6. Ceza Dairesi 2012/22807 E. , 2013/8056 K. MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (alıkoyma), cinsel saldırı (ırza tecavüz) HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; Sanık ... ve savunmanının duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde geçerli mazeretleri bulunmadan duruşmaya gelmedikleri anlaşılmakla sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza tür…
**6. Ceza Dairesi 2012/22807 E. , 2013/8056 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SUÇ : Yağma, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (alıkoyma), cinsel saldırı (ırza tecavüz) HÜKÜM : Mahkumiyet Yerel Mahkemece verilen hüküm duruşmalı olarak temyiz edilmekle; Sanık ... ve savunmanının duruşma gününden usulen haberdar edildikleri halde geçerli mazeretleri bulunmadan duruşmaya gelmedikleri anlaşılmakla sanık yönünden duruşmasız olarak yapılan inceleme sonunda; başvurunun nitelik, ceza türü, süresi ve suç tarihine göre dosya görüşüldü; I- Cinsel saldırı (ırza tecavüz) suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: 765 sayılı TCK'nın 59/2. maddesi ile uygulama yapılırken, 6 yıl 9 ay 20 gün hapis cezası yerine, hesap hatası sonucunda 6 yıl 9 ay 15 gün hapis cezasına hükmedilmesi, Dosya ve duruşma tutanakları içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, Cumhuriyet Savcısının ve sanık ... ile savunmanının temyiz itirazları yerinde görülmemiş olduğundan reddiyle, eleştiri dışında usul ve yasaya uygun bulunan hükmün, tebliğnameye aykırı olarak ONANMASINA, II- Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma (alıkoyma) suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: Dosya içeriğine, toplanıp karar yerinde incelenerek tartışılan hukuken geçerli ve elverişli kanıtlara, gerekçeye ve Hakimler Kurulunun takdirine göre, suçun sanık tarafından işlendiğini kabulde ve nitelendirmede usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından, diğer temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. Ancak; 765 sayılı TCK'nın 429/1 ve 59/2. maddeleri ile 2 yıl 6 ay hapis cezasına hükmedildiğine göre, ceza süresi itibariyle aynı Yasanın 33. maddesinin uygulanamayacağının gözetilmemesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet Savcısının ve sanık ... ile savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, bozma nedeni yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi yollamasıyla 1412 sayılı CMUK’nın 322.maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak, hükümden 765 sayılı TCK'nın 33. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün çokartılması suretiyle, diğer yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, III- Yağma suçundan kurulan hükmün incelenmesinde: Çorlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 26.04.2005 tarih ve 2005/1519 Esas numaralı iddianamesi ile; sanık ...'un iki yıl önce boşandığı eski eşi müşteki (katılan) ...'ı işinden çıkıp evine gittiği sırada, önceden kiraladığı bir otomobil ile yanına yanaşarak zorla kaçırdığı ve bilinmeyen bir yere götürerek defalarca silah zoruyla ırzına geçtiği, müştekinin kendi olanaklarını kullanarak sanığın elinden kurtulduğu, ayrıca sanığın müştekiyi kaçırırken zorla el çantasını, içindeki Nokia 2100 cep telefonunu ve kredi kartı ile 600 milyon lira parasını da aldığı iddiası ile kamu davası açılmıştır. Katılan ... aşamalardaki ifadelerinde, "Kendisinin sanık ... ile yaklaşık 1 yıl evli kaldıktan sonra iki sene kadar önce resmi olarak boşandıklarını, ancak boşandıktan sonra sanığın kendisini sürekli rahatsız ettiğini, en son 09.05.2004 günü saat 08.00 sıralarında iş dönüşü servisten indiğini ve ... Sokak üzerinden ikametine gitmekte iken, ... plaka sayılı beyaz renkli ... marka bir otonun hızla gelerek kendisini duvara sıkıştırdığını ve aşağıya inen bir kişinin adres sormak bahanesi ile üzerine