T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/2191 KARAR NO : 2026/518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/09/2021…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ T.C. A N K A R A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ 23. H U K U K D A İ R E S İ (E S A S I İ N C E L E M E D E N K A R A R I N K A L D I R I L M A S I) ESAS NO : 2021/2191 KARAR NO : 2026/518 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I BAŞKAN : ... ... ÜYE : ... ... ÜYE : ... ... KATİP : ... ... İNCELENEN KARARIN: MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİHİ : 21/09/2021 ESAS-KARAR NUMARASI : 2020/359E., 2021/575K. DAVA : Tazminat KARAR TARİHİ : 04/03/2026 YAZIM TARİHİ : 04/03/2026 Davalı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili özetle: Davacı şirket ile davalı kurum arasında imzalanan sözleşme uyarınca çalışanlardan dava dışı ...'ın emekli olduğunu ve Sivas İş Mahkemesince yapılan yargılamada verilen kabul kararına binaen 12.183,30 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek 11.988,80 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili özetle: Davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince "...Sivas İş Mahkemesi 'nin 2012/620 K sayılı dosyasında davacının ..., davalının iş bu davanın davacısı ... Elektrik Elek. Tel.Bilg. İm. Müh. Tur. Tem Tic. San. Ltd. Şti olduğu; dava konusunun emekliliğe hak kazanmas sebebiyle kıdem tazminatı alacağı davası olduğu, yapılan yargılama neticesinde Mahkemece, 05.06.2013 tarihinde;" 7.271,10 TL brüt kıdem tazminatının dava tarihinden itibaren işleyecek, en yüksek banka mevduat faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, 384,50 TL harç, 1.320,00 TL vekalet ücreti, 374,65 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verildiği; dava dışı işçi tarafından ilamlı icra takibine ilişkin Sivas 2. İcra Müdürlüğünün 2014/584 K sayılı dosyasında borçlu ... Elektrik Elek. Tel. Bilg. Müh. Ltd. Ştine karşı 7.271,10 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 9.903,43 TL için 21/01/2014 tarihinde icra takibi başlatıldığı, icra dosyasına ... lektrik Elk Tel Bilg. Ltd. Şti tarafından, 16/06/2014 tarihinde 11.980,80 TL ödeme yapıldığı davacının, aralarında hizmet sözleşmesi nedeniyle asıl işveren- alt işveren ilişkisi bulunan davalıdan, emeklilik nedeniyle işten ayrılan dava dışı işçi ...'a ödemiş olduğu kıdem tazminatı ve fer'ilerinin davalıdan rücuen tahsilini talep ettiğini, kıdem tazminatı ödenen işçinin, 13.10.2006 - 14.10.2008 tarihleri arasında davacı şirket bünyesinde çalıştığının anlaşıldığını, taraflar arasında kurulan sözleşmenin 7. maddesinde, sözleşme bedeline dahil olan giderlere, işçinin yol, yemek ve giyim giderleri olduğunun düzenlendiği, kıdem tazminatından hangi tarafın sorumlu olacağına dair bir düzenleme yapılmadığı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 25.06.2020 tarih ve 2019/1035 Esas, 2020/2289 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere dava dışı işçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumlu oldukları, işçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerektiği bu durumda kıdem tazminatından davacının tek başına sorumlu olduğu,Sivas 2. İcra Müdürlüğümün 2014/584 K sayılı dosyasının incelenmesinde; bilirkişi ek raporundaki hesaplamaya itibar edilmiş icra dosyasında 7.271,10 TL asıl alacak ve ferileri olmak üzere toplam 9.903,43 TL olduğu, kıdem tazminatı 2 yıl 1 gün için 1.721,23 TL olduğu, faiz 145,96+vekalet ücreti ve faizi 330,51+yargılama gideri ve faizi 94,42 olmak üzere toplam 2.292,12 TL olduğu ödenen miktardan davacının sorumlu olduğu miktarın 2.292,12/9903,43x11.980,80 TL: 2.772,92 TL olduğu, ödenen 11.980,80 TL'den davacının sorumlu olduğu miktar olan 2.772,92 TL çıkarıldığında 9207,88 TL'den sorumlu olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne ve Sivas İş Mahkemesi 'nin 2012/620 Esas sayılı davasında İller bankasının taraf olmadığı ve ihbar olunmadığı anlaşılmakla davalıdan 9.207,88 TL'nin dava tarihi olan 19/12/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine..." karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Davacı