İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında 12.12.2013 tarihinde Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, yine 12.12.2013 tarihinde Kastamonu, Tosya, ... Köyü, Göden Çayırı Mevkii, .…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1150 KARAR NO : 2026/95 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/02/2022 NUMARASI : 2018/419 Esas - 2022/138 Karar DAVA: İtirazın İptali (Acentelik Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 27/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, müvekkili ile davalı arasında 12.12.2013 tarihinde Bayilik Sözleşmesi imzalandığını, yine 12.12.2013 tarihinde Kastamonu, Tosya, ... Köyü, Göden Çayırı Mevkii, ... parseldeki taşınmaz üzerinde bulunan ... .. İstasyonu ile ilgili bayi ve malikleri ile kurulacak hukuki ilişki amacıyla ... Petrol, ... ... A.Ş ile taşınmaz malikleri ... ve ... arasında çerçeve anlaşması imzalandığını ve 20.12.2013 tarihinde ... ve dava dışı ... arasında akaryakıt istasyonu ile ilgili kira sözleşmesi imzalandığı, sözleşme gereğince taşınmaz üzerinde hissedar olan ...'ın hissesi üzerine ... Petrol ve ...'ın müvekkiline şartı cezalar ve faizler dahil her ne sebeple olursa olsun borçlu olduğu ve ileride borçlanacağı meblağlar için azami 480.000 TL limit ipoteği tesis edildiğini, ... Petrol ve ... asıl borçlu, ...'ın kendi borçlarına asaleten ve ... Petrol'ün borçlarına da müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olduklarını, taraflar arasında aynı zamanda imzalanan 18.10.210 başlangıç tarihli çerçeve anlaşması ile bayilik sözleşmesi ve 01.12.1997 başlangıç tarihli kira sözleşmesinin, taraflar arasında imzalanan 12.12.2013 tarihli fesih ve tasfiye protokolü uyarınca feshedildiğini, feshedilmiş sözleşmeler uyarınca davalı şirkete ödenen tutarların 12.12.2013 tarihinden sonraki dönemine denk gelen 291.000.00 TL tutarın davalı şirket tarafından müvekkiline ödeneceği kararlaştırıldığını ve davalı tarafça kabul edilerek imzalandığını, 12.12.2013 tarihli bayilik sözleşmesi ve çerçeve anlaşması gereğince davalı şirketin sözleşme süresince müvekkili şirketten akaryakıt ürünleri alıp istasyonda satışını yaptığını, müvekkilinden alınan ürün ve hizmet bedellerinin vadesinde ödeneceğinin ve yine özleşme uyarınca müşterilerine sunmak üzere yeterince petrol ürünün stok olarak bulundurulacağının, istasyonun 7 gün 24 saat sürekli açık olacağının davalı şirket tarafından taahhüt edildiğini, davalı şirketin sözleşmeye aykırı olarak akaryakıt istasyonunda her hangi bir faaliyet sürdürmediğini, akaryakıt istasyonunda yeterli akaryakıt stoğu bulundurmadığını ve ürün satışı yapmadığını, bayilik sözleşmesine aykırılık nedeniyle Beyoğlu 11. Noterliğinin 29.02.2016 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi keşide edilerek sözleşmeye aykırılıklar nedeniyle sözleşme bitiş tarihi beklenmeksizin bayilik sözleşmesinin haklı nedenle feshedileceğinin ve davalı şirketin müvekkiline olan 127.000 TL borcun 3 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, davalı şirketin ihtara rağmen işleyişte bir değişiklik göstermemesi üzerine, Beyoğlu 11.Noterliğinin 28.03.2016 tarih ve ... yevmiyeli ihtarnamesi ile bayilik sözleşmesinin feshedildiğini ve şirkete olan borçların 7 gün içinde ödenmesinin ihtar edildiğini, bayilik sözleşmesinin sona erdirildiğinin müvekkili şirket tarafından ... Petrol Dairesi Başkanlığı'na da bildirildiğini, gönderilen fesih ihtarına rağmen bir ödeme