TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2023 NUMARASI : 2021/671 Esas 2023/391 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/11/2021 KARAR TARİHİ : 19/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalı…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ 2023/1263 Esas 2025/1761 Karar T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2023/1263 KARAR NO : 2025/1761 TÜRK MİLLETİ ADINA KARAR İNCELENEN DOSYANIN MAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 30/05/2023 NUMARASI : 2021/671 Esas 2023/391 Karar DAVA : Alacak (İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinden Kaynaklanan) DAVA TARİHİ : 16/11/2021 KARAR TARİHİ : 19/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/12/2025 Taraflar arasındaki alacak istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 24/07/2006 tarihinde işletme hakkı devir sözleşmesi imzalandığını, dağıtım faaliyetlerinin davalı tarafından yürütüldüğü dönemde hizmet akdi ile çalışan işçinin 06/03/2006 tarihinde iş kazası geçirerek vefat ettiğini, SGK tarafından açılan dava sonucu verilen kararın icra takibine konulması nedeniyle icra dosyasına ödenen miktardan davalının sorumlu olduğunu belirterek 293.218,81-TL'nin ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, rücu davasına konu mahkeme kararında bahsi geçen alacak türünün ...'a bırakılan alacaklardan olmadığını, davacının taleplerinin İHDS ve hisse devir sözleşmelerine aykırı olduğunu, somut olayda 3. kişinin zararından söz edilemeyeceğini, davacı tarafın faiz ve icra dosyasına ilişkin giderleri talep hakkının olmadığını, devre esas bilançolarda geçmişe yönelik borç ve alacak işlemleri kesinleştiğinden geçmiş yıllara ilişkin olarak ...'tan herhangi bir talepte bulunamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece; SGK tarafından kurum zararının tahsili için açılan davada dava dışı işçi ...'nun ölümüne neden olan iş kazasının devir sözleşmesinin yapıldığı tarihten önce 06/03/2006 tarihinde gerçekleştiği, 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı devir sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ... 'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddelerinde dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle 3. kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlandığı, davacı vekili tarafından Bakırköy 2. İş Mahkemesi'nin 2016/124 esas sayılı dosyasında açılan davanın davalıya ihbar edildiği, bu nedenle icra dosyasına ödenen 293.218,81-TL tutar ile 2.015,50-TL istinaf harcı, 5.637,33-TL onama harcı ve 7.518,23-TL bakiye karar harcının davalıdan talep edilebileceği, gider avansının ise iadesinin mümkün olduğu gerekçesiyle; " davanın kabulü ile 292.218,81-TL'nin, ödeme tarihi olan 26/11/2020, 7.518,23-TL'nin ödeme tarihi olan 28/04/2017 tarihinden, 2.015,50-TL'nin ödeme tarihi 08/03/2017 tarihinden ve 5.637,33-TL'nin ödeme tarihi olan 20/02/2020 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 100,00-TL gider avansına ilişkin talebin reddine" ilişkin karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı istinaf dilekçesinde özetle; alacağın zamanaşımına uğradığını, yapılan ödemelerden sorumlu olmadığını, buna ilişkin emsal yargı kararlarının dikkate alınması gerektiğini, tüm sözleşmelerin birlikte yorumlanması gerektiğini, ayrıca Bakırköy 2.İş Mahkemesinde görülen davada, davacıyla birlikte toplam 4 davalı bulunduğunu, davacının ödediği tutarı öncelikle diğer davalılara rücu etmesi gerektiğini, zira emsal karara göre kusuru oranında sorumlu olduğu miktarın rücusunun mümkün olduğunu, şirket ve yüklenici/ taşeron işçilerinin 3. Kişi sayılamayacağını, ihbar yükümünü yerine getirmeyen davacının, faiz ve takip giderlerini talep edemeyeceğini, davacı lehine takdir edilen vekalet ücretini, yine hükmedilen harç ve giderleri de kabul etmediğini, ödenen tutarın temerrüt tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte talep edilmesinin de İşletme Hakkı Devir Sözleşmesine aykırı olduğunu ileri sürmüştür. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ Dava; işletme hakkı devir sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkindir. 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; Bakırköy 5. İş Mahkemesinin 2009/28 Esas sayılı dosyasında; SGK tarafından dava dışı işçi ...'nun 06/03/2006 tarihinde maruz kaldığı iş kazasında vefat etmesi nedeniyle kurumun uğradığı zararın tazmini istemiyle dava açılması üzerine, mahkemece yapılan yargılama sonucunda; olayda, müteveffa işçinin %37,5 oranında, davalı ...'ın %62,5 oranında kusurlu olduğunun ( ...'ın ceza yargılamasında %1 er kusurlu bulunduğu da belirtilerek) tespitiyle, 73.384,42-TL alacağın davalıdan tahsiline ilişkin verilen kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleşmesi üzerine bu kez SGK tarafından bakiye alacağın tahsili istemiyle, işbu davanın da dayanağı olan Bakırköy 2. İş Mahkemesi'nin 2016/124 esas sayılı dosyasında, davacı şirketle birlikte ... aleyhine dava açıldığı, yargılama sırasında davanın ... 