T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1272 KARAR NO : 2025/1886 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/03/2025 NUMARASI: 2020/504 E. - 2025/298 K. DAVANIN KONUSU: Tespit Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karş…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2025/1272 KARAR NO : 2025/1886 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BURSA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 11/03/2025 NUMARASI: 2020/504 E. - 2025/298 K. DAVANIN KONUSU: Tespit Taraflar arasındaki tespit davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; Nilüfer Vergi Dairesi mükelleflerinden davalı şirketin 2009, 2010, 2011, 2012 hesap dönemi işlemlerinin vergi müfettişi tarafından incelenmesi sonucunda 02/10 /2014 tarihli, 2014-A- 872/27 sayılı vergi tekniği raporu düzenlendiğini raporda şirketin gerçekte ...'ın kontrolünde olduğunun, şirketi gerçekte sevk ve idare eden şahıs olduğunun, mükellef adına tarh edilecek vergiler için mükellef adına ihtiyati tahakkuk verilerek davalı ... nezdinde ihtiyati haciz uygulanması gerektiğinin tespit edildiğini, 213 Sayılı Kanun'un 3.maddesinin (b) bendine göre vergilendirmede vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin esas olduğunu, vergiyi doğuran olay ve bu olaya ilişkin muamelelerin gerçek mahiyetinin yemin hariç her türlü delille ispatlanabileceğini, vergi müfettişleri tarafından yapılan inceleme sonucunda düzenlenen raporda yer alan tespitler dikkate alındığında tespit davası açmakta idarenin hukuki menfaati bulunduğunu, 6183 sayılı AATUK'nın 17.maddesinin 3.bendinde yer alan ''Teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmişse , ihtiyati haciz muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında tatbik olunur'' hükmünden hareketle şirketin gizli ortağı olduğu yönünde kuvvetli deliller elde edilen davalı ... hakkında da diğer davalı şirket ortakları ile birlikte tahakkuka dayalı ihtiyati haciz uygulanması gerektiğinden ... ile diğer davalı mükellef şirket arasındaki ortaklığın tespiti için dava açılması zarureti hasıl olduğunu ileri sürerek, öncelikle davalıların taşınır taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki ve bankalardaki hak ve alacaklarının üçüncü kişilere devir ve temlikinin önlenmesi bakımından üzerlerine karar kesinleşinceye kadar ihtiyati tedbir konulmasına, davalı ...'ın diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar, davaya cevap vermemişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizde açılan işbu dava davalı ...'ın diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunun tespitine ilişkindir. Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda verilen kararın davalı ... şirketi yönünden taraf teşkilinin sağlanmamış olması sebebi ile kaldırılmış oluğu anlaşılmış olup, davacı tarafa kaldırma kararına konu şirketin ihyası için süre verildiği ve şirketin ihyasının sağlanması ile dosyamızda taraf teşkilinin sağlandığı anlaşılmıştır.Mahkememizde görülen yargılama ile benzer duruma ilişkin olarak Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesinin 2021/2489 E, 2024/2072 K sayılı ilamında ''...Dava, davalı ... ve ...'ın diğer davalı ... Boya ... Baskı Tekstil İthalat İhracat Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti'nin gizli ortağı olduğunun tespiti ile toplam 358.391,36 TL yönünden ihtiyat-i tedbir kararı verilmesine yöneliktir.