yapılmadığından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip açılmadan önce Beyoğlu 10. Noterliğinin 06.05.2016 tarih vr ... yevmiyeli ihtarnamesi ile davalı şirket ve taşınmaz maliki ...'a, müvekkili şirkete olan borcun ödenmesi aksi halde ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla yasal takip yapılacağının ihtar edildiğini, gönderilen son ihtara rağmen ödeme yapılmaması üzerine davalılar aleyhine ipotek takibi başlatıldığını, açılan icra takibine davalı borçluların, ipoteğin teminat ipoteği olduğundan icra takibi başlatılamayacağı, öncelikle alacağın belirlenmesi gerektiği, borçlu bulunulmadığı, faiz miktarının ve oranının fahiş olduğu, takibin yetkisiz icra müdürlüğünde açıldığı iddialarında bulunularak itiraz edildiğini, icra takibinin taraflar arasında imzalanan bayilik sözleşmesinin 19.1 maddesi gereğince yetkili İstanbul İcra Müdürlüğünde açıldığını, davalılar hakkında İİK.149/b maddesi uyarınca ilamsız ipotek takibi açılmasında ve ödeme emri gönderilmesinde bir sakınca bulunmadığını, bayilik sözleşmesinin müvekkili tarafından haklı nedenle feshedildiğini, talep edilen alacak rakamında bir haksızlık bulunmadığını, davalıların itiraz dilekçesinde 325.115.09 TL tutarındaki faturayı kabul etmediklerini, taraflar arasında yapılan çerçeve sözleşmesinin 3.maddesinde müvekkili şirketin bayiye işletme teknik yardım bedeli olarak bayilik sözleşme süresi boyunca geçerli olacak şekilde belirlenen kayıt ve şartlarla 239.000 TL KDV ödeyeceği ve ayrıca anlaşmanın 5.5.1 maddesinde de, istasyonun 12.12.2018 tarihine kadar faaliyette bulunması kaydıyla ...'in evvelce akdedilen sözleşmeden kaynaklanan 291.000 TL borç tutarını da bayiden talep etmeyeceğinin kararlaştırıldığını, çerçeve anlaşmanın 6. maddesinin 2. paragrafına göre teknik yardım bedelinin 12.12.2013 tarihinden 12.12.2018 kadar sözleşmenin kullanılmayan dönemine isabet eden kısmının 325.115.09 TL'lık fatura düzenlenerek davalı şirkete gönderildiğini, davalı şirketin iade faturası düzenleyerek iade ettiği ancak iade faturasının kabul edilmediğini, söz konusu fatura bedelinin, teknik yardım bedeli olan 291.000 TL+ KDV ve davalı tarafın önceki sözleşmeden kaynaklı müvekkiline olan 291.000 TL borcu olmak üzere 530.000 TL üzerinden sözleşmenin haklı olarak feshi nedeniyle kullanılmayan kısmı dikkate alınarak hesaplandığını, 291.000 TL'nin sözleşmenin süresinden önce bitmesi durumunda borçtan mahsup edilmeyerek davalı taraftan isteneceğinin de karalaştırıldığını, sözleşme davalının kusuru nedeniyle bitmiş olduğundan 291.000 TL'nın hesaplamaya dahil edilmesinde sözleşme ve yasaya aykırı bir durum bulunmadığını, talep edilen faizin sözleşme ve resmi senette kararlaştırılan % 48 faize uygun olarak talep edildiğini beyanla davalıların İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına yapılan itirazlarının iptaline, takip tarihi itibariyle 371.811.82 TL'nın takip talebindeki şartlarla devamına, davalılar aleyhine %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,davacının İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyası üzerinden başlattığı takibe 07.06.2016 tarihli dilekçe ile itiraz edildiğini, icra takibine itirazın İİK.62 maddesine göre usule uygun olarak yapıldığını, bu sebeple Mahkemenizde açılmış olan itirazın iptali davası süresi içinde açılmamış olup hak düşürücü sürenin geçtiğini, İstanbul 10. İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyasına yapılmış olan tüm itirazların işbu dosyaya da tekraren sunulduğunu beyanla