11. Hukuk Dairesi 2023/2616 E. , 2024/5296 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/727 E., 2023/236 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1246 E. - 2019/830 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince ba
**11. Hukuk Dairesi 2023/2616 E. , 2024/5296 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi SAYISI : 2020/727 E., 2023/236 K. HÜKÜM : Esastan ret İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/1246 E. - 2019/830 K. Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde, müvekkili ile davalı arasında 04.07.2013 tarihinde yürürlüğe girmek üzere "Distribütörlük Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme gereğince davalı şirketin sahibi olduğu .... isimli ürünün Türkiye'deki tek satıcısının 5 yıl boyunca müvekkilinin olacağının kararlaştırıldığını, sözleşmenin imzasından sonra müvekkilinin sözleşme gereğini yerine getirmek için Eylül 2013 yılında ürünün tanıtımı için İstanbul'da bir toplantı yaparak 10 kişilik saha kadrosu oluşturduğunu, müvekkil şirketin satışını yaptığı 10 ürün bulunmakta iken davalı ile yaptığı sözleşmedeki ürün dahil başta İstanbul olmak üzere bir çok ilde tanıtım ekibi oluşturduğunu, müvekkil ile davalı şirket arasında yapılan sözleşme gereği 5 yıllık satış planlaması tahmini yapıldığını, müvekkil şirketin ilk yıl için belirlenen kota miktarı olan ürünü ilk beş ayda yaptığını, müvekkilinin ikinci siparişini 07.06.2014 tarihinde bildirmesine rağmen davalının olumsuz cevap vererek siparişi göndermediğini, davalının siparişleri yerine getirmediği gibi sözleşmeyi feshettiğini müvekkiline bildirdiğini, davalının sözleşmeyi haksız bir şekilde feshederek ilaç tanıtım ve satışını dava dışı şirkete verdiğini, davalı ve dava dışı şirketin bir yıl boyunca müvekkili şirketinin emek ve para ödeyerek yaptığı tanıtımdan faydalanarak ürünü sattığını, müvekkilinin ürünü tanıtmak ve satmak için 10 kişilik bir ekip oluşturduğunu ve özel araç tahsis ettiğini, ekipte bir kişinin aylık maliyetinin 4.000,00-5.000,00 TL arasında değiştiğini, müvekkilinin 5 yıllık bir sözleşmesi olmasından dolayı böyle bir yatırım yaptığını belirterek müvekkilinin kazanç kaybı ve tanıtım masrafları ve emekleri nedeniyle uğradığı zararın tazmini için şimdilik 100.000,00 TL'nin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde, davacının iddialarının asılsız olduğunu, sözleşmenin 4.2 maddesi uyarınca distribütöre satılan malların bedelinin distribütör tarafından mal tesliminden 10 gün içinde ve banka çeki ile ödenmesi gerektiğini, davacının ödemeyi geciktilerek uzun vadeli ödeme yaptığını, davacının yeterli satış yapmayarak sözleşme kurallarını ihlal ettiğini, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getiremeyeceğinin anlaşıldığını, dövizde %28 civarında devalüasyon olması nedeniyle maliyetlerin yükseldiğini ve müvekkilinin zarar etme noktasına geldiğini, müvekkil şirketin fiyat artışı yaptığını, ancak davacının bu artışı reddettiğini, davacının sözleşmede gizlilik beyanı olmasına rağmen davacı şirketin buna aykırı davrandığını, sözleşmeye göre 04.07.2013 - 03.07.2014 tarihleri arasındaki ilk yıl içerisinde davacı şirketin 2500 kutu ürün alması gerektiğinin açıkça düzenlenmesine rağmen davacının taahhüdünü yerine getiremeyeceğinin kesinleştiğini, davacının 10 kişilik saha kadrosu bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davalı tarafın sözleşmesel yükümlülük ihlalinin düzeltilmesini talep eden yazılı bir bildirimde bulunmadan doğrudan sözleşmeyi feshettiği, feshin akit şartlarına uygun olmadığı, bu hali ile somut olayda haklı nedene dayalı bir fesihten bahsedilemeyeceği, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 125 inci maddesine göre alacaklının, borçludan borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi nedeniyle tazminat isteyebilmesi için bu yüzden bir zarara