T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/124 - Karar No:2026/318 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/124 KARAR NO : 2026/318 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.03.2026 Davada mahkememizce verilen karar, taraf vekilleri ve feri m…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ Esas No: 2026/124 - Karar No:2026/318 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2026/124 KARAR NO : 2026/318 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R BAŞKAN : ... (...) ÜYE : ... (...) ÜYE : ... (...) KATİP : ... (...) DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) KARAR TARİHİ : 25.03.2026 KARAR YAZIM TARİHİ : 25.03.2026 Davada mahkememizce verilen karar, taraf vekilleri ve feri müdahil vekilince temyiz edilmiş olup, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin bozma kararı üzerine dosya mahkememizin yukarıdaki esasına kaydedilerek yapılan duruşmalı inceleme sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili: Taraflar arasında imzalanan 24.07.2014 tarihli sözleşme uyarınca dava dışı ... için ... parsel sayılı taşınmazda inşa edilecek ... Eğitim ve Sağlık Kampüsü için laminat kapı işlerinin müvekkili şirketçe üstlenildiğini, müvekkilince sözleşme kapsamındaki işlerin sözleşmeye uygun olarak zamanında teslim edildiğini, taraflar arasında imzalanmış bulunan hakedişlerle kabul tutanakları uyarınca da işin eksik ya da ayıplı yapıldığına ilişkin herhangi bir bildirim ya da talepte bulunulmadığını, kapıların montajının tamamlanıp şantiye ile de ilişiğin Ekim 2015 tarihinde kesildiğini, söz konusu ... uzun yıllardan beri dava dışı ... tarafından kullanıldığını, müvekkilinin son hakediş alacağı olan 583.935,11 TL'nın defalarca sözlü ve yazılı talep edilmesine rağmen bugüne dek herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödeme yapılmaması gerekçesi olarak da sözleşmenin 27.maddesinde yer alan “Hakedişin iş sahibi ve ana iş sahibi tarafından onayı sonrasında ödeme tarihinden itibaren 15 gün içerisinde gerçekleşeceğinin” düzenlendiği, buna karşılık hakedişin ana iş sahibi ... tarafından onaylanmadığının ileri sürüldüğünü, ancak iş sahibi ...’in hakedişleri onaylamamasının müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, davalı ...’nın söz konusu inşaatın ana yüklenicisi olduğunu, müvekkilinin ise yalnızca inşaatın kapı işlerini üstlenmiş bulunan alt yüklenici olduğunu, davalı ...’nın ... tarafından hakedişleri onaylanmamış ise müvekkili şirketten kaynaklanmadığını, sözleşmenin ilgili hükmünün gerekçe gösterilerek hakediş ödemesinden kaçınılmasının hakkaniyetle bağdaşmadığını, akde tahammül süresinin aşıldığını, müvekkilinin alacağının tahsili için Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2018/4568 sayılı dosyasında davalı hakkında takip başlatıldığını, davalının itiraz ettiğini belirterek, 583.935,11 TL'lik asıl alacak ile birlikte (işin son teslim tarihi olan 06.10.2015 tarihinden itibaren işlemiş bulunan faize ilişkin alacak hakları saklı kalmak kaydı ile) şimdilik 35.000,00 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 618.935,11 TL üzerinden itirazın kısmen iptaline ve %20'den az olmamak kaydı ile davalı aleyhine icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili: Sözleşme hükümlerine göre doğrudan ana iş sahibi ...’in sorumluluğunda olan dava konusu talep nedeniyle öncelikle bu davanın ...’e ihbarını talep ettiklerini, tarafların karşılıklı ihtarnamelerinden bahisle, davacının ... tarafından hala onaylanmayan 7 nolu 280.157,99 TL’lik son hakedişi dışında 58.674,35 TL’lik tutarın sözleşmeye göre müvekkiline vermekle yükümlü olduğu nakit teminatı, 199.636,75 TL’lik tutarın da (yine ... tarafından ödenmeyen ve kesin hakedişi de onaylanmadığından, son aşamadaki tutarının bu kadar olup olmadığı belli olmayan) cari alacağına ilişkin bu aşamadaki kayıt olduğunu, ayrıca dava konusunun muaccel olduğu anlamına gelmemek kaydıyla ... tarafından onaylanmayan (7) numaralı son hakedişin gerçek rakamının ne olduğunun laminant kapı işlerine ilişkin olarak mahallinde yapılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde mahkemece belirlenmesi, sözleşme koşulları oluştuğunda davacının bu hakediş ile ilgili talep edilebileceği miktarın tespiti yönünden gerekli olduğunu, netice itibariyle; davacının kesin hakedişi onaylandığında (yapılması gereken kesintilerin bulunması halinde) yukarıda sözü edilen bu rakamların altında bir alacak hakkının olmasının mümkün olduğunu, ana iş sahibi ... ile, müvekkili şirket arasındaki kabul işlemlerinin dahi yapılmadığını, yine ...'le müvekkili şirket arasında 24.10.2014 tarihi itibariyle hakem heyeti nezdinde görülen (Ankara 16. Asliye Hukuk Mahkemesi 2017/713 Esas) uyuşmazlığın halen devam ettiğini, dolayısı ile sözleşmenin kabul işlemleri başlıklı 28.maddesindeki düzenleme uyarınca davacının kabul süreçlerinin tamamlanması ile kesin hakedişin onaylanmasının bu aşamada mümkün olmadığını, kaldı ki henüz son hakedişinin dahi onaylanmadığını, ayrıca müvekkilinin ... nezdinde halen teminat mektubu bulunduğu gibi 14 milyon TL'na yakında nakit alacağı bulunduğunu, bu nedenle davacının müvekkili ile ... arasındaki hukuki sürecin kendisini bağlayıcı bekletici bir mesele olmayacağı hususundaki iddialarının dayanaksız olduğunu, davacının TTK’nun 18/2 hükmü gereği basiretli bir tacir olarak içeriğini bilerek ve bu haliyle kabul ederek bağlı olduğu sözleşme hükümlerini inkar edip sözleşmeye göre her aşamada ana iş sahibi ...’in onay ve kabulünün bulunması zorunluluğu yokmuş gibi taleplerde bulunmasının ve sözleşme koşullarını yok saymasının hukuken kabulünün mümkün olmadığını, kaldı ki davacının imalatı ile ilgili ...'in herhangi bir olumsuz bildirimini bulunmadığı yönündeki iddiasının da gerçek dışı olduğunu ve kesin hesap aşamasında ana iş sahibi ...'in pek çok yönden kesinti yapabileceği hususunun ... tarafından müvekkiline gönderilen 29.04.2016 tarihli yazı ile de sabit olduğunu, sonuçta davacının bu aşamada muaccel tutarı belli olmuş likit bir alacağının bulunmadığını belirterek, davanın reddine ve davacı aleyhine %20’den az olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. Fer’i müdahil ... vekili: Müvekkili Vakıf ile davalı ... arasında 01.11.2012 tarihinde ... Kampüsü ... projesinin gerçekleştirilmesi hususunda anahtar teslimi sözleşme imzalandığını, sözleşmeye göre sürenin 18 ay olarak belirlendiğini, ancak yülenici ... şirketinin işi belirlenen sürede bitirmediğini, ortaya çıkan uyuşmazlık nedeniyle hakem heyetine başvurulduğunu, hakem heyetince verilen kararın temyiz incelemesinin Yargıtay 15. Hukuk Dairesinin 2019/1234 esasında devam etmekte olduğunu, kararın kesinleşmediğini, yapılan inşaat kapsamında laminant kapı işlerinin ... şirketi ile davacı ... şirketi arasında imzalanan 24.07.2014 tarihli sözleşme gereğince davacı tarafından yapıldığını, ... ile ... arasındaki sözleşme kapsamında geçici ve kesin kabul işlemlerinin tamamlanmadığını, davacı ... şirketinin sözleşme gereğince kapı işlerini zamanında teslim ettiğini, ... tarafından bu konuda herhangi bir olumsuz geri bildirim olmadığı yönündeki beyanlarının gerçeği yansıtmadığını, dosyaya taraflarca sunulan karşılıklı mesajlar ve posta yazışmalarına göre işe zamanında başlanılmadığını ve sözleşmede belirlenen tarihte de bitirilmediğini, ... ... arasında imzalanan sözleşme arasında işin bitim tarihinin 10.10.2014 olarak belirlendiğini, ancak 23.03.2016 tarihinde ... yazdığı yazıya göre montaj işlemlerinin tamamlanmış ve geçici kabul tutanakları ile kesin hakediş raporunun hazırlanmasının talep edilmiş olduğunu, yani söz konusu işin tamamlanmasının yaklaşık 17 ay geciktiğini, sözleşmenin 8.maddesi gereğince ... şirketinin işin süresinde bitirilmemesi halinde günlük 2.500,00 TL cezai şart ödemeyi taahhüt ettiğini, davalı ...’nın davaya cevap dilekçesi ekinde dosyaya sunulan 29.04.2016 tarihli ... yazısı ile ...’e ait 254.689,08 TL hakediş dışı tutularak bu firmanın sözleşmeden kaynaklanan nefaset ve gecikme cezası kesintilerinin ve alacaklarının muhasebeleştirilerek ... vakfına iletilmesinin talep edildiğini, ancak bu talep gereğince ... tarafından herhangi bir hesaplama ya da bildirimin