4. Ceza Dairesi 2026/1513 E. , 2026/3621 K. "" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/642 E., 2022/902 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizin 26.11.2025 tarihli ve 2023/5159 Esas, 2025/19359 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2026 tarihli ve 2022/105006 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numa…
4. Ceza Dairesi 2026/1513 E. , 2026/3621 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ceza Dairesi SAYISI : 2022/642 E., 2022/902 K. SUÇ : Cumhurbaşkanına hakaret HÜKÜM : İstinaf başvurusunun esastan reddiı İTİRAZNAME GÖRÜŞÜ : Bozma Dairemizin 26.11.2025 tarihli ve 2023/5159 Esas, 2025/19359 Karar sayılı ilamına karşı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 29.01.2026 tarihli ve 2022/105006 sayılı itirazı üzerine yapılan inceleme neticesinde; I. İTİRAZ SEBEPLERİ Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı'nın ... numaralı yazısıyla; Sanık ... hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarih ve 2021/2591 esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan TCK'nın 299/1-2, 53. maddeleri gereğince cezalandırılması talebiyle kamu davası açılmış, Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2022 tarih ve 2021/9 05... /243 karar sayılı kararı ile sanığın beraatine ilişkin hüküm kurulmuş, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 05.07.2022 tarih ve 2022/6 42... /902 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile katılan vekilinin temyiz istemi üzerine yapılan inceleme sonucu 13.04.2023 tarihli tebliğname ile hükmün bozulması talep edilmiş; Yüksek Dairenizin itiraza konu 26.11.2025 tarih ve 2023/51 59... /19359 Karar sayılı ilamı ile beraat hükmünün onanmasına karar verilmiştir. Tebliğnamede yer alan görüşe aykırı karar verilmesi nedeniyle dosyanın yapılan incelemesinde, aşağıda yer verilen nedenlerle 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 308. maddesi uyarınca sanık aleyhine itiraz olağanüstü kanun yoluna başvurulması gerekmiştir. İTİRAZ NEDENLERİ: İtiraza konu uyuşmazlık, atılı suçun unsurlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Sanık ... hakkında Niğde Cumhuriyet Başsavcılığının 29.09.2021 tarih ve 2021/2591 esas sayılı iddianamesi ile Cumhurbaşkanına Hakaret suçundan cezalandırılması talebiyle kamu davası açıldığı, Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2022 tarih ve 2021/9 05... /243 karar sayılı kararı ile sanığın beraatine ilişkin hüküm kurulduğu, katılan vekilinin istinaf başvurusu üzerine Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 05.07.2022 tarih ve 2022/6 42... /902 Karar sayılı hükmü ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği, Bölge Adliye Mahkemesi Cumhuriyet Savcısı ile katılan vekilinin temyizi ile yapılan inceleme sonucu Yüksek Dairenizin itiraza konu 26.11.2025 tarih ve 2023/51 59... /19359 Karar sayılı ilamı ile beraat hükmünün onanmasına karar verildiği anlaşılmıştır 5237 sayılı TCK’nın 299/1. maddesinde “(1) Cumhurbaşkanına hakaret eden kişi, bir yıldan dört yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. (2) (Değişik fıkra: 29/06/2005-5377 S.K./35.mad) Suçun alenen işlenmesi hâlinde, verilecek ceza altıda biri oranında artırılır. (3) Bu suçtan dolayı kovuşturma yapılması, Adalet Bakanının iznine bağlıdır.” hükmüne yer verilmiştir. Maddedeki suçun maddi unsuru, “hakaret” teşkil edecek herhangi bir harekettir. Söz konusu hareketler söz, yazı, resim, işaret veya benzeri vasıtalarla gerçekleştirebilir, ancak; hakaret ve sövme içeren bu eylemlerin Cumhurbaşkanına matufiyeti şarttır. Maddedeki hakaret terimleri 5237 sayılı TCY’nın 125. maddesine göre belirlenecektir. Bu suçla Cumhurbaşkanlığının fonksiyonları değil Cumhurbaşkanının şeref varlığı korunmaktadır. Genel hakaret ve sövme suçlarında olduğu gibi Cumhurbaşkanına hakaret suçunun oluşması için de; onun sosyal değeri konusunda kendisinin veya toplumun sahip olduğu düşünce ve duyguları sarsıcı fiil veya sıfatlar isnat veya izafe edilmelidir. Ne tür hareketlerin şeref ve itibarı ihlal edici olduğu, toplumda hâkim olan ortalama düşünüş ve anlayışa göre belirlenmelidir, bunu tayinde ölçü bireyin özel duyarlılığı değildir. (Erman S.Hakaret ve Sövme Suçları, S.80 