7. Hukuk Dairesi 2013/10552 E. , 2013/13127 K. "İçtihat Metni" Mahkemesi :İş Mahkemesi Davalılar : 1-Kiptaş İst Konut İmar Planı Ulaşım Turizm San.ve Tic. A.Ş.vekili Av.Habibe ... 2-İett İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, müvekkilinin otobüs şoförü olduğunu ve
**7. Hukuk Dairesi 2013/10552 E. , 2013/13127 K.** **"İçtihat Metni"** Mahkemesi :İş Mahkemesi Davalılar : 1-Kiptaş İst Konut İmar Planı Ulaşım Turizm San.ve Tic. A.Ş.vekili Av.Habibe ... 2-İett İşletmeleri Genel Müdürlüğü vekili Av.... Dava Türü : Alacak Taraflar arasında görülen dava sonucunda verilen hükmün, Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenilmekle, temyiz isteğinin süresinde olduğu anlaşıldı. Dosya incelendi, gereği görüşüldü: Davacı vekili, müvekkilinin otobüs şoförü olduğunu ve İ.E.T.T işçisi olarak işe başladığını, daha sonra kadrosunun...Büyükşehir Belediyesi bünyesinde yer alan...Ulaşım A.Ş’ de gösterildiğini, davacının kesintisiz çalışıp aynı işi yaparken kadrosunun yine...Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan KİPTAŞ’ a geçtiğini, kağıt üzerine KİPTAŞ işçisi olarak gözükmesine rağmen İ.E.T.T işçileriyle aynı işi yaptığını, ancak onların yararlandığı toplu iş sözleşmesinden yararlanamadığını, davalılar arasındaki ilişkinin muvazaalı olduğunu, davacının başından itibaren İ.E.T.T işçisi sayılması gerektiğini iddia ederek davalılar arasındaki muvazaanın tespiti ile müvekkilinin çalışmaya başladığı tarihten itibaren İ.E.T.T’ nin kadrolu işçisi sayılmasına ve işe başladığı tarihten itibaren doğan hak kayıplarına karşılık alacaklarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı İ.E.T.T vekili, yetki ve zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacının KİPTAŞ işçisi olduğunu, davacının muvazaa iddiasının doğru olduğu bir an için kabul edilse bile davalılar arasında yapılan sözleşmenin Borçlar Kanunu’nun muvazaaya dair hükümleri gereğince batıl olup hükümsüz sayılması gerekeceğinden davacının istihdamına dayanak olan hizmet ilişkisinin de kendiliğinden ortadan kalkacağını, davacının İETT ile sendika arasındaki toplu iş sözleşmesinden yararlanma isteğinin yasal olmadığını, kendi işvereni ile sendika arasındaki toplu iş sözleşmesinden zaten yararlandığını, İ.E.T.T bir kamu kurumu olması nedeniyle gerek işçi gerekse memur personelinin genel kadro ve bütçe kanunu ile sınırlandırıldığını, bu sınırların aşılamayacağını, bu sınırlama nedeniyle de davacının İ.E.T.T kadrosunda çalıştırılmasının mümkün olmadığını, müvekkilinin personel açığını kapatmak üzere merkezi yönetimden daimi işçi kadroları için açıktan atama izni talep ettiğini, merkezi yönetimden izin çıkmaması üzerine zorunlu olarak toplu taşıma hizmetinin aksamadan yürütülmesi için ihale ile hizmet alımına gidildiğini, ihalenin istihdam değil hizmet alımı için yapıldığını, yapılan işin bir zorunluluktan kaynaklandığını, 4857 sayılı İş Kanunu’na 5538 sayılı Kanunla eklenen fıkralar uyarınca davacının taleplerinin yerinde olmadığını, işçilerin özlük haklarının işverenleri olan KİPTAŞ tarafından yürütüldüğünü, işçilerin seçiminde, işin yürütümünde İ.E.T.T’ nin rol oynamasının muvazaayı göstermeyeceğini, davacı tarafın muvazaa, ücret ve diğer hakları hakkında şimdiye kadar her hangi bir itirazının söz konusu olmadığını, davalı ... vekili; davalıların iki ayrı kurum olduğunu, davacının KİPTAŞ’ ın personeli olduğunu bu durumun mahkeme kararları ile sabit olduğunu, KİPTAŞ’ ın...Büyükşehir Belediyesi iştiraki olduğunu, davalılar arasında yapılan