yapılmadığını, taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlıkta sözleşme gereğince ödenmesi gereken cezai şart ile nefaset alacağının da hesaplanarak davacının talep ettiği alacağın varlığı tespit edilirse bu alacaktan takas ve mahsup edilmesi gerektiğini, ayrıca ... ile ... arasındaki uyuşmazlık halen derdest olduğundan geçici kabul işlemlerinin tamamlanmadığını ve kesin kabulün de yapılmadığını, bu nedenle davacı alacağının bu aşamada var ve likit olduğundan söz edilemeyeceğini, davanın haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu belirterek, feri müdahil olarak davaya katılma taleplerinin kabulüne ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesinin 07.10.2021 tarih ve 2018/552 E- 2021/705 K sayılı kararında özetle; davanın kısmen kabulü ile, davalının Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4568 sayılı dosyasında 551.203,54 TL asıl alacak ve 5.267,06 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 556.470,60 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10,75 oranında ticari temerrüt faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, İİK’nun 67/2.maddesi gereğince alacağın %20’si oranında 111.294,12 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının kötüniyeti ispat edilemediğinden şartları oluşmayan davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiş, kararın taraf vekilleri ve feri müdahil vekilince istinaf edilmesi üzerine Dairemizin 2022/805 E-2024/517 K sayılı ve 04.06.2024 tarihli kararında özetle; "... Davacı tarafça taraflar arasındaki sözleşme kapsamındaki işlerin davalıya teslim edildiği, taraflar arasında imzalanan toplam 6 adet hakediş düzenlendiği, 7.hakedişin ise imzalanmadığı ve feri müdahil iş sahibi tarafından onaylanmadığı ve hakediş düzenlenmediğinden bahisle kesin hakedişin de onaylanmadığı belirtilerek sözleşme hükümlerine dayanılarak alacağın muaccel olmadığı savunulmuş ise de, dosya kapsamı itibariyle taraflarca düzenlenen, onaylanan ve kısmen ödeme yapılan hakedişler noktasında davacının 199.636,75 TL cari hesap alacağı olduğu anlaşılmış olup, mahkemesince bu bedel üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde sözleşme hükümlerine aykırı kesin hesap çıkartılarak ve her halükarda teminat kesintisinin kesin hesap çıkarılması şartına bağlanmış olması nedeniyle bu kalemin de tahsili şeklinde hüküm kurulması doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle ve özellikle sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda bir alacağa temerrüt faizi yürütülebilmesi için alacağın muaccel olması yeterli olmayıp, alacaklının yöntemine uygun ihtarı ile borçlunun temerrüde düşürülmesi ya da borcun kararlaştırılan kesin vadede ödenmemiş olması gerektiği, her ne kadar davacı vekilince faizin başlangıç tarihi bakımından her bir faturanın tebliği ile tebliğden itibaren 30 günlük sürenin dolması ile hesap yapılarak hüküm kurulması gerektiği ileri sürülmüş ise de mahkemesince işlemiş faiz hesabında; davacı tarafça keşide edilen ihtarnamedeki mehil de nazara alınmak suretiyle davalının temerrüdünün gerçekleştiği tarih belirlenerek bu tarih ile takip tarihi arasındaki dönem için hüküm kurulmasında usul ve yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmeyerek reddi gerekmiş, davalı vekili ve feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının kabulüyle, mahkeme kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın 199.636,75 TL asıl alacak ve bu alacağa davalının temerrüte düşmüş olduğu 12.03.2018 tarihi ile 13.04.2018 takip tarihi arasında işlemiş 1.653,16 TL avans faiziyle tahsili bakımından itirazın iptali ile, takip talebindeki şartlarla takibin devamına, alacak likit olmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ve yasal şartları oluşmadığından davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair yeniden aşağıdaki hüküm tesisine karar verilmiştir. ..."gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine, davalı vekili ile feri müdahil vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.10.2021 tarih ve 2018/552 Esas- 2021/705 