T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1313 KARAR NO : 2026/167 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15.03.2022 NUMARASI : 2019/389 E. 2022/274.K DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen kar…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 14. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2022/1313 KARAR NO : 2026/167 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A İ S T İ N A F K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ: 15.03.2022 NUMARASI : 2019/389 E. 2022/274.K DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı tarafça istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında ticari satımdan kaynaklanan ilişki neticesinde doğan alacağın tahsili amacı ile Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, müvekkilince davalı şirkete satılan emtia bedelinin tahsil edilemediğini, takipte 46.924,11 TL'nin tahsilinin istendiğini, takip sonrası davalı şirketin yaptığı kısmi ödemeler ve bir takım mal iadesi üzerine bakiye 33.953,88 TL alacak kaldığını, sorunun davalı şirketin düzenlediği 2 adet 15.000,00 TL bedelli toplam 30.000,00 TL tutarındaki ürün kalite problemi tazminatı faturasından kaynaklandığını, bu faturaların müvekkil şirket tarafından kabul edilmeyerek, sistem üzerinden ürün kalite problemi tazminatı iadesi faturası düzenlenerek davalıya gönderildiğini, davalı şirketin yeniden ayrı faturaları düzenleyerek sistem üzerinden müvekkiline ilettiğini, müvekkilinin yeniden iade faturası düzenlediğini ileri sürerek, Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ki takibin 33.953,88 TL'lik kısmına yönelik itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; delil olarak gösterilen hiçbir belgenin tebliğ edilmediğini, taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu ancak davadaki iddiaların aksine, şirket kayıtlarında davacının bir alacağı bulunmadığını, takibe konu alacağın varlığının belirlenmesi için tarafların ticari defterlerinin incelenmesi gerektiğini, taraflar arasında akdedilen "Ticari Şartlar Anlaşması" uyarınca ticari ilişkinin devam ettiğini ve davacının bu sözleşmeye binaen müvekkiline satış yaptığını, satılan ürünlerin ... karışımlarında mevzuata uygun hareket etmediğinin ilgili Bakanlığa bağlı laboratuvarlar tarafından tespit edilmesi üzerine müvekkilinin ciddi bir riskle karşılaştığını ve sözleşme uyarınca müvekkilince ceza tazminatı faturaları düzenlendiğini, bu faturaların satılan ürünlerin ... karışımlarının uygunsuz olması nedeniyle yaptırılan analiz sonuçları doğrultusunda kesilen cezalar olduğunu, taraflar arasındaki yazışmaları ile müvekkilinin bu duruma ilişkin olarak Türk Akreditasyon Kurumu tarafından ... ... standartına uygun ve yetkilendirilmiş laboratuvara yaptırılan ve ürünlerde kontaminasyon olduğu tespitine ilişkin analiz sonuçlarının dosyaya sunulduğunu, davacının takip talebine konu alacağını somutlaştırmadığını, ispat yükünün davacıda olduğunu savunarak. Davanın reddi ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Mahkememizce taraflar tacir olup delil olarak ticari defterlere dayanıldığından 6102 Sayılı TTK'nun 83 ile 85 ve 6100 Sayılı HMK'nun 222'nci maddeleri uyarınca tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş ve tarafların ticari defter ve kayıtlarının yasal şartları taşıdığı ve taraflar lehine delil niteliğinin olduğu tespit edilmiştir. Davacının ticari defter ve kayıtlarına göre davalıdan 39.128,87-TL alacaklı olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlara göre ise davacıya 273,76-TL borçlu olduğu tespit edilmiştir. Tarafların defter ve kayıtları arasındaki bu farkın davalı tarafça düzenlenen ve davacı defter ve kayıtlarına alınmayan iki adet 15.000,00-TL lik faturalardan kaynaklanmaktadır. Davalı tarafça söz konusu faturalar davacının teslim ettiği ürünlerin ... karışımlarının yasal ve mevzuata uygun olmaması sebebiyle düzenlenen ceza tazminatı faturalarından kaynaklanmıştır. Davalı bu ceza tazminatı faturalarını düzenlerken taraflara arasındaki sözleşmenin 7. maddesine dayanmıştır. Ancak söz konusu sözleşmesinin 7. maddesi incelendiğinde, davacı tarafından teslim edilen ürünlerin davalı tarafça inceleneceğini ve incelemeye ilişkin bedellerin davacıya ait olduğunu belirtmiş ve davacıya yansıtılacak ceza tazminatlarından bahsetmemiştir. Davalı tarafça ürünlerin yasal mevzuata uygun olmadığı beyan edilmiş, ancak söz konusu ürünlerde tespit yaptırılarak davacıya iade edilmemiştir. Dava konusu ürünlerin davalının ileri sürdüğü gibi yasal mevzuata uygun olmadığının tespiti halinde davalının ceza tazminatı düzenleme yetkisinin yasal ve taraflar arasında sözleşme ile belirlenen bir dayanağı yoktur. Bu ürünler sebebiyle davalı taraf zarara uğramış ise bunu tespit ettirip ayrı bir davanın konusu olarak ileri sürebilir. Ancak iş bu dosyamızda cevap dilekçesinde süresinde takas mahsup talebinde de bulunulmamıştır. Bu nedenle davalının savunmalarına Mahkememizce itibar edilmemiş ve davacının alacağı tarafların ticari defter ve kayıtları ile sabit olduğundan açılan davanın kabulüne, davacının alacağı tarafların ticari defter ve belgeleri ve faturaları ile belirli ve likit olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının Bakırköy 4. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyasındaki itirazının 33.953,88 TL asıl alacak üzerinden iptaline, takibin bu miktar yönünden takipteki şartlarla devamına, hükmedilen alacağın % 20 oranında hesaplanan 6.790,77 TL icra inkâr tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Hükme esas alınan raporda, cari hesap farkının müvekkilince düzenlenen 2 adet faturadan kaynaklandığın belirlenmesine rağmen, bu faturaların sözleşme koşullarına uygun olarak düzenlendiği gözetilmeden eksik ve hatalı inceleme yapıldığını, mahkeme tarafından da itirazın dikkate alınmadan hatalı karar verildiğini, tüm aşamalarda savunulduğu gibi davacının, taraflar arasındaki sözleşmeye göre müvekkiline mal sattığını, sözleşmenin 7. maddesi gereği müvekkilince alınan mallar üzerinde yapılan analiz yapılacağını, yapılacak incelemeler neticesinde davacının sözleşme gereklerine uygun ifada bulunmadığının belirlenmesi nedeniyle müvekkilince iki adet fatura düzenlendiğini, müvekkilinin sözleşmenin 7.maddesi uyarınca inceleme hakkını kullanarak yaptırdığı analizde satılan ürünlerin ... karışımlarının uygunsuz olduğunun belirlendiğini, bu hususun sunulan raporlar ve yazı cevapları ile sabit olduğunu, bu durumun davacıya mail ile bildirilerek ürünlerin toplatıldığını, bunun için mesai harcandığı gibi ciddi oranda ciro kaybı da oluştuğunu, müvekkilinin mahrum kaldığı kara ilişkin kök rapora itirazda bir tablo sunulmasına rağmen bilirkişi heyetince bu hususun araştırılıp itirazın değerlendirilmediğini, müvekkil şirketin kullandığı “...” isimli programın incelenmesi istenmesine rağmen incelenmediğini, inceleme yapılması halinde ayıplı satım nedeniyle müvekkilinin zarara uğradığının belirleneceğini, standarda aykırı satım nedeniyle uğranılan zararın davacıdan istenilmesinin yerinde olduğunu, Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 11. maddesinde bulunan "Satıcı'nın ürünleri yürürlükte bulunan mevzuatta belirtilen tüm yasal gerekliliklere uygun olmak zorundadır." şeklindeki hükmün TBK'nın 49 ve 112.maddesi ile birlikte değerlendirilmesi halinde satıcının sorumlu olduğunun anlaşılacağını, mahkemece söz konusu faturaların ayrı bir dava konusu yapılması gerektiğinin belirtilmesine karşın bu yargılamada müvekkilinin alacak talebi bulunmadığını, düzenlenen faturaların cari hesaptan mahsup edilmesi nedeniyle borçlu olunmadığının savunulduğunu, cari hesap farkının da bu faturalardan kaynaklanması nedeniyle faturaların incelenmesi gerektiğini, TBK'nın 139/1. maddesine göre düzenlenen faturaların alacaktan mahsup edildiğini, davacının iki adet fatura kadar sebepsiz zenginleştiğini, cari hesap alacağının tahsili davasında, müvekkilince düzenlenerek borçtan mahsup edilen iki adet faturanın dikkate alınması gerektiğini Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın İİK'nın 67. maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında satım sözleşmesi ilişkisi bulunduğu, sözleşmenin 01.01.2018 başlangıç tarihli "Ticari Şartlar Anlaşması" kapsamında yürütüldüğü anlaşılmaktadır. Bu sözleşme kapsamında davacının satıcı olarak satıcı sıfatıyla bir kısım mal ve hizmetleri davalıya teslim ettiği sabittir. Uyuşmazlık davacı tarafından teslim edilen bir kısım emtiada bulunan ayıpların sözleşmenin 7. maddesi kapsamında davalı tarafından analiz raporu ile belirlenmesi üzerine düzenlediği 15.000 er TL bedelli iki adet ürün kalite problemi tazminatı bedelli toplam 30.000 TL bedelli faturalara itibar edilip edilmeyeceği, davalının bu iki fatura borcunun cari hesaptan mahsubu ile borcu sona erdirmesinin yerinde olup olmadığı noktasındadır. Davacı vekili satım sözleşmesinden kaynaklı 46.924,11TL alacağın tahsili amacıyla Bakırköy 4. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatmıştır. Ödeme emrinin tebliği üzerine borçlu vekilince süresinde borç ve ferilerine itiraz edilmesi üzerine takibin durduğu, itiraz dilekçesinde 1.481,97 TL borcun varlığı kabul edilerek bakiye kısma itiraz edildiği görülmektedir. Dava dilekçesindeki açıklamalara göre takip sonrası davalı tarafından yapılan ödeme ve iade edilen bir kısım emtia nedeniyle cari hesap borcunun 33.953,88 TL'ye düştüğü ve davanın bu miktar üzerinden, İİK'nın 67.maddesindeki bir yıllık hak düşürücü süre içinde açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 7.maddesinde; "...; her türlü denetim ve analiz hakkına sahiptir. Teslim edilen malların kalitesi, etiketlenmesi, ambalajlanması söz konusu ürün ile ilgili kanunlarda belirtilen standartlara ve hükümlere, Çerçeve Tedarik Sözleşmesi ve siparişlerde Öngörülen taleplere uygun olmalıdır. ... teslim edilen malların kalitesi ile ilgili özel laboratuvarlar tarafından inceleme / analiz ve denetim yaptırma hakkını saklı tutar. Yapılacak Olan İnceleme / Analiz Ve Denetim Bedelleri Satıcı Tarafından Ödenecektir. Satıcı'nın ilgili bedelleri ödememesi veya ödemeyi geciktirmesi halinde ... tarafından ödenecek olup Satıcının cari hesabından bir bildirime gerek olmaksızın mahsup edilecektir. Cari hesabın yeterli olmaması halinde Satıcı, bakiyenin kendisinden talep edileceğini kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi bulunmaktadır. Buna göre davacı teslim edilen ürünler üzerinde denetim ve analiz yapma hakkında sahip olup teslim edilen malların kalitesi ile ilgili özel laboratuvarda analiz yapılabileceği, analiz bedelinin satıcı tarafından ödeneceği, satıcının ödememesi veya geç ödemesi halinde alıcının bu bedeli ödeyerek bedelini cari hesaptan mahsup edebileceği kararlaştırılmıştır. Davalı bu maddeye göre analiz yaptığı bir kısım ürünlerin ayıplı olduğu iddiasıyla 16.03.2017 tarihli, 15.000,00 TL bedelli, aynı tarihli 15.000,00 TL bedelli ürün kalite problemi tazminatı faturaları düzenlemiştir. Davacının TBK'nın 207 vd. maddelerine göre ayıptan ari şekilde ürün teslim etmesi gerekmektedir. Ayıplı ürün teslimi halinde satıcının TBK'nın 219 vd. maddelerine göre ayıp nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır. Diğer yandan satım sözleşmesine konu muayene ve ihbarın TTK'nın 23.maddesine göre yapılması gerekir. Satın alıcı ayıplı olduğu belirlenen ürünleri iade etmemiştir. Ürünler alıcının uhdesinde tutulmuş ve sözleşmede bulunmayan bir tazminata ilişkin fatura düzenlenerek tebliğ edilmiştir. Davalının dayandığı sözleşmenin 7.maddesinde analiz yapma ve analiz bedelini satıcıdan isteme hak ve yetkisi bulunmasına rağmen, hatalı olduğu belirlenen ürün nedeniyle ceza faturası düzenleme yetkisi bulunmamaktadır. Ürünün ayıplı olması halinde bu ürünün süresinde yapılacak bir ayıp ihbarı ile iadesi ve bedeli için iade faturası düzenlenmesi mümkün ise de, davalı tarafından bu şekilde bir fatura düzenlenmemiştir. Davalı sözleşmeye aykırı şekilde düzenlediği tazminat faturalarını kendi cari hesabından mahsup etmiştir. Mahsup takas talebinin kabul edilebilmesi için iki adet fatura konusu alacağın bulunması gerekmektedir. Bu alacağın doğmamış olduğu mahkemece usulüne uygun delillerle tespit edilmiş olup faturanın düzenleniş şekline göre bilirkişiden ek rapor alınması veya yeni bir bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek bulunmadığından, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar vermek gerekmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, davalı vekilinin istinaf başvuru nedenleri ile sınırlı olarak dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesinin kararında ve gerekçesinde yasaya ve usule aykırılık bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.740,00 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına, 3-Davalı tarafça yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraf vekillerine tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353.1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, 04.02.2026 tarihinde, oy birliğiyle ve kesin olarak karar verildi. KANUN YOLU : HMK'nın 362/1.a maddesi uyarınca dava değeri itibariyle karar kesindir.