İlk derece mahkemesince, mahkemece dava açılmasında hukuki yarar bulunmadığı gerekçesi ile davanın ve tedbir talebinin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davacı, davalı şirketin ortaklık yapısının gerçeği yansıtmadığını, davalılar ... ve ... ın davalı şirketin gizli ortağı gibi hareket ederek sahte belge/fatura düzenleme faaliyetine fiilen katıldıkları, davalı şirket yetkilisi veya ortağı olmadığı halde şirket adına hareket ettiklerini, şirketin gizli ortağı olduklarını iddia etmiştir.Mahkemece yapılan yargılama sonunda; dava şartı (hukukî yarar) yokluğu sebebiyle davanın reddine karar verilmiştir.Bu kapsamda; limited şirketlerde ortakların kamu borcundan dolayı sorumluluğuna dair özel düzenlemeler olsa da gizli ortağın durumunun adi ortaklık olarak kabul edildiği ve limited şirket ortaklarının sorumluluğunun adi ortaklığı teşmil edilemeyeceği, davalının hangi ortak ile gizli ortak olduğu ve daha önce pay sahibi olup olmadığının belirsiz olduğu, üstelik muavazalı işlemlere dair deliller varsa ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz yetkisinin davacı idarenin takdirinde olduğu, keşinleşmiş bir yargı kararına gerek olmadığı, delillerin takdirinde bir tespit kararına gerek olmadığı, idarenin yapması gereken açık ve emredici bir hüküm olduğu, tespit hükmü ile idari işlemlerden dolayı gidilecek kanun yollarında sorunlara neden olabileceği, eldeki davanın konusunu teşkil eden tespit talebi yönünden hukuki yararın bulunduğu söylenemez (Yargıtay 11 HD 17/06/2016 tarih, 2016/2100 Esas, 2016/6849 sayılı Kararı). Yukarıda açıklanan hususlar doğrultusunda davacı kurumun eldeki davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığı kanaatine varılmakla, bu nedenle HMK 353/1.b.1. maddesi uyarınca davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki hüküm kurulmuştur. '' şeklinde verilen kararı dikkate alındığında emsal kararın somut durumla birebir aynı nitelikte olduğu da göz önüne alındığında, davacının bu huzurda görülen bu davayı açmakta da hukuki yararı bulunmadığına kanaat edinilmiş ve davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesiyle, davanın hukuki yarar yokluğu nedeni ile reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davalı şirkete atanan tasfiye memuru ...'in gerekçeli kararda gösterilmemiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının, davalı ...'ın diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğunu tespit ettirmekte hukuki yararı bulunduğunu, salt idarece yapılacak ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati haciz işlemleri ile davalıların limited şirket bağlantıları ve sorumluluklarının tespit edilmesinin mümkün olmadığını, ihtiyatı tahakkukun kalkması ile ihtiyati haciz de kalkacağından ihtiyati haczin dayanağı olan ihtiyati tahakkuka dayalı tarhiyatlara karşı dava açılıp açılmadığı, açılmışsa sonucunun ne olduğu veya davalılarca teminat gösterilip gösterilmediği, kesin olarak tahakkuk ettirilen vergi, resim ile bunların cezalarının ödenip ödenmediğinin araştırması yapılmadan salt idarenin bu yetkiye sahip olduğundan bahisle dava açmakta hukuki yararının olmadığı yönünde karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, davalı gerçek kişinin diğer davalı limited şirketin gizli ortağı olduğunun tespiti istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İlk derece mahkemesince verilen 27.12.2016 tarihli ve 2015/684 Esas, 2016/1438 Karar sayılı karar ile davanın hukuki yarar yokluğundan reddine karar verilmiş, kararın davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine, Dairemizin 10.07.2020 tarihli ve 2018/2039 Esas, 2020/719 Karar sayılı kararı ile davalı şirketin sicilden terkin edildiği, taraf teşkili sağlanmadan karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu belirtilerek, şirketin ihya edilip taraf teşkilinin sağlanması için HMK'nın 353/1.a.4 maddesi uyarınca kaldırıldığı görülmektedir. Dairemiz kaldırma kararından sonra davalı şirketin ihyası için davacı vekilince açılan davanın kabulüne karar verildiği, şirkete tasfiye memuru atandığı ve verilen kararın Yargıtay incelemesinden geçerek kararın kesinleştiği, mahkemece ihya edilen davalı şirkete ve tasfiye memuruna tebligat yapıldığı, yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine dair eldeki istinaf konusu karar verildiği anlaşılmaktadır. Davacı vekili; davalı şirketin gerçekte diğer davalı ...'