T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1828 KARAR NO: 2026/304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/03/2022 NUMARASI: 2017/1286 E. - 2022/279 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine d…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1828 KARAR NO: 2026/304 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 24/03/2022 NUMARASI: 2017/1286 E. - 2022/279 K. DAVANIN KONUSU: Tazminat Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı ve davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili davacının sektöründe tanınmış ''...'' markası ile 100'den fazla ülkeye ihracat yapan bir işletme olduğunu, davacının eski ortaklarından davalı ...'ın 13.05.2010 tarihinde şirket hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, hemen akabinde 08.06.2010 tarihinde diğer davalı ... ve ....AŞ'yi kurduğunu, davalı ...'ın yetkilisi olduğu şirketin kurulduktan sonra 10'dan fazla davacı çalışanını ayartarak istifa ettirdiğini, kendi bünyesinde çalıştırmaya başladığını, davacının yetişmiş, deneyimli çalışanlarının davalıların ayartmaları neticesinde kaybedildiğini, bunun üzerine, davalıya Kadıköy ....Noterliğinin ....03.2011 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğini, davalının ayarttığı ve kendi bünyesine kattığı çalışanların ... olduğunu, davalı şirketin diğer davalı tarafından davacının ticari sırları kullanılarak haksız rekabet yapmak amacıyla kurulduğunu, fiilen haksız rekabet yapan bir şirket olduğunu, davalı ...'ın davacının ortağı olduğu dönemde elde ettiği iş ve meslek sırlarını gizli kalması gereken iş, işletme, pazarlama, araştırma planlarını, müşteri bilgilerini davalı şirkete taşıdığını, davalı ...'ın öğrendiği bilgileri kendisi ve şirketi lehine kullanarak davacının müşteri ve pazar payını azalttığını, haksız rekabet teşkil eden bu eylemler yanında, davacının, davalı ...'ın yetkilisi olduğu şirketin yöneticileri veya çalışanları tarafından şifreli olan kendi bilgisayar sistemine girildiğinden şüphelendiğini, zira davalı şirketin davacıya e-mail ile sipariş gönderen şirketlerle irtibata geçtiğinin öğrenildiğini, bunun da ancak davacının bilgisayar sistemine dışarıdan müdahale edilerek girilmesi ile mümkün olacağını, bu sebeple Ümraniye 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/....... D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti talebinde bulunulduğunu, bilirkişiler marifetiyle mahallinde keşif yapılarak davacının ........'ının incelendiğini, inceleme sonucu oluşturulan bilirkişi raporunda ''...Tespit isteyenin vurguladığı ve şüphelendiğini belirttiği bu IP numarası (......) log kayıtlarındaki verilerden arandığında değişik tarih ve saatlerde defalarca bu IP numarasından mail server'a bağlanıldığı'' tespiti yapıldığını, mahkemeden ..... nolu IP adresinin Türk Telekom'un hangi abonesine ait olduğu müzekkere ile sorulması talebine verilen cevapta anılan IP humarasının davalı şirkete ait olduğunun bildirildiğini, bunun üzerine davalı ... hakkında Tuzla Cumhuriyet Başsavcılığına 2011/3814 soruşturma numarası ile suç duyurusunda bulunulduğunu, davalıların bu eylemleri sebebiyle davacının maddi ve manevi zararı oluştuğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile davalıların eylemlerinin haksız rekabet teskil ettiğinin tespitine, haksız rekabetin önlenmesine, haksız rekabete ilişkin mahkeme hükmünün masrafı davalılardan alınarak tirajı en yüksek 3 adet günlük gazetede yayımlanmasına, haksız rekabete konu eylemler sonucu davacı nezdinde oluşan maddi zararın tespiti ile müvekkil şirketin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 5.000 TL maddi tazminatın ve 50.000 TL manevi tazminatın ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalılar vekili, savunmasında özetle; davanın yetki ve işbölümü bakımından yanlış mahkemede ikame edildiğini, davalı ...'