İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin davalı borçlu ... Lojistik Taşımacılık Ticaret Ltd.Şti. ile ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ilişkiden dolayı cari hesap işlemlerinden doğan ödem…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 43. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/660 KARAR NO : 2025/1644 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 25/11/2021 NUMARASI : 2021/130 Esas - 2021/847 Karar DAVA: İtirazın İptali (Taşıma Sözleşmesinden Kaynaklanan) İSTİNAF KARAR TARİHİ: 17/11/2025 Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilin davalı borçlu ... Lojistik Taşımacılık Ticaret Ltd.Şti. ile ticari hizmet sözleşmesinden kaynaklanan ilişkiden dolayı cari hesap işlemlerinden doğan ödemelerinin sözleşmenin başından itibaren yapılmadığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla görüşmeler yapıldığını, davalı tarafın ödemeden imtina etmesi sonucu icra takibi başlatıldığını, davalı itiraz'inin alacağı geciktirmeye yönelik, haksız ve kötü niyetli olduğundan, itirazın iptalini talep etme zorunluluğu doğduğunu belirterek, davalı-borçlu ... Lojistik Taşımacılık Ticaret Ltd.Şti. aleyhine 09.11.2020 tarihinde İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyasında icra takibi başlatıldığını, takip talebinde alacağın nedeni olarak, 05.09.2020 tarihli ... fatura bedeli olan 12.898,62 TL ile 09.10.2020 tarihli ... fatura bedeli olan 9.670,10 TL.İİK faturalar olmak üzere toplam 22.568,72 TL. tutarında alacak bakiyesi gösterildiğini, davacı icra talebinde 22.568,72 TL.asıl alacağa, icra giderleri, vekalet ücreti ve takip tarihinden itibaren işleyecek yıllık Reeskont Avans faizi ile tahsili talebinde bulunduğunu, ödeme emri davalıya 13.11.2020 tarihinde tebliğ edildiğini, davalı ... Lojistik Taşımacılık Ticaret Ltd.Şti, 20.11.2020 tarihinde takibe itiraz ettiğini, İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı borçlunun yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, davalı yanın %20 den az olmamak Ü2ere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 18.07.2020 tarihli taşıma sözleşmesinin yapıldığını, iş bu sözleşmenin 20.07.2020 tarihi ile 20.07.2021 tarihleri arasında geçerli olduğunu, ancak davacı tarafın şözleşme devam ederken sözleşmeden caydığını oysa sözleşmenin 4. Maddesinin 15. Bendi gereğince sözleşme feshinin 2 ay öncesinden müvekkiline bildirilmesi gerektiğini belirtilmesine rağmen müvekkiline herhangi bir yazılı bildirimde bulunmadığını, davacının herhangi bir yazılı beyan ve bildirimde bulunmadığından dolayı, sözleşme gereği 2 aylık kirasının tamamının tazminat cezai şart olarak 20.11.2020 tarihli 16.520,00 TL.Iik fatura düzenlenerek gönderildiğini, -iş bu fatura ile birlikte daha önce kesilen 2 adet hizmet iade faturalarla birlikte davacının cari hesaptan doğan 2.930,98 TL.lik alacağının icra dosyasına ödendiğini ve böylelikle müvekkilinin davacı tarafa bir borcu kalmadığını, haksız ve dayanıksız açılan iş bu davanın reddi ile %20 den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI : İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " ...Davacının takibe konu faturaları süresinde ve usulüne uygun olarak defterine kaydettiği, GİB portal üzerinden e-arşiv fatura kapsamında düzenlenip e-mail ortamında iletildiği ve daha sonra kağıt ortamında düzenlenen faturaların davalı tarafa 28.10.2020 tarihinde teslim edildiği, davalının davacıya 30.10.2020 tarihli 1.707,64 TL ve 1.410,10 TL tutarlarında hizmet iade faturası düzenlediği,davalının bu faturaları davacıya e-arşiv fatura kapsamında 30.10.2020 tarihinde mail olarak gönderdiği, davalının 20.11.2020 tarihli taşıma ceza fatura bedeli olan 16.520 TL fatura düzenlediği ancak bu faturayı davacıya göndermediği bi bütün olarak değerlendirildiğinde, davacı tarafından düzenlenen toplam iki adet fatura karşılığı 