T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/160 KARAR NO : 2026/25 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/620 KARAR NO : 2021/1015 KARAR TARİHİ: 22/10/2021 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı veki…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/160 KARAR NO : 2026/25 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : 2020/620 KARAR NO : 2021/1015 KARAR TARİHİ: 22/10/2021 DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında Danışma ve Temizlik Hizmet Alım Sözleşmesinin imzalandığını, müvekkili tarafından edimlerin yerine getirildiğini, verilen hizmet karşılığı düzenlenen faturalar davalı şirkete iletilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediğini, alacağın tahsili için davalı aleyhine Bakırköy 3. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalının haksız ve mesnetsiz olarak kötü niyetle icra takibine itiraz ettiğini ve takibin durduğunu, davalının itirazının haksız ve yersiz olduğunu beyan ederek; itirazın iptaline, takibin devamına karar verilmesini ve %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında iddia edildiği gibi sözleşme imzalanmadığını, davalının bahsedilen sözleşmeyi dava dışı ... ... Hiz. A.Ş. ile imzalandığını, bu şirketin yeni unvanının ... ... A.Ş. olduğunu, dava dışı ... ... Hiz. A.Ş. ile imzalanan sözleşmede davalının vadesi gelen ve muaccel olan bir borcunun olmadığını, bu sözleşme ilişkisinde ... ...'in üzerine düşen sözleşmesel edimlerini ifa etmediğini, davacı ile davalı arasında imzalanan bir sözleşme mevcut olmadığından davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, her ne kadar Davacı ... Yönetim ile Davalı ... Turizm arasında imzalanan bir sözleşme mevcut olmasa da ... ... ... A.Ş ile imzalanan sözleşmede hizmet nedeniyle çalışanlarının tüm maaş ve diğer haklarının dava dışı ... ... tarafından ödeneceğinin düzenlendiğini ancak çalışanlarının işçilik alacakları ödenmeyerek sözleşmeye aykırı davranıldığını ve hizmet alacağının bu nedenle muaccel hale gelmediğini, işçilik alacaklarının ödenmemesi sebebi ile hali hazırda 8 arabuluculuk görüşmesinin derdest olduğunu, tüm bu açıklamaların Davacı ... Yönetim ile Davalı ... Turizm arasında imzalanmış bir sözleşme olması halinde de geçerli olacağını beyanla davanın usul ve esastan reddini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; ''...taraflar arasında davalı şirketin danışma yönlendirme personeli, çay servis personeli ve temizlik ... alım işi konulu Hizmet Alım Sözleşmesinden kaynaklı ticari bir ilişki bulunduğu, bu ilişki kapsamında davacı tarafça düzenlenen fatura bedellerinin davalı şirket tarafından ödenmediği, 21/05/2021 tarihli bilirkişi raporuna göre tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemede davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 5 adet toplamda 35.483,72-TL tutarlı faturadan bakiye 34.099,34-TL alacaklı olduğu, davacı şirket tarafından düzenlenen tüm faturaların da davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında bulunduğu, taraf ticari defterlerinin alacak noktasında birbiri ile uyumlu olduğu, taraflar arasında düzenlenmiş sözleşmenin 6.3 maddesi gereği "düzenlenen faturaların tebliğini müteakiben 5 iş günü içinde ...'in bildireceği banka hesabına EFT veyahut havale ile ödenecektir" maddesi çerçevesinde davacının davalıya düzenlemiş olduğu faturaların e-fatura olduğu ve e-faturaların düzenlendiği gün ve saatte karşı tarafın sistemine düştüğü nazara alındığında davacının düzenlediği faturaların aynı gün tebliğ edildiğinin kabul edilebileceği, bu itibarla faturaların tebliğ tarihini müteakip 5 iş günü sonrasının temerrüt tarihi olduğunun kabulü ile; %15 ticari temerrüt faiz oranı üzerinden yapılan hesaplama sonucunda takip öncesi 796,75-TL işlemiş faiz hesabı yapıldığı, taraflar arasında ticari bir ilişkinin mevcut olduğu ve dava konusu alacağın dayanağı olan faturalar ile muhteviyatındaki hizmetlerin davalı şirkete teslim edildiği, davalı vekili her ne kadar sözleşmenin ... A.Ş ile imzalandığı yönünde savunma yapmış ise de; davacı tarafça sunulan sözleşmedeki imza ve kaşeye itiraz edilmediği, davacı şirket tarafından düzenlenen faturaların davalı şirket ticari defter ve kayıtlarında yer alması karşısında davalı vekilinin bu yöndeki savunmasına itibar edilmeyerek ve tüm bu nedenlerle; davacının davasının kısmen kabulü ile davalının Bakırköy 3. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasındaki itirazının kısmen iptali ile, takibin 34.099,34-TL asıl alacak ve sözleşme hükümlerine göre hesaplanan 796,75-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 34.896,09-TL üzerinden devamına karar vermek gerekmiş, icra takibine konu alacağın davalı tarafından bilinebilir, hesaplanabilir ve likit olduğu anlaşıldığından, asıl alacağın % 20'si oranında, borçlu davalının icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine..." karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında inceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılmış, kamu düzenine aykırılık olup olmadığı ise re'sen gözetilmiş ayrıca HMK'nın 357. maddesindeki "İlk derece mahkemesinde ileri sürülmeyen iddia ve savunma istinafta dinlenemez ve istinafta yeni delillere dayanılamaz" kuralı nazara alınmıştır. Dava, tacirler arası hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Bakırköy 3.İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra dosyası incelendiğinde; davacı tarafından, davalı aleyhine faturadan kaynaklanan toplam 35.067,79 TL alacağın tahsili için takip başlatıldığı, ödeme emrinin tebliği üzerine davalının süresi içerisinde borca itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, davanın İİK'nın 67.maddesi uyarınca yasal sürede açıldığı tespit edilmiştir. Taraflar arasında imzalanan sözleşme ve düzenlenen faturalar dosyaya ibraz edilmiştir. Davalı her ne kadar sözleşmenin dava dışı ... ... Hiz. A.Ş. ile imzalandığını ileri sürmekte ise de, dosyaya sunulan sözleşmede tarafların "..." olarak anılan davacı ... ... ... A.Ş. ve "..." olarak anılan davalı ... Turizm İnşaat Madencilik Ticaret A.Ş. olduğu tespit edilmiştir. Sözleşmenin konusunu ise "danışma yönlendirme, çay servisi, temizlik" işleri oluşturmaktadır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/4521 E. 2016/549 K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27/062003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 10/02/2016 tarihli 2015/4576 E. 2016/621 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 08/02/2016 tarihli 2015/5485 E. 2016/550 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 09/12/2015 tarihli 2015/2467 E. 2015/7975 K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/01/2016 tarihli 2015/4473 E. 2016/19 K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir. Taraflara ait ticari defter ve kayıtlarında yapılan inceleme neticesinde düzenlenen raporda; taraflara ait ticari defterlerin usulüne uygun tutulduğu, takibe konu edilen faturaların her iki taraf defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının ticari defterlerine göre takip tarihi itibariyle davalıdan 34.099,34 TL alacaklı, davalının ise davacıya 34.099,34 TL borçlu olduğu, davacının davalıya düzenlemiş olduğu faturaların e-fatura olduğu, e-faturalar düzenlendiği gün ve saatte karşı tarafın sistemine düştüğünden aynı gün tebliğ edildiğinin kabul edilebileceği, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.3 maddesinde yer alan "düzenlenen faturaların tebliğini müteakiben 5 iş günü içinde ...'in bildireceği banka hesabına EFT veyahut havale ile ödenecektir" hükmü çerçevesinde faturaların tebliğ tarihini müteakip 5 iş günü sonrasının temerrüt tarihi olduğu ve takip öncesi faiz alacağının 796,75 TL olduğu, neticeten takip tarihi itibariyle davacının davalıdan 34.099,34 TL asıl alacak ve 796,75 TL işlemiş faiz olmak üzere 34.896,09 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Dava konusu sözleşme hükümleri incelendiğinde; davacının asli edimi sözleşme kapsamındaki ... vermek, davalının asli edimi ise hizmet bedelini ödemektir. Her ne kadar sözleşme kapsamında çalışan işçilere yapılacak ücret ödemelerinden davacı sorumlu ise de bu sorumluluk asli edime bağlı ve asli edim yükümlülüğünün ifasını alacaklı bakımından etkisiz kılacak nitelikte bir yan edim değildir. Bu nedenle bir kısım işçilik ücretlerinin ödenmediği gerekçesiyle alacağın muaccel hale gelmediği yönündeki davalı savunmasına itibar edilmemiştir. Mahkemece gerek davacı gerekse davalı defterlerinde yaptırılan inceleme neticesinde tanzim olunan bilirkişi raporunda takip ve dava konusu faturaların davalı defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir. Bu tespit karşısında hizmetin verildiği davacı tarafça ispatlanmış ve alacaklı olduğu sabit hale gelmiş, mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; kararda kamu düzenine aykırı herhangi bir husus tespit edilemediği gibi istinaf sebeplerinin yukarıda açıklanan gerekçelerle yerinde olmadığı, dosya kapsamına göre ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu kanaatine varıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 14/09/2021 tarihli 2021/10 E. 2021/61 K. sayılı ilamında; 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 2. maddesinde ifade edilen (1) sayılı tarifenin 1/e bendinde belirtilen işin esasının hüküm altına aldığı kararlardan anlaşılması gerekenin, ilk derece mahkemesi yerine geçilerek verilen ve icra kabiliyeti söz konusu olan kararlar olduğu, ilk derece mahkeme kararlarına dair istinaf başvurusunun esastan reddi yönündeki kararların ise icra edilebilir karar niteliğinde olmadığı için maktu harca tabi olduğu ifade edilmiştir. Somut dosya yönünden Dairemizce yapılan inceleme neticesinde verilen istinaf başvurusunun esastan reddi kararı icra edilebilir bir karar niteliğinde değildir ve ilk derece mahkemesi kararının geçerliliği devam etmektedir. İlk derece mahkemesi kararı kaldırılarak esas hakkında yeni bir karar verilmediği için emsal ilamda açıklanan hususlar Dairemizce de uygun bulunarak, davalı yönünden istinaf karar harcının maktu olarak belirlenmesi gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 3-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 622,93 TL'nin mahsubu ile bakiye 109,07 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davalıya ilk derece mahkemesince iadesine, 6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 14/01/2026