11. Hukuk Dairesi 2023/363 E. , 2024/4353 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2142 Esas, 2022/1858 Karar HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/579 E., 2020/46 K. Taraflar arasındaki fikir ve sanat eserliği sahipliğinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın tara
**11. Hukuk Dairesi 2023/363 E. , 2024/4353 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/2142 Esas, 2022/1858 Karar HÜKÜM : Kararın kaldırılması İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/579 E., 2020/46 K. Taraflar arasındaki fikir ve sanat eserliği sahipliğinden kaynaklanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin çizer olarak faaliyet gösterdiğini, davalı ...'un yazarı olduğu "... ve ... ile...." serisine ait 12 adet kitabın içeriğinin ve kapak tasarımının çizerliğini üstlendiğini, bu kitaplar ile ilgili olarak davalı ile müvekkili arasında 08.10.2012, 20.08.2013 ve 14.08.2015 tarihli Çizer Sözleşmeleri akdedildiğini, ancak bu sözleşmeler kapsamında henüz tamamlanmamış eserlerin telif mali hakları peşinen devredildiği için tüm sözleşmelerin 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu 48 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca batıl olduğunu, müvekkiline ait telif ve mali hakların, davalı yazara devri gerçekleşmediğinden bu kitaplarla ilgili olarak müvekkilinin mali haklarının davalılar tarafından ihlal edildiğini, müvekkilinin eserlerini tamamladıktan sonra davalı yazar ile müvekkili arasında akdedilmiş herhangi bir mali hak devir sözleşmesi bulunmadığını, davalı yazar tarafından usulüne uygun olarak devralınmayan mali hakların davalı Yayınevi'ne devrinin mümkün olamayacağını, davalı Yayınevi'nin mali hakları devralmadan kullanmasının hukuka aykırı olduğunu, aksi düşünülse dahi ortada anılan Kanun'un 52 nci maddesi kapsamında geçerli bir devir de bulunmadığını, sözleşmelerin tamamen veya kısmen geçersizliğinin tespiti halinde; müvekkilinin hak kazanacağı mali hak devir bedelinin hesaplanması ve anılan Kanun'un 68 inci maddesi maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca telif bedeli ödenmesine karar verilmesini, kabul etmemekle birlikte, tam/kısmi butlan iddialarının kabul görmemesi halinde yayım sözleşmesi kapsamında 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun yayın sözleşmesi hükümleri uyarınca ilk baskıdan sonraki baskıları kapsayacak şekilde düzenlenmediğinden ve müvekkile ödenen ücretlerin olsa olsa kitapların ilk basısını karşılayacak tutarda olduğundan sonraki baskılar için hak kazanacağı mali devir bedelinin hesaplanmasını ve 68 inci madde uyarınca 3 katına kadar cezalı telif bedeli ödenmesine karar verilmesini istemiştir. II. CEVAP 1.Davalı ... O. M. vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin davaya konu seri kitapların kapak ve 12 adet kitabın içerik resimleri ve kapak tasarımı için tüm mali hakların devri kaydıyla davacı ile anlaştıklarını, 2012, 2013 ve 2015 yıllarında imzalanmış eser sözleşmeleri uyarınca, tarafların üzerine düşen edimlerini yerine getirdiklerini, çizimlere ilişkin mali hakların müvekkiline devredildiğini, kitapların sorunsuz bir şekilde 100 binin üzerinde satış rakamlarına ulaştığını, yapılan devirlerin geçerli olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. 2.Davalı Alfa Basım Yayım Dağıtım Tic. ve San. Ltd. Şti. (Alfa Basım Şirketi) vekilinin cevap dilekçesinde özetle; davaya konu eserlerin 2013 yılından yayınlanmış olduğundan zaman aşımı yönünden reddedilmesi gerektiğini, müvekkili ile diğer davalı arasında 03.12.2013 ve 12.10.2015 tarihli olmak üzere iki adet “Eser Sahibi Telif Sözleşmesi" akdedildiğini, tüm eserlerin her iki sözleşmeye uygun olarak yayınlandığını, müvekkili şirketin yüzlerce yazar ile çalıştığını ve bir yıl içerisinde yüzbinlerce baskı gerçekleştirdiğini, davacı tarafın diğer davalı ile aralarında sözleşme olduğunu açıkça belirttiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlıktaki davacının dayandığı, üzerinde çizer olarak davacının adının yer aldığı ... ve ... ile Hayır Diyebilirsin, ... ve ... ile Sosyal Yaşam, ... ve ... ile Yabancılar, ... ve ... ile Cinselliği Keşfediyoruz, ... ve Beri ile Vücudumuz, ... ve ... ile Korkmuyorum, ... ve ... ile Sağlıklı Besleniyorum, ... ve ... ile Müzik, ... ve ... ile Hislerimiz, ... ve ... ile Sanat, ... ve ... ile Kendimi Koruyorum, ... ve ... ile Dans isimli tüm kitaplar incelendiğinde bu kitapların çocuklara yazılmış resimli öykü mahiyetinde, her bir öykü belli üslup ve hususiyeti içeren 5846 sayılı Kanun'un 2 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında dil ve yazı ile ifade olunan ilim ve edebiyat eseri olduğu, yine bu kitaplar içerisinde yer alan davaya konu çizimlerin onu yaratan kişinin kendi zihinsel fikrini çalışmaya aktarması, yapılan bu çalışmanın estetik niteliği, illüstrasyon niteliği, nedeniyle anılan Kanun'un 4 üncü maddesinin altıncı fıkrası gereğince grafik eser yani güzel sanat eseri olduğu kanaatine varıldığı, taraflar arasındaki uyuşmazlığın davacı ile davalı yazar arasında imzalanan davaya konu kitapların kapağı ve içerisindeki çizimlere ilişkin sözleşmelerin anılan Kanun'un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrası ve 52 nci maddesi gereğince geçerli olup olmadığı, bu çizimlerle ilgili mali hak devirlerinin gerçekleşmiş olup olmadığı, davacının ihlale uğrayan bir mali hakkının bulunup bulunmadığı ve tazminat talebinin yerinde olup olmadığı noktasında toplandığı, taraflar arasında imzalanan 08.10.2012, 20.08.2013 ve 14.08.2015 tarihli sözleşmenin henüz çizimler yapılmadan imzalanmış olduğundan anılan Kanun'un 43 üncü maddesinin üçüncü fıkrası gereğince hükümsüz olduğunun davacı tarafından iddia edildiğini, anılan maddede ''yukarıdaki fıkralarda sayılan tasarruf muameleleri henüz vücuda getirilmemiş veya tamamlanacak olan bir esere taalluk etmekte ise batıldır. Bu hükme göre, ileride meydana getirilecek veya henüz tamamlanmamış eserler üzerinde taahhüt işlemi niteliğinde sözleşme yapılabilir. Ancak bu eserler üzerinde tasarruf işlemi yapılamaz. Aksi takdirde batıl olur. Bu halde, meydana getirilecek eser üzerindeki taahhüt işleminin konusu, eser üzerindeki mali hakların veya kullanma ruhsatının, mali haklar doğduğu anda karşı tarafa devredilmesidir.'' davaya konu uyuşmazlık dikkate alındığında davacı ile davalı yazar arasındaki sözleşme anılan Kanun'un 50 nci maddesinin birinci fıkrası anlamında tasarruf işlemine dair olmayıp taahhüt işlemine dair olmakla geçerli olduğu, davacının sözleşmeler gereğince taahhütlerini yerine getirip çizimleri teslim etmekle tasarruf işleminin de yerine geldiği sonucuna varıldığı, ancak davacının yapmış olduğu çizimlerin bir çocuk kitabına ait olduğu, çocuk kitaplarında çizim ve resimlerin metni destekleyen en önemli unsur olduğu, bu çizim ve resimler olmadan bir çocuğun kitaptan etkilenmesi, kitaba merak duyması ve kitapla ilgilenmesinin pek mümkün olmadığı görüşüne ulaşıldığı, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin hükümlerinden her ne kadar ortada bir eser için sipariş sözleşmesi olduğu, eser sözleşmesi hükümlerinin uygulanması gerektiği düşünülebilirse de bir çocuk kitabını resimleyen bir kişinin bu kitabın yayımlanacağını ön planda tuttuğu ve sözleşmedeki gerçek amaç ve niyetinin yayım olduğu bunun aksinin ise sözleşmedeki diğer edimler ve özellikle ücret ediminin tüm yayınları kapsayacak nitelik ve miktarda olmasını gerektirdiği, ücret edimi tüm çizimleri kapsayacak miktar olarak düşük kaldığı, o halde bu ücretin yayım sözleşmesine ilişkin 6098 sayılı Kanun'un m.491/1, m.496/3 hükümlerinin kıyasen uygulanması sonucu ilk baskı için olduğu kabul edilmesi gerektiği, bu sebeplerle davacının ilk baskıdaki gibi aldığı telif ücreti ve oranının sonraki baskılarda da geçerli olduğu ve bilir kişilerce yapılan telif ücreti alacağı hesabının doğru olduğu sonucuna varıldığı gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne, dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin reddine, davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulüne, dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin reddine, davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulüne, ilk baskıdan sonraki baskılar için davacının 36.000,00 TL telif bedeli hak kazandığının tespitine, ancak sözlü yargılamaya geçildikten sonra bedel artırılmasının mümkün olmadığından dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair taleplerin reddine, davacı tarafından yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 421,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.671,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.780,80 TL ile 113,09 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.893,89 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen alacak miktarı yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden kabul edilen talepleri yönünden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri 1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin ek bilirkişi incelemesi talebini reddettikten sonra davanın değerinin artıldığını, mahkemenin davacıya süre vermeden sözlü yargılamaya geçip dava değerini artırma hakkını elinden almasının mümkün olmadığını, yeni bilirkişi incelemesi talebinin reddedildiği 05.12.2019 tarihli celsede talebin reddedilerek sözlü yargılamaya geçildiğini, 11.12.2019 tarihinde harç yatırılarak değerin artılrıldığını HMK 107/2 md.'de bunu yasaklayan bir hüküm olmadığı gibi mahkemenin hem değer artışını dikkate almadan harcın da iadesine karar vermemesinin hatalı olduğunu, HMK değişiklik tasarısında dava değerinin artırılması hususunda özel bir hüküm de olduğunu, bilirkişi raporuna esaslı itirazların karşılanmadığını, adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, davada sözleşmelerin taahhüt sözleşmesi değil de tasarruf sözleşmesi olarak düzenlendiğinin sabit olduğunu, bu durumun yorumla değiştirilemeyeceğini, sözleşmede yer alan teslim tarihlerinin de sözleşme tarihinden sonra olduğunu, FSEK 48 inci madde gereğince geçerli bir hak devri olabilmesi için "öncelikle ortada meydana getirilmiş bir eser olması gerektiğini", mevcut olmayan bir eser söz konusu ise mali hak devir taahhüdü düzenlenebileceğini, Hakimin yorum yolu ile Kanun'un açık hükmünü ortadan kaldıramayacağını, Yargıtay kararlarının da bu yönde olduğunu, usulüne uygun olarak devralınmayan mali hakların davalı yayınevinde devrinin de mümkün olmadığını, FSEK 54 md. dikkate alınması gerektiğini, Taahhüt sözleşmesinin eserlerin teslimi ile tasarruf sözleşmesin dönüştüğü şeklindeki yorumunun telif hukuk dışı bir yorum olduğunu, FSEK 52 md. gereğince tüm sözleşmelerin yazılı olması gerektiğini, çizer sözleşmelerinde " tüm telif hakkı" "tüm mali haklar" gibi ibareler kullanıldığını bu yönde de sakat olduğun devre muvafakat edilen mali hak olmadığını, rapordaki eksikliklerin dikkate alınmadığını, çizer sözleşmelerinin geçerli olduğu varsayımında dahi sözleşmenin kaç baskı ile sınırlı olduğu belirtilmediğinden müvekkiline ödenen ücretin ilk baskı ile sınırlı olduğu ve sonraki baskılar için telif ücretine hak kazandığı şeklindeki yorumun doğru olduğunu, mahkemenin bu tespitine katıldıklarını, çizer sözleşmelerinin TBK 487 md. gereğince yayın sözleşmesi niteliğinde olduğunu bilirkişi heyeti üyelerinden Engin Erdil'in kitabındaki görüşlerine ters bir rapora imza attığını, Rapordaki hesaplamanın hatalı olduğunu, tazminat hesabının "(baskı adedi x net satış fiyatı) x rayiç nisbi teklif oranı" üzerinden yapılması gerekirken; baskı sayısı x 1 baskıya ait sabit bedel üzerinden hesaplama yapılmasının yerinde olmadığını, sözleşmelerde sonraki basılar için ücret belirlenmediğini, piyasadaki rayiç çizer telif ücreti üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, kitaplar 100.000,00 TL'den fazla satmışken bu gelirden müvekkilinin piyasa rayiç bedeli