T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1700 - 2025/1904 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1700 KARAR NO : 2025/1904 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2022/35 E. - 2023/16 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2023/1700 - 2025/1904 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1700 KARAR NO : 2025/1904 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 10/01/2023 NUMARASI : 2022/35 E. - 2023/16 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali, Hükümsüzlük Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 10/01/2023 Tarih ve 2022/35 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davalı şirket tarafından 32.sınıf "Biralar; bira yapımında kullanılan preparatlar" mallarını kapsayacak şekilde gerçekleştirilen 2020/63776 sayılı “...” ibareli başvuruya yönelik itirazlarının nihai olarak 2021/M-10463 sayılı YİDK kararı ile reddolunduğunu, oysa ... ... A.Ş.’ye ait 76736 sayılı ve “...” ibareli markanın ... A.Ş.’ye devrine izin verilmesine dair Rekabet Kurulu’nun 25.08.2009 tarih ve 09-38/925-218 sayılı kararının, müvekkili şirket ... Pazarlama tarafından açılan dava sonucu Danıştay 13. Dairesi’nin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 Esas ve 2013/843 Karar sayılı kararı ile “devir alma nedeniyle ...’in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı” gerekçesiyle iptal edildiğini, kararın kesinleştiğini, anılan devir ve kesinleşmiş hüküm ile ilgili olarak daha önce Kurum'a sunulan dilekçelerde “... ile ... arasında imzalanmış marka devri sözleşmesinin geçerliliğinin Rekabet Kurulu’nun izin kararına bağlanmış olduğunu, Rekabet Kurulu’nun izin kararının Danıştay tarafından iptaliyle birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin geçerlilik şartının sağlanamaması nedeniyle sözleşmenin baştan itibaren kesin hükümsüz hâle geldiğini, kesin hükümsüzlük sonucu TÜRKPATENT nezdinde ... adına gerçekleşmiş marka tescilinin de yasal dayanağını yitirdiğini, kesin hükümsüzlük nedeniyle tarafların birbirleriyle hukuki ilişkiye girmesinin ancak yeni bir sözleşme yapılması ile mümkün olabileceğini, taraflar arasında yeni bir sözleşme yapılmadan taraflardan herhangi birinin aralarında mevcut olmayan bir hukuki ilişkiye dayalı olarak hukuki bir işlem tesis edemeyeceğini, iptal kararlarının geriye yürümesi ve eski haline geri getirilmesi ilkeleri çerçevesinde, iptal edilen idari işleme dayalı olarak tesis edilmiş işlemlerin düzeltilmesinin zorunlu olduğunu, bu kapsamda ... adına mevcut “yolsuz” tescilin de düzeltilmesinin gerektiğini, idarenin iptal edilen idari işlemden önce var olan ve bu işlemle değiştirilmiş bulunan hukuki durumu sağlamakla yükümlü bulunduğunu, iptal kararının yalnızca dava konusu edilen idari işlem üzerinde etki yaratmakla kalmayacağını, ona bağlı olarak tesis edilen diğer işlemleri de yapıldıkları tarihten itibaren ortadan kaldırarak tesis edilmemiş hale getireceğini, ... ile ... arasında imzalanan sözleşmenin hiçbir şekilde geçerlilik kazanmamış ve hükümsüz kalmış bulunduğunu, 1980/76736 numaralı ve “...” ibareli markanın ... A.Ş.’ye devrine izin verilmesine dair Rekabet Kurulu kararının iptaline ilişkin kesinleşmiş Danıştay kararının uygulanması suretiyle, sicildeki kaydın düzeltilmesi adına 17.12.2018 tarihinde 2018-GE-541760 sayılı yazıyla TÜRKPATENT’e başvuruda bulunduklarını, davalı ...’in, anılan yargı kararının ve TÜRKPATENT’in eski hale getirme işleminin etkisini ortadan kaldırmak amacıyla, yani kötüniyetle 16.06.2020 tarihinde "..." ibareli 32.sınıf ürünleri içeren davaya konu başvuruda bulunduğunu, TÜRKPATENT YİDK’nin, müvekkilinin kesinleşmiş yargı kararı gereği olan hukuka uygun eski hale getirme istemlerini kabul etmesi gerekirken 2020-M-7734 sayılı kararla reddettiğini, ... Pazarlama tarafından anılan YİDK’nın 2020-M-7734 sayılı kararının iptali istemiyle Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2020/342 esas sayılı dosyasında iptal davasının ikame edildiğini, davanın derdest