İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen “Kimyasal Gaz…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/348 KARAR NO : 2025/1557 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 30/11/2021 NUMARASI : 2017/834 Esas - 2021/1041 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 03/11/2025 Taraflar arasındaki İtirazın İptali davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında akdedilen “Kimyasal Gazlar Sözleşmesi” uyarınca müvekkilleri şirketin düzenli olarak davalıya sınai gaz tedariki yaptığını, taraflar arasında mutabık kalınan ticari ilişkiye binaen verilen hizmetlere ilişkin faturalar düzenlendiğini ve bu faturaların davalı tarafa tebliğ edildiğini, davalı şirketin kötü niyetle hareket ederek ödeme yükümlülüğünü ihlal ettiğini, müvekkilleri şirketin davalı şirketten 50.042,83 TL tutarında alacaklı olduğunu, 4. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı icra takibine vaki haksız itirazın iptali ile icra takibinin devamını, fazlaya dair hakların saklı kalması kaydıyla davalıdan %20'den az olmamak üzere icra inkâr tazminatını, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından dava dilekçesinde cari sözleşme yapıldığı iddia edilmişse de sözleşmeye dair herhangi bir yazılı belge bulunmadığını, cari hesap özeti olarak sunulan evraktaki tarihlerde ve miktarlarda yanlışlıklar olduğunu, davacının sözünü ettiği faturaların davalı yanca kabul edilmediğini, icra takibinin müvekkillerinin ticari faaliyetini sürdürdüğü adres olan Manisa'da açılması gerektiği için icra dairesinin yetkisine itirazını, davanın ön şart yokluğu nedeniyle usulden reddini, hukuki dayanaktan yoksun, haksız ve mesnetsiz işbu davanın esastan reddini, davacı aleyhine %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "...Huzurdaki davada davacı yan ile davalı arasında 01.07.2016 tarihli “Kimyasal Gazlar Sözleşmesi” akdedildiği görülmüştür. Davacı vekili vasıtası ile bu sözleşmeden kaynaklanan alacak için 14.08.2017 tarihinde borçlu aleyhine İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyası ile; 50.042,83 TL tutarında toplam alacağın fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla takip tarihinden itibaren fiili ödeme tarihine kadar asıl alacağa işleyecek Yıllık %10,5 ticari (reeskont avans) faizi ile, icra giderleri, avukatlık ücreti ile Borçlar Kanunu’nun 100. Maddesi uyarınca yapılacak kısmi ödemelerin öncelikle faiz ve masraflara mahsubuyla tahsilini talep etmişlerdir. Davalı yanın itirazı ile İstanbul 4. İcra Müdürlüğü’nün ... E. sayılı dosyasında takip durdurulmuştur. Dosya incelemelerimizde davacı yan ile davalı arasında 01.07.2016 tarihli “Kimyasal Gazlar Sözleşmesi” akdedildiği görülmüştür. Akdedilen sözleşmebirim fiyatlarının belirlendiği görülmektedir. Döviz kurlarının TL karşılığı olan veriler Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası döviz satış kurları esas alınarak oluşturulur. Ürünler ile ilgili olarak (i) devlet tarafından ve/veya (ü) mevzuat değişikliği neticesinde ve/veya (iü) Linde'nin tamamen ya da kısmen kontrolü dışında ortaya çıkan benzin/motor/yakıt, üretim stok masraflarındaki değişiklikler, ekonomik olağanüstü kriz vs. gibi ürün fiyatını etkileyecek şekilde vergi, rüsum ve benzeri giderler oluştuğunda Linde bu konuyu Müşteri'ye belgeleyecek ve Müşteri ile yazılı mutabakat oluşturarak Kg başına düşen yeni bir bedel saptayacaktır. Davacı defterlerinin, 6102 sayılı TTK.m.64/3, VUK. M 182 uyarınca tutulması zorunlu olan 2017 yılında E-Defter uygulamasına geçmiş olduğu, E-Defter uygulamasında yalnız Envanter Defterinin noter tasdikine tabi olduğu, davacının 2017 yılı Envanter defterinin açılış tasdikini yasal süresi içerisinde yaptırmış olduğu, bu itibarla HMK 222 md. ve 6102 sayılı TTK 64/3 md. gereğince mevcut haliyle davacının 2017 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu kanaatine varılmıştır. Davacının Ticari Defterlerinde Yapılan Tespitlerden Davacı ...