ın ikametgahının "..." sınırları içeriside olduğundan davanın İstanbul Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiğini, davalı şirketin davacı şirketin ticari sırlarını kullanarak haksız rekabet yapılmak amacıyla kurulduğu iddiasının yerinde olmadığını, davalının kozmetik ve parfümeri sektöründe 30 yılı aşkın bir süredir faaliyet gösterdiğini, davalının dünyaca ünlü ... ünvanlı kozmetik şirketinde ..... yılında çalışmaya başladığını, bu şirkette kozmetik üretimi, vücut bakımı ürünleri, parfümlerin üretimi için gerekli olan ham maddelerin tedariki, ithalatı, pek çok kozmetik ürünün üretim formulasyonu, talep ve ilgi durumları gibi pek çok konuda bilgi, tecrübe, birikim ve maharet sahibi olduğunu, davalının davacı şirkette diğer ortakla birlikte bir süre çalıştığını, ancak bir süre sonra anlaşmazlıklar çıkması sebebiyle ayrıldığını, varılan mutabakat ile davacıdaki hisselerini diğer ortak ...'ya devrederek ortaklıktan ayrıldığını, bu kadar bilgi birikimi olan davalının salt mücadele ve mukabele gayesiyle bir şirket kuracağı ve gayrihukuki yollara müracaat edeceğinin kabulünün mümkün olmadığını, davalının, davacı şirketin ortağı olduğu dönemde elde ettiği iş ve meslek sırlarını, gizli kalması gereken iş işletme, pazarlama araştırma planlarını, müşteri bilgilerini taşıdığı iddialarının da kabul edilemez olduğunu, davalının davacı ile yaptığı 13.05.2010 tarihli protokol ile şirket hisselerini devrederek ortaklıktan ayrıldığını, protokolün, tarafların sadece ortaklık izalelerine ilişkin olmayıp, ticari bir takım hükümler de ihtiva ettiğini, protokolün 2.6 ıncı maddesinde "Taraflar; ...., ..., ... ve ... markalarının müvekkil ... ve/veya göstereceği şirkete bedelsizo larak devri konusunda anlaştıkları, müvekkil ...'ın bu markaları dilediği gibi kullanarak mal ve hizmet üretebileceği ürün ve hizmetleri ile iş yapabileceği ve müşterilere satış yapabileceği" hususunda tarafların mutabakata vardığını, davalının, davacı şirketin sektöründe hizmet sunup faaliyet yürüteceğinin bizzat davacı şirketin taraf olduğu sözleşme ile zaten tescil edildiğini, davalının bir şirket kurup bu sektörde faaliyet göstereceğinin davacının malumu iken davalının haksız rekabet odağı göstermenin davacının davasındaki samimiyetsizliğini gösterdiğini, davalının, davacı şirketin çalışanlarını ayartıp kendi bünyesine kattığı iddialarının da temelsiz olduğunu, davacıdaki personel kopmalarının davalının ortaklıktan çıkması ile başlayan bir süreç olmayıp personel sirkülasyonunun davacı şirket yetkilisi ...'nın gerilim odaklı uzlaşmaz tavırları sebebiyle pek çok personelin davacı şirketten koparak başkaca şirketlerde çalışmaya başladığı ve davacı şirketten ayrıldıktan sonra kalifiye pozisyonlarda parmakla gösterilen personeller haline geldiği bir evveliyata dayandığını, iş hukuku ve çalışma özgürlüğü kapsamında meydana gelen hadiseler, haksız rekabet olarak kabul edilemeyeceğini, davalıların, davalı şirketin bilgisayarına girdiği iddialarının da kabul edilemeyeceğini, Ümraniye 3.Sulh Hukuk Mahkemesinin 2011/74 D.İş dosyası üzerinden delil tespiti raporuna karşı karşı her türlü hakkımızı (itiraz vs) saklı tuttuklarını, tanzim edilen raporun sıhhatli olduğu kabul edilse bile, IP numarasının davalı şirkete ait oluşunun isnat edilen suçların davalılar tarafından işlendiği anlamına kesinlikle gelemeyeceğini, adli sicili tertemiz olan ve hiçbir suç şüphesine karışmamış müvekkilinin davacı iddialarında olduğu gibi gayri hukuki yollara tenezzül etmesinin düşünülemeyeceğini, davalının isnat edilen suçtan aklanacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Tüm dosya kapsamı ve deliller birlikte değerlendirildiğinde; davacı davalının kendi çalışanlarını ayartmak suretiyle kendi