uğraması gerektiği, davacı tarafça her ne kadar yatırım harcamaları zararı kapsamında menfi zararların da tazmini talep edilmiş ise de yanlar arasındaki sözleşmenin fesih tarihine kadar uygulandığı, yatırımın tasfiye edilmediği gibi ayrıca davacı tarafça kar mahrumiyetine ilişkin müspet zarar talebinde bulunulduğu, her iki zararın birlikte istenilebileceğine dair sözleşmede açık bir hüküm bulunmadığı, salt fesih nedeni ile yatırım zararı talebinde bulunulamayacağı, bu nedenle davacının menfi zarar kalemi kapsamındaki anılı isteminin yerinde olmadığı, kar mahrumiyetinin hesabında sözleşmenin feshinden sonra davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için gerekli olan makul sürenin dikkate alınması gerektiği, sözleşmenin fesih tarihinden itibaren davacının yeni bir distribütörlük ilişkisi kurabilmesi için somut olayda gerekli olan 2 aylık makul süre ile birlikte net gelir yöntemine göre yapılan hesaplama gereğince davacı yanın 7.069,20 TL kâr mahrumiyetine dayalı alacak isteminin yerinde olduğu, temerrüdün dava tarihi itibari başladığı, açıkça avans faizi talebinde bulunulmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, yatırım harcamalarına yönelik 20.000,00 TL talebin reddine, kâr mahrumiyeti talebinin kısmen kabulü ile 7.069,20 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle, mahkemenin kararının dosyadaki somut olaya aykırı olduğunu, dava konusu malzemenin sadece davalı tarafından ilk kez üretilerek satışa sunulurken müvekkili tarafından tanıtıldığını, müvekkilinin aynı ürünü satan bir satıcı ile tekrar bir sözleşme imkanı ve ihtimalinin bulunmadığını, bu nedenle mahkemece 60 günlük makul süre değerlendirilmesi yapılmasının dosyadaki delillere aykırı olduğunu, davalı tarafın sözleşmeyi feshederken müvekkilinin tanıttığı ürünü çok daha fazla fiyata satma düşüncesinde olduğu, dosyaya ibraz edilen ürünlerin de yaklaşık % 50 daha fazla satışa sunulduğunun tespit edilmesine rağmen iki aylık süre ile kar kaybı hesaplamasının doğru olmadığını, yatırım harcamalarına ilişkin taleplerinin yasadan kaynaklanmasına rağmen sözleşme hüküm bulunmadığı gerekçesiyle bu taleplerinin reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda rakip firmaların varlığı, distribütörün pazarlama ve sermaye kapasitesi, pazar payı ve piyasa şartlarına göre davacının yeni bir distribütörlük ilişkisinin kurulması için 60 günlük süre gerektiğinin bildirildiği, 60 günlük süreye isabet eden net kar ise 7.069,20 TL olarak hesaplanmış olup mahkemece kazanç kaybı nedeniyle bu miktara hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, davacı tarafça yatırım harcamaları zararı kapsamında, sözleşmeye duyulan güven ve inanç nedeniyle işçi sayısını artırdığını, işin yürütümü sırasında başka kişilerden de destek alındığını, araç kira ve yakıt gideri yaptığını, sözleşmenin süresinden önce feshedilmesi nedeniyle zarara uğradığını ileri sürüldüğü, ancak bu giderler işletmeye ilişkin olup sadece davalı ile aralarında distribütörlük sözleşmesi için yapıldığına dair bir delil bulunmadığı, taraflar arasındaki sözleşme fesih tarihine kadar uygulandığından, sözleşmenin feshine kadar faaliyetin yürütülmesi için yapıldığı iddia edilen işçi ödemeleri, araç kiraları, yakıt harcamaları vs giderlerin zarar olarak değerlendirilmesi mümkün olmadığından bu talep yönünden davanın reddine dair verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle;istinaf dilekçesindeki itirazlarını tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, distribütörlük sözleşmesinin davalı tarafından haksız olarak feshedildiğini belirterek yatırım harcamaları ve kazanç kaybından kaynaklanan maddi zararının tazminini istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri. 3. Değerlendirme 1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.06.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.