sözleşmenin hukuka uygun olduğunu, aksinin kabulünün kurulu bir sistemi geçmişe dönük olarak ortadan kaldıracağını, davacı ile KİPTAŞ arasında imzalanan iş sözleşmesinin geçerli olduğunu, KİPTAŞ ’ın davacıya karşı bütün yükümlülüklerini eksiksiz yerine getirdiğini, tespit davası ile alacak davasını aynı yargılamada talep edilemeyeceğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, geçmişe yönelik hak ve alacak talebinin hukuken mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Mahkemece, “Davacı ve davalı ... arasında hizmet sözleşmesi mevcuttur .Davacı davalıların muvazaalı işlem yaptıklarını iddia etmiştir .Muvazaa tarafların gerçek iradelerine uymayan üçüncü kişileri aldatmak amacı ile yapılan işlemlerdir .Davalıların davacıyı işe almak dışında gerçekte yapmak istedikleri gizli işlemin ne olduğu ve muvazaa anlaşması ispat edilmiş değildir. Davacı davalılar arasındaki muvazaanın bilirkişi raporu ve Bçm müfettişi raporları ile belli olduğunu davalıların açtıkları davaların reddedildiğini bu nedenle muvazaa iddialarının mahkeme kararı ile tespit edildiğini ileri sürmüş ise de davalı İETT 'nin diğer davalı ... ile hizmet alımı ihalesine dayanarak hizmet alımı sözleşmesi yapılmasının nedeni, davacı tarafın da kabul ettiği gibi merkezi yönetimin yasal kurallara dayanarak izin vermemesidir. Davalı İETT'nin personel ihtiyacını hizmet alım sözleşmesi ile karşılamasında yasal bir engelde bulunmamaktadır. Davacı, davalılar arasında muvazaa olduğunu iddia etmekteyse de davacı uzun yıllardır,...Ulaşım ve Kiptaş işçisi olarak çalışmakta olup, davacının bu şirketlerde çalışmadığını ileri sürmesi, kendi muvazaasına dayandığını gösterir, hiç kimse kendi muvazaasına dayanarak hak iddia edemez. Aynı mahiyette açılmış bulunan...11. İş Mahkemesinin 2008/153 Esas 2009/213 Karar sayılı dosyası ile açılan davanın reddine karar verilmiş olup bu karar Yargıtay 9. Hukuk Dairesinin 2009/38391 Esas 2012/4447 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır....11. İş Mahkemesinin Yargıtay denetiminden geçen, bu kararı güçlü delil niteliğinde olup, mahkememizce de itibar edilmiştir. Davacı tarafın ileri sürdüğü Bölge Çalışma Müdürlüğü raporunun iptaline ilişkin davalılar tarafından açılan davanın reddine dair mahkeme kararına ise Yargıtay denetiminden geçmeden kesinleşmesi nedeni ile itibar edilmemiştir” gerekçesi ile açılan davanın reddine karar verilmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalılar arasındaki ilişkinin geçerli bir alt işverenlik ilişkisi olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının başından itibaren davalı İ.E.T.T işçisi sayılması gerekip gerekmediği noktasında toplanmaktadır. 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2‘nci maddesinde, “…Asıl işverenin işçilerinin alt işveren tarafından işe alınarak çalıştırılmaya devam ettirilmesi suretiyle hakları kısıtlanamaz veya daha önce o işyerinde çalıştırılan kimse ile alt işveren ilişkisi kurulamaz. Aksi halde ve genel olarak asıl işveren alt işveren ilişkisinin muvazaalı işleme dayandığı kabul edilerek alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçisi sayılarak işlem görürler. İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez…” denilerek alt işverenlik ilişkisinde muvazaaya bağlanan hukuki sonuç açıklanmıştır. Aynı Kanun’un 3’üncü maddesinin 2’nci fıkrasında ise, “Bu Kanunun 2’nci maddesinin altıncı fıkrasına göre iş alan alt işveren; kendi işyerinin tescili için asıl işverenden aldığı yazılı alt işverenlik