22.568,72 TL den, davalı tarafından düzenlenen toplam 2 adet fatura karşılığı 3.117,74 TL ve davalının dava tarihinden önce davacıya düzenlenen faturalardan sonra 2.930,98 TL borcunu 09.11.2020 tarihinde icra dairesine ödenmesinden sonra davacının davalıdan 16.520,00 TL alacaklı olduğu anlaşılmaktadır. Davalının taşıma ceza faturasını davacıya tebliğ ettiğine dair dosyada ispata yarar delil bulunmadığı, davalının taşıma ceza faturasını davacıya teslim ettiğine dair iddiasının ispatlayamadığı anlaşıldığından, davalının savunmalarına itibar edilmemiş, icra takibine yapmış olduğu itirazın kısmen iptaline karar vermek gerekmiştir. Davalı tarafından davacıya tebliğ edilen iade faturaları ve icra dairesine yapılan ödeme neticesinde , davacının davalıdan neticeten 16.520,00 TL alacaklı olduğu kanaati ile takibin asıl alacak üzerinden devamına karar vermek gerekmiş, davacının davalıyı temerrüde düşürdüğüne dair dosyada delil olmadığından işlemiş faiz ve fazlaya ilişkin istemin reddine karar vermek gerekmiştir. Alacağın likit (bilinebilir) mahiyette bulunduğu gözetilerek İcra İflas Kanunu madde 67/2 uyarınca asıl alacak üzerinden %20 icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesi," karar verilmiştir. Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşme gereği taraflarca taşıma işlemleri yapıldığını, ilgili nakliye bedelleri, hizmet bedeli, hizmet iade başlıklı faturaların dilekçe ekinde sunulduğunu, ancak davacı tarafın sözleşme devam ederken sözleşmeden caydığını beyan ettiğini, sözleşmenin 4.15. Maddesine aykırı olarak sözleşme feshini 2 ay öncesinden davalı şirkete bildirmediğini, fatura ve icra dosyasına ödenen miktarla müvekkil şirket ile davacı taraf arasında ki Cari Hesaba göre müvekkil şirketin davacı tarafa hiç bir borcu kalmadığını, davalı şirketin davaya konu faturayı davacı firmaya elden tebliğ ettiğini, bilirkişi raporunda sadece muhasebesel hesaplama yapılmış olup taşımacılık sektör uzmanı tarafından taraflar arasındaki sözleşme, sözleşmeye aykırı davranışlar ve sözleşmeye bağlı olarak kesilen faturaya ilişkin herhangi bir tespit ya da beyanda bulunulmadığını, dosyadaki açık deliller göz ardı edilerek kurulan aleyhe hükümlerin kaldırılarak esas hakkında yeniden hüküm verilmesini, yeniden hüküm verilmesi mümkün değil ise kararın kaldırılarak dosyanın yeniden esas hakkında inceleme yapılmak üzere yerel mahkemeye gönderilmesini talep ve istinaf etmiştir. GEREKÇE :Dava; taşıma sözleşmesinden kaynaklanan fatura alacağının tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptaline ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebepler ile istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinafa gelen uyuşmazlık temelde; davanın ispatlanmış olup olmadığı noktasındadır. Davacı tarafından davalı hakkında İstanbul Anadolu 12.İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile; ''2 adet Fatura" borcun sebebi gösterilerek ve faturalar takibe eklenerek 22.568,72 TL asıl alacak ve 311,83 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 22.880,55 TL alacağın tahsili için ilamsız takip başlatıldığı, borçlunun 2.930,98 TL tutarlı kısmı kabul ederek bakiye kısma ve ferilerine itiraz ettiği, itirazına eklediği cari hesap ekstresinden davacının dayandığı faturaların davalı kayıtlarında işlenmiş olduğu ancak 3adet başka kayıt ile alacak miktarının 2.930,98 TL ye düşürülmüş olduğu görülmektedir. Davacı tarafın taşıma işiyle iştigal ettiği, davalıya ait bir kısım taşıma işini yaptığı, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunduğu anlaşılmaktadır. Kural olarak salt faturanın düzenlenmiş olması, dayanağı kanıtlanamayan faturaların düzenleyenin defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtı olamaz. (Yargıtay HGK'nun 19/09/2018 Tarih, 2017/19-915 Esas ve 2018/1338 Karar Sayılı İlamı). Başka bir ifadeyle dava konusu faturaya konu