İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin satın alma yetkilisi tarafından davacı şirket ile davaya konu alacağa yönelik sipariş verilen mallara yönelik elektronik mail üzerinden 2020 Ekim ayı…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1050 KARAR NO : 2026/6 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 02/03/2022 NUMARASI : 2021/388 Esas - 2022/144 Karar DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/01/2026 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı şirketin satın alma yetkilisi tarafından davacı şirket ile davaya konu alacağa yönelik sipariş verilen mallara yönelik elektronik mail üzerinden 2020 Ekim ayında irtibata geçildiği ve ... ve ... SAN ... 2030 MFR:18 malzemelerin satın alınması üzerine yazışmalar gerçekleştirildiği, ilgili görüşmeler akabinde davalı şirket yetkilisine yazışmalardan da görüleceği üzere teklif aşamalarından sonra proforma fatura gönderildiği, davacı şirket ve davalı şirket arasında sözleşme kurularak sipariş verildiği, davacı şirket tarafında 04.11.2020 tarihinde proforma faturanın düzenlendiği, söz konusu proforma faturalarda ödeme eklinin “PEŞİN TL” olacağının belirtildiği, siparişler üzerine davacı şirket tarafından sevk irsaliyelerinin düzenlenmiş olduğu ve ürünlerin 11.11.2020 tarihinde dava dışı ... Tur şirketi tarafından davacı şirketin deposuna gelerek gerçekleştirildiği, ilgili siparişlere yönelik davacı şirket tarafından 11.11.2020 tarihinde ... no.lu KDV Dahil 113.032,97 TL karşılığı, 11.11.2020 tarihinde ... no.lu KDV Dahil 1.897,42 TL karşılığı, ödeme şeklinin TL olacak şekilde faturalar düzenlendiği, usulüne uygun olarak davalı şirkete iletildiği, davalı şirket tarafından herhangi bir itiraz edilmediği, hem davacı taraf, hem de davalı tarafın söz konusu faturaları ticari defterlerine kaydedildiği, davalı şirketin söz konusu bedellere yönelik; 19.11.2020 tarihinde 5.000 USD (18.11.2020 ödeme tarihinin bir gün öncesi) TCMB USD döviz satış kuru 7,7334 TL karşılığı 38.667,00 TL) olduğu, 19.11.2020 tarihinde 5.000 USD ((18.11.2020 ödeme tarihinin bir gün öncesi) TCMB USD döviz satış kuru 7,7334 TL karşılığı 38.667,00 TL) olduğu, 19.11.2020 tarihinde 3.381,20 USD (18.11.2020 ödeme tarihinin bir gün öncesi) TCMB USD döviz satış kuru 7,7334 TL karşılığı 26.148,17 TL) olduğu, 19.11.2020 tarihinde 194,70 EUR (18.11.2020 ödeme tarihinin bir gün öncesi) TCMB EUR döviz satış kuru 1.788,63 TL karşılığı 1.788,63 TL) tutarında ödeme yapıldığı, toplamda davacı şirket tarafından satışa konu mallara yönelik düzenlenen fatura bedelinin 114.930,39 TL iken, davalı şirket tarafından 19.11.2020 tarihinde yapılan ödemeler toplamı (TCMB kurları dikkate alındığında) 105.270,80 TL tutarında ödeme yapıldığı, arada kalan bakiye olan bedelin iş bu davanın konusu olduğu, davalı şirket ile davacı şirket arasındaki ihtilafın, TL endeksli olarak yapılan satışa karşılık ödemenin döviz cinsinden yapılması durumu ile ilgili olduğu, faturalarda da görüleceği üzere, ödeme koşulu olarak hem proforma faturalarda hem de satış faturalarında TL olarak ödeneceğinin taraflarca mutabık kalındığı, ancak davalı şirketin ödeme tarihinde 19.11.2020 döviz kurunun düşmesi ile ödemeyi proforma faturanın düzenlendiği tarihteki döviz bedeli karşılığını ödeyerek borçtan kurtulmaya çalıştığı, fakat ödeme yapıldığı günün bir önceki güne tekabül eden TCMB döviz kurlarında da görüleceği üzere 18.11.2020 tarihinde USD döviz satış kuru karşılığı 7.7334 TL, yine aynı tarihte EUR döviz satış kuru karşılığı 9,1866 TL olduğu, davalı şirket tarafından proforma fatura düzenlendiği tarihteki döviz bedeli karşılığı ödenmesiyle ödemenin eksik gerçekleştiği, akabinde davalı şirketin davacı şirkete kur farkı faturası tanzim etmiş olduğu, ancak davacı şirket tarafından bu kur farkı faturasına karşılık süresinde iade faturası düzenlendiği, davalının göndermiş olduğu kur farkı faturasının iade edilmiş olduğu, taraflar arasından 2018 yılından bugüne süre gelen ticari ilişkide faturaların TL para birimi cinsinden düzenlendiği ve ödemelerinde TL olarak yapıldığı, tüm bunların akabinde davalı şirket