T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/153 KARAR NO : 2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/12/2023 NUMARASI : 2023/216 E. - 2023/522 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Durdurulması Taraflar arasında görülen d…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 20. HUKUK DAİRESİ T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/153 KARAR NO : 2026/336 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/12/2023 NUMARASI : 2023/216 E. - 2023/522 K. DAVANIN KONUSU : Markaya Tecavüzün Önlenmesi, Durdurulması Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/12/2023 tarih ve 2023/216 E. - 2023/522 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul Üniversitesi Çocuk Gelişimi bölümü mezunu olup, uzun yıllardır "Bebek ve Çocuk Uyku Eğitmeni" olarak çalıştığını, bu alanda konuk olduğu nice televizyon programı, röportajı, makalesi, yayını bulunmasının yanı sıra, kaleme aldığı "..." isimli kitabı, "..." isimli akıllı telefonlar aracılığıyla eğitime olanak sağlayan uygulaması bulunduğunu, Instagram üzerinde "..." markası altında işini yaptığını, sağladığı hizmete ihtiyaç duyanlarla buluştuğunu, müvekkilince kurumsal olarak tüm mecralarda kullanılmaya karar verilmiş olan "..." markasının, 2020/163489 Tescil Numaralı ile 41. sınıfta Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde 23.12.2020 tarihinden beri tescilli olduğunu, müvekkilinin, uzun yıllar emek vererek Türkiye'de yeni bir meslek alanında kendine yol açtığını, bu sağladığı hizmeti dijitalleştirerek ... ...'ini çıkardığını, kitaplar yazdığını, Türk Patent ve Marka Kurumu nezdinde tescille marka hakkını kazandığını, markaların, işletmelerin birbirinden ayırt edilmesini ve oluşturdukları itibar sayesinde tüketicilerin kendilerini tercih etmelerini sağlayan araçlar olduğunu, sermaye ve emek harcanarak yaratılan, geliştirilen markaların, üçüncü kişilerin haksız kullanımından korunması ve iltibas suretiyle marka haklarına tecavüz edilmesinin önlenmesinin oldukça önemli ve gerekli bulunduğunu, markaların iltibasının ise önceki marka ile ayniyet ya da benzerlik yaratılarak tüketicilerin markaları karıştırmasına yol açtığını, karıştırılma ihtimalinin dahi önceki marka sahibinin ihlalin giderilmesini talep etmesi için yeterli olduğunu, müvekkilinin de davalının da, bebeğine uyku eğitimi verme gayesinde olan ailelere hitap ettiğini, bu hizmetler online olarak uzaktan da sağlandığından, aslında tüm Türkiye'ye hitap etmekte olduğunu ve müvekkili ile davalının hitap ettiği tüketici kitlesinin aynı bulunduğunu, davalı kullanımlarının müvekkilinin tescilli "..." markası ile iltibas oluşturduğunu ileri sürerek, müvekkiline ait 2020/163489 sayılı marka hakkına vaki tecavüzün tespitine, önlenmesine, durdurulmasına ve kaldırılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacıya ait marka bir bütün olarak incelendiği takdirde müvekkilinin kullandığı marka ile tamamen farklı olduğunu, müvekkiline ait markada kullanılan şeklin genel görünümü doğrudan doğruya değiştirdiğini, bu bakımdan müvekkilinin kullandığı marka ile davacıya ait markanın aynı veya benzer nitelikte olmadığını, karıştırma ihtimalinde markanın kapsadığı ilgili tüketici kitlesinin dikkatli, özenli ve bilinçli hareket etme durumlarının dikkate alınması gerektiğini, dava konusu markaların "eğitim ve öğretim hizmetlerine" yönelik olduğunu, bu sınıftaki tüketici kitlesinin ise dikkatli, özenli ve bilinçli hareket ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacı tarafından iddia edilen ve dilekçe ekinde sunulan kullanımların, internet sitesi içeriklerinde bulunduğu, bu internet sitelerinin birbiriyle bağlantılı olduğu, söz konusu sitelerin kime ait olduğu teknik olarak tespit edilemese de, davalının söz konusu internet sitelerindeki kullanımların kendisini tarafından gerçekleştirildiğini kabul ettiği, bu sitelerdeki ticari faaliyetin "Eğitim ve öğretim hizmetleri"ne ilişkin olduğu, söz konusu ticari faaliyet alanı ile