doğru yürüdüğünü, kendisinin de telaş ettiğini ve tam bu esnada oto içerisinde boşanmış olduğu eski eşi olan ...'un bulunduğunu görmesi üzerine bağırmaya başladığını, ancak bu kişilerin kendisini zorla tutarak otomobile bindirdiklerini, otomobilde iki kişinin daha bulunduğunu, otomobile zorla bindirildikten sonra Emlak Konutları'nın arkasındaki yoldan ...'ne doğru götürüldüğünü, köyün içinden geçerken otomobilin biraz yavaşlamasını fırsat bilerek bağırdığını ancak kimsenin kendisine yardım etmediğini, bu sırada otomobilin hızlanarak köyün çıkışına doğru gittiğini, köyün çıkışında otomobilin yine yavaşladığını, bu sırada otomobilde bulunanlardan birinin otomobilden indiğini, daha sonra kendisini Kırklareli tarafında bir yere götürerek gün boyu otomobilde gezdirdikten sonra bir ilçeye götürdüklerini ve öğrendiğine göre bu yerin Saray İlçesi olduğunu, bu ilçede kendisini otoda bulunan üç kişinin bir eve götürdüklerini ve bu evde iki gece kaldıklarını, bu kişilerde tabanca da olduğunu, orada kaldıkları süre içerisinde kendisini bir odaya kapatıp bağladıklarını ve sanık ...'un iki kez zorla tecavüz ettiğini, yanındaki diğer kişilerin kendisine tecavüz etmediğini ancak elleriyle vücudunu okşadıklarını ve öperek kendisine tacizde bulunduklarını, bu olaylar olurken sürekli kendisini tehdit ettiklerini, babasını takip ettiklerini, öldüreceklerini söylediklerini, eylem sırasında bu kişilerin ellerinde bıçak bulundurarak kendisini baskı altında tuttuklarını, kaldığı evdeki duvarda av tüfeğinin olduğunu, 10.05.2004 günü geç saatlerde kendisini bağlı olduğu yerden çözdüklerini, bunun üzerine 11.05.2004 günü saat 03.00 sıralarında bir fırsatını bularak evden kaçtığını" beyan etmiş; mahkemeye sunduğu 13.02.2012 tarihli dilekçesinde, sanık ...'un "Kendisini tekrar rahatsız etmeye başladığını telefon numarasını nereden bulduğunu bilmediğini, bu telefonla kendisini rahatsız etmeye başladığını, kendisini aradığı telefon numarasının 0 312 088 01 41 olduğunu, sanığın aranarak yakalanmasının gerçekleştirilmesini ve en ağır şekilde cezalandırılmasını" istemiştir. Sanık ... soruşturma aşamasında bulunamadığı için ifadesi alınamamış, yakalama kararı ile kovuşturma aşamasında ele geçirilmiştir. Sanık savunmasında, "Katılan ...'ın kendisinin boşandığı eski eşi olduğunu, bu eski eşinden 1 çocuğu olduğunu, boşanma sonrası iki yaşındaki çocuğunun velayetinin kendisine verildiğini, 09.05.2004 tarihinin anneler günü olduğunu, katılan ...'ın "Anneler günü dolayısıyla velayeti kendisinde bulunan müşterek çocuklarını görmek istediğini" kendisine telefon ile söyleyince, bu isteğini kabul ettiğini, çalışmış olduğu fabrikadaki mesai saatlerine göre randevu saatini ayarladığını, Silivri'de bir oto kiralama şirketinden aracı bir günlüğüne kiraladığını, daha sonra 2 yaşındaki çocuğunu yanına aldığını ve ... ile Çorlu Cezaevi'nin bulunduğu yerde buluşmayı kararlaştırdıklarını ve orada buluştuklarını, müşterek çocuklarını gördüğünü, ancak "Gezmek istediğini" söyleyince Çorlu İlçesi'nden İstanbul Avcılar, Esenyurt'a gittiklerini, müştekinin eski arkadaşlarının bulunduğu yerlere gittiklerini, gün boyunca gezdiklerini, daha sonra ...'ın eve gitmek istemediğini söylediğini, çünkü arabada giderken Seçim'in babası olan ... ile telefon ile görüşürken, ...'ın hem kendisi için hem de ...'ı kastederek "İkinizi de istemiyorum" dediğini, ... 'ı telefon ile kendisinin arayarak, "Kızı ...'ın yanında olduğunu, anneler günü dolayısıyla müşterek çocuğunu görmek istediğini" söylediğini, bunun üzerine ... 'ın telefonda kendisine "Seni de kızımı da görmek istemiyorum, ikinizi de öldürürüm" deyince, ...'ın "Eve gitmek istemediğini, eve gitmesi halinde babası tarafından baskı altına alınacağını ve kavga edeceklerini, babasının sinirleri geçinceye kadar eve gitmeyeceğini" söylediğini, arabayı bir günlüğüne kiralamasına rağmen ...'ın babasından korkup eve gidemeyince Çorlu ilçesi'ne gelmekten vazgeçtiklerini, o gün gece boyunca arabada gezdiklerini ve arabada kaldıklarını, müşterek çocuklarının da arabada kendileri ile olduğunu, ertesi gün 10.05.2004 tarihinde ...'ı Çorlu İlçesi'nde Borsa Meydanı olarak bilinen yere bıraktığını, kendisinin de aracı götürüp teslim ettiğini, çocuğunu da babaannesine teslim ettiğini, müşteki ...'ın kendisinden önce gönül ilişkisi yaşadığı birisi ile kaçıp gittiğini, o şahsa da aynı tür isnatlarda bulunmuş olduğunu, Seçim ile kafede tanıştıklarını, kendisinin zaman zaman bayıldığını, bu bayılma sebebiyle de hastaneye götürdüğünü, kendisini sevdiği için o dönemde bayılmalarını hoş karşıladığını, 01.02.2012 tarihine kadar yaptığı bir kaza nedeniyle karakola gittiğinde arandığından haberdar olduğunu, katılanın doktor raporunda görülen darp cebir izinin kendisi tarafından meydana getirilmediğini, hiçbir zaman kendisini darp etmediğini, belki babasının vurmuş olabileceğini, aracın kira ücretini de kendisinin ödediğini, başkalarının ödemediğini, aracı kendisinin götürüp teslim ettiğini, katılanın babası olan ...'i belirtilen tarihte kendisinin aradığını, kızının yanında olduğunu merak etmemesi gerektiğini söylediğini" beyan ederek savunma yapmıştır. Tanık ..., "09.05.2004 günü saat 07.00 sıralarında iş yerinden arkadaşı olan katılan ... ile birlikte çıktıklarını," Çorlu da Şifa Hastanesi'nin civarında servisten indiklerini, 08.00 sıralarında Çorlu Cezaevi'nin arkasından eve doğru arkadaşı ile birlikte yürüdüklerini, yolun kenarında markasını bilmediği beyaz renkli bir otonun kendilerini görünce hareket ettiğini ve üzerlerine doğru geldiğini, kendilerinin yanlarında durduğunu, otomobilin arka koltuğunda oturan iki kişinin otomobilden indiğini, şahıslardan birisinin katılan ...'e "Buraya gel" dediğini, Seçim'in de "Yardım edin" diye bağırdığını, daha sonra bu şahsın Seçim'i belinden kavradığını ve taksinin içerisine attığını, diğer şahısın da aracın içerisine bindiğini ve aracın hızla oradan uzaklaştığını, kendisinin hızla oradan ayrılarak gelip durumu Seçim'in babasına bildirdiğini" anlatmıştır. Tanık ... , kendisinin 09.05.2004 günü saat 08.40 sıralarında Polis Merkezine müracaat ederek öz kızı olan ...'ın iş çıkışı eski eşi ... tarafından kaçırılmış olabileceğini beyan ederek şikayetçi olduğunu, kendisinin konu ile ilgili çalışma yaptığını, aynı gün yana 09.05.2004 günü saat 18.00 sıralarında eski damadının kendisini cep telefonundan arayarak "Kızının kendisiyle olduğunu ve getireceğini, merak etmemesini" söyleyerek telefonu kapattığını, kızının hayatından endişe ettiğini söylemiştir. Tanık Kenan Umuç, kendisinin oto kiralama işi yapan babasının yanında çalıştığını, 08.05.2004 günü saat 12.00 sıralarında iş yerlerine gelen ve kendisini daha önceden tanımadığı ... isimli şahsın bir araç kiralamak istediğini, şahsa 24 saatliğine ... plaka sayılı 2004 model beyaz renkli Renault Clio marka aracı seksen milyon karşılığında kiraya verdiğini, şahsın aracı 09.05.2012 günü saat 12.00 sıralarında teslim etmesi gerektiğini, fakat 09.05.2004 günü tam saatini hatırlayamadığı öğlen saatlerinde kendisini *** *** **** numaralı cep telefonundan kendisini arayarak "Sözleşmeyi bir buçuk gün uzattığını" söylediğini, kendisinin şahsa "Parayı peşin verip veremeyeceğini" sorduğunu, bunun üzerine şahsın kendisinden ne kadar alacağını sorduğunu, şahsa 120 milyon daha alacağını söylediğini, şahsın ilk tanışmalarında kendisine 80 milyon lira yapıp yapamayacağını sorduğunu, kendisinin de kabul ettiğini, şahsın "İsterseniz banka hesabınıza yatıralım" dediğini, kendisinin şahsın samimi tavırlarına güvenerek "Gerek olmadığını" söylediğini, dosyaya ibraz edilen 08.05.2004 tarihli ve 80 milyon TL bedelli sözleşme karşılığında kiralama işleminin gerçekleştirildiğini, 10.05.2004 günü saat 18.00 sıralarında ... plaka sayılı aracı iş yerine ...'un arkadaşı olduğunu söyleyen fakat kendisini tanımadığı ve ismini bilmediğin sarışın hafif kilolu, 20-25 yaşlarında bir kişinin getirip bıraktığını anlatmıştır. Çorlu Devlet Hastanesi'nin 11.05.2004 tarihli raporunda, mağdur ...'