7. Hukuk Dairesi 2022/6684 E. , 2023/6497 K. MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1171 E., 2022/1212 K. KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDEN : Davacı vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/51 E., 2019/212 K. Taraflar arasındaki TMK'nın 724 üncü maddesinden kaynaklanan tapu iptal ve temliken tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine …
**7. Hukuk Dairesi 2022/6684 E. , 2023/6497 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/1171 E., 2022/1212 K. KARAR : Esastan ret TEMYİZ EDEN : Davacı vekili İLK DERECE MAHKEMESİ : Torbalı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/51 E., 2019/212 K. Taraflar arasındaki TMK'nın 724 üncü maddesinden kaynaklanan tapu iptal ve temliken tescil, ikinci kademede tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun HMK'nın 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili; İzmir ili, ... ilçesi, ... Mahallesi, 262 ve 263 parsel sayılı taşınmazların bedellerinin müvekkili tarafından ödendiğini, ancak müvekkilinin boşandığı eşinin kardeşi ... adına tescil edildiklerini, taşınmazın üzerine müvekkilince kümes, dam, çit, bakıcı evi ve villa inşa ettirilmiş ise de malik olarak gözüken şahıslardan habersiz bir yapılaşma söz konusu olmadığını, müvekkilinin iyi niyetli olduğunu, bina ve eklentileri ile arazinin bugünkü değerinin tespiti sonucunda yapılaşma değeri yüksek olacağından tapunun iptali ile taşınmazların davacı adına tescilini, bu mümkün olmadığı takdirde sebepsiz zenginleşme ve oluşan zarar sebebiyle, boş tarla ve yapılan bina ve eklentileri ile arazinin bugünkü değeri arasındaki farkın davacıya ödenmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili; müvekkilinin, davacının eski kayınvalidesi olduğunu, dava konusu taşınmazların ise müvekkilinin kendi çocuklarının kazancıyla ortak alınarak oğlu ... adına tescil ediliğini, ...'ın evliliğinin gündeme gelmesi sebebiyle aile bütçesiyle alınan gayrimenkullerde gelin adayının hak sahibi olmasını istemedikleri için taşınmazların davalı adına tescil edildiğini, davalının, kızı ile evli olan davacıya hayvan yetiştirmek için izin vermesine rağmen kaçak olarak taşınmaz üzerine bakıcı evi ve villa yaptırdığını, yapı yapmakta iyi niyetli olmadığını, kaldı ki davalının başka bir taşınmazının satılması üzerine elde edilen 350.000,00 TL paranın bu yapıların karşılığı olarak davacıya ödendiğini, açılan davanın haksız olduğunu ileri sürerek; davanın reddini savunmuştur. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Davacının, dava konusu taşınmazlara davalının rızası ile kullanıp masraflar yaparak çeşitli muhdesatlar için harcama yaptığının sabit olduğu, yapılan harcama ve emeğe karşılık mülkiyeti davalı Azime'ye ait 04.04.2013 tarihli imzası davacı tarafça ikrar edilmiş adi yazılı belgeden; davadışı bir taşınmazın 350.000,00 TL'ye satıldığı ve bu bedelin davacı yana verildiğinin anlaşıldığı, davalı tarafın 04.05.2017 tarihli cevap dilekçesi ekinde sunduğu 04.04.2013 tarihli imzası davacı tarafça ikrar edilmiş adi yazılı belgede "Torbalı ilçesi, Çamlıca Köyü, Gülsümcük Mevkinde kain, 263 ve 262 parsel sayılı taşınmazlarda yer alan tarafımdan yapılan giderin tamamını karşılamak üzere, Azime Sümerlioğlu'ndan Denizli-Merkez-Hallaçlar Mahallesi, 231 ada 4 parselde kayıtlı evin satış bedeli olan 350.000,00 TL tarafıma verilmiştir." ifadelerinin yazılı olduğu, her iki tarafın kabulüne göre dava konusu taşınmazlar üzerinde bulunan yapı ve muhdesatların davacının iyiniyetli emek ve çalışmasının ürünü olduğu, bilirkişi raporunda 116 ada 1 (eski 262 parsel) parsel için inşai muhdesat