bünyesine kattığını, davacıya ait bilgisayarlar kayıtlarına haksız olarak girilerek davacının ticari sırlarının alındığını iddia ederek haksız rekabetin tespiti ile maddi ve manevi tazminat talep etmiştir. Davacının iddia etmiş olduğu eylemlerin davalılar tarafından yapılıp yapılmadığı ve bu eylemlerin haksız rekabet teşkil edip etmeyeceği değerlendirilmelidir. Öncelikli olarak davalılar tarafından davacının bilgisayar sistemine haksız şekilde müdahale olup olmadığı ve davacıya ait ticari sırların davalılar tarafından elde edilip edilmediği değerlendirilmelidir. Her ne kadar İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Mahkemesi'nin 2013/130 E. 2014/132 K. sayılı ceza dosyasında davalı ... hakkında bilişim sistemine girme suçundan dolayı beraat kararı verilmiş ise de, verilen beraat kararının suçun işlenmediğinin sabit olduğundan dolayı değil, suçun bu davalı yönünden işlendiğine dair yeterli kanıt olmadığından dolayı verildiği, Üsküdar 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2011/74 D.iş dosyasında ve dosyamızda alınan bilirkişi raporunda belirlendiği üzere davacının bilişim sistemine izinsiz şekilde girildiği, bilişim sistemine girilen IP adresinin davalı şirket merkezi olduğunun tespit edildiği anlaşılmıştır. Her ne kadar bilişim sistemine girilmesinden kaynaklı hangi işlemlerin yapıldığı tam olarak belirlenememiş ise de, davalı şirketin IP adresi ile davacının bilişim sistemine girilerek davacı şirketin mail yazışmalarının okunduğu bilirkişi tarafından belirlenmiştir. Davalı ...’ın davacı şirket ortaklığından ayrılmasından sonra kurduğu diğer davalı......... … A.Ş.’nin IP adresinden davacıya ait bilişim sistemine girerek davacı şirkete ait mail kayıtlarını okuması iyi niyet kurallarına aykırı olduğu gibi ve haksız rekabet kurallarının ihlal edildiğini göstermektedir. Davacının bilişim sistemine girilmesi eyleminin davalı şirketin IP adresinden yapıldığının sabit olduğu, diğer davalının bu şirketin yetkilisi olması ve davacı şirketin eski ortağı olması nedeniyle davalı şirketin IP adresinden davacının bilişim sistemine girildiğini bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olacağı değerlendirilmiş, davacının bilişim sistemine girilmesi eyleminden her iki davalıda sorumlu tutulmuştur. Dosyada alınan bilirkişi raporlarından davacının ne kadar maddi zararının olduğu tam olarak belirlenememiş ise de; davalı tarafından davacının müşteri bilgilerinin olduğu bilişim sistemine girildiği ve bilişim sisteminde bulunan bilgilere davanın bu suretle haksız olarak vakıf olduğu, davacının müşterileri olan kişiler ile davalının kısa sürede ticari faaliyetlere başladığı, davacı şirketin faaliyet zararının olmamasının haksız rekabetten dolayı zarara uğramadığı anlamına gelmeyeceği ancak davacının haksız rekabetten dolayı ne kadar zarara uğradığının dosya kapsamından belirlenemediği, tazminatın amacı gerçek zararın giderilmesi olup gerçek zararın belirlenememesi halinde de TBK m. 50’ye göre somut olayın olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemler göz önünde tutularak, zararın miktarının hakkaniyete uygun olarak hâkim tarafından belirlenmesi gerektiği gözetilerek, davacının talebi de aşılmadan 5.000 TL maddi tazminatın davalılardan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir. Mahkememizin 2011/529 E. 2017/260 K. sayılı ilk kararında işçilerin ayartılması ve müşterilerle irtibata geçilmesi eylemlerden dolayı istinaf herhangi bir kaldırma gerekçesi belirtmemiştir. Mahkememizin ilk kararında da belirtildiği üzere, tanıklar beyanlarında davacı şirket çalışanlarının henüz davacı çalışanı iken ayartıldığına ilişkin herhangi bir beyanda bulunmamış olmaları, işten ayrılmalarının kendi talepleri ile gerçekleştiğini beyan etmiş olmaları dikkate alındığında davacının