davanın reddi ile yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ,...Tüm dosya kapsamının değerlendirilmesi neticesinde; davacı ile davalı şirket arasında 12/12/2013 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile davalı şirketin Kastamonu İli, Tosya İlçesi, ... Köyü, Göden Çayırı Mevki, ... parsel sayılı taşınmazda davacının bayisi olarak faaliyette bulunmaya başladığı, taşınmazın tapuda diğer davalı ... adına kayıtlı olduğu, ... Tosya ... Akaryakıt ve Servis İstasyonu ile ilgili olarak taraflar arasında, kurulacak hukuki ilişkinin temel prensiplerini belirlemek amacı ile yine 12/12/2013 tarihinde bir çerçeve anlaşmanın ve 20/12/2013 tarihinde davacı ile davalı ... ve dava dışı ... arasında bayilik faaliyetinin sürdürüleceği taşınmazın kiralanmasına dair kira sözleşmesi imzalandığı, çerçeve anlaşmanın 3.3. maddesi uyarınca istasyonun bulunduğu taşınmazın tapu kaydına davacı adına 07/02/2014 tarihinde, davalıların davacıya şartlı cezailer ve faizler dahil her ne sebeple ve surette olursa olsun borçlu bulundukları ve ileride borçlanacakları meblağların azami 480.000 TL tutarında teminatını teşkil etmek üzere, fekki bildirilinceye kadar, 1. derecede, %120 değişken faizle ipotek tesis ve tescil edildiği, çerçeve anlaşmanın 3/a maddesi uyarınca; davacının işletme teknik bedeli olarak 239.000 TL + KDV'den, anlaşmada yer alan işlerin bayi ve malik tarafından kayıtsız ve şartsız gerçekleştirilmesi karşılığında 219.000 TL+KDV'lik kısmını, tüm işletme teknik yatırım bedeli için davalı şirket tarafından düzenlenecek faturanın gönderilmesinden sonra 20 gün içerisinde ödeyeceği, 5.1. maddesi uyarınca; davacının, istasyonun 12/12/2018 tarihine kadar faaliyette bulunması kaydıyla evvelce akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan 291.000 TL borç tutarını davalıdan talep etmeyeceği, 6. maddesi uyarınca; davalıların her ne sebeple olursa olsun akaryakıt istasyonun 12/12/2013 tarihinden sonra fillen faaliyete bulunmaması/bulunamaması ve/veya istasyonda münhasıran davacının ürünlerinin satılmaması/satılamaması ve/veya ilerleyen zamanlarda herhangi bir dönemde bayilik sözleşmesinin ve/veya anlaşmaya konu taşınmaz ile ilgili akdedilen ve tapuya şerhedilen ve süresi 12/12/2018 tarihine kadar devam edecek tapusal hakkın süresinden evvel sona ermesi, ifa edilmez hale gelmesi ve/veya ihlal nedeniyle icra edilemez hale gelmesi durumunda, öncelikle ödenen İşletme Teknik Yardım Bedeli +KDV'nin kullanılmayan dönemlerine isabet eden tutarını (Kıstalyevm Usulü) geri ödemeyi kayıtsız şartsız peşinen kabul ve taahhüt ettikleri, davalılar kendi kusuru nedeni ile böyle bir durumun husule gelmesi halinde ödenecek tüm tutarı geri ödemeyi peşinen kabul ve taahhüt ettikleri, davalıların kusurlu olsun ya da olmasın iade ödemede geciktiği beher ay için, davacının kendilerine yaptığı fiili ödeme tarihinden başlayarak, fiilen geri ödeme gününe kadar geçecek süre için aylık %4 gecikme faizi ödemeyi peşinen kabul ettikleri, bayilik sözleşmesinin eki olan genel esasların ihlal ve fesih başlıklı 11. maddesi ile; davacının, bayilik sözleşmesi ve genel şartlar ve esas hükümleri doğrultusunda yazılı fesih bildirimi düzenleyerek tüm sözleşmeleri derhal feshedilebileceği gibi fesihle birlikte cezai şart ve sair tazminat talep edebileceğinin, edimin ifası ile birlikte cezai şart ve sair tazminat talebinde de bulunabileceğinin, bunlarla sınırlı olmamak kaydıyla, davacı tarafından sözleşmenin feshi için, akaryakıt