T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/31 KARAR NO: 2026/38 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/11/2025 (Ara karar) NUMARASI: 2025/225 Esas DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili da…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 45. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2026/31 KARAR NO: 2026/38 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 21/11/2025 (Ara karar) NUMARASI: 2025/225 Esas DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 14/01/2026 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin işlettiği otelde konaklayan misafirlerin bir kısmının, konaklamaya ilişkin rezervasyon işlemlerini davalıya ait internet sitesi üzerinden gerçekleştirdiğini, konaklamaya ilişkin müvekkile ödenmesi gerekli hizmet bedelini de yine aynı internet sitesi aracığı ile davalıya ödediğini, müvekkilinin de davalı şirketle aralarındaki anlaşma gereği kendisine ödenmesi gerekli tutar karşılığında davalıya fatura düzenlediğini, müvekkili tarafından fatura edilen bu bedellerin belirli dönemlerde davalı şirketçe ödendiğini ancak 9 fatura bedeli toplam 351.976,64-TL tutarında faturalar usulüne uygun şekilde davalıya tebliğ edilmesine rağmen bugüne kadar türlü bahaneler ile ödenmediğini, bu nedenle, borç tutarı olan toplam 351.976,64 TL‘nin faizi ile birlikte tahsili için borçlu/davalı şirket aleyhine İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasından icra takibine girişildiğini, davalı/borçlu icra takibine itiraz etmekle takibin haksız yere durmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle davalı/borçlu şirketin İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin, takip talebindeki esaslar çerçevesinde fazlaya dair her türlü hakkımız saklı kalmak üzere şimdilik 1.000 TL’lik bedel üzerinden devamına, davalı/borçlu şirketin % 20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatı ödemeye mahkûm edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili sunmuş olduğu, 17/09/2025 tarihli ihtiyati haciz talepli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla talep edilen 1.000 TL’lik alacağını, 377.106,77 TL ıslah ederek, 378.106,77 TL’ye çıkartıklarını, davalı/borçlu şirketin İstanbul 32. İcra Müdürlüğü ... sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve dayanaksız itirazının iptali ile takibin, takip talebindeki esaslar çerçevesinde fazlaya dair her türlü hakkımız saklı kalmak üzere 378.106,77 TL bedel üzerinden devamına, dava açılırken talep edilen ve 1.000 TL, ıslah edilen 377.106,77 TL toplamı olan 378.106,77 TL bedel için ihtiyatî haciz kararı verilerek borçlu şirketin müvekkilin alacağını karşılayacak kadar banka hesapları, menkul ve gayrimenkul malı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine, ihtiyati haczin de İstanbul 32 İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası üzerinden uygulanmasına karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 21/11/2025 tarihli ara kararı ile " Her ne kadar dosyada mübrez BAM kararında davacının davaya konu faturaları davalıya tebliğ ettiğinden yaklaşık ispatın gerçekleştiği kabul edilmiş ise de; davalı tarafın yargılamanın devamı sırasında sunduğu cevap dilekçesi ile takas mahsup talebinde bulunduğu bu sebeple faturaların ödenip ödenmediği ve varsa davacı alacağının miktarı noktasında bilirkişi incelemesi gerektiği, nitekim mahkememizce yapılan 18.11.2025 tarihli celse ara kararları ile bilirkişi incelemesi yönünde ara karar oluşturulduğu, davalının savunmaları da nazara alındığında davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenen faturaların alacağın varlığına ve özellikle miktarına delil olamayacağı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; huzurdaki dava kısmi olarak 1.000 TL’lik tutar üzerinden açılara ve bu tutar üzerinden ihtiyati haciz talep edildiğini, yerel mahkemece yapılan inceleme neticesinde ihtiyati haciz talebimiz reddedildiğini, bu karar tarafımızca istinafa konu edilmesi üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 45 Hukuk Dairesi’nin 2025/1115 E., 2025/931 K. sayılı ilamı ile istinaf talebimizin kabulü ile %15 oranında hesap edilen teminat karşılığında davalı/borçlu