vd.) Sanığın, Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanına yönelik olarak, facebook isimli sosyal paylaşım sitesinden, "LA RECEP NE ANIT KABİRDEİN NE DE MECLİSTE BİRDE REYİZİM DERSİN... AMA HAKLISIN BAŞ KOMUTAN BAŞ REİSİM OLAN MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜ'N KARŞISINA ÇIKMAYA YÜZÜN YOK. AKŞAMINIZ GÜZEL OLSUN KEMALİSTLER", "ELİNDE KURAN DİLİNDE BİN BİR YALAN MİDESİNDE HARAM OLAN RECODAN KORU BİZİ YARABBİM. SELASINI DUYMAYI NASIP EYLE AMİN. AKŞAMINIZ GÜZEL OLSUN KEMALİSTELR", "....BELİNİ BÜKTÜĞÜN ÇİFTÇİ NE ÜRETSİN ÇAKMA REİS", "BU NASIL BİR ÜLKE LAN HER GÜN BİR ÇFTÇİNİN EKİPMANINA İCRA GELİYOR ÇAKMA REİS...", "...ANASINDAN BAHSEDİP BABASINI BİLMEYENLER...TÜRKİYEYİ YÖNETİYOR..." şeklindeki paylaşımlarının, katılanın onur, şeref ve saygınlığını rencide edici boyutta olup hakaret suçunu oluşturacağından, kurulan beraat hükmüne ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine dair kararın bozulmasına karar verilmesi yerine onanmasına karar verilmesi hukuka aykırılık oluşturmaktadır. SONUÇ VE İSTEM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1. İtirazımızın KABULÜ ile, 2. Yargıtay 4. Ceza Dairesinin 26.11.2025 tarih ve 2023/51 59... /19359 Karar sayılı beraat hükmünün ONANMASINA ilişkin kararının KALDIRILMASI, 3. Niğde 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 11.04.2022 tarih ve 2021/9 05... /243 karar sayılı beraat hükmüne yönelik Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 2. Ceza Dairesinin 05.07.2022 tarih ve 2022/6 42... /902 Karar sayılı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin kararının BOZULMASI, 4. İtirazımız yerinde görülmediği takdirde, 5271 sayılı Kanun’un 308/3. maddesi uyarınca bir karar verilmek üzere dosyanın Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmesi, Arz ve talep olunur.'' biçimindeki talep ve gerekçeyle itirazda bulunulmuştur. II. GEREKÇE Tüm dosya kapsamı dikkate alındığında Dairemizin 26.11.2025 tarihli ve 2023/5159 Esas, 2025/19359 Karar sayılı sayılı ilamında isabetsizlik görülmediğinden, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazının yerinde olmadığı sonucuna varılmıştır. III. KARAR 1.Gerekçe bölümünde belirtilen nedenle Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı İTİRAZININ oy çokluğuyla REDDİNE, 2.5271 sayılı Kanun'un 308/3. maddesi uyarınca Dairemizin 26.11.2025 tarihli ve 2023/5159 Esas, 2025/19359 Karar sayılı sayılı onama ilamı ile ilgili itirazı incelemek üzere dava dosyasının, Yargıtay Ceza Genel Kuruluna gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE,17.02.2026 tarihinde karar verildi. KARŞI OY Sayın çoğunluk ile aramızdaki uyuşmazlık sanığın olay günü sosyal medya hesabından yapmış olduğu paylaşımın hakaret suçunu oluşturup oluşturmadığına ilişkindir. Hakaret suçu TCK'nın 125. maddesinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeye göre hakaret; bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını rencide edebilecek nitelikte somut fiil veya olgu isnat etmek veya sövmek suretiyle bir kimsenin onur, şeref ve saygınlığını saldırmak olarak tanımlanmıştır. Yargıtay uygulamalarına göre bir eylemin tahkir edici olup olmadığı, zamana, yere ve duruma göre değişmektedir. Kişilere yönelik ağır eleştiri ve veya rahatsız edici sözlerin hakaret suçu olarak değerlendirilmemesi gerekmektedir. Söz ve diğer davranışların hakaret suçunu oluşturabilmesi için açıkça, onur, şeref ve saygınlığı rencide edebilecek ağırlıkta somut bir fiil veya olgu isnadını veya sövme fiilini oluşturması gerekmektedir. Anayasa’nın Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti" kenar başlıklı 26. maddesi; "Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir. Bu hürriyet resmi makamların müdahalesi olmaksızın haber veya fikir almak ya da vermek serbestliğini de kapsar... Bu hürriyetlerin kullanılması,... başkalarının şöhret veya haklarının,... korunması ... amaçlarıyla sınırlanabilir… Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetinin kullanılmasında uygulanacak şekil, şart ve usuller kanunla düzenlenir." hükmünü, Anayasa’nın 13. maddesi ise; "Temel hak ve hürriyetler, ... yalnızca Anayasanın ilgili maddelerinde belirtilen sebeplere bağlı olarak ve ancak kanunla sınırlanabilir. Bu