istasyonunda belirlenmiş tüm petrol ürünü sınıflarından ve ... madeni yağlarından yeterli stok bulundurulmaması..., davalının, davacıya ödemesi gereken tutarları vadelerinde ödememesi gibi sebeplerin ihlal sebebi sayılacağının kabul edildiği, taraflar arasında davacı tarafından davalıya 219.000 TL+KDV işletme teknik yatırım bedelinin ödendiği hususunda bir uyuşmazlık olmadığı, davacı tarafından davalıya gönderilen 29/02/2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile, yapılan denetim ve tespitler uyarınca istasyonda herhangi bir faaliyet sürdürülmediği, herhangi bir ürün satışı yapılmadığı, sözleşmeye aykırı davranıldığı, vadesi geçmiş 127.000 TL borcun bulunduğu bildirilerek, istasyonun 7 gün 24 saat olmak üzere sürekli olarak petrol ürünü satışı için derhal, tamamen halka açık hale getirilmesi, aksi şekilde yasalardan ve sözleşmeden doğan hakların kullanılacağı ve sözleşmenin feshedileceğinin ihtar edildiği, 28/03/2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile de, bayilik sözleşmesinin, davalı tarafça istasyonun 7 gün 24 saat şeklinde sürekli olarak satışa açık halde bulundurulmaması, istasyonda yeterli miktarda ürün bulundurulmaması sebepleri ile feshedildiğinin, bu bağlamda çerçeve anlaşma ve zeyilnameler uyarınca ödenen işletme teknik yatırım bedelinin sözleşmenin kullanılmayan dönemine isabet eden kısmı için fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 293.815 TL'nin iadesinin, ayrıca 27.675,84 TL borcun da ödenmesinin ihtar edildiği, davalı ...'a da 28/03/2016 tarihli Noter ihtarnamesi gönderilerek kiralananın davalı şirket tarafından kapalı tutulması ve amacına uygun şekilde kullanılmaması sebebiyle kira sözleşmesinin feshedildiğinin bildirildiği, bundan sonra ise takibe konu edilen 325.115,09 TL tutarlı faturanın düzenlenerek davalı şirkete gönderildiği, davalı şirket tarafından iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiği, davacı tarafından iade faturasının davalı şirkete iade edildiği, davacının 06/05/2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile her iki davalıya TMK'nın 887. maddesi uyarınca 360.005,74 TL alacağının bulunduğu, alacağın tebliğden itibaren 3 günlük süre içerisinde ödenmesi, aksi halde yıllık %48 gecikme faizi vs kalemler ile birlikte tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılacağını ihtar ettiği ve dava konusu takibin başlatıldığı, davalıların gerek icra takibine itiraz dilekçelerinde gerekse Mahkememize sundukları cevap dilekçesinde sözleşmenin feshi sebebi olarak gösterilen hususlara itiraz etmedikleri, sözleşmenin davalı şirketin bayilik sözleşmesi ve çerçeve sözleşme ile üstlendiği yükümlülüklerine aykırı hareket etmesi nedeniyle haklı olarak feshedildiği, buna göre davacının, sözleşmenin süresinden önce ve davalı şirketin kusuru ile sona ermesi nedeniyle bahsedilen çerçeve anlaşmanın 5.1. maddesi uyarınca ödediği işletme teknik yatırım bedelinin kıstelyevm usulü ile belirlenen ve sözleşmenin kullanılmayan kısmına tekabül eden 275.521,26 TL+ KDV'sini talep etmekte haklı olduğu, takibe konu edilen diğer faturaların (her ne kadar davalı taraf 2015 yılı kayıtlarını sunmamış ise de BA formları ile fatura tutarlarının ilgili vergi dairesine bildirildiği görülmüştür) her iki tarafın defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalının defterlerinde bulunan ödeme kayıtlarının davacının defterlerinde yer almadığı, verilen kesin süre içerisinde de davalı tarafça ödeme belgelerinin sunulmadığı