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1.b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, davanın kısmen kabulü ile davalının Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4568 sayılı dosyasında 199.636,75 TL asıl alacak ve 1.653,16 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 201.289,91 TL alacağa yönelik itirazının iptali ile bu miktar üzerinden takip talebindeki şartlarla takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olup, kararın taraf vekilleri ve feri müdahil vekilince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 20.11.2025 tarih ve 2024/2788 E- 2025/3986 K sayılı kararında özetle; "... Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı hakediş alacağının tahsili için başlatılan ilamsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. 1.Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekili ile feri müdahil vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı ile davalı arasında 24.07.2014 tarihinde, asıl iş veren ...'e ait Ankara Gölbaşı'nda davalı tarafından inşa edilecek olan ... Eğitim ve Sağlık Kampüsü'nün laminat kapılarının davacı tarafından yapımı hususunda sözleşme imzalanmış ve davacı kendi edimini 23.03.2016 tarihinde tamamlayarak davalıdan geçici kabul yapılması talebinde bulunmuştur. Davalı taraf ise sözleşmenin 27., 28. ve 31. maddeleri uyarınca geçici kabul işlemlerini yapmamış, dava konusu hakediş alacaklarını da ödememiştir. Bunun üzerine davacı iki yıl sonra 13.04.2018 tarihinde ilâmsız icra takibi başlatmış, vaki itiraz üzerine de 03.07.2018 tarihinde bakiye hakediş alacağı ile nakit teminat kesintisinin ödenmesi hususunda iş bu davayı açmıştır. Davalı taraf asıl iş sahibi feri müdahil ... ile aralarındaki davanın halen hakemde devam ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiş ise de, davacının sözleşme konusu işi yapıp teslim ettiği anlaşılmakla geçici kabul için beklenilmesinde dava tarihine kadar geçen süre, dava tarihinden sonraki yargılama süreci ve yüksek enflasyon oranı dikkate alındığında tahammül sınırı aşılmıştır. Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, davalının asıl iş veren feri müdahil ile aralarında devam eden davayı ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Davalı taraf süresinde ayıp ihbarı ve eksik iş bildiriminde bulunmadığına göre davalı yüklenici tarafından davacının talebinin karşılanması gerekmektedir. İstinaf Mahkemesince davacının ödenmeyen tüm hakediş alacağı hesaplanıp, nakit teminat kesintisi ile birlikte hüküm altına alınması gerekirken, sözleşmenin 27., 28. ve 31. maddeleri uyarınca davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır. Kabule göre de; takip sonrası için işleyecek faiz için davacının ödeme emrinde talep ettiği şekilde %10,75 ve değişen oranlarda faiz uygulanmak suretiyle takibin devamı yönünde karar verilmesi gerekirken, bu oranın %10,75 oranı ile sınırlı tutularak talebe aykırı karar verilmesi de hatalı olmuştur. ... gerekçesiyle 1. bentte açıklanan nedenlerle davalı vekili ile feri müdahil vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay bozma ilamı taraf vekilleri ile feri müdahil vekiline tebliğ edilmiş, bozma sonrası Dairemizce duruşma açılmış, davacı vekili bozma ilamına uyulmasını, davalı vekili ve feri müdahil vekili bozma ilamına direnilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Usul ve yasaya uygun görülen bozma ilamına uyulmuştur. Taraflar arasında, ... Eğitim ve Sağlık Kampüsü işinin sözleşmesi kapsamında olan laminat kapı işlerinin yapımı konulu 24.07.2014 tarihli sözleşme akdedildiği ihtilafsız olup davacı taşeron, davalı ise yüklenicidir. Davacı kendi edimini 23.03.2016 tarihinde tamamlayarak davalıdan geçici kabul yapılması talebinde bulunmuş, davalı taraf ise geçici kabul işlemlerini yapmamış, dava konusu hakediş alacaklarını da ödememiştir. Bunun üzerine davacı 13.04.2018 tarihinde ilâmsız icra takibi başlatmış, davalının itirazı üzerine de 03.07.2018 tarihinde bakiye hakediş alacağı ile nakit teminat kesintisinin ödenmesi hususunda iş bu davayı açmıştır. Davalı taraf asıl iş sahibi feri müdahil ... ile aralarındaki