olduğunu, davalının çok açık bir şekilde kötü niyetli olduğunu ve verilen yargı kararlarının sonuçlarını dolanmaya çalıştığını, davalının, hukuken devren bile sahip olamayacağı markayı, bu kez tescil yoluyla elde etmeyi planladığını, kötüniyetli başvuruların tespitinde, başvuru sahibinin, markanın tescil edilmesi için başvuruyu yaptığı tarihteki niyetinin dikkate alınmasının gerektiğini, 2020/63776 sayılı marka tescil başvurusunun, başvurucu şirkete devrinin kanuna aykırı olduğu tespit edilen "..." ibaresini içerdiğinden ve müvekkili aleyhine haksız rekabet yaratacağından, TTK m.54 ve devamı hükümleri gereği YİDK kararının da iptal edilmesinin ve kötüniyetli marka başvurusunun hükümsüz kılınmasının gerektiğini, davalı ...’in geçersiz hale gelen sözleşmeye dayalı olarak Rekabet Kuruluna başvurusu ve bunun üzerine tesis edilen RK 08.02.2019 tarihli kararı yok hükmünde olduğundan, anılan kararın işbu davada kendisi lehine kanıt olma vasfının bulunmadığını ileri sürerek, 2021/M-10463 sayılı YİDK kararının iptali ile dava konusu 2020/63776 sayılı markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. Diğer davalı Şirket vekili, 80/076736 sayılı “...” markasının devri için 15/08/2008 tarihinde marka devir sözleşmesi imzalandığını, devir kaydının 10/09/2009 tarihinde TÜRKPATENT tarafından siciline işlendiğini, ... tarafından çeşitli tarihlerde TÜRKPATENT’e sunulan dilekçelerle, ihtilafa konu devir kayıt işleminin iptal edilerek 076736 sayılı “...” markasının eski sahibi ... adına kaydının talep edildiğini, nihai olarak davacı taleplerinin 23/09/2020 tarih ve 2020-M-7734 sayılı kararla reddolunduğunu, Rekabet Kurulu’nun 09-38/925-218 sayılı kararına karşı açılan iptal davası neticesinde Danıştay 13. Dairesi 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 E.,2013/848 K. sayılı kararı ile Rekabet Kurulu’nun 09-38/925-218 sayılı kararının iptaline karar verildiğini, dayanak kararda marka devir sözleşmesinin geçersizliğinin hüküm altına alınmadığını, Danıştay kararının Rekabet Kurulunun vermiş olduğu izin kararına ilişkin olduğunu, bahse konu devir sözleşmesinin geçersiz olduğu yönünde herhangi bir mahkeme kararının da mevcut olmadığını, iptal kararı sonrasında 18.10.2018 tarih ve 7550 sayı ile Rekabet Kurumu nezdinde yeni bir bildirimde bulunulduğunu, 80/076736 sayılı “...” markasının müvekkili tarafından devralınması işlemine izin verilmesi yönünde karar tesis edilmesinin talep edildiğini, talep neticesinde ise Rekabet Kurulu’nun 2008 tarihli marka devir sözleşmesinin halen geçerli olduğunu teyit ettiğini, güncel ekonomik koşullar ve pazar payları göz önüne alındığında bu bildirim hakkında ilgili mevzuat gereğince izin verilmesini dahi gerektirecek bir durum olmadığı yönünde 07.02.2019 tarihli yeni bir karar da tesis ettiğini, 07/02/2019 tarihli Rekabet Kurulu kararının müvekkiline 12/02/2019 tarihinde tebliğ edildiğini, bu tebligatı takiben müvekkilinin 2020/63776 sayılı marka başvurusunda bulunduğunu, 07/02/2019 tarihli Rekabet Kurulu kararının iptali talebiyle ... SANAYİ ANONİM ŞİRKETİ tarafından Ankara 12. İdare Mahkemesi nezdinde dava açılmışsa da Ankara 12. İdare Mahkemesi 26/06/2020 tarih ve E:2019/1671, K:2020/864 sayılı kararıyla davayı reddettiğini, yine istinaf aşamasında da verilen karara karşı istinaf taleplerinin reddolunduğunu, 2009/52832 sayılı “...” ve 2009/52831 “... ...” markalarının reddi yönündeki Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu kararlarına karşı açılmış ve davacının gene ... PAZARLAMA A.