'a davacı tarafından ihbar edildiği, yargılama sonunda mahkemece, davanın kabulü ile 110.076,63-TL bakiye alacağın 14/06/2007 onay tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilerek karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 33. Hukuk Dairesi'nin, 30/04/2018 tarih 2017/1336-2018/506 E., K. sayılı istinaf isteminin esastan reddine yönelik verilen ilamın bu kez vaki temyiz sonucunda Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 20/01/2020 tarih 2918/4335-2020/293 E., K. sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, kararın SGK tarafından İstanbul 32. İcra Dairesi'nin 2020/24682 Esas sırasında takibe konulması ile davacı tarafından dosyaya 26/11/2020 tarihinde 293.218,81-TL ödendiği anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedildiği hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmayan 24/07/2006 tarihli İşletme Hakkı Devir Sözleşmesinin 7.1 maddesinde; sözleşmenin imza tarihinden önce başlamış idari ve hukuki ihtilafların takip edilmesi, çözüme kavuşturulması ve bundan kaynaklanan her türlü sorumluluğun ...'a ait olduğu, 7.4 ve 7.6 maddesinde de; dağıtım faaliyetinin ... tarafından yürütüldüğü dönemde bu faaliyetler nedeniyle üçüncü kişiler tarafından ileri sürülecek her türlü talebin muhatabının ... olduğu hükme bağlanmıştır. Somut uyuşmazlıkta davacı tarafından yapılan ödeme İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'nin imzalandığı tarihten önceki döneme isabet eden olaya dayanmaktadır. Rücuen alacağa dayanak olan Bakırköy 2. İş Mahkemesindeki bakiye alacak istemli davanın davacısı SGK olup bu sözleşme çerçevesinde üçüncü kişi konumunda bulunup İHDS'nin 7.4 ve 7.6 maddeleri gereğince davacının ödediği bedeli davalıdan rücuen talep ve dava hakkı bulunmaktadır. Rücuen alacağa dayanak davadaki uyuşmazlığın dağıtım tesislerinin mülkiyetine ilişkin olmaması karşısında sözleşmenin 7.2 maddesi uyarınca davacının ihbar yükümlülüğü de bulunmamaktadır, kaldı ki dayanak davada davalıya davanın ihbar da edilmiş olduğu anlaşılmaktadır. Bu nedenle davacı, icra dosyasına ödediği tüm bedelin( asıl alacak, işlemiş faizi, yargılama gideri, vekalet ücreti ile takip giderleri dahil) rücuen tahsilini davalıdan talep edebileceğinden davalı vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun reddi gerekmiştir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 23/03/2016 tarih 2015/13510 esas 2016/3219 karar sayılı emsal içtihadı). Davalı vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf itirazının incelenmesinde; alacak taraflar arasında imzalanan İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi'ne dayandığından bu davada uygulanması gerekli olan zamanaşımı süresi Türk Borçlar Kanunu'nun 146. maddesi uyarınca 10 yıl olup davanın da bu süre içerisinde açıldığı anlaşıldığından bu yöndeki itiraz yerinde görülmemiştir. Öte yandan, Hisse Satış Sözleşmesi'nin 9.4. maddesinde "...İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla", 22. maddesinin f bendinde "Alıcı ihale konusu hisseleri devir aldığı tarihten önceki döneme ilişkin olarak İşletme Hakkı Devir Sözleşmesindeki hükümler saklı kalmak kaydıyla..." hükümleri yer almaktadır. Anılan hükümler gözetildiğinde Hisse Satış Sözleşmesi karşısında İşletme Hakkı Devir Sözleşmesi öncelikle uygulanacaktır. Hal böyle olunca, mahkemece, davacı yanın talebi de gözetilerek sözü edilen icra dosyasına ödenen 293.218,81-TL tutar ile 2.015,50-TL istinaf harcı, 5.637,33-TL onama harcı ve 7.518,23-TL bakiye karar harcının davalıdan talep edilebileceğine, 100,00 TL tutarlı gider avansının ise davacıya iadesi mümkün olmakla talep edilemeyeceği gerekçesiyle; davanın kısmen kabul kısmen reddine hükmedilerek davalının yargılama harç ve giderleri ile davacı yan lehine vekalet ücretinden sorumlu tutulmasına yönelik verilen kararında bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Davalı tarafın açılan davada ödeme tarihinden itibaren avans faizi uygulanamayacağına yönelik itirazına gelindiğinde, rücuen tazminat talebi, başkasına ait bir borcu yerine getiren kişinin mal varlığında meydana gelen kaybı gidermeye yönelik tazminat niteliğinde olup, davacının mal varlığındaki eksilme ödeme tarihinde gerçekleştiğinden ödeme gününden itibaren her iki tarafta tacir olduğundan avans faizi talep edebilir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 13/04/2016 tarih ve 2016/2239-2016/4044 E.-K. Sayılı emsal kararı). Buna göre ilk derece mahkemesinin kararında ödeme tarihinden itibaren avans faizine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle; 1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli 21.066,11-TL İstinaf karar harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 19/12/2025 Başkan - Üye - Üye - Zabıt Katibi -