T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/397 - 2026/588 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/397 KARAR NO : 2026/588 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/09/2023 NUMARASI : 2023/67 E. - 2023/384 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar …
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2024/397 - 2026/588 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2024/397 KARAR NO : 2026/588 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 5. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 01/09/2023 NUMARASI : 2023/67 E. - 2023/384 K. DAVANIN KONUSU : Marka İle İlgili Kurum Kararlarının İptali Taraflar arasında görülen davada Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/09/2023 Tarih ve 2023/67 Esas - 2023/384 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :Davacı vekili, kurulduğu günden bu yana küçük ev aletleri üretim ve pazarlaması alanında faaliyet gösteren müvekkilinin, bu faaliyetini uzun yıllardan beri tescilli "..." markası altında yürüttüğünü, hal böyle iken davalı şirket tarafından 2021/061917 sayılı "... ..." ibareli markanın tescili başvurusunda bulunulmuş olup müvekkilinin tescile yönelik itirazının YİDK tarafından nihai olarak reddedildiğini, oysa markaların asli unsurunu oluşturan "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle markalar arasında görsel, işitsel ve kavramsal olarak benzerlik bulunduğunu, davaya konu markanın kapsamına alınmak istenen emtiaların müvekkilinin markasında tescilli bulunan mal ve hizmetler ile aynı ya da ilişkili olduğu da nazara alındığında, markaların tüketiciler tarafından ilişkilendirilmesinin kaçınılmaz olduğunu ileri sürerek 2022-M-15891 sayılı YİDK kararının iptaline ve 2021/061917 başvuru numaralı "... ..." ibareli marka başvurusunun tescilinin durdurulmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirket vekili, müvekkilinin markasında yer alan "...” unsurunun markaya farklı bir bütünsel izlenim kazandırdığını, farklı tertip tarzları sebebiyle markaların ayrıştıklarını,"..." ibaresinin ayırt ediciliği düşük olduğundan müvekkilin markasındaki diğer unsurların markaları birbirinden uzaklaştırdığını, müvekkilinin markasının bütün olarak "bir kral ol" anlamına geldiğini ve markanın bölünerek bir incelemeye tabi tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, dava konusu marka kapsamında yer alan ve itiraza konu olan 09, 16 ve 21. sınıf emtialar bakımından taraf markaları arasında emtiaların aynı/aynı tür veya benzer olması şartının sağlandığı, taraf markalarında ortak olan ve kral anlamına gelen "..." ibaresinin davaya konu mallar ile ilişkili olmadığı, davaya konu markada "..." kelimesi ile farklı bir söz grubu oluşturulduğu, "..." ibaresinin ortaklığının markalar arasında düşük seviyeli bir benzerlik oluşturduğu, ancak dava konusu markada farklı kelime unsurlarının yer aldığı, bu nedenle markaların bütünsel olarak farklılaştığı, ayrıca taraf markaları arasında anlamsal benzerlik de bulunmadığı, dava konusu marka başvurusunda “... ...” ibaresi bir bütün olarak esas unsur iken, davacı şirket markalarının esas unsurunun "..." ibaresi olduğu, dava konusu markada "..." kelimesinin markanın son unsuru olduğu, dolayısıyla soldan sağa okunan bir dilde, markanın başında yaratılan bu farklılığın markaları farklılaştırdığı, "..." ibaresi gibi orijinal olmayan bir ibareyi ortak olarak içeren taraf markalarının tüketici nezdinde karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, tüketicinin taraf markalarını benzer ürünler üzerinde gördüğünde ya da işittiğinde farklı marka ile karşı karşıya olduklarını anlayabilmelerinin mümkün olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle davaya konu markanın müvekkilinin markası olarak algılanacağını, davaya konu markadaki "..." ibaresinin markaları farklılaştırmadığını, görsel, işitsel ve kavramsal benzerlik nedeniyle tüketicilerin markaları karıştırma ihtimalinin bulunduğunu ve markaların kapsamında bulunan emtiaların birbirini tamamlayan, aynı tedarik zincirinde yer alan emtialar oluşu nedeniyle davaya konu markanın müvekkilinin markası ile ilişkilendirileceğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemştir. GEREKÇE : Dava, marka ile ilgili kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, ... A.Ş. tarafından 2021/061917 sayılı "... ..." ibareli markanın 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 30, 31, 32, 35, 41ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." ibareli markalarına dayalı olarak iltibas iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davaya konu markanın bu aşamada davalı şirkete devredildiği, itirazın Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından kısmen kabul edilerek 09, 16, 20, 21 ve 26. sınıftaki malların markadan çıkarıldığı, davalı şirket tarafından markadan çıkarılmasına karar verilen mallar bakımından yeniden inceleme talebinde bulunulduğu ve bu itirazın YİDK'in 2022-M-15891 sayılı kararı ile kabul edilerek Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından çıkarılan malların markaya iade edildiği, anılan kararın davacıya 10/12/2022tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 10/2/2023 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "... ..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." ibareli markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, dava konusu başvurunun 09, 14, 16, 18, 20, 21, 24, 25, 26, 30, 31, 32, 35, 41 ve 43. Sınıf mal ve hizmetlerde tescili talep edilmiş olup, davacının itirazı sonucunda Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından markadan çıkarılan 09, 16, 20, 21 ve 26. sınıf malların iş bu davanın konusunu oluşturduğu, hal böyle iken dava konusu markanın kapsamına alınmak istenen bu mallardan 09, 16 ve 21. sınıftaki malların davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında bulunduğu ve bu mallar itibariyle emtia benzerliğinin gerçekleştiği anlaşılmıştır. Taraf markaları arasındaki işaret benzerliği değerlendirmesine gelince; herhangi bir şekil ya da renk unsuru içermeyen "... ..." ibaresinden oluşan davaya konu marka ile kral tacı ve "..." ibaresinden oluşan davacının itiraza mesnet markalarının "..." ibaresinin ortaklığı nedeniyle görsel ve işitsel olarak benzer olduğu, İngilizce bir kelime olan "..." ibaresinin kral ve davaya konu markadaki kullanımının "kral ol" anlamına geldiği, bu iki kelimenin yakın anlamlara sahip bulunması nedeniyle markaların kavramsal olarak birbirinden uzaklaştıklarının söylenemeyeceği, işitsel, görsel ve kavramsal yönden oluşan bu benzerlik sonucu emtia benzerliğinin gerçekleştiği 09, 16 ve 21. sınıftaki mallar yönünden işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma süresi içinde, davaya konu marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının tescilli markasından farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacı markası arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği, dolayısı ile markalar arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali bulunduğu anlaşılmıştır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Bu itibarla, dava konusu marka ile davacının "..." ibareli mesnet markaları arasında emtia benzerliğinin gerçekleştiği mal ve hizmetler açısından SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile Ankara 5. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01/09/2023 gün ve 2023/67 Esas - 2023/384 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KISMEN KABULÜNE, 3-TÜRKPATENT 2022-M-15891 sayılı kararın 09, 16 ve 21.sınıftaki mallar yönünden KISMEN İPTALİNE, 4-Fazlaya ilişkin isteğin reddine, 5-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin olarak alınan 179,90-TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine, 8-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 3.500,00-TL bilirkişi ücreti, 255,42-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 230,00-TL tebligat ve posta giderleri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı toplamı 5.154,82-TL yargılama giderinin davanın kabul ret oranına göre takdiren 1/2 kabul edilerek hesaplanan 2.577,41-TL'ye 179,90-TL peşin harç, 179,90-TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 2.937,21-TL'nin davalılardan tahsili ile davacıya verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalılar tarafından ilk derece mahkemesinde ve istinaf aşamasında herhangi bir yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333), 11-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 26/03/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.