7. Hukuk Dairesi 2012/6009 E. , 2012/5475 K. "" Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığ…
**7. Hukuk Dairesi 2012/6009 E. , 2012/5475 K.** **"İçtihat Metni"** Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı ... tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Mahkemece 3402 Sayılı Kadastro Kanunu'nun 36. maddesi hükmü gerekçe gösterilerek yazılı biçimde hüküm kurulmuş ise de, yerel mahkemenin vardığı sonuç dosya içeriğine uygun düşmemektedir. Kadastro davalarında keşif giderleri yatırılmadığından bahisle kesin süre sonuçlarının uygulanabilmesi için öncelikle uyuşmazlığın çözümlenebilmesi için taşınmaz başında keşif yapılmasının zorunlu olması, dava dosyasının keşfe hazır hale getirilmesi, ispat yükü kendi üzerinde olan tarafa keşif giderlerini mahkeme veznesine depo etmesi için makul ve yeterli uzunlukta kesin süre verilmesi, verilen kesin süre içinde kabul edilebilir yasal bir mazeret olmaksızın keşif giderlerinin mahkeme veznesine yatırılmamış olması gerekir. Somut olayda kanıtlama yükümlülüğünün davacı taraf üzerinde olduğu, dosyada keşif yapılmasının zorunlu bulunduğu kuşkusuzdur. Ne var ki, davacı tarafa keşif giderlerini yatırması için kesin önel verilmiş ise de, davacı tarafa verilen kesin önel gerekli koşulları içermemektedir. Şöyle ki; davacı tarafa kesin süre verilebilmesi için dosyanın keşfe hazır hale gelmesi zorunludur. Hal böyle iken dava konusu 109 ada 2,102 ada 22, 112 ada 25, 102 ada 38 ve 110 ada 10 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak asılları dosya arasında bulunamamıştır. Nitekim kadastro davalarında tutanak asılları olmadan davanın görülmesi imkansız olduğu gibi, tutanak asılları bulunmadan davanın sonuçlandırılması da mümkün değildir. Ayrıca mahkemenin davanın usulden reddine dair gerekçesi de yerinde değildir. Şöyle ki, davacı taraf kendisine verilen kesin süre içinde mahkemece belirlenen miktarı PTT havalesi ile mahkemenin dosyasına atıf yaparak ve ücretin keşif ücreti olduğunu belirterek PTT Müdürlüğü'ne yatırmıştır. Mahkemece de keşif giderlerinin süre içinde yatırıldığı kabul edilmiş ancak gerekçesinde PTT havalesinin mahkeme veznesine depo etme sayılamayacağı hususuna değinilmiştir. Hal böyle olunca davacı tarafın süresi içinde belirlenen keşif giderlerini yatırdığının kabulü gerekir. Nitekim davacı tarafa tebliğ edilen 17.01.2012 tarihli muhtıra içeriğinde de PTT Müdürlüğü'ne yatırmanın mahkeme veznesine depo etme sayılmayacağına dair bir ibare bulunmamaktadır. Mahkemece bu olgular gözardı edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması isabetsiz, davacı ...'in temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde ilgilisine iadesine, 05.09.2012 gününde oybirliği ile karar verildi.