11. Hukuk Dairesi 2012/10980 E. , 2012/14277 K. MAHKEMESİ :Sulh Hukuk) 13. Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/04/2011 tarih ve 2010/940-2011/489 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duru…
**11. Hukuk Dairesi 2012/10980 E. , 2012/14277 K.** **"İçtihat Metni"** MAHKEMESİ :Sulh Hukuk) 13. Sulh Hukuk Mahkemesi Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12/04/2011 tarih ve 2010/940-2011/489 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: Davacı vekili, müvekkilinin dava dışı ...'a ait daireyi "artı konut sigorta poliçesi" ile sigortaladığını, bitişikteki binanın bodrum katındaki su kuyusundan ve binanın önündeki rögardan geri tepen suları nedeniyle dairedeki muhtelif eşyaların, kapıların ve zemin parkelerinin zarar gördüğünü, tespit edilen zararın sigortalıya ödendiğini, zarara İSKİ'nin sebebiyet verdiğinden bahisle sigortalıya ödenen 3.043,00 TL tazminatın ödeme tarihinden itibaren işleyecek temerrüt faizi ile birlikte davalıdan rücuan tahsilini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, eylemin hizmet kusuruna dayandırılması nedeniyle idare mahkemelerinin görevli olduğunu, hasarın sigortalının kusurundan ileri geldiğini, idarenin eylemi ile zarar arasında illiyet bağının kurulabilmesi için zarar görenin gerekli tedbirleri almış olması gerektiğini belirterek davanın öncelikle görev yönünden, esasa girilecekse esastan reddini istemiştir. Mahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamından uyuşmazlığın davalı İSKİ'nin kamu hizmetinin ifasına ilişkin bulunduğu, iddiaların hizmet kusuru niteliğinde olduğu, davaya bakmakla idari yargı organlarının görevli olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiştir. Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, TTK 1301 maddesi uyarınca açılan rücuen alacak istemine ilişkindir.TTK'nun l8. maddesinde kendi kuruluş kanunları gereğince özel hukuk hükümleri dairesinde idare edilmek ve ticari şekilde işletilmek üzere devlet, vilayet, belediye gibi kamu tüzel kişileri tarafından kurulan teşekkül ve müesseselerin dahi tacir sayılacakları belirtilmiş, aynı yasanın l2/ll. maddesinde su, gaz, elektrik dağıtım, telefon, radyo ile haberleşme ve yayın yapma gibi işlerle uğraşan müesseselerin de ticarethane sayılacakları hükme bağlanmıştır. Davalı İSKİ Genel Müdürlüğü’nün kuruluşu hakkındaki 2560 sayılı Kanun’da bu kurumun genel kurul, yönetim kurulu ve genel müdürlük ile yönetileceği, denetçileri vasıtasıyla denetim yapılacağı, yıllık faaliyet ve yatırımlarının bilançolarda belirlenip, genel kurulun onayına sunulacağı ve bütçesinin kamu iktisadi teşebbüslerinde uygulanan bütçe formülüne göre düzenleneceği açıklandığına göre, bu kuruluşun özel hukuk hükümlerine göre idare edilen bir kamu kuruluşu olduğunun kabulü gerekir. Nitekim, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da, 2560 sayılı Kanuna tabi olan İSKİ Genel Müdürlüğü’nün "gördüğü hizmet kamu hizmeti ise de, faaliyetini özel hukuk kuralları altında yapması itibariyle TTK'nun l8/l. maddesi anlamında tacir sayılacağını ve tacir olan davalı ile davacı arasındaki haksız fiilden kaynaklanan (TTK'nun 3. maddesi) davaya bakma görevinin adli yargının görevine girdiğini 2l.09.l983 gün ve Esas l980/ll - 272l Karar, l983/323 sayılı kararında benimsemiştir. Her ne kadar 12.02.1959 gün 1958-17 Esas - 1959-15 Karar sayılı idari eylemlerle ilgili bir içtihadı birleştirme kararı varsa da 23.11.1981 tarihinde yürürlüğe giren 2560 sayılı yasanın hükümleri karşısında bu içtihadı birleştirme kararının ASKİ ve İSKİ bakımından uygulama alanının kalmadığı sonucuna varılmalıdır. Bu kurallar, YHGK.nun 29.11.1995 gün 1995/11-647, 1043 Karar sayılı içtihadında aynen benimsenmiştir. Bu durumda tacir olan İSKİ Genel Müdürlüğü ile davacının sigortalısı arasında haksız fiilden kaynaklanan davaya bakma görevinin adli yargıya ait olduğu gözönünde bulundurularak, işin esasına girilmesi, taraf delillerinin toplanarak hasıl olacak sonuç dairesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 25.09.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.