11. Hukuk Dairesi 2024/4253 E. , 2025/2741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/394 Esas, 2024/668 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/242 E., 2019/493 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâki
**11. Hukuk Dairesi 2024/4253 E. , 2025/2741 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/394 Esas, 2024/668 Karar HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/242 E., 2019/493 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: KARAR I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin tanınmış "..." ibareli markaların sahibi olduğunu, davalı şahsın "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa dava konusu başvuru ile müvekkilinin itirazına mesnet markaları arasında iltibas koşullarının oluştuğunu, müvekkilinin "..." ibareli markalarının kullanım sonucu ayırt edici ve tanınmış hale geldiğini, dava konusu markanın müvekkilinin seri markası olarak algılanacağını ve tanınmışlığından haksız sağlayacağını, müvekkilinin markalarının ayırt ediciliğini zedeleyeceğini, ayrıca dava konusu başvurunun kötüniyetli olduğunu ileri sürerek 2018-M-3951 sayılı YİDK kararının iptaline, dava konusu başvurunun tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; “...” ibaresinin İngilizce “kırmızı” anlamına geldiğini, ayırt ediciliğinin çok düşük olduğunu, Türkiye’de yaygın olarak konuşulan bir dilde bir rengi belirten “...” kelimesi üzerinde tekel hakkı sağlanamayacağını, müvekkilinin başvurusunun "..." anlamına geldiğini, taraf markalarının benzer olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraf markaları arasında, başvuru kapsamında yer alan bazı mal ve hizmetler yönünden emtia benzerliği şartının gerçekleştiği, ancak marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından, iltibas koşullarının oluşmadığı, taraf markalarında ortak olan "..." ibaresinin ana renklerden biri olan “kırmızı” kelimesinin İngilizce’deki karşılığının olduğu, renk isimlerinin ayırt edici nitelikleri son derece zayıf olan ve herkesin çeşitli ek unsurlarla birlikte kullanımına açık kalması gereken, piyasada faaliyet gösterenlerin serbestçe kullanım hakkına sahip işaretler oldukları, zayıf ayırt edici niteliği sahip bir unsurdaki ortaklığın, ilgili tüketici nezdinde işaretler arasında iktisadi-idari bir ilişki kurulması açısından yeterli gelmediği, böyle bir durumda önceki marka ile sonraki marka arasında bağlantı kurulmasına neden olacak özellikle görsel unsurların varlığının önem teşkil ettiği, somut uyuşmazlıkta bu yönde ilişki kurulmasına neden olabilecek hiçbir görsel benzerliğin de bulunmadığı, davacı taraf markalarının kullanım sonucunda ayırt edicilik kazanıp kazanmadığından bağımsız olarak, salt markaları oluşturan işaretler bakımından, markalar arasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (SMK) 6/1 hükmü uyarınca iltibasa neden olabilecek bir benzerliğin mevcut olmadığı, dosya kapsamına sunulan delillerden davacı yanın “...” markasının, “...” üst markasından bağımsız bir tanınmışlığının bulunduğu kanaatine varılmadığı, bu nedenle SMK'nın 6/4 ve 6/5 maddelerinin şartlarının oluştuğundan bahsedilemeyeceği, dava konusu başvurunun kötüniyetli olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça istinaf edilmiştir. IV. İSTİNAF Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bir bütün olarak dava konusu “...” ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." asıl unsurlu markalar arasında SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin olmadığı, taraf markalarında ortak olarak yer alan İngilizcede "kırmızı" anlamına gelen "..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük olup, her ne kadar tescilli olduğu sürece markanın korunması esas ise de bu ibareyi içeren markaların koruma kapsamlarının dar değerlendirilmesi gerektiği, anılan ibarenin ortak olarak yer aldığı markalarda yapılacak küçük değişikliklerin dahi iltibas tehlikesini ortadan kaldıracağının kabulünün gerektiği, dava konusu başvuruda yer alan "..." ibaresiyle başvuruya anlamsal, işitsel ve görsel olarak yeterli ayırt ediciliğin sağlandığı, davacının itirazına mesnet markalarının tanınmışlığı ispatlanamadığı gibi tarafların marka işaretleri arasında benzerlik bulunmadığından bu hususun sonucu etkilemediği gerekçesiyle istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı tarafça temyiz edilmiştir. V. TEMYİZ A. Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemlerine ilişkindir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Somut olayda, gerek İlk Derece Mahkemesi gerek Bölge Adliye Mahkemesince; davacının itirazına ve davaya mesnet ettiği "..." asıl unsurlu markalarının ayırt ediciliğinin düşük olduğu, davalı gerçek kişinin başvurusunda bulunan bu ibareye eklenen her türlü ufak ibarenin ayırt ediciliğe katkı sağlayacağı ve hitap ettiği tüketici nezdinde iltibasa sebep olmayacağı yönündeki kanaat ile davanın reddine karar verilmiş ise de; Dairemizin 2024/1456 E., 2024/9485 K. sayılı kararında da işaret edildiği gibi davacının mesnet alınan "..." ibareli markalarının ayırt ediciliği yüksek olduğu gibi anılan ibarenin telekomünikasyon hizmetlerinde davalının yoğun kullanımı sonucu ayırt edici hale geldiği, bu durumun işbu dosya kapsamı ile de açık olduğu anlaşılmıştır. Bu durumda, Mahkemece bu belirlemeden hareketle, taraf marka başvurusu ve mesnet markalar arasında SMK'nın 6/1 hükmünde aranan iltibas şartlarından, markaların ihtiva ettiği emtia ve hizmetler bakımından değerlendirme yapılarak varılacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken davacının mesnet markalarının zayıf marka olduğundan hareketle karar verilmesi doğru olmamış kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. VI. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.