şirketin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verildiğini, Bölge Adliye Mahkemesi'nin bahse konu kararı doğrultusunda, dava dilekçesinde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla talep edilen 1.000 TL’lik alacağımızı, bu defa 377.106,77 TL ıslah ederek, 378.106,77 TL’ye çıkartıp, bu tutar bakımından da 18.09.2025 tarihinde ihtiyati haciz talep etmemize rağmen, ön inceleme tarihi olan 18.11.2025 tarihine kadar, yaklaşık iki ay bu talebimize ilişkin herhangi bir karar verilmediği gibi, 18.11.2025 tarihli ön inceleme duruşmasında da bu talebimiz reddedildiğini, bu nedenlerle teminat altına alınmamış olan alacak için İİK 257. maddesindeki şartlar gerçekleşmiş olmasına rağmen borçlunun menkul ve gayrimenkul malı ile üçüncü kişilerdeki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmesi gerekliyken bu talebimizin reddedilmesi yasa ve usule aykırı olduğunu ileri sürmüştür.İcra ve İflas Kanunu'nun 257/1 maddesinde yer alan "Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklariyle diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir." hükmüne göre, rehinle temin edilmemiş bir para alacağının vadesinin gelmesi halinde alacaklı ihtiyati haciz talebinde bulunabilecektir. İİK'nın 258/1 maddesinde yer alan "…Alacaklı alacağı ve icabında haciz sebepleri hakkında mahkemeye kanaat getirecek deliller göstermeğe mecburdur…." hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için, kesin bir ispat aranmamaktadır, özellikle hukuki bir işlem söz konusu olduğunda, alacağın varlığının ve muaccel olduğunun yazılı bir belgeye veya belgeler zincirine dayanmasının tercih edilmesi gereken bir seçenektir. (Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 23/01/2014 tarih 2023/18723 E.2014/1804 K.)İhtiyati haciz, alacaklının para alacağının zamanında ödenmesini güvence altına almak için mahkeme kararıyla borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulmasıdır ve ihtiyati haciz kararı, geçici hukuki koruma tedbirlerinden olduğu için bazen karşı taraf dinlenmeden ve tüm deliller toplanmadan yaklaşık ispat şartı yeterli görüldüğünde mahkemece verilebilir. Yasal düzenleme gereğince ihtiyati haciz talep eden, İİK'nın 257/1. maddesi kapsamında bir para borcunun alacaklısı olduğunu, borcun rehinle temin edilmediğini ve borcun vadesinin gelmiş olduğunu yaklaşık olarak mahkemeye kanaat getirecek tarzda ispat etmek durumundadır.Geçici hukuki koruma yargılamasını, asıl yargılamadan ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Geçiçi hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.Dosya kapsamına göre, talebe konu alacağın, davacının işlettiği otelde, davalı şirkete ait internet sitesi veya sair platformlar üzerinden belirli bir komisyon karşılığında satın alınması suretiyle verilen konaklama hizmet bedelinin davalı şirkete ödenmesi nedeniyle hizmet bedeline dayalı fatura alacağına ilişkindir. Somut olayda; davacı taraf, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında, farklı tarihlerde davalı - borçlu şirkete ait otelz.com üzerinden davacıya ait otel için rezervasyon yaptıran ve konaklama hizmet bedeli + komisyon + vergiler dahil olmak üzere ödemelerinin tamamını davalı şirkete gerçekleştiren müşterilere, davacı tarafından konaklama hizmeti verildiğini, bu sebeple davacı tarafından davalı şirkete takip dayanağı ticari faturalar düzenlendiğini ve teslim edildiğini ancak davalı şirketin, müşterilerden tahsil etmiş olduğu konaklama hizmet bedelini davacıya ödemediğinden bahisle kısmi talepli 1.000,00 TL üzerinden huzurdaki davayı açmış olup fazlaya ilişkin haklar saklı tutularak kısmi talep edilen alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir.Mahkemenin 11/06/2025 tarihli ara kararı ile şartları oluşmayan ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş, verilen karar davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine dairemizin 10/09/2025 tarih 2025/1115 E. 2025/931 K. Sayılı ilamı ile " Somut olayda dosyaya sunulan faturaların e-fatura olarak düzenlendiği ve dayanak yapılan tüm faturaların başarılı şekilde karşı tarafa teslim edildiğine ve belgenin arşivlendiğine dair sistem kayıtlarının sunulduğu, bu aşamada TTK 21. Maddesi uyarınca süresi içerisinde faturalara itiraz edildiğine dair bilgi ve bulunmadığı gözetilerek talep edilen alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, uygun teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerektiği " gerekçesiyle ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ihtiyati haciz talep eden davacı ...'