Ş. olduğu davada Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi söz konusu Kurul kararlarını 11.03.2020 tarihli ve 2015/284E. 2020/83K. sayılı kararı ile iptal ettiğini, kararda Rekabet Kurulu’nun satış izin kararının iptal edilmesi halinde dahi, markanın önceki sahibine kendiliğinden dönmeyeceğini, başka ifadeyle sicilin düzeltilmesi ve markanın önceki sahibine dönmesinin ancak markanın ilk sahibinin açacağı bir dava sonucunda verilecek hüküm ile mümkün olabileceğini, ilgili devir sözleşmesinin hem şeklen hem de sözleşme şartları bakımından hukuken geçerli olduğunu, ayrıca TÜRKPATENT’in devrin sicile kaydı işleminin Rekabet Kurulu kararına bağlı olarak ya da ona dayanarak gerçekleştirilmediğini ve söz konusu kararın iptalinden de etkilenilmeyeceğini, müvekkilinin büyük maliyetlere katlanarak devraldığı 80/076736 sayılı “... birası” markasının ticari hayata ve kendi pazarlama stratejisine uygun güncel versiyonu için 2020/63776 sayılı marka için başvuru yaptığını, 80/076736 sayılı markanın devrinin Rekabet Hukuku açısından izne dahi tabi olmadığı yönündeki 07/02/2019 tarihli Rekabet Kurulu kararının müvekkiline tebliğ edilmesini takiben dava konusu marka başvurusunun yapılmasının en tabii hakları olduğunu, kötü niyet iddiasının somut dayanaktan yoksun olmasının yanı sıra söz konusu durumun tek başına başvuru için haklı sebep oluşturduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvuru yönünden SMK'nın 5/1-a,b,c,d,e,f bentlerinde düzenlenen mutlak tescil engellerinin söz konusu olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, ilk derece mahkemesince yalnızca mutlak ret nedenlerine yönelik bir incelemeye dayalı olarak eksik ve yanlış değerlendirmelerle davanın reddine karar verildiğini, dava konusu marka başvurusunun müvekkiline karşı yürütülen haksız rekabetin aracı olarak kullanılmak üzere kötüniyetle yapıldığına dair iddialarının inceleme konusu yapılmadığını, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 24/02/2022 tarih, 2020/6923 Esas, 2022/1234 Karar sayılı kararı ile, 76736 sayılı markanın devir işleminin iptali halinde "..." asli unsurlu marka tescil başvurusunun yedekleme amacıyla kötüniyetle yapıldığının kabulünün gerektiğini ifade eden kararın onandığını, bu kararın işbu dava bakımından kuvvetli delil niteliğinde bulunduğunu, ... ... A.Ş. ile ... ... San. A.Ş. arasındaki marka devir sözleşmesinin geçerliliğinin Rekabet Kurulu'nun izin kararına bağlı olduğunu, Danıştay'ın iptal kararı ile devir sözleşmesinin geçersiz hale geldiğini, davalı Şirket'in yargı kararlarını dolanmak ve etkisiz hale getirmek için "..." ibareli marka başvuruları yaptığını, hukuken devren bile sahip olamayacağı markaları bu kez tescil yoluyla elde etmeyi amaçladığını, başvurunun davalının piyasadaki hakim durumunu güçlendirerek müvekkiline karşı yürütülen haksız rekabetin aracı olarak kullanılmak üzere kötüniyetle gerçekleştirildiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE :1-Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışında kalan sair istinaf sebeplerinin esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. 2- Davacı vekilinin, marka başvurusunun kötüniyetle yapıldığına ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesine geçince, davalı şirketin, 2020/63776 sayılı "..." ibaresinin 32. sınıf mallarda tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının başvuruya SMK'nın 5 ve 6.maddelerine dayalı olarak gerçekleştirdiği itirazın nihai olarak YİDK'nin 30/11/2021 tarih, 2021-M-10463 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 01/12/2021 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 27/01/2022 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve davacı vekilinin istinaf itirazları gözetildiğinde, uyuşmazlık, dava konusu başvurunun, haksız rekabetin aracı olarak kullanılmak üzere 6769 sayılı SMK'nın 6/9.maddesi anlamında kötüniyetle yapılıp yapılmadığı noktasındadır. 6769 sayılı SMK'nın 6/9.maddesi uyarınca, kötüniyetle yapılan marka başvuruları itiraz üzerine reddedilir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 16.07.2008 gün ve 2008/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi marka hukukunda genel olarak kabul gören anlayışa göre, tescil yoluyla sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuru ve tesciller kötü niyetli olarak kabul edilmektedir. Dolayısıyla davalının başvurusunun davacı markalarıyla iltibas oluşturma ihtimalinin varlığının kabulü halinde, ayrıca tescille sağlanan marka korumasının amacına aykırı biçimde kötüye kullanılması yoluyla başkasının markasından haksız olarak yararlanmak veya gerçekte kullanılmayıp yedekleme, marka ticareti yapmak amacına ya da şantaja yönelik başvuruda bulunduğunun da ispatı gerekir. Kötü niyetin varlığı her somut olayın özellikleri göz önüne alınarak belirlenmelidir. Yine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 21.09.2005 gün ve 2005/11-501 E.