, dördüncü kez altın verdiğini, bunu ödemediğini, altın verince karşılığında senet aldığını, ödeme yapılmayınca senetleri takibe koyacağını bildirdiğini, olayların bundan çıktığını” ileri sürmüştür. Tanık ... ...; “Müdahil ...'ın eşi olduğunu, 270 gr altın bileziğini sanık ...'e borç verdiğini, sanık ...'e hilton banyo yaptırdığını, parasını anında defaten ödediğini”, Tanık Serdar Özgün; “Babasını eve gelmeyince ve cep telefonu ile ulaşamayınca, sanık ...'i dükkan ve evinden aradığını, babasını sormasına rağmen bilgi alamadığını”, Tanık ...; “Katılan ...'ın sanık ...'e borç verdiğini, ...'in, bir buçuk milyar kredi kullanıp onu katılana verdiğini”, Tanık ...; “Katılanın tefeci olduğunu, hatta ondan 1989-1991 yıllarında borç para aldığını, sanık ...'in katılana hilton banyo ve mutfak yapıp götürdüğünü, ayrıca kısmen elden ödeme yaptığını”, Söylemişlerdir. Katılan vekili dosyaya, müvekkiline ait fotoğraflar ile “Alacak miktarı 360 milyon TL olan, alacaklısı ..., borçlusu ...” ve “Alacak miktarı 180 milyon TL. borçlusu ... (alacaklı kısmı boş) olan” iki senet sunmuştur, Ayrıca, herbiri bir buçuk milyar kıymetinde (1500 YTL) iki senet sunulduğu anlaşılan dosyada; iddia, savunma ve delillerin herbiri ayrı ayrı değerlendirilip, karar yerinde tartışılıp, birini diğerine üstün kılan nedenler belirlenip, sonucuna göre hukuki vasfın ve sonucuna göre lehe yasanın saptanacağı kuralı dikkate alındığında, Sanık ...'in 2001-2002 yıllarında mali sıkıntıya düşmesi üzerine katılan ...'dan borç aldığı, zaman zaman ödemede bulunduğu, en son katılan ve eşi ...'ın ortak açıklamalarına göre; 270 gr altını borç olarak verildiği, karşılığında bir buçuk milyar kıymetinde iki senet alındığı, bunun ödenmediği iddia edilmektedir. 270 gr altının, borç verildiği dönemde ödeme süresine göre olağan, makul değerinin neden ibaret olduğu belirlenip, katılan avukatınca benimsenen 360 milyon ve 180 milyon kıymetindeki iki senedin ise hangi nedenle katılana verildiği ve elinde bulunduğu, yakınanın mutfak dolabını sanığa yaptırıp yaptırmadığı, sanık tarafından ödendiği ileri sürülen paranın neden ibaret olduğu ve borcu karşılayıp karşılamadığı; sanık tarafından belirtilen şekilde bir kredi kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmış ise ne zaman ve hangi talep ile sağlandığı, geri ödeme yapılıp yapılmadığı ve katılan hakkında tefecilik ile ilgili herhangi bir dava ve/veya soruşturma olup olmadığı, taraflar arasında yasal bir hukuki ilişki bulunup bulunmadığı, varsa neden kaynaklandığı, bu hukuki ilişki nedeniyle doğan borç ve varsa ödemelerin uyum ve mutabakatı duraksama yaratmayacak şekilde saptanıp sonucuna göre, delillerin bir bütün halinde taktiri ile hukuki vasıf ve uygulanacak lehe yasa belirlenmeden, sanık ... ile ilgili olarak yazılı şekilde uygulama yapılması; 2-Sanıklar ... ve ...'nın, katılan ... Özgünden, sanık ...'in borçlu olduğu senetleri almaya yönelik yağmaya teşebbüs suçundan eylem bölünerek yazılı şekilde uygulama yapılmış ise de; Sanıklar ... ve ...'nın, yukarıda anlatılan biçimde suça konu senetleri alabilmek için sanık ... Batıbekle yaptıkları anlaşma çerçevesinde katılanı, polis olduklarını söyleyerek araca bindirip, gece vakti üzerinde bulunan suça konu eşyayı yağmalarından sonra, ellerini kravatla bağlayarak, aracın bagajına koyduklarının anlaşılması karşısında; eylemlerinin, suç tarihinde yürürlükte bulunan 765 sayılı TCK'nın 499/1-son maddesi ile 01.06.2005'te yürürlüğe giren 5237 sayılı TCK'nın 149/1-c,-h,109/2,109/3-b maddeleri kapsamında kaldığı gözetilmeden,yazılı şekilde hüküm kurulması, 3-Oluş ve dosya