anlaşılmakla, bu faturalar yönünden de (faiz faturası hariç olmak üzere), davacının alacaklı olduğu kanaatine varılmış olup, ek raporda 06/05/2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile verilen 3 günlük süre sonunda temerrüdün gerçekleştiği kabul edilerek yapılan hesaplama doğru olduğu ve davalı tarafın alacağın genel mahkemede dava açılarak belirlenmesine yönelik itirazı da, söz konusu ipoteğin üst sınır ipoteği olması ancak ilamlı takip yapılmamış olması sebebiyle haksız olduğundan, ek raporda hesaplanan asıl alacak ve işlemiş faiz yönünden davanın kısmen kabulüne, takibin talep edilen ve asıl alacağa sözleşme ile kabul edilmiş yıllık %48 oranında işletilecek faizi ile devamına, alacak likit ve itiraz haksız olduğundan davalıların hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödemelerine," karar verilmiştir.Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yargılaması sonunda verilen kararın dava dosyası içindeki belgelere, delillere, raporlara aykırı olarak incelemeden verilmiş olduğunu, hukuka, yasalara ve kamu vicdanına aykırı bir karar olduğunu, Yerel Mahkemenin davalı tarafın hiçbir savunmasına ve iddialarına yönelik bir açıklama getirmeden ve bilirkişi incelmesini eksik yaparak hüküm oluşturduğunu, yasaya ve hukuka aykırı bir karar olduğunu, itirazın iptali davalarında 1 yıllık dava açma süresi olduğunu, bu sürenin hak düşürücü süre olduğunu, borca itiraz edilmesinin üzerinden yaklaşık 2 yıl gibi bir süre geçtikten sonra açılan itirazın iptali davasının hak düşürücü süre yönünden reddi gerektiğini, davacı şirketin bahsetmiş olduğu çerçeve anlaşma başlıklı 12.12.2013 tarihli anlaşmada davalı ...'ın imzası bulunmadığını, davalı ...'ın bu sözleşmeden sorumlu tutulmasının mümkün olmadığını, bu durumun Yerel Mahkeme tarafından incelenmediğini ve dikkate alınmadığını, ancak bu durumun resen göz önüne alınması gerektiğini, davalı şirketin dava dosyası konusu olan faturaları davacı şirkete iade ettiğini, davalı şirketin 01.05.2016 ve ... nolu fatura ile ihtarname ile iade ettiğini, davacı şirketin ise aynı faturayı noter kanalı ile tekrar davalı şirkete iade ettiğini, bu durumda sürekli olarak faturaların iade etmek döngüsüne girilemeyeceğinden davalı şirketin ... A.Ş. tarafında davacıya iade edilen faturalardan artık borçlu olamayacağının açık olduğunu, beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile başlatılan icra tabine vaki itirazın iptali istemidir. İlk derece mahkemesince, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar vekilince istinaf edilmiştir.Davacı tarafça davalılar hakkında İstanbul 10. İcra Dairesinin ... E.sayılı dosyası ile “07.02.2014 tarih ... nolu resmi senet akit tablosu, bayilik sözleşmesi, çerçeve anlaşma, protokol,10 adet fatura ihtarname borcun sebebi gösterilerek Kastamonu Tosya ... köyü ... parsel üzerindeki taşınmaz 07/02/2014 tarih ve ... yevmiye nolu 1. Derecede 480.000 TL bedelli limit ipoteğinin paraya çevrilmesi talebi ile asıl alacak ve takip tarihine kadar işlemiş faiz olmak üzere toplam 371.811,82 TL nin tahsili için ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlatıldığı, borçlulara örnek no:9 ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takipte ödeme emri gönderildiği, itiraz dilekçesinin alacaklıya tebliğ edilmediği, borçluların itirazı üzerine eldeki itirazın iptaline ilişkin davanın açıldığı görülmektedir. Dava, itirazın iptali ile takibin devamı ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir. İİK. 