üzerinden yararlandırılmamasının hatalı olduğunu, yeni bir bilirkişi raporu alınmadan itirazlar giderilmeden karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; sözleşmelerin tarafların özgür iradesi ile akdedildiğini, içerik olarak 04.10.2012 tarihli sözleşme ile ücretlendirme usulü dışında aynı olduklarını, davacının tüm yayın sürecine dahil edildiğini, baskı sayılarının 2018'de sosyal medya ada duyurulduğunu, mali hak devrinin geçerli olduğunu, tüm hakların tek tek yazılı olduğunu, sözleşmeye konu çizimlerin imza tarihinden önce müvekkil ile paylaşıdlığını, ya da büyük kısmının tamamlandığını, bir an için vücuda getirilmediği düşünüldüğünde ise FSEK 50/1 md. uyarınca devir taahhüdü olarak değerlendirileceğini, davacının çizimleri teslim ettiğini, ödemeleri kabul ettiğini, tasarruf işlemi de gerçekleştirdiğini, davacının hiçbir itiraz ileri sürmediğini, yayım sözleşmesi değil eser (istisna) sözleşmesi olduğunu, mahkemenin yayım sözleşmesi olduğuna ilişkin gerekçesinin yerinde olmadığını, mahkemenin kararında eser için sipariş olduğunu açıkça tespit ettiğini, müvekkilinin yayımcı olmadığını, mali hakların süre sayı yer sınırı olmaksızın devredildiğini, davanın kötü niyetli olarak ikame dildiğini, davacının tazminat hakkı olmadığını, davacı ile tam 6 sözleşme imzalandığını, bası adetlerinden haberdar olmasına rağmen talepte bulunmadığını, geçerli bir devir olduğu için tazminat koşulları oluşmadığını, mahkemenin müvekkil aleyhine hükmettiği telif bedelinin hukuka uygun olmadığını, TMK madde 1'deki yetkinin aşıldığını, davanın FSEK 68 md.'ne dayalı oalrak açıldığı, gerekçe belirtilmeden çizerin amacının çizimlerin yayımlanmasının saiki olduğundan bahisle yayım sözleşmesi hükümlerinin uygulanacağı ifade edilmiş ise de BK 491/1, 496/3 hükümlerinin kıyasen uygulanması gerektiği kanaatine varılmış ise de kararın bu yönü ile de çeliştiğini, yayım sözleşmesi olduğu düşünülürse uygulanacak hükmün TBK 501 md olduğunu ve madde gereğince bu durumda sözleşme konusu mali hakların yayımcıya ait olduğunu, sözleşme bedellerinin hukuka uygun olduğunu, davalının kitapların satıp satmayacağı rizikosunu taşımak istemediğini ve maktu bedel karşılığı devri kabul ettiğini, karara esas alınan raporda 36.000,00 TL'nin hangi tarihler ve usullere göre belirlendiğinin anlaşılamadığını, rayiç bedel de sunulmadığını, mahkemenin "hakkaniyet" gerekçesinin de hatalı olduğunu, maktu ücret karşılığı devir iradesinin açık olduğunu, mahkemenin sözleşme bedelinin ilk bası için olduğu şeklindeki kabulünün davacının iradesinden farklı olduğunu, davacının iddialarının çeliştiğini, bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir. 2.Davalı Alfa Basım Yayım ..Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; raporda davacının telif bedelinin yerinde olmadığı, sözleşmelerin geçerli olduğuna ilişkin tespitlere katıldıklarını, mahkemenin aksi yöndeki kararının yerinde olmadığını, mahkemenin sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulü gerektiği şeklindeki gerekçesinin hatalı olduğunu, sözleşmede 2 nci maddede çoğaltma ve yayma hakkının sayı, süre yer sınırı olmadan kullanımı ve tasarrufta bulunma hakkı tanındığını, eserlerin basımının da sözleşemeler uygun şekilde gerçekleştirildiğini, eserlerin 2013 yılında yayımlandığını, zamanaşımının dolduğunu, mahkemenin gerekçeli kararda 4 ve 5 inci maddede davacı lehine 2 ayrı vekâlet ücretine hükmetmesinin hatalı olduğunu, davalılar yararına da bir defa vekâlet ücreti tesis etmek gerekirken davacı lehine 2 vekâlet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu, davalı vekili Av. ... yazılmış ise de Av. ...'nın davacı vekili olduğunu, müvekkilinin yazar ... ile 03.12.2013 ve 12.102.015 Tarihleri arasında iki adet "eser telif sözleşmesi " akdettiğini, eserlerin bu sözleşmelere göre yayınlandığını, davacının davalı yazar ile arasında sözleşmeler olduğunu ikrar ettiğini mahkemenin de sözleşmelerin geçerli olduğunu kabul