-507 K. sayılı kararında da belirtildiği gibi Türk Medeni Kanunu hükümleri uyarınca iyiniyetin asıl, kötüniyetin istisna olması sebebiyle davalının kötüniyetli olduğunun delil ve gerekçelerinin gösterilmesi gerektiğinden davacı, davalının kötüniyeti bulunduğunu kanıtlamalı ve mahkemece de bunun delil ve gerekçesi gösterilmelidir. Somut olayda, Danıştay 13. Dairesi'nin, 26.03.2013 tarih ve 2009/6743 Esas ve 2013/848 K sayısı ile görülen dava neticesinde “devir alma nedeniyle ...'in pazardaki hakim durumunun daha da güçleneceği ve bu sebeple pazardaki rekabetin önemli ölçüde azalacağı" yönünde bir karar verilmiş ise de, bu karar sonrasında davalı ... tarafından yeniden yapılan başvuru sonucunda Rekabet Kurulu'nun 2018-3-75 / 19-06/54-20 sayılı kararı ile değişen güncel mevzuat düzenlemeleri de gözetilerek "Bildirim konusu işlemin, 2010/4 sayılı Rekabet Kurulundan İzin Alınması Birleşme ve Devralmalar Hakkında Tebliğ'nin 7. maddesinin birinci fıkrasında öngörülen ciro eşiklerinin aşılmaması nedeniyle izne tabi olmadığına" karar verildiği, bu karardan sonra davalının dava konusu başvuruyu gerçekleştirmiş olduğu, anılan kararın iptali talebiyle davacı tarafça yeniden dava açıldığı, açılan davanın Ankara 12. İdare Mahkemesinin 26.06.2020 tarih ve 2019/1671 E.-2020/864 K. sayılı kararıyla reddedildiği, bu kararın ise önce Ankara Bölge İdare Mahkemesi 8. İdare Dairesinin 02.12.2020 tarih ve 2020/1526 E.-2020/2037 K. sayılı kararıyla istinaf incelemesinden, ardından Danıştay 13. Dairesinin 21.11.2023 tarih ve 2021/696 E.-2023/4941 K. sayılı kararıyla temyiz incelemesinden geçerek kesinleştiği, davalının başkaca herhangi bir şekilde davacı ile haksız rekabete sebebiyet verdiği yönünde bir iddianın da dosyada mevcut olmadığı, sonuç olarak davalının dava konusu başvuruyu kötü niyetli yaptığının ispatlanamadığı kanaatine varılmıştır. Nitekim, yine davalı Şirket tarafından yapılan 2019/13611 sayılı benzer marka başvurusu hakkında aynı sebeplerle davacı Şirket'in açtığı davada, başvurunun kötüniyetli olmadığına dair verilen kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 09/07/2025 tarih, 2025/206 Esas, 2025/5016 Karar sayılı kararı ile onandığı anlaşılmıştır. Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan nedenlerle davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yanılgılı gerekçe ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru değilse de HMK.'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, davacı vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiş, davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer istinaf itirazlarının HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 10/01/2023 gün ve 2022/35 Esas - 2023/16 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 3-Davanın REDDİNE, 4-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 615,40-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 80,70-TL harçtan mahsubu ile bakiye 534,70-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 5-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan ve istinafa gelen aleyhine karar verilemeyeceğinden, ilk derece mahkemesinin karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 15.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 6-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 7-Davalılar tarafından yapılan bir yargılama gideri bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 179,90-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 16/10/2025 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 28/10/2025 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.