İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 12/01/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/628 Esas 2025/613 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili şirket arasında yapılan anlaşma uyarınca müvekkili şirketçe davalı şi…
T.C. KAYSERİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 6. HUKUK DAİRESİ ESAS NO: 2026/38 KARAR NO: 2026/63 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/06/2025 NUMARASI: 2024/628Esas - 2025/613Karar DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 12/01/2026 İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ: 12/01/2026 Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/628 Esas 2025/613 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı taraf ile müvekkili şirket arasında yapılan anlaşma uyarınca müvekkili şirketçe davalı şirkete sağlanan ticari reklam hizmetleri bedelinin davalı şirkete fatura edildiğini ancak davalı şirketçe fatura bedellerinin ödenmeyerek temerrüde düşüldüğünü, müvekkili şirketçe fatura bedellerinin ödenmesi amacıyla davalı aleyhine Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyası ile başlatılan icra takibine davalının haksız olarak itiraz ettiğini beyanla itirazın iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin 2023 yılının sonlarında markasının sosyal medya hesaplarının yönetimi ve aylık paylaşımlar yapılması ve bu paylaşımların hazırlanması hususunda davacı ... şirketi ile anlaşma sağladığını, fakat davacının anlaşmada belirtilen yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, buna karşılık yerine getirmediği işlemler için fatura kestiğini, kesilen faturalara ilişkin başlatılan icra takibine bu nedenle itiraz ettiklerini, yapılan tüm işlemler karşılığında müvekkilinin tüm borcunu ödediğini beyanla davanın reddine, davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; " Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, davacının toplam 151.420,00-TL tutarında fatura düzenlediği, benimsenen bilirkişi raporuna göre davacının ticari defter kayıtlarına istinaden; davalıdan 151.420,00 TL alacağı olduğu, davalının bu borcu ödediğini yasal delillerle ispatlayamadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne, Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı takip dosyasına davalının vaki itirazının iptali ile 151.420,00-TL asıl alacak üzerinden ödeme emrinde yazılı koşullarla icra takibinin devamına karar verilmesi gerekmiştir. İİK'nun 67/1. maddesine göre "Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın "yüzde yirmisinden" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, incelenen ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 151.420,00-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş...." gerekçesiyle Davanın KABULÜ ile; davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının 151.420,00 TL asıl alacak üzerinden İPTALİNE, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faiz uygulanarak takibin devamına, 2-İtirazın iptaline karar verilen 151.420,00 TL'nin %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 3-Koşulları bulunmayan kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; İlk derece mahkemesi tarafından davacıya bu eksiklikleri açıklattırmadan ve somutlaştırmadan karar verdiğini, davacının “ticari reklam hizmeti” iddiasının hangi somut faaliyete dayandığı açıklığa kavuşturulmadan hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı taraf, dava dilekçesinde yalnızca “ticari reklam hizmetleri” ibaresi kullanarak, hangi hizmetlerin nerede, nasıl, hangi tarihlerde ve ne şekilde ifa edildiğini açıklamadığını, bu haliyle dava dilekçesi soyut ve genel ifadelerden ibaret olup, HMK m. 119/1-e (iddia edilen vakıaların sıra numarası altında açık özetlerinin gösterilmesi zorunluluğu) hükmüne aykırı olduğunu, HMK m. 31 uyarınca hakim, davayı aydınlatma ödevi kapsamında taraflardan açıklama ve belge sunmalarını istemekle yükümlü olduğunu, davacının hizmetin mahiyeti ve ifasına dair iddialarını somutlaştırmadan hüküm kurulması, hukuki dinlenilme hakkının ve savunma hakkının kısıtlanması sonucunu doğurduğunu, yerleşik Yargıtay içtihatlarında da görüldüğü üzere süresi içinde itiraz edilmeyen faturanın, konusu olan malın teslim edilmiş olduğu, iş veya hizmetin yapılmış olduğunun kabulü anlamına gelmeyeceği yönünde olduğunu, davacı taraf sözleşme yükümlülüklerini gereği gibi yerine getirmediğini, müvekkil şirket davacı ile çalışmış olduğu döneme ilişkin olarak davacının yükümlülüklerini yerine getirdiği