davanın halen hakemde devam ettiğini belirterek davanın reddini talep etmiş ise de, Yargıtay bozma ilamında belirtildiği üzere davacının sözleşme konusu işi yapıp teslim ettiği anlaşılmakla geçici kabul için beklenilmesinde dava tarihine kadar geçen süre, dava tarihinden sonraki yargılama süreci ve yüksek enflasyon oranı dikkate alındığında tahammül sınırı aşılmış olmakla Türk Medeni Kanunu'nun 2. maddesi gereğince, davalının asıl işveren feri müdahil ile aralarında devam eden davayı ileri sürerek ödeme yapmaktan kaçınması hakkın kötüye kullanılmasıdır. Davalı taraf süresinde ayıp ihbarı ve eksik iş bildiriminde bulunmadığına göre davalı yüklenici tarafından davacının talebinin karşılanması gerektiğinden bilirkişi tarafından yapılan hesaplama da dikkate alındığında; davacı taşeronun takip tarihi itibariyle davalı şirketten; 7 nolu hakediş kapsamında 280.157,99 TL alacak, 7 nolu hakedişten önceki hakedişlerden doğan icra takip tarihi itibariyle cari hesaptan kaynaklı 199.636,75 TL alacak ve ayrıca 71.408,80 TL nakit teminat kesintisi alacağı olmak üzere toplam 551.203,54 TL alacağı bulunduğu anlaşılmakla bu miktar asıl alacak ile davacı tarafça keşide edilen 06.03.2018 tarihli ihtarnamenin tebliğ tarihine ihtardaki mehil süresi de eklenilerek bulunan temerrüt tarihi ile icra takip tarihi arasındaki dönem için avans faizden hesaplanan 5.267,06 TL işlemiş faiz üzerinden icra takibine itirazın iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit olmadığından yasal şartları gerçekleşmeyen davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ve takip kısmen haksız ise de kötüniyetli olmadığından yasal şartları gerçekleşmeyen davalının kötüniyet tazminatı talebinin reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davanın kısmen kabulü ile, Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2018/4568 sayılı icra dosyasında yapılan 551.203,54 TL asıl alacak ve 5.267,06 TL işlemiş faize ilişkin olarak davalı tarafça yapılan itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren %10,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, 2-Yasal şartları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine, 3-Yasal şartları oluşmadığından davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 38.012,50 TL karar harcından peşin alınan 6.831,91 TL harcın mahsubu ile bakiye 31.180,59 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı tarafça yatırılan 6.831,91 TL peşin harç ile 35,90 TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 6-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada kabul edilen miktar üzerinden hesaplanan 89.035,30 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 7-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince davada reddedilen miktar üzerinden hesaplanan 45.000,00 TLvekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine, 8-Davacı tarafından ödenen 687,30 TL tebligat ve posta gideri, 13.250,00 TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 13.937,30 TL yargılama giderinden davadaki kabul oranına göre hesap edilen 12.529,63 TL'sının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 9-Davalı tarafından ödenen 15,00TL tebligat gideri, 161,85 TL posta gideri olmak üzere toplam 176,85 TL yargılama giderinden davadaki red oranına göre hesap edilen 17,86 TL'sının davacıdan alınarak davalıya ödenmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına, 10- Feri müdahil tarafından ödenen 205,00 TL ve 295,00 TL olmak üzere toplam 500,00 TL posta giderinin davadaki red oranına göre hesap edilen 50,50 TL'sının davacıdan alınarak feri müdahile ödenmesine, bakiye giderin feri müdahil üzerinde bırakılmasına, 11-HMK'nın 333. maddesi gereğince, taraflarca yatırılan gider ve delil avansının kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde yatıran ilgili tarafa iadesine, Dair, davacı vekili, davalı vekili ve fer'i müdahil vekilinin yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 25.03.2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi. Başkan... Üye... Üye... Katip... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır