10. Ceza Dairesi 2020/9584 E. , 2023/4286 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/309 E., 2015/127 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan
**10. Ceza Dairesi 2020/9584 E. , 2023/4286 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi SAYISI : 2014/309 E., 2015/127 K. SUÇ : Uyuşturucu madde ticareti yapma HÜKÜM : Mahkûmiyet Sanık hakkında kurulan hükmün; karar tarihi itibarıyla 6723 sayılı Kanun’un 33 üncü maddesiyle değişik 5320 sayılı Kanun’un 8 inci maddesi gereği yürürlükte bulunan 1412 sayılı Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu’nun (1412 sayılı Kanun) 305 inci maddesi gereği temyiz edilebilir olduğu, karar tarihinde yürürlükte bulunan 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (5271 sayılı Kanun) 260 ıncı maddesinin birinci fıkrası gereği temyiz edenin hükmü temyize hak ve yetkisinin bulunduğu, 1412 sayılı Kanun’un 310 uncu maddesi gereği temyiz isteğinin süresinde olduğu, aynı Kanun’un 317 nci maddesi gereği temyiz isteğinin reddini gerektirir bir durumun bulunmadığı yapılan ön inceleme neticesinde tespit edilmekle, gereği düşünüldü: I. HUKUKÎ SÜREÇ A. ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/309 Esas, 2015/127 Karar sayılı kararı ile sanığın uyuşturucu madde ticareti yapma suçundan, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun (5237 sayılı Kanun) 188 inci maddesinin üçüncü fıkrası, 43 üncü maddesinin birinci fıkrası, 52 nci maddesinin ikinci fıkrası, 63 üncü maddesi ve 53 üncü maddesinin birinci fıkrası uyarınca 12 yıl 6 ay hapis ve 7.500,00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına ve hak yoksunluklarına karar verilmiştir. B. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca özetle; hükmün onanması yönünde karar verilmesi görüşünü içeren Tebliğname ile dava dosyası Daireye tevdi edilmiştir. II. TEMYİZ SEBEPLERİ Sanık müdafiinin temyiz sebepleri özetle; 1. Mahkeme huzurunda yeminli olarak ifadelerine başvurulan tanıkların sanıktan uyuşturucu madde almadıklarını beyan ettiklerine, 2. ...'ün yakalanmasından yirmi beş dakika sonra sanığın evinde ve üzerinde yapılan aramada herhangi bir suç unsuruna rastlanmadığına, 3. ...'ün duruşmada dinlenilmesinden vazgeçildiğine, dolayısıyla suçun unsurlarının oluşmadığına, 4. Yeterli delil bulunmadığına ve beraat kararı verilmesi gerektiğine, 5. 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesinin uygulanma koşullarının oluşmadığına, 6. Şartları oluşmasına rağmen 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin uygulanmadığına, 7. Hükmedilen para cezasının, sanığın sosyo-ekonomik durumu ile örtüşmediğine, 8. Re'sen gözetilecek diğer nedenlere ilişkindir. III. OLAY VE OLGULAR 25.02.2014 tarihinde tanık C.'ın sanığın ikametine girip iki dakika sonra ikametten çıktığının kolluk görevlilerince görülmesi üzerine durdurulduğunda üzerinde, Adli Tıp Raporunda belirtilen bir adet 0,091 mlgr MDMA etken maddesi içeren 0,245 mlgr tabletin; 06.03.2014 tarihinde sanığın ikametinde bulunduğu sırada tanık E.'nin sanığın ikametine girip kısa bir süre sonra ikametten çıktıktan sonra üzerinde Adli Tıp Raporunda belirtilen 7,650 gr toz esrar elde edilebilen 22,500 gr kenevir bitkisinin; 28.02.2014 tarihinde sanığın ikametinde bulunduğu saat 16.10 sıralarında tanık M.'in ikamete girip bir dakika sonra ikametten çıktıktan sonra üzerinde Adli Tıp Raporunda belirtilen 1,670 gr toz esrar elde edilebilen 3.560 gr kenevir bitkisinin; aynı gün saat 17.09 sıralarında tanık G. A.'in içerisinde sanığın olduğu ikamete girip bir dakika sonra ikametten ayrıldığı görülerek kolluk görevlilerince durdurulduğunda üzerinde Adli Tıp Raporunda belirtilen 0,180 gr XLR-11 isimli maddenin; 10.07.2014 tarihinde tanık O.'un ikametin önünde bulunan sanıktan 50,00 TL karşılığında uyuşturucu madde satın alarak sanığın yanından ayrıldığı, görevli memurların O.'u takip ederek durdurduklarında üzerinde Adli Tıp Raporunda belirtilen 1,480 gr toz esrar elde edilebilen 2,460 gr kenevir bitkisinin ele geçirildiği, her ne kadar O.'un yargılama aşamasında ifadesi alınamamış ise de; soruşturma aşamasında sanıktan uyuşturucu madde satın aldığını belirterek teşhiste bulunduğu, yargılama aşamasında da mahkemeye hitaben yazdığı 22.10.2014 tarihli dilekçesinde polis merkezinde vermiş olduğu ifadesinin doğru olduğunu belirttiği olayda; tanıkların ikamete giriş ve çıkışına ait görüntülerin dosyada bulunması, sanığın bulunduğu ikametten ayrıldıktan hemen sonra görevlilerce üzerlerinde uyuşturucu madde ile yakalanmaları gözetilip yargılama aşamasındaki beyanlarının sanığı cezadan kurtarmaya yönelik olduğu değerlendirilerek; iddia, sanığın ve tanıkların beyanları, fotoğraf teşhis, teknik araçlarla izleme ve fiziki takip tutanakları, adli tıp raporları ile tüm dosya kapsamına göre; sanığın 25.02.2014 tarihinde C.'a, 06.03.2014 tarihinde E.'ye, 28.02.2014 tarihinde G. A. ve M.'e, 10.07.2014 tarihinde O'a bir suç işleme kararının icrası kapsamında uyuşturucu maddeleri satarak, uyuşturucu madde ticareti yapma suçunu işlediğinden mahkûmiyetine karar verilip, 6545 sayılı Kanun değişikliği değerlendirilerek 10.07.2014 suç tarihinin yasa değişikliğinden sonraki tarihi içermesi nedeniyle 5237 sayılı Kanun'un değişiklikten sonraki hali olan alt sınırı 10 yıl hapis cezası üzerinden uygulama yapılıp Yargıtay içtihatları göz önünde bulundurularak, sanık hakkında 5237 sayılı Kanun'un 43 üncü maddesi uygulanmış, sanığın kasti suçtan adli sicil kaydının bulunması, suçu işleyiş şekli ve dosyaya yansıyan kişilik yapısının olumsuz ve suç işleme konusunda da kararlı ve devamlılık arz eden yapısının olduğu gözönüne alınarak sanık hakkında takdiri indirim maddesi uygulanmamıştır. IV. GEREKÇE Suç tarihleri 25.02.2014, 28.02.2014, 06.03.2014 ve 10.07.2014 olduğu halde gerekçeli karar başlığında 10.07.2014 olarak gösterilmesi; mahallinde düzeltilebilir yazım hatası kabul edilmiştir. Yakalama, Gözaltına Alma ve İfade Alma Yönetmeliğinin "Tanımlar" başlıklı 4 üncü maddesinde, "Bilgi alma: Bir suçun tespitine veya aydınlatılmasına yönelik olarak müşteki ve suçtan zarar gören ile suç işleme şüphesi altında bulunmayan diğer kişilerin dinlenmesini ve tutanağa geçirilmesini ifade eder" şeklinde tanımlanmıştır. Bu düzenlemeden de anlaşılacağı üzere bilgi toplama, suç işleme şüphesi altında bulunmayan kişiler için söz konusudur. Soruşturma aşamasında bilgisine başvurulan kişi kovuşturma aşamasında tanığa dönüşecektir. Bilgisine başvurulan kişinin daha sonraki süreçte şüpheli olma ihtimali önemlidir. Çünkü bu kişilerin şüpheli veya sanık olarak belirli haklarının doğup doğmayacağının tespit edilmesi gerekir. Ceza muhakemesinde soruşturmanın başlamasına neden olacak başlangıç şüphesi ortaya çıktığı andan itibaren 5271 sayılı Kanun'un 147 nci maddesi anlamında ifade alma usul ve esasları geçerli olacaktır. Alınan beyanlar kişinin kendisinin aleyhine olduğu takdirde bu bilgilerin ceza muhakemesinde o kişiye karşı delil olarak kullanılabilmesi için kişinin haklarından haberdar olması gerekir. Aksi durumda kişinin özgür iradesinden söz edilemez. Ayrıca hakları hatırlatmadan suçlama yöneltiliyormuş gibi ifade alınması, Anayasanın 38 inci maddesinin beşinci fıkrasında yer alan kendini suçlamama hakkının ihlalini oluşturacaktır. Bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; haklarında kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçundan soruşturma yapılan şüphelilerin yakalanmalarından sonra kolluk görevlileri tarafından bilgi alma tutanakları ile ifadeleri alınmış ise de; uyuşturucu madde ile yakalanan şüphelilerin eylemlerinin kullanmak için uyuşturucu madde bulundurma suçunu oluşturacağının, yani suç işleme şüphesi altında bulunduklarının dolayısıyla şüpheli konumunda olan birilerinin bilgi sahibi sıfatıyla ifadelerinin alınamayacağının, sanıktan kullanmak için uyuşturucu madde alan kişilerin kendi suçları için "şüpheli"; uyuşturucu madde aldıkları kişinin suçu için "bilgi sahibi" sıfatı ile ifadelerinin alınmasının hukuka uygun olmadığının anlaşılması karşısında; dosyada bulunan bilgi alma tutanaklarının hukuki değerden yoksun olduğu değerlendirilerek yapılan incelemede; Yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemlerin sanık tarafından gerçekleştirildiğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı, eylemlere uyan suç vasfı ile yaptırımların doğru biçimde belirlendiği, Mahkemenin, 5237 sayılı Kanun'un 62 nci maddesinin sanık hakkında uygulanmamasına ilişkin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, dosyadaki delillerin suçun sübutunu tayinde yeterli olduğu anlaşıldığından, sanık müdafiinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiş, eleştiri dışında hükümde hukuka aykırılık tespit edilmemiştir. V. KARAR Gerekçe bölümünde açıklanan nedenlerle ... 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 05.05.2015 tarihli ve 2014/309 Esas, 2015/127 Karar sayılı kararında sanık müdafii tarafından öne sürülen temyiz sebepleri ve dikkate alınan sair hususlar yönünden herhangi bir hukuka aykırılık görülmediğinden temyiz sebeplerinin reddiyle, hükmün, Tebliğname’ye uygun olarak, oy birliğiyle ONANMASINA, Dava dosyasının, Mahkemesine gönderilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına TEVDİİNE, 11.05.2023 tarihinde karar verildi.