işçilerin ayırtıldığı gerekçesine dayalı haksız rekabet yapıldığı iddiasını ispat edemediği kabul edilmiştir. TTK 56.maddesi uyarınca; Haksız rekabet sonucu zarara uğrayan taraf TBK 58.maddesindeki şartların varlığında manevi tazminat verilmesini isteyebileceği düzenlenmiştir. Özellikle tanık ..........'nin tanık beyanından anlaşıldığı üzere davacının müşterileri nezdinde itibarının zedelendiği, bu itibar zedelenmesinde davalıların davacıya yönelik haksız rekabet eylemlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların etkili olduğu bu nedenle davacının kişilik haklarına zarar verdiği anlaşılmış olup manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilerek aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle, davanın kısmen kabul kısmen reddi ile davalıların haksız rekabette bulunduklarının tespitine, hükmün, gideri davalı taraftan alınmak kaydıyla ve hükmün kesinleşmesinden sonra en az 100.000 tirajlı bir ulusal gazetede ilan edilmesine, maddi tazminat talebinin kabulü ile 5.000,00 maddi tazminatın, manevi tazminat talebinin kısmen kabulü ile 30.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince ve davalılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalılar vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; 2011 yılında ikame edilen ve 10 yılı aşkın süre yargılaması devam eden davada yerel mahkemece "davanın reddine" ilişkin hüküm tesis edildiği tarihteki dosyanın hukuki ve maddi durumu ile BAM bozma ilamı neticesinde "davanın kısmen kabul, kısmen reddine" ilişkin hüküm tesis edildiği mevcut durumunda değişen hiçbir olgu bulunmadığını, kaldırma kararı öncesinde alınan raporda da haksız rekabet olmadığının tespit edildiğini, gerek Ümraniye 3. Sulh Hukuk Mahkemesince gerekse İstanbul Anadolu 7. Sulh Ceza Mahkemesince yapılan tespitler, ilgi IP'nin müvekkili şirket adına kayıtlı olduğu ve ilgi IP üzerinden davalı sistemlerine bağlanıldığı iddiası başta olmak üzere tüm bu hususlar zaten 2011 yılından bu yana süregelen yargılamada dosyada var olan iddialar olduğunu, tüm bu iddialar aynı bilirkişi heyeti tarafından bozma ilamı öncesinde de irdelendiğini, yerel mahkemece de tüm bu deliller birlikte değerlendirilerek davanın reddine ilişkin hüküm ihdas edildiğini, CD 'nin incelenmesi ile düzenlenen raporda da ilgili işlemlerin içeriğinin kullanım verileri üzerinden tespit edilmesinin mümkün olmadığının tespit edildiğini, salt IP adresinin müvekkil şirket adına kayıtlı oluşundan, bu girişleri müvekkillerinin gerçekleştirdiği sonucu çıkarılamayacağını, davalılara atfedilecek bir kusur ya da illiyet bağı da bulunmadığını, 30 yılı aşkın bir süredir kozmetik sektöründe iştigal eden, bu 30 yılın 10 senesini ise davacı şirketin yetkilisi ve ortağı olarak geçiren dolayısıyla uzunca bir dönem yetkilisi ve ortağı olduğu için zaten davacı şirketin her türlü bilgisine vakıf olan müvekkilinin ve yetkilisi olduğu şirketin, davacı şirketin bilişim sistemine bağlanmak suretiyle herhangi bir bilgiye erişmeye çalışacağını düşünmenin müşterek ticari tecrübelere de aykırı olduğunu, davalı ...'ın, davacı şirketteki hisselerinin tamamını, 13.05.2010 tarihli ''Anonim Şirket Hisse Devri Sözleşmesi'' ile davacı şirketin bir diğer ortağı ...'ya devrettiğini, sözleşmenin 2.6. maddesinde tarafların ekte fotokopisi sunulu 4 adet marka'nın (..., ..., ..., ...), ... ve/veya göstereceği şirkete bedelsiz olarak devri konusunda anlaştığı, ...'ın bu markaları dilediği gibi kullanarak mal ve hizmet üretebileceği, ...'ın yukarıda sayılanlar haricinde şirkete ait diğer markaları kullanmayacağını kabul, beyan ve taahhüt ettiği, tarafların ...'