sözleşmesi ve gerekli belgelerle birlikte, birinci fıkra hükmüne göre bildirim yapmakla yükümlüdür. Bölge müdürlüğünce tescili yapılan bu işyerine ait belgeler gerektiğinde iş müfettişlerince incelenir. İnceleme sonucunda muvazaalı işlemin tespiti halinde, bu tespite ilişkin gerekçeli müfettiş raporu işverenlere tebliğ edilir. Bu rapora karşı tebliğ tarihinden itibaren altı işgünü içinde işverenlerce yetkili iş mahkemesine itiraz edilebilir. İtiraz üzerine verilen kararlar kesindir. Rapora altı iş günü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaalı işlemin tespitini onamış ise tescil işlemi iptal edilir ve alt işverenin işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır.” düzenlemesi yer almıştır. 5216 sayılı Büyükşehir Belediyesi Kanununun 26’ncı maddesinde ise, “Büyükşehir belediyesi kendisine verilen görev ve hizmet alanlarında, ilgili mevzuatta belirtilen usullere göre sermaye şirketleri kurabilir. Genel sekreter ile belediye ve bağlı kuruluşlarında yöneticilik sıfatını haiz personel bu şirketlerin yönetim ve denetim kurullarında görev alabilirler. Büyükşehir belediyesi, mülkiyeti veya tasarrufundaki hafriyat sahalarını, toplu ulaşım hizmetlerini, sosyal tesisler, büfe, otopark ve çay bahçelerini işletebilir; ya da bu yerlerin belediye veya bağlı kuruluşlarının %50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin %50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketler ile bu şirketlerin %50'sinden fazlasına ortak olduğu şirketlere, 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanunu hükümlerine tabi olmaksızın belediye meclisince belirlenecek süre ve bedelle işletilmesini devredebilir.” hükmüne yer verilmiştir. Yine Büyükşehir Belediye Kanunu’nun 28. maddesinde, “Belediye Kanunu ve diğer ilgili Kanunların bu kanuna aykırı olmayan hükümleri ilgisine göre büyükşehir, büyükşehir ilçe ve ilk kademe belediyeleri hakkında da uygulanır.” hükmü getirilerek söz konusu kanunda kural bulunmayan hallerde uygulanacak kanunlara ilişkin atıf kuralına yer verilmiştir. Diğer taraftan 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 67. maddesinde, Belediyede belediye meclisinin, belediyeye bağlı kuruluşlarda yetkili organın kararı ile toplu ulaşım ve taşıma hizmetlerinin süresi ilk mahallî idareler genel seçimlerini izleyen altıncı ayın sonunu geçmemek üzere ihale yoluyla üçüncü şahıslara gördürülebileceği hüküm altına alınmıştır. İ.E.T.T.,...Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı genel müdürlük şeklinde örgütlenen bir kamu tüzelkişisi olup 3645 sayılı...Elektrik, Tramvay Ve Tünel İdareleri Teşkilat Ve Tesisatının...Belediyesine Devrine Dair Kanun ile kurulmuştur. Yine aynı Kanun ile söz konusu idarelerin görevleri İ.E.T.T.’ye devredilmiştir. KİPTAŞ ise Büyükşehir Belediyesi Kanunu’nun 26. maddesine göre kurulmuş olan...Büyükşehir Belediyesi iştiraki olup sermayesinin %99...Büyükşehir Belediyesi’ne kalan %1’i ise...Büyükşehir Belediyesi’nin diğer iştiraklerine aittir. Davalıların yapıları ortaya konulduktan sonra davalılar arasındaki şoför ve bakım personeli hizmet alımı sözleşmeleriyle hukuken geçerli bir alt işverenlik ilişkisi kurulup kurulmadığının, kurulmuş ise söz konusu ilişkinin muvazaalı olup olmadığının tespit edilmesi gereklidir. Dosya kapsamına göre, davalı İ.E.T.T’nin merkezi yönetimin sınırlı kadro uygulaması nedeniyle şoför ve yardımcı personel ihtiyacını önce...Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan...Ulaşım A.