ın kızlık zarında doğum yapmaya bağlı yırtık bulunduğu, bu durumun tecavüz olduğunu göstermediği; Çorlu Devlet Hastanesi'nin 11.05.2004 tarihli raporunda, mağdur ...'da alt dudakta 3 cm. x 0,5 cm. uzunlukta abnazyon, sol meme medialinde eski darptan mütevellit 3 cm. çaplı alanda mor ekimoz, sol uyluk ön yüzde 5 cm. çaplı alanda mor eski darptan mütevellit ekimoz bulunduğu, bunların dışında darp cebir izine rastlanmadığı, şahsın hayati tehlikesinin olmadığı, iş ve gücüne mani halinin 5 gün olduğu, tıbben 10 günde iyileşeceği; aynı hastahanenin kadın hastalıkları ve doğum uzmanı Dr. ... tarafından düzenlenen raporunda "Alınan vaginal akıntı örneğinde sperm saptandığı, bu hususun kişinin ilişkide bulunmuş olduğunu gösterdiği ama tecavüz olup olmadığını göstermediği” belirtilmiştir. Adli Tıp Kurumu 6. İhtisas Kurulunun 27.05.2011 tarih ve 2157 Karar sayılı raporunda; "Mağdurda, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarının algılama ve bu fiile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak ya da azaltacak mahiyet ve derecede herhangi bir akıl hastalığı veya zeka geriliği saptanmadığı, dava dosyasının tetkikinde de kişinin olay esnasında herhangi bir akli arıza içinde bulunduğunu gösterecek tıbbi bulgu ve belgeye rastlanmadığı, mağduru bulunduğu olayın hukuki anlam ve sonuçlarının algılama ve bu fiille ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin bulunduğu, fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olduğu, beyanlarına itibar edilmemesi için tıbbi bir neden bulunmadığı, mağduru bulunduğu olaydan kaynaklanmış ruh sağlığını bozacak mahiyet ve derecede olan “kronikleşmiş travma sonrası stres bozukluğu” denilen psikiyatrik bozukluğun tespit edildiği, 09.05.2004 tarihli olay nedeniyle ruh sağlığının bozulduğu" açıklanmıştır. Dosya içerindeki iddialar, savunma ve kanıtlar hep birlikte değerlendirildiğinde; olay tarihine tekabül eden günlerde sanık ile katılanın sanık tarafından kiralanan bir oto içerisinde oldukları tartışmasızdır. Tanık ..., "Katılanın zorla kaçırıldığını gördüğünü" söylemiş; bu anlatımının, katılanın anlatımı ile örtüştüğü anlaşılmıştır. Kanıt olarak hükme esas alınan tıbbi raporların içerikleri birlikte değerlendirildiğinde, katılan ...'ın üzerinde darp uygulandığı ve cinsel saldırıya maruz kaldığı anlaşılmaktadır. Tartışmalı olan ve kanıtlanması gereken husus, yağma suçunun işlenip işlenmediğine ilişkin kanıtların sübut için yeterli olup olmadığı; bu doğrultuda katılan ...'ın aşamalardaki ifadelerinin gerçeği yansıtıp yansıtmadığı ve bunların maddi kanıtlarla desteklenmesi meselesidir. Bu nedenle, katılanın yağmalandığını iddia ettiği cep telefonunun olay tarihinden sanığın yakalandığı tarihe kadar kimin ya da kimler tarafından kullanıldığının, hangi coğrafi ortamdan ve baz istasyonlarından sinyal verdiğinin tespit edilmesi; katılanın yağmalandığını iddia ettiği bankamatik kartının veya kredi kartının olaydan sonra kullanılıp kullanılmadığı, kullanılmışsa nerede kullanıldığı araştırılarak, sonucuna göre, katılanın ifadelerinde belirttiği yağma iddiasının doğru olup olmadığının saptanması ve elde edilen kanıtların yeniden bir bütün halinde değerlendirilmesi ve sanığın hukuki durumunun tayin ve takdiri gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi, Bozmayı gerektirmiş, Cumhuriyet savcısının ve sanık ... ile savunmanının temyiz itirazları ve tebliğnamedeki düşünce bu bakımdan yerinde görülmüş olduğundan, hükmün açıklanan nedenle BOZULMASINA, 08.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.