67/1 maddesi "Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliğ tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak genel hükümler dairesinde alacağın varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir" düzenlemesini getirmiştir. Bu yasal düzenleme doğrultusunda yapılan icra takibine borçlunun itiraz etmesi halinde davanın bir yıllık süre içinde açılması zorunludur. Bu süre hak düşürücü süredir. Ne var ki, bu sürenin başlaması için itirazın alacaklıya tebliği zorunludur. Yasada bu sürenin itirazın alacaklıya tebliğinden başlayacağı açıkça vurgulanmıştır. Yasa koyucu bu sürenin hak düşürücü süre olması, bu bağlamda hakkı söndüren bir süre olması nedeniyle alacaklının borçlunun itirazlarına tam olarak muttali olması, bunun da ancak itirazın tebliği yoluyla olacağını öngördüğünden sürenin tebligatla başlayacağını kabul etmiştir. Davacının yaptığı icra takibine itiraz edildiğini öğrenmesi de itirazın içeriğini tam olarak öğrendiğini göstermez. Bu nedenle 1 yıllık bu süre borçlunun itirazının alacaklıya tebliğ tarihinden itibaren başlayacaktır. Somut uyuşmazlıkta; davalı borçlunun itirazının davacıya tebliğ edildiğine dair icra dosya içerisinde evrak bulunmadığı gibi davalının böyle bir iddiası da bulunmamaktadır. Bu durumda eldeki davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmadığına ilişkin istinaf sebebi yerinde değildir. (Emsal Yargıtay 19. Hukuku Dairesinin 2018/2879 Esas - 2019/2545 sayılı Karar) Takibe konu ipotek azami had ipoteği olmakla borçlulara bu ipotek belgesine uygun ödeme emri gönderilmiş icra emri gönderilmemiştir. Davalılarda süresinde borca itiraz ederek takibin durmasını sağlamışlardır. Bu durumda davalı tarafın bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde değildir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil edecek olup, bu ticari defter kayıtlarının aksinin aynı nitelikte yazılı delil ile ispatlanması gerekmektedir. Somut uyuşmalıkta davacı sahibi lehine delil olma niteliğindeki tüm ticari defterlerini ibraz etmiş davalı taraf ise uyuşmazlık dönemini kapsamasına rağmen 2014 ve 2016 yılına ait ticari defterleri ibraz ederken 2015 yılına ait ticari defterleri ibrazından kaçınmıştır. Dosya içeriğine uygun ve denetime elverişle kök ve ek raporlar ile davacının dayandığı faturalardan 21/04/2016 tarihli 325.115,09 TL bedelli fatura dışındaki tüm faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu anlaşılmaktadır. Davalı her ne kadar 2015 yılı ticari defterlerini ibrazdan kaçınmış ise de davacının takibe dayanak faturalarını BA formuyla ilgili vergi dairesine bildirdiği anlaşılmakla bu faturalarında davalıya teslim edildiği süreside bir itiraz bulunmamakla bu miktar alacağı bulunduğu sonucuna ulaşılmıştır. Davalı ticari defter kayıtlarında takip konusu faturalardan 325.115,09 TL lik fatura hariç diğer fatura bedellerinin ödendiği, davacı kayıtlarında ise ödenmediği belirlenmiş olmakla davalıya verilen kesin süre içinde ödemeye dair herhangi bir belge sunulmadığı, davalının ödemeye ilişkin yaptığı kayıtların herhangi bir belgesinin bulunmadığı, bu faturalar yönünden davacının fatura miktarı kadar asıl alacağı bulunduğu anlaşılmaktadır. Taraflar arasındaki diğer uyuşmazlık davacının keşide edip davalının iade ettiği 325.115,09 TL tutarlı faturaya ilişkindir. Davacı ile davalı şirket arasında 12/12/2013 tarihinde akaryakıt bayilik sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme ile davalı şirketin davacının bayisi