Ş’den sonra yine Büyükşehir Belediyesi iştiraki olan KİPTAŞ’tan hizmet alım yoluyla sağladığı konusunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. İETT Büyükşehir Belediyesi sınırları içinde toplu taşıma işini yapmakta olup şoför ve bakım işçisi ihtiyacını KİPTAŞ ile aralarındaki hizmet alım sözleşmeleri uyarınca bu şirket üzerinden temin etmektedir. Öte yandan işçilerin işe alınmalarında, işin yapılmasında ve işin yönetiminde İ.E.T.T. söz sahibi olup işveren yetkileri İ.E.T.T. tarafından kullanılmaktadır. Ayrıca İ.E.T.T işçileri ile KİPTAŞ işçilerinin aynı organizasyon kapsamında aynı işi, İ.E.T.T tarafından sağlanan malzeme ve araçlarla yaptıkları anlaşılmaktadır. Alt işveren; bir iş yerinde yürütülen mal ve hizmet üretimine ilişkin asıl işin bir bölümünde veya yardımcı işlerde, işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren alanlarda iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini, sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren olarak tanımlanabilir. Alt işverenin iş aldığı işveren ise asıl işveren olarak adlandırılabilir. Bu tanımlamalara göre asıl işveren - alt işveren ilişkisinin varlığından söz edebilmek için iki ayrı işverenin olması, mal veya hizmet üretimine dair bir işin varlığı, işçilerin sadece asıl işverenden alınan iş kapsamında çalıştırılması ve tarafların muvazaalı bir ilişki içine girmemeleri gerekmektedir. Somut olayda davalılar arasında işçi temine yönelik bir ilişki söz konusu olup geçerli bir alt işverenlik ilişkisi mevcut değildir. Diğer taraftan Belediye Kanunu’nun 67. Maddesi anlamında toplu taşıma işinin alt işverene verilmesi de söz konusu değildir. Çünkü alt işverenin de işveren sıfatını taşıması ve kendi organizasyonunun bulunması gereklidir. Oysa işin yapılması için gerekli bütün donanım ve organizasyon diğer davalı İ.E.T.T’ ye aittir. Yine 4857 sayılı İş Kanunu’na 5538 sayılı Kanunla eklenen fıkralar muvazaayı dışlayıp geçersiz bir alt işverenlik ilişkisini geçerli kabul etmeyi sağlayacak içeriğe de sahip değildir. Bu düzenlemelerde hukuka uygun bir alt işverenlik ilişkisinin kamu kurumları açısından bazı sonuçları özel olarak düzenlenmiştir. Ayrıca davalılar arasında hukuka uygun bir alt işverenlik ilişkisi olmadığına dair iki adet iş müfettişi raporu mevcut olup bu raporlara karşı yapılan itirazlar mahkemeler tarafından kesin olarak reddedilmiştir (İstanbul 1. İş Mahkemesi, 2010/1115 Esas, 2012/695 Karar ve...9. İş Mahkemesi, 2010/1086 Esas, 2011/425 Karar sayılı kararlar). Bu şekilde iş müfettişi raporundaki belirlememeler ile söz konusu dava dosyaları kuvvetli delil niteliği taşımaktadır. Sonuç olarak, davalılar arasında geçerli bir alt işverenlik ilişkisi bulunmamasına ve KİPTAŞ işçisi olarak gözüken davacının, başından itibaren İ.E.T.T. işçisi olmasına rağmen muvazaanın olmadığına dair yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi isabetsizdir. Mahkemece davacının davalı İ.E.T.T’ nin taraf olduğu toplu iş sözleşmelerinden yararlanması için gerekli diğer koşulların mevcut olup olmadığı ile talep ettiği alacaklara hak kazanıp kazanmadığı ayrıca değerlendirildikten sonra sonucuna göre davacının talepleri hakkında, (gerektiğinde talepleri açıklattırılarak) karar verilmelidir. Eksik inceleme ve hatalı değerlendirmeye dayalı kararın bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Temyiz olunan kararın, yukarıda yazılı nedenle BOZULMASINA, peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacıya iadesine, 11.07.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.