sözleşmesel ilişkinin varlığı ile edimin ifa edildiğinin HMK'nın 200 ve devamı maddeleri uyarınca yazılı delillerle ispatlanması gereklidir. Zira fatura, sözleşmenin infaz aşamasına ilişkin vesikalardan olup sözleşmesel ilişkinin ve edimin ifasının ispatında başkaca delillerle desteklenmediği sürece delil niteliğini haiz olmaz. Türk Medeni Kanunu’nun 6. Maddesi; “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür” hükmünü içermektedir. Yine HMK’nın 190/1. maddesine göre ise, ispat yükü, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Öte yandan ispat yüküyle ilgili kanunda açık bir hüküm bulunması halinde öncelikle ona bakılmalıdır. Davacının düzenlediği 2 adet faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, her iki tarafça da BA ve BS formları ile vergi dairesine bildirildiği, davalı tarafça ticari defterlerine kaydedilen bu faturalardan hemen sonra, adına düzenlenen faturaların sözleşmede belirlenen ücretten fazla olması nedeniyle 30/10/2020 tarihli 1.410,10 TL ve 1.707,64 TL toplam 3.117,74 T tutarlı 2 adet hizmet iade faturası düzenlediği, bu faturaların davacı tarafa e-posta ekinde gönderildiği, davacı tarafça iadeye ilişkin bu faturalara itiraz edilmediği, dosyada sunulu evrak ve bilirkişi raporundan bu faturaların davacı işletme defterine kayıtlı olup olmadığı konusunda bir belirleme yapılmamakla birlikte davacının sunduğu işletme hesabı defteri örneğinde kaydının bulunmadığı görülmektedir. İşletme defteri, işletme hesabı esasına göre tutulur (VUK m. 193). İşletme hesabının sol tarafını gider, sağ tarafını gelir kısmı oluşturur. Gider kısmına satın alınan mallar veya yaptırılan hizmetler karşılığında ödenen veya borçlanılan paralar ve işletme ile ilgili bütün giderler kaydedilir. Gelir kısmına ise, satılan mal bedeli veya yapılan hizmet karşılığı olarak tahsil edilen paralarla, tahakkuk eden alacaklar ve işletme faaliyetinden elde edilen diğer tüm gelirler kaydedilir (VUK m. 194/1-2). Gider ve gelir kayıtlarının en az sıra numarası, kayıt tarihi, işlemin niteliği ve meblağı içermesi gerekmektedir (VUK m.194/2). Bu defterin niteliği gereği bu kayıtlar dışında alım satıma ilişkin ödeme, tahsilat, banka vb. Kayıtlar tutulmamaktadır. Bu sebeple bu hususlar bu defterde yer almamaktadır. Eldeki uyuşmazlıkta davacı taraf "işletme defteri" tutmakta, işletme defterinin gelir ve gider esasına göre tutulması nedeniyle sadece davacı tarafça düzenlenen faturanın gelir olarak kaydedildiği, alınan mal ve hizmetin ise gider olarak kaydedildiği, alınan ve yapılan ödemelerin kaydedilmediği, bu sebeple bu defterde davacının borç/alacak bakiyesinin görülme imkanının bulunmadığı anlaşılmaktadır. Bu durumda eldeki uyuşmazlıkta her iki tarafın da tacir olmadığı anlaşılmakla ticari defterlerinin delil niteliği bulunmamaktadır. Ancak eldeki davada davacının düzenlediği 22.568,72 TL tutarlı iki adet fatura ve bu faturalara karşılık olarak düzenlenen 3.117,74 T tutarlı 2 adet iade faturalarının sözleşme kapsamında düzenlendikleri, iade fatura bedeli dışında fatura kapsamında hizmetin verilmediğinin davalı tarafça savunulmadığı da sabit olmakla davacının bu iki fatura nedeniyle iade faturalarının düşülmesi ile 19.450,98 TL alacağı bulunduğu sonucuna ulaşılmaktadır. Davalı tarafça da takibe konu alacağın 2.930,98 TL kısmına itiraz edilmemiş olmakla 16.520,00 cezai şart için düzenlenen fatura dolayısıyla davalının alacağı bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Yine davalı tarafça cari hesaba davacının borcu olarak kaydedilen ve sözlemenin 4.1.5 hükmünce düzenlendiği iddia edilen cezai şarta ilişkin 14.000 TL + KDV ile 16.520 TL tutarlı faturanın davacıya tebliğine dair bir evrak bulunmadığı, davacı işletme defterinde kaydının bulunmadığı anlaşılmakla birlikte davacı tarafından vergi dairesine verilen BA formunda yer aldığı ve vergi dairesine beyan edildiği anlaşılmaktadır. Bu