olarak faaliyette bulunmaya başladığı, taraflar arasında, kurulacak hukuki ilişkinin temel prensiplerini belirlemek amacı ile yine 12/12/2013 tarihinde çerçeve anlaşmanın ve 20/12/2013 tarihinde davacı ile davalı ... ve dava dışı ... arasında bayilik faaliyetinin sürdürüleceği taşınmazın kiralanmasına dair kira sözleşmesi imzalandığı, çerçeve anlaşmanın 3.3. maddesi uyarınca istasyonun bulunduğu taşınmazın tapu kaydına davacı lehine azami 480.000 TL tutarında fekki bildirilinceye kadar, 1. derecede, %120 değişken faizle ipotek tesis ve tescil edildiği, sözleşmenin 5.1. maddesi uyarınca; davacının, istasyonun 12/12/2018 tarihine kadar faaliyette bulunması kaydıyla evvelce akdedilen sözleşmelerden kaynaklanan 291.000 TL borç tutarını davalıdan talep etmeyeceği, 5.2 maddesi ile söz konusu tesissin herhangi bir nedenle 12/12/2018 tarihinden evvel sona ermesi halinde kullanılmayan döneme ilişkin kısmı kıstel yevm olarak hesaplanacak tutarı faiziyle ödeyeceği, 6. maddesi uyarınca; davalıların her ne sebeple olursa olsun akaryakıt istasyonun 12/12/2013 tarihinden sonra fillen faaliyete bulunmaması/bulunamaması ve/veya istasyonda münhasıran davacının ürünlerinin satılmaması/satılamaması ve/veya ilerleyen zamanlarda herhangi bir dönemde bayilik sözleşmesinin ve/veya anlaşmaya konu taşınmaz ile ilgili akdedilen ve tapuya şerhedilen ve süresi 12/12/2018 tarihine kadar devam edecek tapusal hakkın süresinden evvel sona ermesi, ifa edilmez hale gelmesi ve/veya ihlal nedeniyle icra edilemez hale gelmesi durumunda, öncelikle ödenen İşletme Teknik Yardım Bedeli +KDV'nin kullanılmayan dönemlerine isabet eden tutarını (Kıstalyevm Usulü) geri ödemeyi kayıtsız şartsız peşinen kabul ve taahhüt ettikleri, davalıların kusurlu olsun ya da olmasın iade ödemede geciktiği beher ay için, davacının kendilerine yaptığı fiili ödeme tarihinden başlayarak, fiilen geri ödeme gününe kadar geçecek süre için aylık %4 gecikme faizi ödemeyi peşinen kabul ettikleri, davalının sözleşme şartlarına uymaması nedeniyle sözleşmenin davacı tarafça haklı olarak feshedildiği, davacı tarafça davalıya işletme teknik yardım bedeli ödediği, bilirkişi raporu ile ödenen teknik yardım bedeli ve 291.000 TL geçmiş yıldan gelen alacak toplamı 513.051+KDV olarak belirlendiği bu miktar konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmadığı, rapor ile sözleşme fesih tarihi ile sözleşme sonu arasında kıstelyevm usulü yapılan hesaplamada iadesi gereken tutar 275.521,26 TL+ KDV' olmak üzere 325,115,09 TL olarak belirlendiği davalının bu fatura tutarından da sorumlu olduğu netice olarak takibe konu faturalardan dolayı (faize ilişkin fatura hariç) takip tarihi itibarıyla davacının davalıdan 351.558,81 TL asıl alacağı bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Davacı tarafça davalıya keşide edilen 06/05/2016 tarihli Noter ihtarnamesi ile verilen 3 günlük süre sonunda temerrüdün gerçekleştiği kabul edilerek sözleşme ile belirlenen faiz oranı ile yapılan hesaplama ile takip öncesi 7.268,33 TL faiz hesaplanmış olmakla ilk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik yoktur. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalılar vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalılar tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 6.127,87 TL harcın, alınması gerekli olan 24.511,48 TL harçtan mahsubu ile bakiye 18.383,61 TL istinaf karar harcının davalılardan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 27/01/2026