ın kontrolünde olduğunu, şirketin onun tarafından sevk ve idare edildiğini, vergi incelemesinde şirketin gizli ortağı olduğu yönünde kuvvetli deliller elde edilen davalı ... hakkında 6183 sayılı AATUHK'nın 17/3 maddesi uyarınca, diğer şirket ortakları ile birlikte tahakkuka dayalı ihtiyati haciz uygulanması gerektiğini ileri sürerek, davalı gerçek kişinin diğer davalı şirketin ortağı olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.Tespit davası ile davalı bir şeyi yapmaya veya bir şeyden kaçınmaya mahkum edilemez, sadece taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığı veya yokluğu ya da tereddütlü olan içeriği tespit edilir. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmelidir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa, davacının tespit davası açmasında hukuki bir yararı yoktur. Bir dava içerisinde iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar tespit davasının konusu olamaz. HMK'nın 114/1-h maddesi uyarınca hukuki yarar dava şartıdır. Aynı kanunun 115. maddesi uyarınca Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.Dava, davalı gerçek kişinin davalı limited şirketin gizli ortağı olduğunu tespitine ilişkindir. Somut olayda, davalı ...'ın diğer davalı şirketin gizli ortağı olduğu 02.10.2014 tarihli vergi tekniği raporu ile tespit edilmiştir. Davacı, dava dilekçesi ile davalı şirket hakkında 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsili Usulü Hakkında Kanun'un 17. maddesi uyarınca ihtiyati tahakkuk ve 18. maddesi uyarınca davalı ... hakkında ihtiyati haciz uygulanabilmesi için bu tespitin mahkeme kararı ile de yapılmasının gerektiğini iddia etmiştir.Ancak, 6183 sayılı Kanunun 17. maddesinin 2. fıkrasının 3 nolu bendi ile teşebbüsün muvazaalı olduğu ve hakikatte başkasına aidiyeti hakkında deliller elde edilmiş ise, idarece henüz teşebbüs hakkında tahakkuk edilmemiş vergi ve cezaların derhal tahakkuk ettirilmesi konusunda yazılı emir verilebileceği ve ihtiyati tahakkukun neticelerini düzenleyen 18. maddesinin 3. fıkrasında, 17. madde uyarınca muvazaalı teşebbüs tespiti nedeniyle geçici tahakkuk yapılmış olması halinde ihtiyati haczin muvazaalı teşebbüsten vergi ve resim bakımından faydalananların malları hakkında uygulanacağı kabul edilmiştir. Buna göre, davalı şirket hakkında ihtiyati tahakkuk uygulanabilmesi için muvazaalı olduğu konusunda mahkemece verilecek bir karara gerek bulunmadığı gibi, bu davanın da sebebini oluşturan ve muvazaalı şirketin esas sahibi olduğu tespit edilen kişi hakkında ihtiyati haciz uygulanması da mahkemece karar verilmesi şartına bağlanmamıştır. İdarenin açıklanan mevzuat hükümleri karşısında vergi inceleme raporu ile yapmış olduğu tespitler ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati tahakkukun sonucu olarak davalı ... hakkında uygulanacak ihtiyati haciz için yeterlidir. Bu dava ile elde edilecek sonuç vergi tekniği raporu ile elde edildiği gibi uygulanacak ihtiyati tahakkuk ve ihtiyati hacze itiraz edilmesi halinde de, tespit edilen hususların doğruluğu itirazı inceleyecek idari makamlar ve idari yargı tarafından incelenerek bir karara bağlanacaktır (Yargıtay 11.Hukuk Dairesinin 17.06.2025 tarihli ve 2024/6724 Esas, 2025/4200 Karar ve 08.10.2025 tarihli ve 2025/1107 Esas, 2025/6017 Karar sayılı Kararları da bu yöndedir). Bu nedenle mahkemece, davanın hukuki yarar yokluğu sebebiyle reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 27.11.2025 tarihinde, oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. KANUN YOLU: HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren iki haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.