ün ihtiyati haciz talebinin İİK'nın 257. maddesi uyarınca kabulü ile 1.000 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 150,00 TL teminat tutarı, talep tarafça nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere şimdilik 1.000,00 TL bedel üzerinden karşı taraf ... A.Ş.'nin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının ihtiyaten haczine karar verilmiştir.İstanbul 32 İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası incelendiğinde; davacının 9 adet faturaya istinaden 351.976,64 TL asıl alacak, 54.360,22 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 406.336,86 TL alacağın tahsili için takip başlattığı, dosyaya ibraz edilen 17/09/2025 tarihli ihtiyati haciz talepli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesinde fazlaya dair haklarımız saklı kalmak kaydıyla talep edilen 1.000 TL’lik alacağını, 377.106,77 TL ıslah ederek, 378.106,77 TL’ye çıkartığını ve toplam 378.106,77 TL bedel için ihtiyatî haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Mahkemece her ne kadar "davalı tarafın yargılamanın devamı sırasında sunduğu cevap dilekçesi ile takas mahsup talebinde bulunduğu bu sebeple faturaların ödenip ödenmediği ve varsa davacı alacağının miktarı noktasında bilirkişi incelemesi gerektiği, nitekim mahkememizce yapılan 18.11.2025 tarihli celse ara kararları ile bilirkişi incelemesi yönünde ara karar oluşturulduğu, davalının savunmaları da nazara alındığında davacı tarafça tek taraflı olarak düzenlenen faturaların alacağın varlığına ve özellikle miktarına delil olamayacağı" gerekçesiyle ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilmiş ise de dairemizin 10/09/2025 tarihli kararında belirtildiği gibi, takibe dayanak yapılan tüm faturalar e-fatura olarak düzenlendiği ve tüm faturaların başarılı şekilde karşı tarafa teslim edildiğine ve belgenin arşivlendiğine dair sistem kayıtlarının sunulduğu, bu aşamada TTK 21. Maddesi uyarınca süresi içerisinde faturalara itiraz edildiğine dair bilgi ve bulunmadığı görülmüştür. İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği alacak yönünden takas ve mahsup talebinden dolayı ihtiyati haciz talebinin reddine karar verilebilmesi için davalının da takas ve mahsup talebine konu alacağın da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir. Nitekim mali müşavir bilirkişi tarafından dosyaya sunulan 09/01/2026 tarihli bilirkişi raporunda "...İncelenen davacının yevmiye defterinde davalıdan fatura karşılığı 348.133,84 TL alacağının kayıtlı olduğu, davalı taraf ticari defterlerine ibraz etmediğinden ve yerinde inceleme talep etmediğinden inceleme yapılamadığı, takas ve mahsup talebi ile ilgili olarak taraflar arasında yazılı bir sözleşme dosyaya sunulmadığı, davacının davalıya düzenlediği faturalarda davalının hakkedişinin kesilip kesilmediği belli olmamakla birlikte bu konuda dosyaya sözleşme sunulmadığından davalının, davacıdan olası alabileceği komisyon tutarı hesaplanamadığı" yönünde tespitte bulunmuştur. O halde dosyaya sunulan e-faturalar ve dayanak yapılan tüm faturaların başarılı şekilde karşı tarafa teslim edildiğine ve belgenin arşivlendiğine dair sistem kayıtları, dosyaya sunulan bilirkişi raporu ve davalının takas ve mahsup talebine ilişkin alacaklı olduğu yaklaşık olarak ispat edilememesi dikkate alınarak davacının kendi defterlerinde alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere ve öncesinde hükmedilen alacak miktarı mahsup edilmek suretiyle (348.133,84 TL - 1.000,00 TL ) 347.133,84 TL üzerinden ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için İİK 257/1 maddesinde yer alan koşullar ile yaklaşık ispat koşulunun gerçekleştiği anlaşılmakla, uygun teminat mukabilinde ihtiyati haciz talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken, yukarıda yazılı gerekçeyle verilen karar isabetli görülmemiştir. İİK'nın 261/1.maddesinde; "Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar." hükmü yer almaktadır. Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.).İlk derece mahkemesindeki işleyiş dikkate alındığında, ihtiyati haciz talebinin aynı gün içinde yada ertesi gün, kabul veya red yönünde sonuçlandırılarak karara çıkartıldığı ve talep eden tarafından sürecin takip edilerek kararın yine aynı gün elden tebliğ alınıp infazının talep edildiği bilinmektedir. Ancak Bölge Adliye Mahkemelerinde süreç aynı şekilde işlemediğinden İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten..." ibaresinin nasıl yorumlanacağı hususunun tartışılması gerekmiştir. Zira ilgili hüküm gerek 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu'nun gerekse 5235 sayılı Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Bölge Adliye Mahkemelerinin Kuruluş, Görev Ve Yetkileri Hakkında Kanun'un yürürlüğünden önceki tarihli olup, değişen koşullara yönelik herhangi bir düzenleme yapılmamıştır.5070 sayılı Kanun'un 5/1.maddesinde; "Güvenli elektronik imza, elle atılan imza ile aynı hukuki sonucu doğurur." hükmü gereği kararlar UYAP sistemi üzerinden e-imza ile imzalanmakta ve fiziki olarak imzalanmamaktadır. Ve aynı Kanun'un "Tanımlar" başlıklı 3.maddesinin h bendinde; "Zaman damgası: Bir elektronik verinin, üretildiği, değiştirildiği, gönderildiği, alındığı ve/veya kaydedildiği zamanın tespit edilmesi amacıyla, elektronik sertifika hizmet sağlayıcısı tarafından elektronik imzayla doğrulanan kaydı" olarak tanımlanmıştır. Dairemizin kararında, karar tarihi olarak 14/01/2026 tarihi yazılacak ise de, bu tarih dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihtir. Yani bu tarih itibariyle henüz yazılan bir karar olmadığı için infazı da mümkün değildir.Kararın infazının talep edilebilmesi ise ancak gerekçeli kararın Dairemizin başkan ve üyeleri ile zabıt katibi tarafından UYAP sistemi üzerinden "e-imza" ile onaylanarak, davanın tarafları ve ilk derece mahkemesi tarafından görülebildiği yani karar içeriğine vakıf olunduğu tarih itibariyle mümkündür. Bu nedenle İİK'nın 261/1.maddesinde yer alan "...ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde..." ibaresindeki "kararın verildiği tarihin", UYAP sistemi üzerinden onaylanarak, infazının talep edilmesinin mümkün olduğu tarih olarak yorumlanması ve 10 günlük sürenin bu tarihten itibaren başlatılması gerektiği Dairemizce kabul edilmiştir. Zira aksinin kabulü halinde yani dosyanın karara bağlanmasının müzakere edildiği ve UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin "kararın verildiği tarih" olarak kabulü halinde ihtiyati haciz isteyen taraf, henüz yazılmayan bir karardan haberdar olamayacağı için infazını da talep edemeyecektir. Dairemizin kabul ettiği görüş yukarıda açıklandığı gibi karar numarasının alındığı tarih olmayıp kararın UYAP sistemi üzerinden verildiği tarih olmakla birlikte, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nin 23/06/2022 tarihli 2021/3272 E. 2022/2356 K. sayılı kararı ile; "...İİK'nın 261/1. maddesi uyarınca; alacaklının ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinde kararın infazını istemeye mecbur olduğu, aksi halde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağı, ihtiyati haciz kararının günlük takip edilmesi mümkün olmadığından, Bölge Adliye Mahkemesince verilen ihtiyati haciz kararlarında, ihtiyati haczin infazının istenmesine ilişkin sürenin kararın tebliğ tarihinden itibaren başlatılması gerektiği..." yönünde verilen kararın Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 10/05/2023 tarihli 2022/10553 E. 2023/3259 K. sayılı ilamı ile onanmış olması da infazın istenmesi tarihi açısından UYAP sistemi üzerinden karar numarasının alındığı tarihin esas alınmaması gerektiği yönündeki Dairemiz görüşünü desteklemektedir. Açıklanan nedenlerle ihtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf isteminin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi gereğince % 15 teminat karşılığında ihtiyati haciz isteminin kabulüne, İİK'nın 261/1. maddesi gereğince kararın verildiği tarihin, dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarih olarak kabulüne ve 10 gün içinde kararın infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının bilinmesine karar verilerek, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İhtiyati haciz talep eden vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/225 E. Sayılı 21/11/2025 tarihli ara kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.b.2 bendi uyarınca KALDIRILMASINA ve YENİDEN KARAR VERİLMESİNE, 2-İhtiyati haciz talep eden davacı Ömür Recai Kayaöz'ün İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN İİK'nın 257. maddesi uyarınca KABULÜ ile 347.133,84 TL'nin % 15'i oranında hesap edilen 52.070,00 TL teminat tutarı, talep tarafça nakit olarak yatırıldığında yada kesin ve süresiz nitelikteki banka teminat mektubu ibraz edildiğinde, fazlaya dair haklar saklı kalmak üzere şimdilik 347.133,84 TL bedel üzerinden karşı taraf ... A.Ş.'nin taşınır ve taşınmaz malları ile üçüncü şahıslardaki hak ve alacaklarının İHTİYATEN HACZİNE, 3-İİK'nın 261/1. maddesi gereğince, Dairemizin gerekçeli kararının UYAP sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihten itibaren 10 gün içinde infazının talep edilmemesi halinde ihtiyati haciz kararının kendiliğinden kalkacağının BİLİNMESİNE, 4-Kararın tebliği ve teminat alınmasına ilişkin işlemlerin İlk Derce Mahkemesince yerine getirilmesine ve kararın ilgili icra dairesince infazının sağlanmasına, 5-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, alınması gerekli 732,00 TL istinaf harcından, yatırılan 615,40 TL'nin mahsubu ile bakiye kalan 116,60 TL harcın davalıdan tahsiline, 6-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin, İlk Derece Mahkemesince esasa ilişkin verilecek kararda dikkate alınmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.f bendi gereğince kesin olmak üzere, İİK'nın 261/1.maddesi yönünden oyçokluğu, esasa yönelik ve sair yönlerden oybirliği ile karar verildi.14/01/2026 MUHALEFET ŞERHİ İİK'nin 261. maddesinde (Değişik:538 s.K. M. 101) "Alacaklı, ihtiyati haciz kararınının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar'' hükmü yer almaktadır.Alacaklının ihtiyati haciz kararının icrasını (infazını) istemesi bir süreye tabi kılınmıştır. Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde, yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı, icra takibinde bulunduktan sonra ihtiyati haciz talep etmişse, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde icra takibinin derdest olduğu icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır. Alacaklı ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesinden (veya derdest icra takibinin bulunduğu icra dairesinden) ihtiyati haciz kararının icrasını istemezse, ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar (Kuru, B.: İcra ve İflas Hukuku El Kitabı, İkinci Baskı, Ankara 2013, s.1047 vd.).HGK'nin 28.03.2019 tarih ve 2018/12-884;363 sayılı kararında, İİK'nin 261/1 maddesi uyarınca verilen ihtiyati haciz kararının infazının karar tarihinden on gün içinde istenebileceği, idari nitelikte işlemlerinin buna gerekçe gösterilerek yasanın amir hükmünün yerine getirilmesinin engellenemeyeceği belirtilmiştir.Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 13.09.2021 T. 2021/18175 E. 2021/4530 K. sayılı ilamında ise; "... 2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 'İhtiyati haciz kararının icrası' başlıklı 261. maddesinin 1. fıkrası; 'Alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemeye mecburdur. Aksi halde ihtiyati haciz kendiliğinden kalkar.' hükmünü içermektedir......,......Buna göre; alacaklı, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde yetkili icra dairesine başvurarak ihtiyati haciz kararının icrasını istemek zorundadır, istemezse ihtiyati haciz kararı kendiliğinden kalkar.'' yer almaktadır. Yukarıda yer alan bilgiler ve İİK'nin 161. maddesi birlikte değerlendirildiğinde, yasanın amir hükmü uyarınca alacaklının, ihtiyati haciz kararının verildiği tarihten itibaren on gün içinde kararı veren mahkemenin yargı çevresindeki icra dairesinden kararın infazını istemesi gerektiği anlaşıldığından, sayın heyetin on günlük sürenin başlangıcı olarak dairemiz kararının Uyap sistemi üzerinden elektronik imza ile onaylandığı tarihin dikkate alınması yönündeki kararına iştirak edilmemiştir.