ın yukarıdaki maddede belirtilen markalar ve/veya yeni isimlerle üreteceği ürün ve hizmetler ile iş yapabileceği, müşterilere satış yapabileceği konusunda anlaştıklarını, ........'nın bu konuda kendisinin ve diğer ortakların muvafakatinin de olduğunu, mahkemece "dosya kapsamında dinlenen tanık ...nin tanık beyanından, davacının müşterileri nezdinde itibarının zedelendiği, bu itibar zedelenmesinde davalıların davacıya yönelik haksız rekabet eylemlerinden kaynaklı uyuşmazlıkların etkili olduğu" gerekçesi ilemanevi tazminata hükmedildiğini, davalının 30 yılı aşkın bir süredir kozmetik sektöründe olduğunu, davacının haksız rekabet iddialarına dayanak olarak gösterdiği firmalardan bir kısmı ile müvekkilinin tanışıklığının davacı şirkette ortak ve yönetici olduğu dönemden de evveline dayanmakta olduğunu, bu hususun esasen dinletilen yabancı tanıkların ifadeleriyle de subuta erdiğini, tüm tanıkların, davalıların sektördeki konumunu, iş ahlakını ve bu piyasaya katkılarını tüm objektifliği ile ortaya koyan beyanlarda bulunduğunu, açıkça görüleceği üzere, serbest iktisadi rekabet koşullarının olduğu bir piyasada müvekkillerinin tercih edilme nedeninin müvekkillerinin ürünlerinin ve verdiği hizmetin kalitesi ile şahsiyetinin doğal bir sonucu olduğunu, yine yurt dışı menşeyli pek çok firmanın Türkiye'de başkaca firmalarla da çalışmakta olduğunu, tanık beyanlarında yer aldığı üzere davacının kendi sonlandırdığı ticari ilişkiler sebebi ile müvekkillerini ne şekilde itibar zedelemiş olduğu, hangi gerekçe ile müvekkillerine kusur atfedildiği ve müvekkiller aleyhine manevi tazminata hükmedildiğinin anlaşılamadığını, İstanbul Anadolu 30. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/ 637 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ve kesinleşen hüküm ile de tescil edildiği üzere, davacı şirketin, müvekkilinin ürün ambalajlarını taklit etmek suretiyle haksız rekabet eyleminde bulunduğu, böylelikle haksız rekabet suçunu işlediği de sabit bulunduğunu, taraflar arasında imza edilen hisse devri sözleşmesi ile müvekkilin müşterilere satış yapabileceğinin açıkça kararlaştırılması, tanık anlatımları, davacının kendi tanıklarını dinletmekten vazgeçtiği gerçeği, tarafların ticari defter ve kayıtları, SGK kayıtları ve bilirkişi kök raporundaki tespitler ile müvekkilin haklılığı tescillendiğini, istinaf mahkemesince uyuşmazlığın çözümüne etki edebileceğine işaret edilen CD ve hatta buna ek olarak davacının .......'ı da incelenerek, alındığı iddia olunan hiçbir bilginin içeriğine ulaşılamadığı şüpheye yer bırakmayacak şekilde tespit edildiğini, davacının zarara uğradığı yönündeki iddiasının da çürütüldüğünü, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davacı vekili, katılma yoluyla istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının uğradığı zarar tespit edilmeden eksik inceleme ile karar verildiğini, dosyaya sunulan 12.01.2015 tarihli raporda, haksız rekabet iddiasının ve davalıların eylemlerinin davacı şirketi zarara uğrattığı iddiasının yerinde olmadığının belirtildiğini, bu rapora karşı itirazlar nazara alınmayarak davanın reddedildiğini, kaldırma kararı sonrasında muhasip bilirkişi görevlendirilmediğini, davacının haksız rekabet fiilleri nedeniyle uğradığı zarara ilişkin bir raporun dosyaya sunulmadığını, 5.000 TL maddi tazminata hükmedilmesi yerinde ise de, davacı şirketin uğradığı zarar tespit edilmeden karar verilmesi kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, işçilerin ayartılması ve müşterilerle irtibata geçilmesi eylemlerinden dolayı istinaf mahkemesinin herhangi bir kaldırma gerekçesi belirtmediği, bu nedenle davacı işçilerinin ayartılması nedenine dayalı haksız rekabet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesinin hatalı olduğunu, ilk kararın tamamen kaldırıldığını, CD ve içindeki bilgilerin dosyadaki diğer delillerle birlikte tartışılmak suretiyle karar verilmesi gerektiğinin açıkça vurgulandığını, bu durumda dosyada somut