10. Ceza Dairesi 2023/10859 E. , 2023/8309 K. İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 05.06.2014, 27.12.2014 HÜKÜMLER : Düşme ve mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2023/10224 esasında kayıtlı İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2014 tarihli ve 2014/404 Esas, 2014/220 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan …
**10. Ceza Dairesi 2023/10859 E. , 2023/8309 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi SUÇ : Kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma SUÇ TARİHLERİ : 05.06.2014, 27.12.2014 HÜKÜMLER : Düşme ve mahkûmiyet TEBLİĞNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Aralarındaki bağlantı nedeniyle Dairemizin 2023/10224 esasında kayıtlı İzmir 31. Asliye Ceza Mahkemesinin 31.10.2014 tarihli ve 2014/404 Esas, 2014/220 Karar sayılı dosyası ile birlikte incelenmiştir. Sanık hakkında bozma üzerine kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ 1. Sanık hakkında, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığınca kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan dolayı başlatılan soruşturmada, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 6545 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararı verilmiştir. 2. Sanığın tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin gerektirdiği yükümlülüklere uymadığının bildirilmesi üzerine İzmir Cumhuriyet Başsavcılığının 27.06.2014 tarihli iddianamesi ile 5237 sayılı Kanun'un 191 inci maddesinin birinci ve ikinci fıkrası, 53 üncü maddesi uyarınca cezalandırılması istemiyle kamu davası açılmıştır. 3. İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2015/215 Esas, 2015/722 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan lehine olan 5237 sayılı Kanun’un 5560 sayılı Kanun ile değişik 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesi, 50 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi, 52 nci maddesinin ikinci ve dördüncü fıkrası uyarınca 6.000,00 TL adli para cezasına hükmedilmiştir. 4. İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 05.11.2015 tarihli ve 2015/215 Esas, 2015/722 Karar sayılı kararının sanık tarafından temyizi üzerine Dairemizin 25.10.2022 tarihli ve 2020/11093 Esas, 2022/10678 Karar sayılı kararı ile; "Yapılan yargılamaya, toplanıp - karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun şekilde oluşan inanç ve takdirine, incelenen dosya içeriğine göre diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak; 1) Hükümden önce 28.06.2014 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesi sanık lehine hükümler içermekte olup, öncelikle; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasının olaya tatbik kabiliyeti bulunup bulunmadığının tesbiti açısından; sanık hakkında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan dolayı, bu suç tarihinden önce açılmış başka bir dava veya soruşturma olup olmadığının, varsa sanığın bu suçu diğer davaya konu olan suç nedeniyle verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işleyip işlemediğinin ve önceki dava sonucunun araştırılması, gerektiğinde Denetimli Serbestlik Müdürlüğünden suç tarihinde sanığın infazda olan başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbiri kararının bulunup bulunmadığı sorulup belirlendikten sonra; a) Sanık bu suçu, daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ise; 6545 sayılı Kanun'un 68. maddesi ile değiştirilen TCK'nın 191. maddesinin 5. fıkrasında öngörülen “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz" hükmü uyarınca, ikinci suçtan açılan bu davanın kovuşturma şartının ortadan kalkması nedeniyle, CMK'nın 223. maddesinin 8. fıkrası uyarınca "davanın düşmesine" ve tedavi ve/veya denetimli serbestlik kararı veren ilgili mahkemeye ihbarda bulunulmasına karar verilmesi, b) Sanık bu suçu daha önce işlediği suçtan dolayı verilen tedavi ve/veya denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş değilse veya daha önce işlediği suçtan dolayı yapılan kovuşturma aşamasında hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlemiş ve önceki suçtan mahkûmiyet dışında bir hüküm verilmiş ise; Sanığın 05/06/2014 tarihli eylemi nedeniyle 12/09/2014 tarihli kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik kararının içeriğinde, sanığın bu karara itiraz hakkı bulunduğuna ilişkin, itiraz süresi ve merciinin gösterilmesi suretiyle usulüne uygun kanun yolu bildirimi yapıldığı ve kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının 29/09/2014 tarihinde sanığa usulüne uygun tebliğ edildiği, 22/10/2014 tarihinde çağrı yazısını tebliğ alan sanığın Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne başvurmaması üzerine, "önceki tebligat gereğince başvuruda bulunmadığı, bu tebligat üzerine öngörülen süre içinde de başvurmaması halinde yükümlülüklere ve tedavinin gereklerine uymamakta ısrar etmiş sayılacağı" uyarısı ile yeniden tebligat yapılmadığından kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı anlaşılmakla; 5237 sayılı TCK’nın 191/4-b ve 191/4-c bendinde yer verilen koşulların oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi, dolayısıyla TCK’nın 191/5. fıkrasında yer alan “Erteleme süresi zarfında kişinin kullanmak için tekrar uyuşturucu veya uyarıcı madde satın alması, kabul etmesi veya bulundurması ya da uyuşturucu veya uyarıcı madde kullanması, dördüncü fıkra uyarınca ihlal nedeni sayılır ve ayrı bir soruşturma ve kovuşturma konusu yapılmaz” hükmü kapsamında ihlal nedeni sayılacak eylem bulunup bulunmadığı hususunun tespiti için, sanık hakkında incelemeye konu 05/06/2014 tarihli suç tarihinden sonra, ancak kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 22/10/2014 tarihinden itibaren erteleme süresi olan 5 yıl içinde işlenen kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan verilen herhangi bir kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararı ya da TCK’nın 191/6. maddesi gereği doğrudan açılan davaların bulunup bulunmadığının araştırılarak, aa) Var ise; Cumhuriyet başsavcılığı ve/veya mahkemelerden ilgili dosyaların getirtilip dosya arasına alınıp, derdest ise temyize konu dava dosyası ile birleştirilmesi; hüküm verilmiş ve kesinleşmiş ise, gerektiğinde kanun yararına bozma yoluna gidilmesi için bildirimlerde bulunulup sonucuna göre, tüm deliller birlikte gözetilmek suretiyle ihlal niteliğinde eylem olup olmadığı ya da eylemlerin tek suç, ayrı suç veya zincirleme suç oluşturup oluşturmadığı tartışılıp değerlendirildikten sonra sanığın hukukî durumunun belirlenmesi, bb) Yok ise; kovuşturma şartı olan ısrar koşulunun sağlanmadığı dikkate alınarak kovuşturma şartının gerçekleşmesini beklemek üzere 5271 sayılı CMK’nın 223/8-2. cümlesi uyarınca kamu davasının durmasına ve erteleme kararı ile birlikte verilen tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazına devam edilmesi için dosyanın Cumhuriyet Başsavcılığına gönderilmesine karar verilmesi gerekmekte ise de; dosya inceleme tarihi itibariyle kamu davasının açılmasının ertelenmesi kararının kesinleştiği 24/05/2015 tarihinden itibaren TCK’nın 191/2. maddesinde öngörülen 5 yıllık erteleme süresinin dolduğu ve CMK’nın 223/8-1. cümlesinde yer verilen “Türk Ceza Kanununda öngörülen düşme sebeplerinin varlığı ya da soruşturma veya kovuşturma şartının gerçekleşmeyeceğinin anlaşılması hallerinde, davanın düşmesine karar verilir.” hükmü uyarınca erteleme süresinin dolması nedeniyle kovuşturma şartının gerçekleşmediği dikkate alınarak düşme kararı verilmesi gerektiği gözetilmeyerek eksik araştırma ile hüküm kurulması, 2) Kabule göre de; a) Sanık hakkında hükmedilen hapis cezasının adli para cezasına çevrilmesine karar verilirken, adli para cezasının belirlenmesine esas alınan tam gün sayısının gösterilmesi ve daha sonra aynı maddenin 1. fıkrası gereğince bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle adli para cezasına hükmedilmesi gerektiği gözetilmeden, hapis cezasının doğrudan paraya çevrilmesi, b) Sanık hakkında hükmedilen adli para cezasının, "taksitlerden birinin zamanında ödenmemesi