aleyhine 24.03.2021 tarihinde 9.659,59 TL bakiye borç üzerinden İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... E. no.lu ilamsız alacak takibi başlatıldığı, davalı şirketin işbu takibe 13.04.2021 tarihinde haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiği ve takibin durduğu, fazlaya ilişkin sair her türlü dava, talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla, yukarıda izah edilen nedenlerle; davalı borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptali ile İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğünün ... E, sayılı icra takibinin devamına, davalı borçlunun %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemesine hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve iddia etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı şirket tarafından hammadde alımı için elektronik posta üzerinden yazışmalar ile fiyat talep edildiği ve davacı şirket tarafından bir ürün için USD diğer ürün için EUR üzerinden olmak üzere geri bildirim yapıldığı, sonrasında bildirilen fiyatlar üzerinden taraflar arasında anlaşma sağlandığı ve ürünlere ilişkin sipariş verildiği, bu yazışmaların incelenmesi halinde davacı şirket tarafından ürünlerin fiyatlarının döviz cinsinden bildirildiğinin görüleceği, bu şekilde davacı şirket ile döviz cinsinden ürünlerin satın alımı için anlaşan davalı şirketin 19.11.2020 tarihinde 13.381,20 USD ve 194,70 EUR ödemeyi banka aracılığı ile davacı tarafa göndererek alınan malların ödemesini yapmış olduğu, bu şekilde döviz cinsinden yapılmış olduğu fiyat teklifi doğrultusunda malları satan ve proforma faturanın üzerine döviz cinsinden banka hesap bilgileri yazan davacı tarafın ödeme günü TL döviz karşılığında değer kazandığını görünce faturayı TL üzerinden kestiği, fatura kesilirken kur oranlarının da hatalı olduğu ve proforma fatura ile uyuşmadığı, bunun üzerine davalı tarafından davacı şirkete yönelik 26.02.2021 tarihli kur farkı faturası kesilerek cari hesabın kapatıldığı, davacı şirketin bunun üzerine bu kez 27.02.2021 tarihinde kur farkı iade faturası kesmesi üzerine davalı tarafından 06.04.2021 tarihinde tekrar kur farkı faturası düzenlendiği, bunun sonrasında davacı şirketin kesmiş olduğu 08.04.2021 tarihli kur farkı faturası ise Beyoğlu 45. Noterliğinin 14.04.2021 tarih ... yevmiye no.lu ihtarnamesi ile kabul edilmediği ve iade edildiği, davacı şirketin dava dilekçesinde ödemenin TL olarak ödeneceği konusunda taraflar arasında mutabakat bulunduğu iddiasının kabul edilebilir bir tarafının bulunmadığı, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki tek anlaşmanın elektronik posta yazışmalarından ibaret olduğu, bu anlaşmaya göre döviz cinsinden verilen fiyat teklifinde ticari hayatın örf ve adeti uyarınca ödemenin döviz cinsinden yapılması gerektiği, taraflara arasında ödemenin TL olarak yapılacağı ile gerekirse kur farkı ödemesi yapılacağı hususunda da bir anlaşma bulunmadığı, yukarıda arz ve izah edilen nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve haklarımız saklı kalmak kaydıyla; öncelikle itirazımız doğrultusunda yetkisizlik kararı verilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan reddine karar verilmesini, icra takibi başlatan davacı taraf aleyhine İcra iflas kanununun 67.maddesi gereğince takip tutarının %20’sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, "Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle icra müdürlüğünce yapılan icra takibine İİK 67. maddesi uyarınca itirazın iptali ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine ilişkin olup; tarafların delilleri toplanarak, taraf defterlerinin incelenmesi için gün tayin edilmiş, tarafların ticari defter ve kayıtları incelenmek suretiyle dosya üzerinde Mali Müşavir bilirkişiden inceleme yaptırılarak teknik ayrıntıları gösterilen dosyada mübrez denetime uygun olan ve mahkememizce de benimsenerek hükme esas alınan rapor da dikkate alınarak, Tarafların incelenen 2018-2019-2020 ve 2021 yıllarına ilişkin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin süresinde yaptırıldığı, GIB onaylı Yevmiye ve Defter-i Kebir beratlarının süresinde