11. Hukuk Dairesi 2013/9829 E. , 2013/14203 K. MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 gün ve 2009/776-2011/540 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.02.2013 gün ve 2012/3008-2013/3101 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenl…
**11. Hukuk Dairesi 2013/9829 E. , 2013/14203 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :TİCARET MAHKEMESİ Taraflar arasında görülen davada İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret (Kadıköy 3. Asliye Ticaret) Mahkemesi’nce verilen 13.09.2011 gün ve 2009/776-2011/540 sayılı kararı onayan Daire’nin 21.02.2013 gün ve 2012/3008-2013/3101 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü: Davacı vekili, davacı ve davalının davacı şirketin %50’şer hisseye sahip ortağı olduklarını, davalının anasözleşmeyle atanan müdür olduğunu, 13.10.2005 tarihli ortaklar kurulu kararı ile davacı ve davalının 10 yıllığına münferit imza yetkisine sahip müdür olarak atandıklarını, davalının davacı şirketin tek taşınmazını değerinin çok altında bir bedelle sattığını, TTK’nın 161 maddesi kapsamında ağır ihmal ve idarede iktidarsızlık durumu söz konusu olduğunu, taşınmazın konu olduğu kat karşılığı inşaat yapım sözleşmelerinin de davalı tarafından üçüncü kişilere devredilmesi girişiminde bulunduğunu, şirketin içinin boşaltıldığını ileri sürerek, davalının müdürlükten azlini, diğer müdür davacı ...’ın şirket müdürü olarak göreve devamına karar verilmesini veya müdürlerin münferit yetkisinin kaldırılarak müşterek imza ile temsile karar verilmesini veya her iki müdürün yetkisi kaldırılarak şirkete kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların asılsız olduğunu, şirketin iştigal konusunun gayrimenkul satışı olup hisseli olan arazinin satışının gerçek değerinin altında olmadığını, gayrimenkul satış vaadi sözleşmelerinin zorunluluk nedeniyle devredildiğini, ekonomik kriz nedeniyle şirket işlerinin durma noktasına gelip maliklerin kira bedellerini ödeyemez duruma düşüldüğünü, sözkonusu devirlerin şirket faaliyetinin sürmesi için zorunlu hale geldiğini, düşük bedelle satıldığı iddia edilen taşınmazın üzerinde 13 adet toplam 900.000 TL tutarında ve satış aşamasına gelen haciz bulunurken buna rağmen 965.000 TL fiyatla satıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, TTK’nın 543. maddesi yollaması ile TTK’nın 161-162.maddeleri gereğince dava açma hakkı şirket ortaklarına ait olup davacı şirketin aktif dava ehliyetinin bulunmadığı, taşınmazın satışının yapıldığı tarih itibariyle değerinin 2.377.347,21 TL olduğu dikkate alındığında satış değeri ile gerçek değer arasındaki fark gözetildiğinde davalı müdürün şirket müdürlüğünden azli açısından haklı nedenin oluştuğu gerekçesiyle davacı şirketin aktif dava ehliyeti bulunmadığından davacı şirket yönünden davanın reddine, davacı ...'ın davasının kabulü ile davalı ...'in ...Yapı Grup End. San. Tic. Ltd. Şti.'deki idare müdürlüğü yetkisinin TTK’nın 543.maddesi yollaması ile TTK’nın 161-162. maddeleri gereğince azli ile kaldırılmasına, 28.07.2009 tarihli ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, tedbir kararı kapsamında yönetim kayyımı olarak atanan...ın görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına dair verilen karar davalı vekili ve katılma yolu ile davacı ... vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizin 21.02.2013 tarihli kararı ile onanmıştır. Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dava, davalı şirket müdürünün azli istemine ilişkindir. Davacı ortak, davalı şirket müdürünün azil nedeni olarak, şirkete ait ...Mevki 174 pafta , 838 ada ve 21 parselde kain arsa vasfındaki taşınmazda şirket adına kayıtlı bulanan hissenin değerinin çok altında bulunan bir bedelle dava dışı şahsa satılması ve paranın şirkete elden ödendiğine dair belgenin de sahte olması, bu paranın muhasebe işlemlerinde usulsüzlük yapılarak girdi gösterilip, sonrasında bilinmeyen yer ve kişilere ödeme gösterilerek şirketten çıkarıldığını iddia etmiştir. Mahkemece taşınmazın satışının yapıldığı tarih itibariyle değerinin 2.377.347,21 TL olduğu dikkate alındığında satış değeri ile gerçek değer arasındaki fark gözetildiğinde davalı müdürün şirket müdürlüğünden azli açısından haklı nedenin oluştuğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan inceleme karar vermeyi yeterli değildir. Zira, davalı savunmasında ve alınan bilirkişi raporuna itirazlarında, taşınmaz üzerinde toplam 900.000 TL tutarında 13 adet haciz bulunduğu, buna rağmen taşınmazın 965.000 TL bedelle satıldığı, hacizlerle birlikte taşınmazın değerinin 1.867.600 TL. olduğu, bu miktarında mahkemece belirlenen 2.377.347,21 TL dikkate alındığında bedeller arasında açık nisbetsizlik bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda sadece taşınmazın satış bedeli ile rayiç değeri arasındaki fark dikkate alınarak karar verilmiştir. Bu durumda mahkemece, azil nedeni olarak davaya konu taşınmazın rayiç değerinin altında satılması gösterildiği dikkate alınarak davalının savunmasında geçen icra dosyalarının celbi ile bu dosyalardaki asıl ve işleyen faiz miktarları dikkate alınarak taşınmazın satış değerinin makul olup olmadığının tesbitinin yapılması, ayrıca davalının taşınmazın satış bedelini şirketin ticari defterlerine usulüne uygun kaydedip, şirket hesabına satış bedelinin geçip geçmediğinin belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde eksik inceleme ile karar verilmesi doğru olmadığından davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemizin 2012/3008 E., 2013/3101 K. ve 21.02.2013 tarihli onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı vekilinin karar düzeltme itirazının kabulüyle, Dairemiz 2012/3008 E., 2013/3101 K. ve 21.02.2013 tarihli onama ilamının kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin, temyiz ilam ve karar düzeltme harçlarının isteği halinde karar düzeltme isteyene iadesine, 04.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.