halinde geri kalan kısmın tamamının tahsil edileceği ve ödenmeyen adli para cezasının hapse çevrileceğinin" ihtarı yerine, “taksitlerden birisini zamanında ödememesi halinde geri kalan kısmının tamamının tahsil edilmesine ve ödenmeyen adli para cezasının HAPSE ÇEVRİLMESİNE” denilmek suretiyle 18/06/2014 tarihinde kabul edilip 28/06/2014 tarihinde Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 6545 sayılı Kanun'un 81. maddesi ile değişik 5275 sayılı Kanun'un 106/3. maddesi hükmü gözetilmeksizin infazı kısıtlar biçimde karar verilmesi, c) Suç tarihi itibarıyla yürürlükte bulunan TCK'nın 191. maddesinde sanığa isnat edilen suç için temel ceza miktarının "bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası" olarak belirlendiği; hükümden sonra yürürlüğe giren 17/10/2019 tarihli ve 7188 sayılı Kanun'un 24. maddesiyle 5271 sayılı CMK'nın başlığı ile birlikte yeniden düzenlenmiş olan "Basit Yargılama Usulü" başlıklı 251. maddesinin 1. fıkrasında yer alan "Asliye Ceza Mahkemesince, iddianamenin kabulünden sonra adli para cezasını ve/veya üst sınırı iki yıl veya daha az süreli hapis cezasını gerektiren suçlarda basit yargılama usulünün uygulanmasına karar verilebilir." şeklindeki düzenlemeye, 7188 sayılı Kanun'un geçici 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan "01/01/2020 tarihi itibarıyla kovuşturma evresine geçilmiş, hükme bağlanmış veya kesinleşmiş dosyalarda seri muhakeme usulü ile basit yargılama usulü uygulanmaz." şeklindeki düzenleme ile sınırlama getirilmiş ise de; Anayasa Mahkemesinin 19/08/2020 tarihli 31218 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan, 25/06/2020 tarihli ve 2020/16 esas, 2020/33 sayılı iptal kararı ile, "...kovuşturma evresine geçilmiş..." ibaresinin, aynı bentte yer alan "... basit yargılama usulü..." yönünden Anayasaya aykırı bulunarak iptaline karar verilmesi sebebiyle kovuşturma evresine geçilmiş olan ve basit yargılama usulü uygulanabilecek dosyalar yönünden 7188 sayılı Kanun'un 5. maddesinin 1-d bendinde yer alan düzenlemenin iptal edildiği anlaşıldığından; Anayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümesi mümkün olmayıp, Ceza Muhakemesi Kanununda yapılan değişikliklerin ise derhal uygulanması gerekmekle birlikte, basit yargılama usulü uygulanan olaylarda CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasına göre; "mahkûmiyet kararı verildiği takdirde sonuç ceza dörtte bir oranında indirilir." şeklindeki düzenleme karşısında, Anayasa Mahkemesinin anılan iptal kararının neticeleri itibarıyla maddi ceza hukukuna ilişkin olduğunun ve CMK'nın 251. maddesinin 3. fıkrasında yer alan düzenlemenin sanık lehine sonuç doğurabilecek nitelikte olduğunun anlaşılması karşısında, TCK'nın 7. maddesi ile CMK'nın 251. maddesi hükümleri gözetilmek suretiyle sanık lehine olan uygulamanın belirlenerek yerine getirilmesi ve gereği için dosyanın, "Basit Yargılama Usulü" yönünden yeniden değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması" nedenleriyle bozulmasına karar verilmiştir. 5. Kemalpaşa 2. Asliye Ceza Mahkemesinin, 23.12.2022 tarihli ve 2017/243 Esas, 2022/677 Karar sayılı kararı ile İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/1097 Esas sayılı dosyası ile aralarında hukuki ve fiili irtibat bulunması sebebiyle her iki dosyanın birleştirilmesine, yargılamaya İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 2022/1097 Esas sayılı dosyası üzerinden devam olunmasına karar verilmiştir. 6. İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli ve 2022/1907 Esas, 2023/312 Karar sayılı kararı ile sanık hakkında, 05.06.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan açılan kamu davasının 5271 sayılı Kanun'un 223 üncü maddesinin sekizinci fıkrası uyarınca düşmesine, 27.12.