aylarda ödeme yapmış bulunmakla birlikte davacı sonrasında yükümlülüklerini yerine getirmediğini, yerel mahkeme tarafından davacının edimlerinin ne kadarını yaptığı konusunda bir araştırma yapılmadığını, raporda, yalnızca faturalar üzerinden yüzeysel değerlendirme yapılmış, işin gerçekten yapılıp yapılmadığı, hizmetin hangi tarihlerde ve hangi platformlarda yerine getirildiği, işin ne kadarının yapıldığı konularında hiçbir inceleme yapılmadığını, davacının hizmetlerinin ifa edilip edilmediğinin tespit edilebilmesi için reklam ve medya sektöründe uzman kişilerden oluşan bir bilirkişi heyeti tarafından teknik inceleme yapılması gerekirken, bu yapılmadığını, davacı tarafça sunulan görseller incelenmek suretiyle sözleşme konusu işlemlerin yapıldığı kanaatine ulaşılmışsa da söz konusu görseller arasında müvekkil şirket yetkilisi ile yapılan bir takım maillerde açıkça görüleceği üzere müvekkil şirket davacı şirketten bazı taleplerde bulunduğunu, hizmete ilişkin bir takım eksikliklerin giderilmesi istendiğini, söz konusu husus bilirkişi raporunda irdelenmediğini, söz konusu hizmet nitelik itibariyle medya/reklam alanında uzmanlık gerektiren bir iş olduğunu, söz konusu rapor kapsamında atanan bilirkişi bilgisayar mühendisi olup uzmanlık itibariyle ilgili hususlarda yetkin olamayacağı açık olduğunu, bilindiği üzere bilirkişi, çözümü uzmanlığı, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde oy ve görüşünü sözlü veya yazılı olarak vermesi için başvurulan gerçek veya özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, somut olayda tarafın reklam ve sosyal medya alanında alınmış bir hizmetten kaynaklı olarak hizmetin gerektiği gibi yerine getirilmediği hususunda itirazı ve bunu destekler nitelikte yazışma kayıtları söz konusu olduğunu, bu nedenlerle, dosyada alınan bilirkişi raporu yetersiz, eksik ve uzmanlık dışı olduğunu, İlk derece mahkemesi, davanın kabulü ile birlikte müvekkil aleyhine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmettiğini, arz ve izah edilen nedenlerle; davacının dava dilekçesindeki iddialar son derece soyut olup, HMK m. 31 ve 119 gereği mahkemenin davacıya açıklattırma yükümlülüğü bulunmasına rağmen bu yapılmadan karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, faturaların tek başına alacağın varlığını ispat etmeye yeterli olmadığı, yalnızca karine teşkil ettiği; ifa ve teslim olgusunun ayrıca ispatlanması gerektiği halde, bu inceleme yapılmadan davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olduğunu, davacının sözleşmesel edimlerini yerine getirmediği, işin ne kadarının yapıldığı araştırılmadan, sadece faturalara dayanılarak karar verilmesi, TBK m. 97 ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına açıkça aykırı olduğunu, dosyada alınan bilirkişi raporu, reklam ve medya alanında uzman olmayan muhasebeci ve bilgisayar mühendisleri tarafından hazırlanmış; işin niteliği, ifası ve kapsamı değerlendirilmeden, hesaplama yapılmadan, yalnızca faturalar üzerinden rapor düzenlendiğini, bu nedenle raporun hükme esas alınması HMK m. 266’ya aykırı olduğunu, reklam ve medya sektöründe uzman bilirkişilerden rapor alınması gerekirken bu yapılmadığını, müvekkilin icra takibine yaptığı itiraz, haklı ve ciddi sebeplere dayanmakta olup, kötü niyetli olmadığını, bu nedenle müvekkil aleyhine hükmedilen %20 icra inkar tazminatı açıkça İİK m. 67/2’ye aykırı olduğunu, kısaca arz ve izah edilen nedenlerden dolayı ve mahkemece re’sen tespit edeceği hususlar dahilinde usul ve yasalara aykırı olan yerel mahkeme kararının istinaf incelemesi neticesinde yeniden yargılama yapılarak tüm yönüyle ortadan kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi için iş bu kararı istinaf ettiğini, sunulan gerekçeler ve mahkemece resen tespit edilecek sair sebeplerle; tehir-i icra talebinin kabulü ile açılmış veya açılacak olan icra takibinin yargılama sonuna kadar durdurulması için tehir-i icra kararı verilmesini, istinaf başvurusunun kabulü ile; Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesinin 24/06/2025 tarihli 2024/628 Esas, 2025/613 K sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde tüm yönüyle bozularak ortadan kaldırılmasına ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Dava, itirazın iptali istemidir. Davanın dayandığı temel ilişki, hizmet sözleşmesidir. Fatura düzenlenmesi için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gereklidir. Faturanın bir alacağın mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması, koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle; taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının, sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda; davacının, öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi ispat etmesi gerekmektedir. Bir başka anlatımla; faturaya tebliğ tarihinden itibaren sekiz gün içinde (mücerret) itiraz edilmemiş olması hali, sadece o faturanın miktar ve fiyat yönünden münderecatını kabul anlamını taşır; yoksa, o faturada yazılı malın alıcıya mutlaka daha önce teslim edilmiş olduğu anlamına gelmez; satıcının, faturada yazılı malı alıcıya veya kanuni temsilcisine teslim ettiğini ayrıca ispat etmesi zorunludur (Doğanay, İ.:Ticari Alım-Satım Akdi ve Nevileri, Ankara 2003, s:52, Doğanay,İ: Faturanın Kapatılması, Delil Olma Özelliği ve Faturaya İtiraz Aylık Yaklaşım Dergisi Sayı 4, Nisan 1993, s:8-13). Kısaca, fatura, sözleşmenin yapılması ile ilgili değil; taraflar arasında yapılmış bir satım, hizmet, istisna ve benzeri sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Öyle ki; taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge fatura olmayıp, olsa olsa icap mahiyetinde kabul edilebilecek bir belge olacaktır. Elbette bu belgeye itiraz edilmemesinin sonuç doğurması da beklenemez. Nitekim aynı ilkeler Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 tarih ve 2011/15-472 E.-2011/608 K., 2017/19-915 Esas 2018/1338 sayılı kararında da benimsenmiştir. Davalının kendi defterlerinde faturaya yer vermesi, bu kaydın kendi aleyhine delil teşkil etmesi demektir. Davalının karşı tarafın faturasını defterine kaydetmesi, daha sonra borçlu olmadığını iddia etmesi TMK 2.maddesine de aykırılık teşkil etmiştir. Davalının kendi ticari defterindeki bu kayıt karine teşkil etmektedir.Aynı zamanda TTK. 64. maddesine göre her tacir, ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak münasebetlerini ve her iş yılı içinde elde edilen neticeleri tespit etmek amacıyla, işletmesinin mahiyet ve öneminin gerektirdiği bütün defterleri tutmakla yükümlüdür. Anılan Kanuna uygun olarak veya olmayarak tutulmuş olan ticari defterlerin münderecatı, sahibi ve halefleri aleyhinde delil sayılır. Şu kadar ki; kanuna uygun olan defterlerde sahibi lehine olan kayıtlar dahi aleyhindeki kayıtlar gibi muteber olup bunlar birbirlerinden ayrılamaz.TTK.65/2 ve 3. Maddelerine göre, hiçbir tacir kendi defterine aleyhe kayıt düşemeyeceğinden, faturanın davalı defterinde kayıtlı olması ile varılan sonuç, alacağın/borcun miktarı konusunda da davalı aleyhine karine oluşturur. Davacının davaya konu faturadaki hizmeti davalı yana sunduğunu ispat yükünün davacı tarafa ait olduğu, davacının bu iddiasını, uyuşmazlığın miktarına göre, 6100 sayılı HMK.’nın 200. maddesi (HUMK 288) uyarınca yazılı delille kanıtlaması gerektiği anlaşılmıştır. Davacının hizmeti verdiğini tanıkla ispat etmesi mümkün değildir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan dava konusu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olmasının tek başına davacının alacağını ispata yeterli olamaz. Nitekim davaya konu faturanın hem davacı hem davalı defterinde kayıtlı olduğu, iade faturası düzenlenmediği, davalının faturayı red etmediği bilirkişi raporu sonucunda anlaşılmıştır. Bu durumda davacı bu faturadan kaynaklı olarak alacaklı olduğunu kesin delillerle ispat etmiş olup davanın kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararı yerinde görülmüştür. Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın yukarıda yazılı söz konusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının asıl dava yönünden HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul veya esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ; Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2024/628 Esas 2025/613 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalının istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 10.342,00TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davalı taraftan peşin olarak alınan 2.585,88 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 7.756,00 TL'nin davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , HMK 302/5 maddesi gereğince işbu ilamın kesinleşme kaydı yapılan kararın yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin , harç tahsil işlemlerinin, HMK 359/4 Maddesi gereğince bu kararın taraflarına tebliği işlemlerinin yapılması ve artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 362/1-a bendi uyarınca KESİN olarak oy birliği ile karar verildi.12/01/2026