ettiğini, baskılar hukuka uygun olduğundan davanın reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşmenin anılan 2 nci maddesinde "süre, yer ve sayı bakımından bir sınırlama olmaksızın" şeklinde belirtilmiş ise de sözleşmeye konu eserler teslim edilmiş, sözleşmeye konu bedel ödenmiş olup sözleşmelerin içeriği incelendiğinde; sözleşmelerin "mali hakların devri sözleşmesi" niteliğinde olduğu ve sözleşmelerin 2 nci maddesinde devredilen hakların tek tek sayıldığı dikkate alınarak geçerli olduğunun kabulü gereklidir. Bununla birlikte sözleşmede baskı sayısı belirtilmemiş ise de kitapların birden fazla baskı yaptığı dikkate alındığında mahkemenin TBK 491/1.md., m.496/3.md. hükümlerinin kıyasen uygulanması sonucu sözleşmedeki bedelin; ilk baskı için olduğu kabul edilerek sonraki baskılar için davacının ücret talep edebileceğine ilişkin kabulünün yerinde olduğu, davacı ile davalı arasında sözleşme mevcut olup 1. baskıdan sonraki baskılar için maddi tazminatın FSEK 68 inci md. gereğince belirlenmesi gerektiği, bu durumda bilirkişi raporunda rayiç değer araştırması yapılmamasının yerinde olduğu, keza baskı sayısına göre hesaplama yapılmasında da usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı, ilk derece mahkemesinin karar duruşmasından bir önceki duruşmada 6100 sayılı HMK'nun 184 üncü maddesi uyarınca tahkikatın bitirildiğinin taraf vekillerine bildirildiği, tahkikatın tümüne yönelik diyecekleri sorulduğunda tahkikatın tümüne yönelik aşamalardaki beyanlarımızı tekrarladıklarının yer aldığı, davacı tarafın ıslah için süre talep etmediği, mahkemenin HMK 186 md. gereğince sözlü yargılama için yeni duruşma günü tesis ettiği görülmekle HMK 177/1 md. gereğince bu aşamadan sonra ıslahın mümkün olmadığı, keza Dairece tahkikat işlemi yapılmadığından ıslah talebinin Dairemizce de değerlendirilmesi mümkün olmadığı dikkate alındığında davacı vekilinin bu husustaki istinaf isteminin reddi gerektiği, mali hakların ihlali sebebiyle açılacak davaların FSEK'in 68 inci maddesi uyarınca farazi sözleşme ilişkisi kapsamında yaptırıma bağlanmış olduğundan ihlal tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu dikkate alındığında zamanaşımı dolmadığı, ancak davanın terditli açıldığı, terditli taleplerden birinin kabul edilmeyip terditli istemin kabul edilmesi, davanın kısmen kabulüne karar verilmesi sonucunu doğurmayacağı gibi, mahkemece terditli talebin kabulü ile davacı lehine tek bir vekâlet ücretine hükmedilmesi, davalılar lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken davacı lehine iki ayrı vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde görülmediği, davalı vekilinin bu yöndeki istinaf isteminin kısmen kabulü gerektiği, davalılardan ... vekilinin, vekâlet ücretine ilişkin açık bir istinaf sebebi bulunmadığından hükmün bu kısmı davalı ... yönünden kaldırma sebebi yapılmadığı gerekçesi ile davalı Alfa Yayın Şirketinin istinaf isteminin hükmün vekâlet ücretine ilişkin kısmı yönünden kabulüne, bu yönden ilk derece mahkemesinin kararının HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılarak, yeniden hüküm kurulmasına, sair istinaf istemlerinin ve davacı ile davalı ... vekilinin istinaf isteminin esastan reddine, davanın kabulüne, dava terditli olarak açıldığından sözleşmenin geçersizliğine karar verilmesi yönündeki talebin reddine, davacının ve davalı arasındaki sözleşmelerin mali hak devrinin tesis ettiği ancak baskı adedi belirlenmediğinden sözleşmelerin ilk baskıya yönelik olduğunun kabulüne, ilk baskıdan sonraki baskılar için davacının 36.000,00 TL telif bedeli hak kazandığının tespitine, ancak sözlü yargılamaya geçildikten sonra bedel artırılmasının mümkün olmadığından dava dilekçesinde talep edilen 5.