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan 5237 sayılı Kanun’un 191 inci maddesinin birinci fıkrası, 62 nci maddesinin birinci fıkrası, 53 üncü maddesinin birinci, ikinci, üçüncü fıkraları, 58 inci maddesinin altıncı, yedinci fıkraları uyarınca 1 yıl 8 ay hapis cezası ile hak yoksunluğuna hükmedilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanığın temyiz isteği özetle; beraat kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR Güvenlik güçlerinin devriye görevini ifa ettikleri sırada durumundan şüphelenilen ve adının Görkem Çağrı olduğu öğrenilen sanığın yapılan GBT sorgulamasında aranmadığının tespit edildiği ve sanığa üzerinde suç unsuru bir şey olup olmadığı sorulduğunda kendi rızasıyla cebinden çıkarttığı jelatine sarılı esrar maddesi olduğu tahmin edilen şüpheli maddeyi teslim ettiği ve muhafaza altına alındığı, Polis Kriminal Laboratuvarınca yapılan inceleme sonucunda sanıktan ele geçirilen 1,7 gr ağırlığında inceleme konusunun THC ihtiva eden bitki kırıntısı olduğunun tespit edildiği, sanığın iş bu suçu 6545 sayılı Kanun'un yürürlüğe girmiş olduğu 28.06.2014 tarihinden daha önce işlediği İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin 2014/17 Esas, 2014/59 Karar sayılı dosyasında, 27.11.2013 suç tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurmak suçundan yargılandığı ve 30.01.2014 tarihinde denetimli serbestlik kararı verildiği, kararın 03.03.2014 tarihinde kesinleştiği, sanığın 05.06.2014 tarihli eyleminin İzmir 10. Sulh Ceza Mahkemesinin dosyasında işlemiş olduğu uyuşturucu madde bulundurma suçunun ihlali niteliğinde olduğu, sanığın kovuşturma aşamasında kendisine hükmolunan tedavi ve denetimli serbestlik kararının infazı sırasında iş bu suçu işlediği, ikinci suçtan açılan bu davada kovuşturma şartının ortadan kalktığı gerekçesiyle sanık hakkında açılan kamu davasının düşmesine karar verildiği anlaşılmıştır. IV. GEREKÇE Sanığın 05.06.2014 Tarihli Eyleminden Dolayı Kurulan Düşme Hükmü Yönünden Bozmaya uyulduğu, yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eyleme uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, sanığın bu suçu başka bir tedavi ve denetimli serbestlik tedbirinin infazı sırasında işlediğine ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, sanığın temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR A. Sanığın 05.06.2014 Tarihli Eyleminden Dolayı Kurulan Düşme Hükmü Yönünden Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle İzmir 27. Asliye Ceza Mahkemesinin 23.02.2023 tarihli ve 2022/1907 Esas, 2023/312 Karar sayılı kararında sanık tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden, sanığın temyiz sebeplerinin reddiyle hükmün, Tebliğname’ye aykırı olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, B. Sanığın 27.12.2014 Tarihli Eyleminden Dolayı Kurulan Mahkûmiyet Hükmü Yönünden 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu'nun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkında Kanun'un 8 inci maddesinin birinci fıkrasının "Bölge adliye mahkemelerinin, 26/09/2004 tarihli ve 5235 sayılı Adlî Yargı İlk Derece Mahkemeleri ile Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev ve Yetkileri Hakkında Kanunun geçici 2. maddesi uyarınca Resmî Gazete'de ilân edilecek göreve başlama tarihinden önce verilen kararlar hakkında, kesinleşinceye kadar Ceza Muhakemeleri Usulü Kanununun 322. maddesinin dördüncü, beşinci ve altıncı fıkraları hariç olmak üzere, 305 ilâ 326. maddeleri uygulanır. (Ek cümle: 1/7/2016-6723/33 md.) Bu kararlara ilişkin dosyalar bölge adliye mahkemelerine gönderilemez." şeklinde düzenlendiği, somut olayda sanık hakkında verilen, 27.12.2014 tarihli kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçuna ilişkin önceki hükmün daha önce İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesinin istinaf incelemesinden geçtiği ve 12.06.2017 tarihinde bozulmasına karar verildiği, bu nedenle İlk Derece Mahkemesince yeniden kurulan 23.02.2023 tarihli hükmün kanun yolu incelemesinin istinaf olduğu anlaşılmakla, istinaf incelemesinin yapılması için dosyanın görevli ve yetkili Bölge Adliye Mahkemesinin ilgili dairesine gönderilmek üzere İNCELENMEKSİZİN İADESİNE, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 03.10.2023 tarihinde karar verildi.