alındığı, T.T.K ve V.U.K hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, davacının kendi defterlerinde 26.03.2021 takip tarihi itibariyle davalı şirketten 9.659,59 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin ise defter kaydına göre, takip tarihi itibariyle davacı şirkete aynı tutarda borçlu gözüktüğü, Davacının 11.11.2020 tarihinde 114.930,39 TL (113.032,97 TL+1.897,42 TL) tutarında “TL” olarak tanzim faturalara karşılık 19.11.2020 tarihinde tahsil ettiği 13.381,20 USD ve 194,70 EUR ödemelerden sonra 26.03.2021 takip tarihi itibarıyla davacının 9.659,59 TL tutarında kalan açık hesap alacağının bulunduğu, 04.11.2020 tarihli “Proforma Fatura” başlıklı teklif mektubu içeriğinde yazılı ürünlerin, yabancı para birimi ve TL tutarları ayrı ayrı gösterilmek suretiyle hesaplandığı, ödeme şeklinin ise; “PEŞİN TL” olarak belirtildiği, davanın konusu 11.11.2020 tarihli KDV Dahil 114.930,38 TL tutarlı düzenlenen faturalara karşılık davalının 19.11.2020 tarihinde yapmış olduğu 13.381,20 USD, ve 194,70 EUR tutarında ödemeler sonrasında davalı tarafından davacı şirkete KDV Dahil 10.537,29 TL tutarında 26.02.2021 tarihinde kur farkı faturası düzenlendiği, davacının ise 27.02.2021 tarihinde aynı tutarda kur farkı iade faturası düzenlendiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve bu sözleşmede hangi kurun referans olarak alınacağı somut olarak belirlenmediğinden davacı tarafından “TL” olarak düzenlenen fatura içeriğinde matbu yazılı USD ve EUR kurun fatura tarihindeki TCMB’ nin döviz satış kuru ile uyumlu olduğu, 19.11.2020 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına yapılan döviz cinsinden ödemelerin ticari defterlere kaydedilen kur ile TCMB’ nin aynı tarihli döviz satış kurunun karşılıklı aynı kabule göre dikkate alındığı, Eş deyişle, tarafların kabulünde olan sözleşme niteliğindeki “Proforma Fatura” başlıklı belgede birim fiyat yabancı para cinsinden belirlense de ödemenin “peşin TL” olarak yapılacağı kararlaştırıldığından yabancı para cinsinden yapılmış ödemenin TCMB D.Satış kuruna göre TL olarak karşılığının belirlenmesi gerektiği, ödemenin yabancı para ile yapılmasının somut olayda kur farkı alacağına gerekçe olamayacağından Davalı tarafın kur farkı alacağını İspatlayamadığından ve bu yönde teamülde bulunmadığından, davacının 26.03.2021 takip tarihi itibarıyla davalıdan 9.659,59 TL alacağını talep edebileceği, Davacı/alacaklı takip öncesinde faiz talebinde bulunmadığı için taleple bağlılık kuralı gereği bu konuda değerlendirme yapılmayarak davanın kabulü ile Davalının İst.Anad. 10.İcra Müdürlüğünün ... Es. Sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazın iptali ile takibin takip şartlarındaki hali ile aynen devamına, İİK 67/2.mad. Gereğince davalının alacak başlangıçta likit olduğundan 9.659,59 TL asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatına mahkumiyetine, davalıdan alınarak davacıya verilmesine, ..." karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı müvekkil şirketin merkezi “Yeşilce Mah. Çelik Cad. ... Kağıthane/İstanbul” olduğunu, HMK'nın 6. maddesi gereğince işbu davanın, genel yetkili mahkeme olan İstanbul Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, dava konusu olayda taraflar arasında bir sözleşme bulunmadığı için HMK 10. maddesinin; davalı müvekkil şirketin davacı şirkete herhangi bir para borcunun da bulunmaması sebebiyle de davacı tarafın dava dilekçesinde belirttiği ve sayın Yerel Mahkemenin de kabul ettiği TBK'nın 89/1 maddesinin olayda uygulanma imkan ve ihtimali bulunmadığını, bilirkişi, çok kısa sürede yapmış olduğu defter incelemesi sonucunda vermiş olduğu mevcut raporunda davalı tarafından kesilen kur farkı faturasının davacı tarafından aynı tutarda fatura ile iade edildiğini ifade etmesine karşın davalı tarafından sonrasında bu kez davacıya kesilen 06/04/2021 tarihli kur farkı faturasından bahsetmediğini, bu şekilde davalı tarafından kesilen iade faturasına sayın bilirkişi tarafından değinilmemesi ve dava tarihi itibariyle müvekkil şirketin davalıya cari hesaplarında borçlu olmadığının belirtilmemiş olması mevcut raporun eksik