banka ile davalı arasında imzalanan sözleşmenin 23. Maddesi gereğince işçilerin tüm hak ve alacaklarından yüklenicinin sorumlu olduğunu, husumetin son işverene yöneltilmesi gerektiğini, bilirkişi raporunun hatalı olduğunu, itirazlarına rağmen hatadan dönülmediğini belirterek; ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE: 1-Dava, dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesine dayalı olarak rücuen tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır. Esasa yönelik istinaf itirazlarının incelenmesine geçilmeden önce hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 297. maddesine uygun olup olmadığı ve gerekçeli karar ile hüküm çelişkisi bulunup bulunmadığı hususu ön sorun olarak tartışılmıştır. Adil Yargılanma Hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesinin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasanın 141/3.maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır. Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir. HMK'nun 297. maddesine göre, kararda tarafların iddia ve savunmalarının özeti, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepler yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar, sıra numarası altında, açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. HMK 298/2. maddede ise gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz hükmü mevcuttur. HGK'nun 24.02.2010 Tarihli 2010/1-86 Esas, ve 2010-108 Karar sayılı kararında da belirtildiği üzere; "yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve Yargıtay’ın hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur." Kararın gerekçesinin kendi içinde çelişkili olması ve hüküm ile gerekçenin bir kısmı arasında çelişki yaratılması da yukarıda açıklanan ve Anayasa ile teminat altına alınan yargılamanın açıklığı, adil yargılanma hakkı prensibine ve kararların gerekçeli olması gerektiğine dair anayasa ve yasa hükümlerine de açıkça aykırıdır. Yine HMK 297/2.maddesinde; "Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gerekir." hükmü getirilmiş olup, mahkeme hüküm fıkrasında "taleplerden her biri hakkında" açık bir şekilde karar vermekle yükümlüdür. Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında; Mahkemenin gerekçeli kararının hüküm fıkrasında, "1-Davanın Kısmen Kabulü ile; davalıdan 9.207,88 TL'nin dava tarihi olan 19/12/2014 tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya ödenmesine" şeklinde karar verilmiş, gerekçeli kararının gerekçe kısmında ise; "... davacı işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerektiği bu durumda kıdem tazminatından davacının tek başına sorumlu" şeklinde yazılmak suretiyle gerekçe ile hüküm fıkrası arasında çelişki yaratılmış hakimin hangi hükmü oluşturmak istediği belli olmadığından, maddi ve hukuki denetime elverişli bir hüküm bulunduğundan söz edilemez. Bu durumda, mahkemenin gerekçesine uygun, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm verildiği söylenemeyecektir. Mahkemece gerekçe ile hüküm arasındaki bu çelişki giderilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir. HMK'nın 297, 353/1-a.6 355/1. m. 2. cümle hükmü re'sen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. Kaldırma nedenine göre davalı tarafın istinaf itirazları bu aşamada incelenmemiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere: 1-Re'sen yapılan değerlendirmeye göre HMK m. 355 gereğince, Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2020/359E., 2021/575K. Sayılı 21/09/2021 tarihli kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, Davalı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine şu aşamada yer olmadığına, 2-) Peşin alınan istinaf karar harcının iadesine, 3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından hükümle birlikte değerlendirilmesine, 4-) HMK m. 359/4 gereğince kararın tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemleri ile m. 302/5 gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 353/1.a ve 362/1.g gereğince KESİN olmak üzere oybirliğiyle karar verildi. 04/03/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...