faturaya yönelik davacı tarafça itiraz edildiğine ilişkin bir iddia ve delil de sunulmamıştır. Bu hususta davalının düzenlediği cezai şarta ilişkin fatura alacağı savunmasının niteliğinin belirlenmesi gerekmektedir. Savunma ödemeye dair olmadığından itiraz değil takas defi niteliğindedir. Davalının savunmasına dayanak faturanın sözleşme hükümlerine uygun düzenlendiği hususunun davalı tarafça ispatlanması ve davalı tarafın bu faturayı BA formu ile vergi dairesine bildirmiş olmasının ispata etkisi irdelenmelidir. Davalı tarafça sözleşme hükmü gereği cezai şart talep edilmesinin şartı olan sözlemenin haber verilmeden 2 ay önce feshedildiği olgusu hakkında bir delil sunulmamış ve bu husus ispatlanmamıştır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 21/2. maddesinde, bir fatura alan kişinin aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. Faturaya sekiz günlük süre içinde itiraz edilmemişse, TTK. m 21/2'ye göre, itiraz etmeyen kimse, fatura içeriğini kabul etmiş sayılır. Ancak sekiz gün içinde itiraza uğramayan fatura, taraflar arasında, aksi iddia ve ispat edilemeyen bir delil, geçici bir zaman için de olsa borçluyu sorumlu kılan bir ödeme emri de sayılmaz. İtiraza uğramayan fatura, içeriğinin aksi ispat edilebilir ticari bir belgedir. Özel ispat kuralanın uygulanmasının şartları 1-geçerli bir sözleme ilişkisi mevcut olmalıdır. 2-faturayı gönderen (düzenleyen) kişi tacir olmalıdır. 3 faturayı alan kişi tacir olmalıdır. Bu hüküm TTK' nun tacir olmanın hükümlerini düzenleyen maddeler arasında yer aldığından ve tacir sayılmayan kişilerin faturaya 8 gün içinde itiraz etmek gibi ağır bir yükümlülüğe tabu tutulması hakkaniyete aykırı olduğundan bu hüküm faturayı alan kişinin tacir olması halinde uygulanabilir. ( Prf.dr. Füusun nomer ertan, Prf, dr. Hüseyin Ülgen, Prf.dr. Mehmet Helvacı, Prf.dr.Arslan kaya- Ticari işletme hukuku vedat kitapçılık 6. Baskı sayfa 277) 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesi gereğince gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması hâlinde fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin ticari işletmesi icabı mal satmış, imal etmiş ya da iş görmüş bir tacir olması gerekir. Bunun doğal sonucu olarak da; esnafın gönderdiği faturaya itiraz olunmaması fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmaz. Görüldüğü üzere bu düzenleme ile faturanın özellikle tacirler arasında ifaya yönelik bir ispat aracı olduğu süresinde itiraz edilmemekle içeriğinden sayılan hususlar yönünden düzenleyen lehine, adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirilmiştir. Bu karine faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Ne var ki fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi kendisi faturayı düzenlemediği hâlde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. (HGK 2023/11-793 2024/149K) Davacının işletme hesabına göre defter tutan bir esnaf olması nedeniyle ticari defterler delil olarak kabul edilmemekle birlikte davalının düzenlediği bahsi geçen faturayı işletme defterine kaydetmediği de anlaşılmaktadır. Faturanın davacı tarafa ulaştığı davacı BA formuyla sabit olmakla birlikte dayanağı ispat edilmeyen faturanın düzenlenmiş olmasının, davacının süresinde itiraz etmemiş olmasının sonuca bir etkisi yoktur. Açıklanan tüm bu nedenlerle davanın kısmen kabulüne dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalı tarafın istinaf isteminin reddine karar vermek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; İlk derece mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığından davalının istinaf isteminin reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. KARAR : Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 282,12 TL harcın, alınması gerekli olan 1.128,48 TL harçtan mahsubu ile bakiye 846,36 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 17/11/2025