sınırlamalar, ... demokratik toplum düzeninin ... gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz.” hükmünü içermektedir. Anılan düzenlemelere, öğreti ve yargısal uygulamalara göre ifade özgürlüğü sadece toplum tarafından kabul gören veya zararsız veya ilgisiz kabul edilen bilgi ve fikirler için değil, incitici, şoke edici ya da endişelendirici bilgi ve düşünceler için de geçerlidir. Anayasa Mahkemesi pek çok kararında ifade özgürlüğünün bir dereceye kadar abartıya ve hatta kışkırtmaya izin verecek şekilde geniş yorumlanması gerektiğini kabul etmiştir. Bu özgürlük, kişinin haber ve bilgilere, başkalarının fikirlerine serbestçe ulaşabilmesi, düşünce ve kanaatlerinden dolayı kınanamaması ve bunları tek başına veya başkalarıyla birlikte çeşitli yollarla serbestçe ifade edebilmesi, anlatabilmesi, savunabilmesi, başkalarına aktarabilmesi ve yayabilmesi anlamına gelir. Çoğunluğa muhalif olanlar da dâhil olmak üzere düşüncelerin her türlü araçla açıklanması, açıklanan düşünceye paydaş sağlanması, düşünceyi gerçekleştirme ve gerçekleştirme konusunda başkalarını ikna etme çabaları ve bu çabaların hoşgörüyle karşılanması çoğulcu demokratik düzenin gereklerindendir. Toplumsal ve siyasal çoğulculuğu sağlamak, her türlü düşüncenin barışçıl bir şekilde ve serbestçe ifadesiyle olanaklıdır, demokrasinin işleyişi içinde yaşamsal önemdedir. Bu düzenlemelere nazaran Devletin düşünce açıklamasını yaptırıma tabi tutmama gibi negatif, etkili şekilde koruma gibi de pozitif yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu hak, çoğulcu demokrasilerde, vazgeçilemez ve devredilemez bir niteliğe sahiptir. Toplumun ilerlemesi ve her insanın gelişimi için ana temeli oluşturmaktadır. İfade özgürlüğünü sınırlamanın demokratik toplum düzeninin gereklerine uygun kabul edilebilmesi için zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşılaması ve orantılı bir müdahale olması gerekir. Müdahaleyi oluşturan tedbirin zorunlu bir toplumsal ihtiyacı karşıladığının kabul edilebilmesi için ise amaca ulaşmaya elverişli olması, başvurulabilecek en son çare ve alınabilecek en hafif önlem olarak kendisini göstermesi gerekmektedir. Ancak her hak gibi bu hak da sınırsız değildir. Bireylerin şeref ve itibarı, özel ve aile hayatı Anayasa'nın 17. maddesiyle korunan manevi varlık kapsamındadır. Devlet, bireyin manevi varlığının bir parçası olan şeref ve itibara keyfi olarak müdahale etmemek ve üçüncü kişilerin saldırılarını önlemek zorundadır. Yasalarımıza göre bu eylemler ceza hukukunda hakaret suçu olarak düzenlenmiş, özel hukukta ise tazminatı gerektiren haksız fiil sayılmıştır. Yasal düzenlemelere ve Ceza Genel Kurulunun karalarına göre, iftira, küfür, onur, şeref ve saygınlığı zedeleyici söz ve beyanlar, müstehcen içerikli söz, yazı, resim ve açıklamalar, savaş kışkırtıcılığı, hukuk düzenini cebir yoluyla değiştirmeye yönelen, nefret, ayrımcılık, düşmanlık ve şiddet yaratmaya yönelik bulunan ifadeler ise düşünce özgürlüğü bağlamında hukuki koruma görmemekte, suç sayılmak suretiyle cezai yaptırımlara bağlanmaktadır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; Sanığın olay günü kendisine ait sosyal medya hesabından; "la Recep Ne Anıt Kabirdein Ne De Mecliste Birde Reyizim Dersin... Ama Haklısın Baş Komutan Baş Reisim Olan Mustafa Kemal Atatürkü'n Karşısına Çıkmaya Yüzün Yok. Akşamınız Güzel Olsun Kemalistler", "elinde Kuran Dilinde Bin Bir Yalan Midesinde Haram Olan Recodan Koru Bizi Yarabbim. Selasını Duymayı Nasıp Eyle Amin. Akşamınız Güzel Olsun Kemalistelr", "....belini Büktüğün Çiftçi Ne Üretsin Çakma Reis", "bu Nasıl Bir Ülke Lan Her Gün Bir Çftçinin Ekipmanına İcra Geliyor Çakma Reis...", "...anasından Bahsedip Babasını Bilmeyenler...türkiyeyi Yönetiyor..." şeklinde paylaşımlar yaptığı, suça konu bu paylaşımların eleştiri sınırlarını aşan ve Cumhurbaşkanının toplum neznindeki şeref, onur ve saygınlığını rencide edecek boyutta olduğu, sanığın "babasını bilmeyenler" sözünü babası belli olmayan gayrimeşru olarak dünyaya gelen P... anlamında kullandığı ve bu nedenle sanığın üzerine atılı bulunan suçun oluştuğu düşüncesiyle sayın çoğunluğun Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının itirazının kabulü yerine reddi yönündeki düşüncesine iştirak etmiyoruz.