içeriğine göre; sanıklar, ... ve ...'nın evine giden katılana polis kimliği gösterip araca bindirerek sanık ...'in borçlu gözüktüğü bir milyar beş yüz milyonluk iki adet açık senedi istemek suretiyle uzun süre gezdirdikleri, üzerinde bulunan para ve eşyayı aldıkları, kravatla ellerini bağlayıp bagaja koydukları, Kuşadası'na gittikleri; katılanın anlatımı ve bu anlatımı destekleyen dosyadaki resimlere göre; deniz kenarında uçurumun önünde telle boğazını sıkıp, elleri bağlı şekilde uçurumdan aşağı attıkları, belirtip, zeytin ağacına takılarak düşmekten kurtulması; 30.09.2005 günlü adli tıp uzmanınca düzenlenen raporda, hayati tehlikeye maruz bırakmayan, 25 gün iş ve güç kaybına neden olan, çehrede sabit eser oluşturmayan kemik kırığının hayati fonksiyonlara etkisinin orta (2) derece olduğu, sol frontal bölge üst kısmında, 5-6 cm uzunluğunda, sol frontal bölgede 3cm, künt travmaya bağlı cilt yaralanmaları, mandibula sol kondil kırığı, göz kapaklarında ekimoz, sol yanakta ağrı ve şişlik şeklinde ekimozların tespit edildiği, olaydan sonra, sanık ...'in kollukta alınan 10.08.2002 tarihli ifadesinde, “... ...'ın senedi alamadıklarını söyleyip, katılanı çukura attık, tamam buraya gelemeyecek, sen rahat ol dediğini” belirtmesi karşısında; olay yerinde yapılacak keşifte elde edilen bulguların da değerlendirilmesi suretiyle sanıkların eyleminin kasten öldürmeye teşebbüs suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken, yazılı biçimde uygulama yapılması, 4-Sanıkların, TCK’nın 53. maddesinin 2. fıkrası uyarınca hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar aynı maddenin 1. fıkrasında öngörülen hakları kullanmaktan yoksun kılınmasına, aynı maddenin 3. fıkrası uyarınca da kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri açısından, söz konusu yasaklamanın koşullu salıverilen sanıklar hakkında uygulanmamasına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm kurulması; 5-5271 sayılı CMK'nın 326/2. maddesi uyarınca birlikte işlenmiş suç nedeniyle mahkum edilmiş olan sanıkların yargılama giderlerinden sebebiyet verdikleri oranda ayrı ayrı sorumlu tutulmaları gerektiğinin gözetilmemesi, 6-5275 sayılı Yasanın 99/1. maddesi gereğince, hükmolunan her bir cezanın diğerinden bağımsız olduğu ve varlıklarını ayrı ayrı koruyacağı gözetilmeden, cezaların toplanması suretiyle yazılı biçimde hüküm kurulması, 7- Uygulamaya göre de; Kasten yaralama suçundan kurulan hüküm açısından; a)5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddeleri uyarınca, 765 sayılı Yasanın 456/2 ile 5237 sayılı Yasanın 86/1, 87/3. maddelerine göre sanıklar yararına olan hükmün, önceki ve sonraki kanunların ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak ortaya çıkan sonuçların birbiriyle karşılaştırılması suretiyle bulunacağı gözetilmeden, yazılı şekilde eksik ve denetime olanak vermeyecek biçimde hüküm kurulması, b)Lehe olan hükmün, 765 sayılı TCK ve 5237 sayılı TCK’nın ilgili bütün hükümleri olaya uygulanarak, ortaya çıkan sonuçların birbirleriyle karşılaştırılması suretiyle belirleneceği gözetilmeyip, 765 sayılı Yasanın lehe kabul edilerek hüküm kurulduğu halde; 5237 sayılı TCK'nın 53/1. maddesinde düzenlenen hak yoksunluklarının uygulanması suretiyle 5237 sayılı TCK'nın 7/2 ve 5252 sayılı Yasanın 9/3. maddelerine aykırı biçimde karma uygulama yapılması, Bozmayı gerektirmiş, katılan ... ... vekili ile sanıklar ... ve ... ile ... savunmanları ile sanık ...'nın temyiz itirazları ile tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenlerle BOZULMASINA, 13.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.