Ş.'nin incelenen ticari defterlerinde davalı ile ticari ilişkisinin mevcut olduğu görülmüş olup, davacının davalı ile olan cari hesap kayıtları belirlenmiştir. Davacı yanın incelenen ticari defterlerinde; Davacı tarafından davalı adına 5 adet toplam 50.024,83 TL tutarlı fatura düzenlenmiş olup düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi (14.08.2017) itibariyle davalı yandan 50.042,83 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalının Ticari Defter Bilgileri Dava dosyasına 09.12.2019 tarihli talimat bilirkişi raporu ibraz edilmiş olup, ibraz edilen bilirkişi raporunda; “...Davalı tarafın 31.03.2018 tarihinde Resen Terk işlemine tabi tutulduğu ve hali hazırda faal mükellef olmadığı bilgisi alındığından davalı ticari defterleri üzerinde inceleme yapılmadığı...” belirtilmiştir. Davacının faturalardan bakiye cari hesap alacağına esas teşkil eden faturaların sunulmuş olduğu, davalı adına tanzim edilen mübrez faturaların e-fatura fatura şeklinde usulüne uygun olarak tanzim edildiği, faturalara icra takibinden önce davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı, davalının teslim ve faturaya ilişkin takip dosyasında da somut bir itirazının bulunmadığı, fatura içeriği malların davalı yana sözleşme şartlarına uygun şekilde teslim edildiği, bu itibarla davacının takip dayanağı cari hesap alacağına esas faturaların taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olarak düzenlendiği kanaati hasıl olmuştur. Bu durumda Davacı tarafından davalı adına 5 adet toplam 50.024,83 TL tutarlı fatura düzenlenmiş olup düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi 14.08.2017 itibariyle davalı yandan 50.042,83 TL cari hesap bakiye alacaklı olduğu kanaatine varılmıştır. Taraflar tacir olduklarından ilişkilerinde faiz esas olup, önceden kararlaştırılmasa bile faiz istenebilir. Bir alacağa faiz istenebilmesi için, ödeneceği tarihin net olarak belli olması veya belli değilse alacaklı tarafından çekilerek bir ihtar veya ihbar ile borçlunun temerrüde düşürülmesi veya icra takibine başvurulması gerekir. Dosyamızda davalının temerrüdüne dair bir belge ve iddia yoktur. Bu nedenle temerrüt takiple oluşmuştur. Zaten talepte bu yöndedir. Tüm bu nedenlerle asıl davanın kabulü ile davalının İstanbul 4 İcra Müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına yapılan itirazın kısmen iptali ile takibin 50.042,83.-Tl üzerinden devamına, takipten sonra asıl alacak olan bu miktara avans faizi uygulanmasına" karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafından dosyaya sunulmuş olan sözleşmede, yetkili mahkeme olarak birden fazla yer kararlaştırılmışsa da Kadıköy Mahkemeleri'nin yetkili kılınması sözleşmeyi yetki konusunda geçersiz kıldığını, böyle bir durumda genel yetki koşullarının uygulanması ve davanın müvekkili ... Kozm. Ticaret sicilde kayıtlı adresi olan Manisa Mahkemelerinde görülmesi gerektiğini, mahkemenın bu itirazlarını değerlendirmediğini, eksik inceleme ile karar verme yoluna gittiğini, mahkeme ayrıca "8 gün içerisinde itiraz edilmeyen fatura içeriği kabul edilmiş sayılır" maddesi gereğince itirazlarını değerlendirmediğini, her ne kadar kanun 8 gün içerisinde kabul edilmeyen faturanın içeriğini kabul olarak değerlendirse de, bunun kabule yönelik bir karine olduğunu ve aksinin her zaman ispatlanabileceğini, icra takibi ve davanın dayanağını teşkil eden faturaya 8 gün içerisinde itiraz edilmemesi, Yargıtay’ın konuyla ilgili içtihadında kabul edildiği üzere, mal tesliminin varlığına karine teşkil etmekte ise de, burada bir adi karine söz konusu olduğundan, davalının bu karinenin aksini yani malların teslim edilmediğini ispatlamasının mümkün olduğunu, ancak, mahkeme yaptığı yargılamada yetki itirazlarını değerlendirmediğini, gerekçeli kararına dayanak yaptığı karinenin aksini ispat imkanı vermediğini, davanın kabulüne ilişkin kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE:Dava, cari (açık) hesap alacağından kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir .İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul 4. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyasında, "cari hesap alacağı" sebebine dayalı olarak 50.042,83 TL alacağın tahsili istemiyle 14.08.2017 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca asıl alacak yönünden itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı taraf hem icra dairesinin yetkisine hem de mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Somut olayda taraflar arasında 01.07.2016 kimyasal gazlar sözleşmesi bulunmakta olup, sözleşmenin konusunun davalının sıvı gazların davacıdan satın alımına ilişkin olduğu, sözleşme 8.1. maddesinde taraflar arasında doğacak her türlü ihtilaflarda İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili olduğu, sözleşmenin 14. maddesinde ise taraflar arasında doğacak her türlü ihtilaflarda İstanbul Kadıköy mahkemeleri ve İcra Daireleri'nin yetkili olduğu düzenlenmiştir.İİK'nın 50. Maddesi "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." düzenlemesi içermektedir. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta HMK'nın yetkiye ilişkin hükümlerince değerlendirme yapılması gerekmektedir. HMK'nun 17. maddesine göre; tacirler veya kamu tüzel kişileri, aralarında doğmuş veya doğabilecek bir uyuşmazlık hakkında, bir veya birden fazla mahkemeyi sözleşmeyle yetkili kılabilirler. Taraflarca aksikararlaştırılmadıkça dava sadece sözleşmeyle belirlenen bu mahkemelerde açılır, düzenlemesine yer verilmiştir. Taraflarca aksi kararlaştırılmadıkça, yapılan yetki sözleşmesi, münhasır yetki sözleşmesi olacaktır. Taraflar, yetkili kıldıkları mahkemenin ve icra dairelerinin yanında, kanunen yetkili kılınan genel veya özel yetkili mahkeme ve icra dairelerinin de yetkisinin devam etmesini istiyor ise diğer bir anlatımla, münhasır olmayan yetki sözleşmesi yapmak istiyorlarsa, bu durumun yetki sözleşmesinde ayrıca belirtilmesi gerekir. HMK 17. madde açıkça tarafların iradesine önem verirken yetki sözleşmesindeki mahkemenin kesin yetkili olduğu ve bu yetkisinin taraflarca ortadan kaldırılamayacağı şeklinde bir sonuca ulaşılmamaktadır. Sözleşmedeki mahkemenin münhasır yetkisi davalının yetki itirazında bulunulması halinde mahkemece dikkate alınması gerekmektedir. Eğer usulünce yetki itirazında bulunulmamış ise veya bulunulmasına rağmen yetki itirazından vazgeçilmiş ise mahkemece kendiliğinden gözetilemez. (Emsal Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2016/5525 E. 2018/1101 K. Sayılı ilamı) Eldeki uyuşmazlıkta az yukarıda metni verilen yetki şartlarına göre İstanbul ve İstanbul Anadolu (Kapatılan Kadıköy) Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olarak belirlenmiş olup, HMK'nın 17.maddesi uyarınca davacının bu icra dairelerinden birinde takip yapıp, dava açabileceği gözetildiğinde mahkemece davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yaptığı itirazın reddine karar verilmiş olması yerindedir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir.Eldeki uyuşmazlıkta taraf ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olup, davalı ticari defterlerini ibrazdan kaçınmıştır. Dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda davacı tarafın sahibi lehine delil olma niteliğine sahip ticari defterlerinde davalı adına 5 adet toplam 50.024,83 TL tutarlı fatura düzenlenmiş olup, düzenlenen faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 50.042,83 TL açık (cari) hesap bakiye alacağı olduğu, davalı adına tanzim edilen mübrez faturaların e-fatura şeklinde usulüne uygun olarak tanzim edildiği, faturalara icra takibinden önce davalının herhangi bir itirazının bulunmadığı, davalının teslim ve faturaya ilişkin takip dosyasında da somut bir itirazının bulunmadığı, fatura içeriği malların davalıya sözleşme şartlarına uygun şekilde teslim edildiği, bu itibarla davacının takip dayanağı açık hesap alacağına esas faturaların taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olarak düzenlendiği belirtilmiştir.Somut olayda dava ve takibe konu açık hesap alacağının vade farkı, satış faturası ve sözleşme damga vergisi yansıtması içerikli faturadan oluştuğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, davacı ile aralarında ticari ilişki bulunduğunu ispat külfetinin davacı üzerinde bulunduğu ileri sürülmüş ise de taraflar arasında imzalanan 01.07.2016 tarihli kimyasal gazlar sözleşmesi inkar edilmediği gibi davalı tarafça cevap dilekçesinde satış faturalarına konu malların teslim edilmediğine ilişkin bir savunmada bulunulmamıştır. Fatura, sözleşmenin ifa aşamasına ilişkin bir evrak olup, somut olayda taraflar arasında sözleşmenin kurulduğunun ispat edilmiş olmasına göre faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemesi nedeniyle TTK'nın 21/2.maddesine göre davalı, açık hesap alacağına konu fatura içeriklerini kabul etmiş sayılır. Oluşan bu karinenin aksini ispat külfeti davalı üzerinde olmakla birlikte davalı ticari defterlerini ve kesin delillerini dosyaya ibraz etmemiştir. Diğer yandan davalı tarafça inkar edilmeyen 01.07.2016 tarihli kimyasal gazlar sözleşmesinin bölüm C 3.2.maddesinde, ödemelerin 3.1.maddede yer alan ödeme süresini aşması halinde, aşan miktar için aylık yüzde 4 vade farkı uygulanacağı, anılan sözleşmenin 15.maddesinde damga vergisinin eşit olarak paylaşılacağı ve davacı tarafça ödenmesi halinde ödenen miktarın yarısının davalıya fatura edileceği düzenlenmiş olup, davacı, vade farkına ve damga vergisinin yansıtılmasına ilişkin faturaların sözleşmesel dayanağını ispat etmiştir. Bu durumda davacının takip dayanağı açık hesap alacağına esas faturaların taraflar arasındaki sözleşme şartlarına uygun olarak düzenlendiği, aksinin davalı tarafça ispat edilmediği gözetildiğinde mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 854,60 TL harcın, alınması gerekli olan 3.418,42 TL harçtan mahsubu ile bakiye 2.563,82 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 03/11/2025