delil olarak bulunan ... çalışanın davacı şirketten ayrılıp kısa süre sonra davalı şirkette çalışmaya başladıklarına dair sigorta kayıtlarının dışlanmasının doğru olmadığını, kararın gerekçesinde dosyadaki diğer delillerle birlikte tartışılması gerektiği belirtilmiş olmasına rağmen, sanki bu delillerin dışlanması gerektiği sonucuna varılmasının hatalı olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının düşük olduğunu, davanın 2011 yılında açıldığını, dava açılırken 50.000 TL manevi tazminat talep edildiğini, 2011 yılından hüküm verilen tarihe kadar yaklaşık 10 yıllık bir zaman geçmiş olup, bu sürede paranın satın alma gücünün büyük oranda azaldığı gibi, davalılar bu durumdan haksız şekilde yararlandığını, davacının uğradığı manevi zarar çok daha fazla olmasına rağmen taleple bağlı kalınarak 50.000 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın davacı şirket yararına kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, 6762 sayılı TTK'nın 56.vd maddeleri gereğince haksız rekabet teşkil eden eylemlerin tespiti, önlenmesi, ilanı ile maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekili ve davalılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili; davalı gerçek kişinin davacı şirket ortaklığından 13.05.2010 tarihinde ayrıldıktan sonra davacının ticari sırlarını kullanarak haksız rekabet yapmak için davalı şirketi kurduğunu, davacı şirket ortağı iken sahip olduğu gizli kalması gereken planları, müşteri bilgilerini taşıdığı, davacı çalışanlarını ayartarak davalı nezdinde çalışmaya başlamalarını sağladığını ve davacının bilgisayarlarına girdiğini ileri sürerek, haksız rekabetin tespiti, önlenmesi ve ilanı ile maddi manevi tazminata hükmedilmesini istemiştir. Davalılar vekili ise; davalı gerçek kişinin çok uzun yıllar kozmetik şirketlerinde çalıştığını ve zaten tecrübesi bulunduğunu, bu tecrübesi ile davalı şirketi kurduğunu, davacı çalışanlarının çalışma özgürlüğü kapsamında davacının tutumları sebebiyle davacı şirketten ayrıldığını, davalının bir etkisi olmadığını, davalının davacının bilişim sistemlerine girdiği yönündeki tespit raporuna itiraz ettiklerini savunmuştur. Mahkemece ....03.2017 tarihli ve 2011/529 Esas, 2017/260 Karar sayılı davanın reddine dair verilen kararın, davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 17.11.2017 tarihli ve 2017/578 Esas, 2017/727 Karar sayılı kararı ile ''... İlk derece mahkemesi değişik iş dosyasına ibraz edilen CD içerisinde bulunan ve davacıya ait bilgisayarlardan alınan veri ve bilgileri değerlendirmemiştir. Davalıların bu bilgileri kullanarak davacının müşterileri ile irtibata geçip geçmediğini, bu bilgilerin davacının ticari sırrı kapsamında değerlendirilip değerlendirilmeyeceğini tartışmamıştır. Kaldı ki IP numarası davalının ortağı olduğu ve diğer davalı şirket adınadır. Sulh Ceza Mahkemesi tarafından verilen beraat kararında, davacının bilgisayarlarına davalı şirket adına kayıtlı IP numarasından girilmediğinin tespiti yapılmış ancak bu işlemin bizzat davalı ... tarafından yapılmadığı gerekçesi ile beraat kararı verilmiştir. Kaldı ki TBK 74.maddesine göre, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla hukuk hakimi bağlı değildir. ...''gerekçesiyle HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca kaldırılması üzerine mahkemece yapılan yargılama sonunda istinafa konu eldeki kararın verildiği görülmektedir. Somut olayda mahkemece, Dairemiz kaldırma kararı sonrasında, ilk alınan 12.01.2015 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen heyete yeni bir mali bilirkişi ile kaldırma kararında yer alan CD incelemesi ve taraf itirazlarının değerlendirilmesi için yeni bir mali bilirkişi, bilişim uzmanı bilirkişi bilgisayar programcısı bilirkişi eklenmek suretiyle15.11.2019 tarihli rapor ile bundan ayrı