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, davacı tarafından yapılan 2.250,00 TL bilirkişi ücreti, 421,20 TL posta gideri olmak üzere toplam 2.671,20 TL yargılama giderinden kabul ve red oranına göre hesap edilen 1.780,80 TL ile 113,09 TL harç (peşin+başvuru) olmak üzere toplam 1.893,89 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalılardan alınarak davacıya ödenmesine, davacı yargılamada kendini vekil ile temsil ettirdiğinden AAÜT'sine göre tespit olunan 4.910,00 TL'nin davalı ...'ndan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; açılan davanın kısmı dava değil belirsiz alacak davası olduğunu, değer arttırım talebinin kabul edilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, tahkikat sona erdikten sonra değer arttırılamayacağına dair bir hüküm bulunmadığını, mahkemenin mehil vermemesinin hak ihlali olduğunu, dava konusu sözleşmelerin taahhüt sözleşmesi değil tasarruf sözleşmesi olarak düzenlendiğinin sabit olduğunu, davalı yazar tarafından usulüne uygun devralınmayan mali hakların diğer davalı yayınevine devrinin mümkün olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir. 2.Davalı ...vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verildiği halde hüküm kısmında kabulüne karar verildiğini, asıl davanın reddedildiği, feri talebin ise talep edilen bedelin 36.000,00 TL olmasına rağmen 5.000,00 TL'nin kabulüne yani kısmen kabulüne karar verildiğinin açıkça belirtildiğini, mahkeme kararının esas bakımından değiştirilmediğini, sadece diğer davalının vekâlet ücreti yönünden değiştirildiğini, davacının süresin içerisinde bedel arttırımı yapmadığını, davacının dava konusu etmediği bir bedelin tespit edilmiş olmasında hukuki menfaati olmadığını, talep edilmeyen bedelin tespitine ilişkin kısmın bozulması gerektiğini, davacı lehine iki kere vekâlet ücretine hükmedilmesinin hukuk aykırı olduğunu, kısmen kabul karşısında davalılar lehine de vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, davacı lehine bir, davalılar lehine bir kez vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yargılama giderine ilişkin kısmın kabul ret oranına göre hesaplandığını, bu ifadeyle davanın tamamen değil kısmen kabul edildiğinin açık olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, taraflar arasındaki sözleşmelerin yayın sözleşmesi değil istisna sözleşmesi olduğunun açık olduğunu, hal böyleyken müvekkil aleyhine hükmedilen telif bedelinin hiçbir hükmü olmadığını, her halükarda huzurdaki davanın kötü niyetli olarak ikame edildiğini ve davacının tazminat hakkının olmadığını, 3.Davalı Alfa Basım Şirketi vekili temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava sürecinde harcını ödeyerek talebini 5.000,00 TL den 36.000,00 TL ye çıkarttığını, bu durumda kısmen kabule karar verilmesi gerekirken kabule karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kısmen kabule karar verip buna bağlı müvekkili lehinde vekâlet ücreti ödenmesi gerektiğini, davaya konu eserler yönünden sözleşmelerde belirtilen hükümler çerçevesinde baskılar gerçekleştirildiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, kısmen kabule karar verildiği için davacı yararınca iki defe mükerrer vekalet ücretine hükmedilmesinin yanlış olduğunu, iki taraf lehine de vekâlet ücreti verilmesi gerektiğini, kabul edilmeyen 31.000,00 TL yönünden lehlerin vekâlet ücreti verilmesini, diğer davalı ile iki adet eser sahibi telif sözleşmesi akdedildiğini, tüm eserlerin sözleşmelere uygun olarak yayınlandığını, müvekkili tarafından yapılan basıların uygun olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, eser üzerindeki hak sahipliğine dayalı, mali hak devrine ilişkin sözleşmenin geçersizliğinin tespiti ve tazminat ile bunun kabul görmemesi halinde sözleşme hükümleri ve TBK hükümleri dikkate alınarak sonradan yapılan baskılardan kaynaklı telif ücreti alacağının tespiti ve 5846 sayılı Kanun'un 68 inci maddesi kapsamında tazminat istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 2. 5846 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 52 inci ve 68 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere ayrı ayrı yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.