ve hatalı olduğunun bir diğer göstergesi olduğunu, bilirkişi raporunda hatalı bir değerlendirmede bulunulduğunu, davacı şirket ile davalı şirket arasındaki tek anlaşma elektronik posta yazışmaları ile yapılan ürün fiyat teklifi ve buna ilişkin sipariş verilmesi suretiyle yapılan anlaşma olduğunu, bu anlaşmaya göre de döviz cinsinden verilen bir fiyat teklifinde ticari hayatın örf ve adeti uyarınca ödemenin döviz cinsinden yapılması gerektiğini, kaldı ki taraflar arasında ödemenin TL cinsinde yapılacağı ile gerekirse kur farkı ödemesi olacağı hususunda bir anlaşma da bulunmadığını, bu doğrultuda da davalı şirket almış olduğu ürünlerin ödemesinin tamamını, teklif edilen proforma fatura doğrultusunda davacı şirkete yaptığını, davacının müvekkil davalıdan herhangi bir alacağı bulunmadığına ilişkin beyanları saklı kalmak üzere, proforma fatura tarihinde belirtilen kur ile faturanın kesildiği tarihteki kur farklı da hatalı olduğunu, bu husus açısından da bilirkişi raporunda ve gerekçeli kararda bir açıklama ve tespit bulunmadığını, bu nedenle bu haliyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli bir tespit bulunmayan rapor doğrultusunda verilen kararın da hatalı olduğun beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE : Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, bilirkişi raporunun hüküm kurmaya elverişli olup olmadığı, takip konusu faturaların yabancı para ile ödeneceğinin kararlaştırılıpkararlaştırılmadığı noktalarındadır.Davacı alacaklı tarafından davalı hakkında, İstanbul Anadolu 10. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı takip dosyası ile "... ve ... numaralı faturalardan kaynaklı bakiye alacak 9.659,59 TL" nedeniyle 9.659,59 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 29.03.2019 tarihimde ilamsız takip başlatılmış, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğu ve süresinde itirazın iptaline ilişkin iş bu davanın açıldığı görülmüştür.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.Davalı taraf hem icra dairesinin yetkisine hemde Mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. İİK'nın 50/1. Maddesine göre para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 89.maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. Somut olayda, tarafların defter ve kayıtlarına göre, taraflar arasında satım ilişkisi bulunmakta olup, eldeki davaya konu para borcunda, alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. Bu nedenle davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine yaptığı itirazının reddine karar verilmiştir. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222. maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın 2.fıkra hükmüne uygun olarak tutulan ticari defterlerinin ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi halinde ticari defterler sahibi leline delil olarak kullanılamaz. Maddede sayılan şartların birlikte bulunması halinde ticari defterler kesin delillerdendir ve aksi ancak senet veya diğer kesin deliller ile ispatlanabilir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Ayrıca adına fatura düzenlenen, bu faturayı ticari defterlerine itirazsız olarak kaydetmişse, bu kayıt, fatura konusu sözleşmenin ve bu sözleşmedeki işin yapıldığı anlamına gelir. Borçlu taraf, faturaları ticari defterine işlemişse, borcun doğmadığını veya borcu ödediğini ispatlamak zorundadır. Zira, davalının kendi ticari defterlerindeki kayıtlar aleyhine delil teşkil eder.Tarafların ticari defterlerinde yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda, davacı tarafından düzenlenen takip konusu faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının kendi defterlerine göre takip tarihi olan 26.03.2021 tarihi itibariyle davalı şirketten 9.659,59 TL alacaklı gözüktüğü, davalı şirketin ise takip tarihi itibariyle davacı şirkete aynı tutarda borçlu gözüktüğü, davacının 11.11.2020 tarihinde 114.930,39 TL (113.032,97 TL+1.897,42 TL) tutarında “TL” olarak tanzim faturalara karşılık 19.11.2020 tarihinde tahsil ettiği 13.381,20 USD ve 194,70 EUR ödemelerden sonra 26.03.2021 takip tarihi itibarıyla davacının 9.659,59 TL tutarında kalan açık hesap alacağının bulunduğu, 04.11.2020 tarihli “Proforma Fatura” başlıklı teklif mektubu içeriğinde yazılı ürünlerin, yabancı para birimi ve TL tutarları ayrı ayrı gösterilmek suretiyle hesaplandığı, ödeme şeklinin ise; “PEŞİN TL” olarak belirtildiği, huzurdaki davanın konusu 11.11.2020 tarihli KDV Dahil 114.930,38 TL tutarlı düzenlenen faturalara karşılık davalının 19.11.2020 tarihinde yapmış olduğu 13.381,20 USD ve 194,70 EUR tutarında ödemeler sonrasında davalı tarafından davacı şirkete KDV dahil 10.537,29 TL tutarında 26.02.2021 tarihinde kur farkı faturası düzenlendiği, davacının ise 27.02.2021 tarihinde aynı tutarda kur farkı iade faturası düzenlendiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme ve bu sözleşmede hangi kurun referans olarak alınacağı somut olarak belirlenmediğinden davacı tarafından “TL” olarak düzenlenen fatura içeriğinde matbu yazılı USD ve EUR kurun fatura tarihindeki TCMB’ nin döviz satış kuru ile uyumlu olduğu, 19.11.2020 tarihinde davalı tarafından davacı hesabına yapılan döviz cinsinden ödemelerin ticari defterlere kaydedilen kur ile TCMB’ nin aynı tarihli döviz satış kurunun karşılıklı aynı kabule göre dikkate alındığı, tarafların kabulünde olan sözleşme niteliğindeki “Proforma Fatura” başlıklı belgede birim fiyat yabancı para cinsinden belirlense de ödemenin “peşin TL” olarak yapılacağı kararlaştırıldığından yabancı para cinsinden yapılmış ödemenin TCMB D.satış kuruna göre TL olarak karşılığının belirlenmesi gerektiği, ödemenin yabancı para ile yapılmasının somut olayda kur farkı alacağına gerekçe olamayacağından davalı tarafın kur farkı alacağını ispatlayamadığından davacının 26.03.2021 takip tarihi itibarıyla davalıdan 9.659,59 TL alacağını talep edebileceği tespit edilmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 99. maddesi, "Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir." şeklindedir. Yabancı para üzerinden kurulan ticari ilişkide, fatura tarihindeki kur ile ödeme tarihindeki kur arasındaki fark varsa bu fark kur farkı alacağıdır. Kur farkı istenebilmesi için ticari satımın yabancı para ile yapılmış olması, taraflar arasında kur farkı istenebileceğine ilişkin yazılı bir sözleşme veya teamül bulunması gerekir. Kur farkı alacağı fatura tarihi ile ödeme tarihi arasındaki kur farkından kaynaklanan bir alacak olduğundan ancak Türk Lirası olarak istenebilir. Her ne kadar davalı tarafından davacıya 26.02.2021 tarihinde KDV dahil 10.537,29 TL tutarında kur farkı faturası düzenlemişse de, davacı tarafından da 27.02.2021 tarihinde 10.537,29 TL tutarlı kur farkı iade faturası düzenlendiği, taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para üzerinden kurulmadığı, kur farkı istenebileceğine dair bir sözleşme bulunmadığı, ayrıca bu yönde bir teamül bulunduğu da iddia ve ispat edilememiştir.Somut olayda, her iki tarafın kabulünde olan, davacı tarafından düzenlenen Proforma Faturada ürünlerin EUR ve TL fiyatları belirtilerek ancak ödemenin peşin TL olarak belirtildiği, takip konusu 11.11.2020 tarihli ... numaralı 113.032, 97 TL tutarlı ve 11.11.2020 tarihli, ... numaralı 1.897,42 TL tutarlı faturaların TL olarak düzenlendiği ve ödeme koşulu olarak 7 gün vadeli TL ve Genel açıklamalar yalnız TL kuruş olarak belirtildiği, her ne kadar davalı kendi tercihi ile USD ve Euro olarak ödeme yapmışsa da taraflar arasındaki anlaşmanın yabancı para olarak kararlaştırılmadığı görülerek, davalı tarafından yapılan 19.11.2020 tarihili 13.381,20 USD ve 194,70 EUR ödemelerin, TBK 99/2. Maddesine göre, davacı tarafından ödeme tarihindeki TCMB kuruna göre hesaplanan TL karşılığının davalının borcundan düşerek takip tarihinde davalıdan 9.659,59 TL alacaklı olduğu, davalının söz konusu faturaları defterlerine kaydettiği ve defter ve kayıtlarına göre takip tarihinde davacıya 9.659,59 TL borçlu olduğuna göre Mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 80,70 TL harcın, alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan mahsubu ile bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, 3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/01/2026