itirazların değerlendirildiği üç ayrı ek rapor alındığı, alınan bu raporlar uyarınca karar verildiği görülmektedir.Her ne kadar mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verildiği görülmekteyse de, eksik incelemeyle karar verildiği anlaşılmaktadır. Şöyle ki; Dava tarihinde yürürlükte bulunan 818 sayılı BK'nın 49.maddesi uyarınca şahsiyet hakkı hukuka aykırı bir şekilde tecavüze uğrayan kişi, uğradığı manevi zarara karşılık manevi tazminat namıyla bir miktar paranın ödenmesini isteyebilir. Manevi tazminata hükmedilebilmesi için hukuka aykırı bir fiil ile kişilik haklarına bir zarar verilmesi, bu zarar ile eylem arasında nedensellik bağının bulunması ve kusur ya da kusursuz sorumluluk hallerinin birinin bulunması gerekir. Somut olayda mahkemece manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verilmiş ise de mahkemece, yukarıda sayılın hallerin gerçekleşip gerçekleşmediğine dair bir tespitinin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece dayanılan tanık beyanından ise davacının nasıl bir manevi zarara uğradığın anlaşılamamaktadır. Bu durumda Mahkemece manevi zarar yönünden gerekli araştırma yapılmadığı gibi bu konuda gerekçe de ortaya konulamamıştır. Bu durumda mahkemece, somut olayda manevi tazminatın yukarıda sayılan şartlarının gerçekleşip gerçekleşmediği konusunda yeniden inceleme yapılarak bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiştir. Öte yandan, davalı şirketin IP adresinden davacı şirketin bilgisayara sistemlerine giriş yapılması şeklindeki eylemine ilişkin olarak davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu başkanı olan davalı ... ... ...'ın da sorumlu olduğuna hükmedilmiştir. Davalı şirket ve davalı gerçek kişi iki ayrı kişiliğe haiz olup her ikisi açısından haksız rekabet teşkil eden eylemlerin ayrı ayrı tespiti gerekir. 6762 sayılı TTK'nın 321/son maddesinde ise temsile veya idareye salahiyetli olanların vazifelerini yaptıkları sırada işledikleri haksız fiillerden anonim şirketin mesul olacağı belirtilmiştir. Dava dilekçesinde davalı gerçek kişinin davacının ticari sırlarını alarak kendisinin kullandığı ve davacı çalışanlarını etkileyerek davacı bünyesinden ayrılarak davalı şirkette çalışmaya ikna ettiği şeklindeki haksız eylemlerinin bulunduğu, bunların haksız rekabet teşkil ettiği ileri sürülmüştür. Ancak mahkemece, davalı gerçek kişi yönünden yukarıda açıklanan kapsamda bir inceleme yapılmadan sırf davalı şirketin ortağı ve yönetim kurulu üyesi olması sebebiyle davanın kabulüne karar verildiği, bu haliyle eksik inceleme ile karar verildiği görülmektedir. Bu nedenlerle mahkemece, davalı gerçek kişi yönünden yukarıda yer verilen bilgiler kapsamında inceleme yapılıp sonucuna göre bir karar verilmesi için kararın kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, esasa dair istinaf nedenleri incelenmeksizin, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına ve davanın yukarıdaki açıklamalar ışığında yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki karar verilmiştir. KARAR :Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.a.6. maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, 2-Yukarıdaki açıklamalar ışığında davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, 3-Taraflarca yatırılan istinaf peşin karar harçlarının, talep hâlinde, ilk derece mahkemesince iadesine, 4-İİK'nın 36. maddesi uyarınca yatırılan teminatların, yatıran taraflara iadesine, 5-Taraflarca yapılan kanun yolu giderlerinin, ilk derece mahkemesince, esas hükümle birlikte yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, 6-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine dair; HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 19.02.2026 KANUN YOLU:HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca karar kesindir.