T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:09/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit ve İstirdat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değ…
T.C. ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16. HUKUK DAİRESİ KARAR TARİHİ:11/11/2025 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:Antalya 4. Asliye Ticaret Mahkemesi KARAR TARİHİ:09/02/2022 DAVANIN KONUSU:Menfi Tespit ve İstirdat GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:11/11/2025 İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi. Üye hakimin görüşü değerlendirildi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkili aleyhine Antalya 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasından 21/09/2016 tarihli kredi sözleşmesine kefalet verdiğinden cihetle takip başlatıldığını, kredinin ... tarafından kullanıldığını, kredi borcunu ödemede temerrüde düşmesi nedeniyle başlatılan takibe müvekkilinin süresinde itiraz edemediğini, kredi sözleşmesi ve kefalet sözleşmesinin geçerlik koşullarına haiz olmadığını, dolayısıyla davalı alacaklıya borcunun bulunmadığını, ödeme emrinde borcun sebebi olarak 23/03/2017 asıl alacak 14.961,00 TL ibaresinin bulunduğunu, herhangi bir dayanağı olmadığını, kefalet sözleşmesinde eş rızasının olmadığını, TBK'nın 584. maddesi değişikliğinde esnaf ve sanatkarların yalnızca mesleki faaliyetleriyle ilgili verecekleri kefalette eş rızasının aranmayacağını, esnaf ve sanatkarın sicile kayıtlı olmaması halinde istisnanın uygulanmayacağını, 550 sayılı Kanun kapsamında kullanılacak kredilere kefil olunması halinde eşin rızasının gerekmeyeceğini, müvekkilinin bu şartları taşımadığını, ...’ın TBK'nın 584. maddesine eklenen fıkra uyarınca yükümlü olup olmadığının mahkemece araştırılmasını talep ettiklerini, takibin kesinleşmesi nedeniyle müvekkilinin maaşından 05/08/2019 tarihinde 870,75 TL kesinti yapıldığını belirterek, müvekkilinin takip konusu tutar ve ferileri yönünden borçlu olmadığının tespiti ile, ödenen miktarlar yönünden istirdat taleplerinin kabulü ile ödenen miktarın davalıdan tahsiline, icranın durdurulmasına ve tazminata karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı vekili, müvekkili kooperatifin ortağı dava dışı ...’ın müvekkili nezdinde imzalanan kefalet sözleşmesine istinaden ... Bankası'ndan kullandığı düşük faizli özel krediye müteselsil kefil ... ile birlikte davacı ...’ün kefil olduğunu, kullandırılan kredinin taksitinin ödenmemesi üzerine müvekkilinin hesaplarından çekilen bedelin yasal süre içinde ödenmediğini, bu nedenle kredi borçlusu ve kefilleri hakkında başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, davacının davasının bir yıllık süre içinde açılmadığından, zamanaşımına uğradığını, TBK'nın 584/3. maddesine göre kefil olanların eş rızasının aranmadığını, takipten sonra açılan menfi tespit davalarında takibin durdurulmasına karar verilemeyeceğini belirterek, ara karardan dönülerek tedbirin kaldırılmasına ve davanın zamanaşımından, esasa girilmesi halinde açıklamaları dikkate alınarak reddine ve tazminata karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;"...Davacı vekili 08/02/2022 tarihli beyan dilekçesinde özetle; 02/12/2021 tarihli ek bilirkişi raporunda müvekkilinin kefalet sorumluluğunun dava tarihi itibariyle 4.767,56 TL olarak olduğuna kanaat getirildiği; müvekkilinin Antalya 8. İcra Dairesi'nin ... Esas sayılı dosyasına yapmış olduğu toplam tahsilat tutarı olan 17.144,88 TL'nin, 02/12/2021 tarihli bilirkişi raporunda tespit edilen kefalet sorumluluğu 4.767,56 TL düşüldüğünde, borçlu olmadığı halde ödemek zorunda kaldığı 12.377,32 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte istirdatını mahkemenizden talep ettikleri, dosyaya yapılan ödemelere ilişkin belgeleri sunduklarını belirtmiştir. Ödemelere ilişkin belgeler dosyaya sunulmuştur. Bu durumda İİK’nın 72/6. maddesi gereğince bedele dönüşen isteminin temeli menfi tespit davasıdır. Tüm dosya kapsamı, bilirkişi raporlarındaki tespitler, yukarıdaki açıklamalar gereği davanın istirdat davasına dönüşmesi, icra dosyası kapsamı dikkate alınarak; davanın kabulü ile, 12.377,32 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davacıdan alınarak davalıya verilmesine (bu kısım 22/07/2022 tarih 2019/407 Esas - 2022/127 Karar sayılı ek karar ile; "Davanın KABULÜ İLE, 12.377,32 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE" şeklinde tavzihine/düzeltilmesine karar verilmiştir.), yasal unsurları olmayan, davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine" gerekçesiyle davanın kabulü ile, 12.377,32 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara ve 22/07/2022 tarihli ek karara karşı, davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bankadan kullanılan kredinin kooperatif tarafından ödenmesi durumunda kooperatifin rücu hakkının bulunduğunu, bu nedenle davacının iddialarının yerinde olmadığını, İİK'nın 72/7. maddesine göre, dava zamanaşımının 1 yıl olarak belirlendiğini, davacı tarafından bu sürenin geçirildiğini, zamanaşımı yönünden yapılan itirazlarının değerlendirilmediğini, kararda, davanın kabulüne dair kanaat içeren gerekçelere yer verilmediğini, 22/07/2022 tarihli ek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu beyan ederek, ilk derece mahkemesi kararının ve 22/07/2022 tarihli ek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, hükme esas alınan bilirkişi raporunun bilimsel yöntemlere ve oluşa uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli olmasına, ödemelerin yapıldığı tarihten itibaren 1 yıllık dava açma süresinin dolmadığının sabit olmasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ve ek kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 845,50 TL nispi istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 211,37 TL harcın mahsubu ile bakiye 634,13 TL istinaf karar harcının davalı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, harç tahsil müzekkeresinin ilk derece mahkemesince YAZILMASINA, 3-Davalının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA, 6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi. ...