değeri olan 131.809,22 TL ve 115 ada 1 (eski 263 parsel) parsel için inşai muhdesat değeri olan 214.784,53 TL'nin toplamı 346.593,75 TL inşai muhdesat bedeli ile 350.000,00 TL'nin örtüştüğü, dosyaya sunulu imzası davacı tarafça ikrar edilen, mülkiyeti davalı Azime'ye ait Denizli ili, Merkez ilçesi, Hallaçlar Mahallesi, 231 ada 4 parselde kayıtlı, 2.Blok 2 No.lu bağımsız bölümün 08.04.2013 tarih 12458 yevmiye numaralı işlemle davalı Azime Sümerlioğlu tarafından dava dışı Sedat Demirer'e satılması sonucu elde edilen satış bedeli 350.000 TL'nin davacıya verildiğinin anlaşıldığı, davacının davasının sübut bulmadığı..." gerekçesiyle; davanın reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili; Mahkemeye sonradan sunulan evrakın müvekkili tarafından yazılmadığını, eski eşi tarafından evlilik birliği sırasında boş imzalı olarak alınan kağıdın duruşma ve olaylara göre sonradan doldurularak davaya uygun hale getirildiğini, bu durumun adli tıp kurumu tarafından tespit edileceğini, mahkemece bu hususun dikkate alınmadığı gibi satış yapan kişilerin mahkeme huzurunda dinlenmeleri taleplerinin de dikkate alınmadığını, gayrimenkullerin rayiç değerlerinin tespiti taleplerinin de değerlendirilmediğini ileri sürerek; kararın kaldırılmasını istemiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "...Esasen açığa atılan imzanın üzerinin anlaşmaya aykırı doldurulduğu iddiasının iddia eden tarafından yazılı delillerle ispat edilmesi gerektiği, (Yargıtay 11. HD. 2014/18230 Esas, 2015/2559 Karar). Davacı tarafın, "350.000,00 TL para aldığını ikrar ettiği" belgedeki imzasını inkar etmemekle birlikte, açığa attığı imzanın üzerinin iradesine aykırı olarak doldurulduğunu yazılı delillerle kanıtlaması gerektiği ancak kanıtlayamadığı, anılan hususun yerleşik uygulamalara göre Adli Tıp Kurumunca tespiti mümkün olmadığı gibi imza ve yazıların farklı tarihlerde yazıldığı tespit edilse bile bunun dahi "iradeye aykırı olduğu" iddia edilen durumu kanıtlamaya yeterli olmayacağı, aksinin yazılı belge ile kanıtlanması gerektiği..." gerekçesiyle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 inci maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili: istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü aynı sebeplerle hükmü temyiz etmiş, bu sebeplere ilave olarak; istinaf dilekçesinde ileri sürdükleri hususların doğru değerlendirilmediğini, bedeli müvekkilince ödenmiş olan taşınmazda yine müvekkilince iyiniyetle yapılar inşaa edildiğini, bunlarla ilgili davalının oğlu ...'ın da bilgi sahibi olup boşa imza atılmış kağıdın ise imzanın atılmasından 4-5 yıl sonra doldurulduğunu, o dönemde akrabalık bağları bulunması sebebiyle bu duruma ilişkin yazılı delil sunulmasının mümkün olmadığını, sunulan belgenin mahkemece doğru değerlendirilmediğini, zira bu belgede arazinin bir kısmının müvekkiline ait olduğunun belirtildiğini ileri sürerek; kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık; TMK'nın 724 üncü maddesinden kaynaklanan tapu iptal ve temliken tescil, ikinci kademede tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. TMK’nın 684 ve 718 inci maddeleri hükümleri gereğince yapı, üzerinde bulunduğu taşınmazın mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) haline gelir ve o taşınmazın mülkiyetine tabi olur. Ancak, yasa koyucu somut olaydaki taşınmazların durumunu genel hükümlere bırakmamış, bu konumdaki taşınmazların maliki ile yapıyı yapan kişi arasındaki ilişkiyi TMK’nın 722, 723 ve 724 üncü maddelerinde özel olarak düzenlemiştir. Uyuşmazlığın bu kapsamda değerlendirilmesi gerekecektir. 2. 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun, "Arazinin mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesi" kenar başlıklı 724 üncü maddesine göre; "Yapının değeri açıkça arazinin değerinden fazlaysa, iyiniyetli taraf uygun bir bedel karşılığında yapının ve arazinin tamamının veya yeterli bir kısmının mülkiyetinin malzeme sahibine verilmesini isteyebilir." Bir kimsenin kendi malzemesi ile başkasının tapulu taşınmazına sürekli, esaslı ve mütemmim cüzü (tamamlayıcı parçası) niteliğinde yapı yapması halinde malzeme sahibinin iyiniyetli olması yanında diğer bazı koşullar da mevcutsa malzeme sahibi yapının bulunduğu alan ile yapının kullanılması için zorunlu arazi parçasının tescilini mülkiyet hakkı sahibinden isteyebilir. TMK’nın 724 üncü maddesinde yapı sahibine tanınan bu hak, kişisel hak niteliğinde olup, bina sahibi ve onun külli halefleri tarafından, inşaat yapılırken taşınmazın maliki kim ise ona ya da onun külli haleflerine karşı ileri sürülebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, taşınmaza sonradan malik olan kişiye karşı da bu kişisel hak ancak yapı sahibini bu haktan mahrum bırakmak amacıyla arsa sahibi ile el ve işbirliği içinde olduğu iddiasıyla ileri sürülebilir. Malzeme sahibinin TMK’nın 724 üncü maddesine dayanarak tescil talebinde bulunabilmesi bazı koşulların varlığına bağlıdır; a) Birinci koşul, malzeme sahibinin iyiniyetli olmasıdır. TMK’nın 724 üncü maddesi hükmünden açıkça anlaşılacağı üzere, taşınmaz mülkiyetinin yapı sahibine verilebilmesi için öncelikli koşul iyiniyettir. Öngörülen iyiniyetin TMK’nın 3 üncü maddesinde hükme bağlanan sübjektif iyiniyet olduğunda da kuşku yoktur. Bu kural, malzeme sahibinin, elattığı taşınmazın başkasının mülkü olduğunu bilmemesini veya beklenen tüm dikkat ve özeni göstermesine karşılık bilebilecek durumda olmamasını ya da yapıyı yapmakta haklı bir sebebinin bulunmasını ifade eder. Malzeme sahibinin tescil istemi ile açtığı davada iyiniyetin varlığı iddia ve savunmaya bakılmaksızın mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Ne var ki, 14.02.1951 tarihli ve 17/1 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında belirtildiği gibi olay ve karinelerden, durumun özelliklerine göre kendisinden beklenen dikkat ve özeni göstermemiş olduğu açık bulunan malzeme sahibinin temliken tescil talebinde bulunması mümkün değildir. Çünkü bu gibi durumlarda kötüniyet karşı tarafın ispatı gerekmeden belirlenmiş olur. Ayrıca iyiniyet inşaatın başladığı andan tamamlandığı ana kadar devam etmelidir. (Sübjektif koşul) İyiniyet koşulunun gerçekleşmediği durumlarda diğer koşulların gerçekleşip gerçekleşmediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. b) İkinci koşul, yapı kıymetinin taşınmazın değerinden açıkça fazla olmasıdır. (Objektif koşul) c) Üçüncü koşul ise yapıyı yapanın (malzeme sahibinin), taşınmaz malikine uygun bir bedel ödemesidir. d) Yukarıda değinilen üç koşulun yanısıra, yapının bulunduğu arazi parçası davalıya ait taşınmazın bir kısmını kapsıyor ise tescile konu olacak yer, inşaat alanı ile zorunlu kullanım alanını kapsayacağından mahkemece iptal ve tescile karar verebilmek için bu kısmın ana taşınmazdan ifrazının da mümkün olması gereklidir. 3. Değerlendirme 1. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen karar; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile bölge adliye mahkemesinin kararında belirtilen gerekçelere göre istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiş, temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte bulunmamıştır. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,21.12.2023 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.