davacıya ait 2020/163489 sayılı marka kapsamında yer alan "Eğitim ve öğretim hizmetleri"nin aynı bulunduğu, söz konusu hizmetlerin dikkati ve bilinçli tüketici kesimine hitap ettiği, internet sitelerinde yer alan "Şekil+..." gibi kullanımlar ile davacıya ait 2020/163489 sayılı "Şekil+..." ibareli marka arasında, bebek uyku eğitimi alacak potansiyel anne ve babaların dikkatli ve bilinçli tüketici kesimini oluşturdukları dikkate alındığında, görsel, işitsel ve kavramsal olarak, ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi doğuracak derecede benzerlik bulunmadığı, "Bebek" ve "..." gibi sözcüklerin, bebek uyku eğitimi hizmeti bakımından, söz konusu hizmeti veya karakteristik özelliklerini telmih edici etkisi dolayısıyla ayırt ediciliği düşük zayıf karakterli sözcükler oldukları, zayıf markaların koruma kapsamı değerlendirilirken iltibas tehlikesinin yapılacak küçük bir değişiklik ile dahi bertaraf edilebileceğinin göz önüne alınması gerektiği, somut olayda, davalıya ait markasal kullanımlar ile davacıya ait marka arasında salt ayırt ediciliği düşük "..." sözcüğünün müşterek olarak bulunmasından kaynaklı olarak ilgili tüketici kesimi nezdinde ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma tehlikesi bulunduğunun söylenemeyeceği, markaların tertip tarzı ve ihtiva ettikleri şekillerin birbirinden farklı olduğu, markaların mizanpajının da farklı şekilde dizayn edildiği, dolayısıyla SMK m.29 hükmü yollaması ile uygulanması gereken SMK m.7 hükmü koşullarının somut olayda oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, müvekkili ile davalının hitap ettiği tüketici kitlesinin aynı olduğunu, davalı kullanımlarının, müvekkilinin tescilli "..." markası ile iltibas oluşturduğunu, aleyhe değerlendirmeler yönünden bilirkişi raporuna karşı itirazları sunulmuş ise de ilk derece mahkemesince itirazlarının değerlendirilmediğini, davalı tarafından gerçekleştirilen sanal ortamlarda yer alan markasal kullanımların, müvekkili markası ile görsel, işitsel ve anlamsal düzeyde iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, bilirkişi tarafından bu şekilde bir piyasa araştırması yapılmaksızın müvekkil markasının düşük ayırt ediciliğe sahip olduğu yönünde görüş bildirilmesinin, bilirkişi raporunun eksik incelemeye dayandığını gösterdiğini, işbu hizmet alanında "..." ibaresinin oldukça ayırt edici olduğunu, davalı tarafından gerçekleştirilen "bebek ..." şeklindeki kullanımlarda, müvekkili markasının aynen yer aldığını, birebir müvekkili markasının, davalı tarafından aynı alanda verilen hizmette kullanıldığını, davalı markası tescilli olmadığı gibi özellikle alan adı ile ınstagram adında, birebir müvekkili markasının kullanılmasının, müvekkili açısından büyük bir hak kaybına sebebiyet verdiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, markaya tecavüzün tespiti, durdurulması ve önlenmesi istemlerine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, markalar arasında iltibasa sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan ziyade bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre davacıya ait 2020/163489 sayılı "Şekil+..." ibareli marka ile davalının "Şekil+..." şeklindeki kullanımları arasında ortalama tüketiciler nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin bulunmadığı, zira söz konusu kullanımların gerçekleştiği bebek uyku eğitimi alacak potansiyel anne ve babaların dikkatli ve bilinçli tüketici kesimini oluşturdukları, ayrıca "Bebek" ve "..." gibi sözcüklerin, bebek uyku eğitimi hizmeti bakımından ayırt ediciliğinin düşük olduğu, bu haliyle davalı kullanımlarının, davacı markasına tecavüz teşkil etmediği anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 269,85-TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile bakiye 462,15-TL'nin davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davacı uhdesinde bırakılmasına, 4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/02/2026 Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ...