T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/291 - 2026/257 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/291 KARAR NO : 2026/257 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2021 NUMARASI : 2020/131 E. - 2021/234 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai H…
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/291 - 2026/257 T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 20.HUKUK DAİRESİ ESAS NO : 2025/291 KARAR NO : 2026/257 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A K A R A R İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ TARİHİ : 05/07/2021 NUMARASI : 2020/131 E. - 2021/234 K. DAVANIN KONUSU : YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü Taraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/07/2021 tarih ve 2020/131 Esas - 2021/234 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin "..." ibareli markalarını mesnet göstererek davalı şahsın 2019/09841 sayılı ve "..." ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... 2020-M-194 sayılı YİDK kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, dava konusu markanın müvekkilinin markalarına ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, markada "..." ibaresinin öne çıkartılarak kullanıldığını, başvuru kapsamındaki 43. sınıf hizmetler yönünden emtia benzerliğinin de bulunduğunu, tüketicilerin markalar arasında bağlantı kuracağını, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, 2020-M-194 sayılı YİDK kararının iptaline ve dava konusu markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. Diğer davalı Şahıs vekili, müvekkilinin firmasının uzun yıllar önce kurulduğunu, yapılan reklam ve çalışmalarla tüm ülkede markasının tanınır hale geldiğini, müvekkilinin "..." markasını 15 yıldan uzun süredir işletme adı olarak kullandığını, davacının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet göstermediğini, müvekkilinin davacının markasına tecavüz etme kası taşımadığını, "..." markasının benzerlerini tescil ettirmeyi amaçladığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davalının "..." ibareli marka başvurusu ile davacıya ait "...+şekil" ibareli tescilli markaları arasında biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunmadığı; işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar/hizmetler için ayırdığı satın alma veya faydalanma süresi içinde, davalının "..." ibareli marka başvurusunu gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden davacının "...+şekil" ibareli tescilli markalarından farklı bir marka olduğunu algılayabileceği, diğer bir anlatımla ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından davacının "...+şekil" ibareli tescilli markalı mallarından veya hizmetinden satın almak/yararlanmak isterken davalının "..." ibareli başvuru markalı malını veya hizmetini satın almak şeklinde bir yanılgı yaşamayacağı, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından başvuru konusu işaret ile davacının tescilli markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar/hizmetler algısının da oluşmayacağı, taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/1. maddesindeki iltibasın bulunmadığı kanaati oluştuğu; taraf marka işaretleri benzemediğinden SMK'nın 6/5. maddesindeki tanınmışlık koşulunun da oluşmadığı, dava konusu marka açısından SMK'nın 6/9. maddesi anlamında kötüniyetli başvuru yapıldığı iddiasının da kanıtlanmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın esas unsurunun "..." ibaresi olduğunu, "künefe" ibaresinin dikkate alınmayacağını, müvekkili markasının tek esaslı unsurunun ise "..." ibaresinden oluştuğunu, taraf markaları arasında yüksek düzeyde benzerlik olduğunu, daha önce Bölge Adliye Mahkemesi kararıyla da "... Künefe" ibareli markanın müvekkilinin markasıyla benzer bulunduğunu, müvekkilinin tanınmış markasının kararda yanlış gösterildiğini, dava konusu markanın 43. sınıfta tescili halinde SMK'nın 6/5. maddesi kapsamında müvekkilinin markasının tanınmışlığından haksız yarar elde edeceğini, tanınmışlık derecesinin de iltibas ihtimalini artırdığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. GEREKÇE : Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İşlem dosyasının incelenmesinden, davalı gerçek kişinin, "..." ibaresinin, 29, 30, 35 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için diğer davalı Kuruma başvurduğu, davacının "..." esas unsurlu markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından iltibas gerekçeli itiraz kabul edilerek başvurunun kapsamından 29 ve 30. sınıf mallarla 35. sınıfın 01-04. alt sınıfındaki hizmetler, 35/05. alt sınıfta 29 ve 30. sınıf malların satışı hizmetleri, 43. sınıfın 03 ve 04. alt sınıfındaki hizmetlerin çıkartılmasına karar verildiğini, itirazın kısmen reddi yönünden davacının bu karara karşı yaptığı itirazının da, YİDK'nın 2020-M-194 sayılı kararıyla reddedildiği, anılan kararın davacıya 24.01.2020 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın pandemi nedeniyle uzayan süreler dikkate alındığında hak düşürücü süre içerisinde 03.05.2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu "..." ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "..." esas unsurlu markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı ve aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşullarını gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, itiraz aşamasında çıkartılan mal ve hizmetler sonra, başvurunun kapsamında sadece 43. sınıfın 01 ve 02. alt sınıfındaki hizmetler kalmıştır. Söz konusu hizmetler davacının 2013/31875 sayılı ve "..." ibareli markasının kapsamında aynen yer aldığı gibi, bu hizmetler yine davacının 2014/00558 sayılı ve "..." ibareli markasının kapsamındaki 29 ve 30. sınıf mallarla da benzerdir. Dolayısıyla emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir. Taraf markaları arasındaki işaret benzerliği incelemesine gelince; dava konusu başvuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Başvuruda yer alan "künefe" ibaresinin uyuşmazlık konusu 43. sınıf hizmetler bakımından ayırt ediciliği bulunmayan tali unsur niteliğinde olması nedeniyle dava konusu başvurunun asıl unsuru "..." ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itirazına mesnet markaları da "..." asıl unsurludur. Buna göre yapılan değerlendirmede, dava konusu başvurunun esas unsurunu oluşturan "..." ibaresi ile davacının "..." asıl unsurlu markalarınin ilk harfi farklı ise de, takip eden 4 harfinin aynı sıralama ile yer aldığı, taraf marka işaretlerinin ilk harfi "C", "J" harflerinin okunuşlarının da birbirine oldukça yakın olmasından kaynaklı olarak, markalar arasında görsel ve işitsel benzerlik oluştuğu, yine tek harf farklılığının markaların esas unsuru kavramsal bir farklılaşmayı da sağlamadığı, bu durumda, dava konusu markanın davacının mesnet markalarından yeterince uzaklaşmadığı ve taraf marka işaretleri arasında ortalama alıcılar nezdinde görsel ve işitsel olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunduğu sonucuna ulaşılmış, nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Mahkemesinin 23.09.2024 tarih ve 2023/4759 E.-2024/6661 K. sayılı kararıyla "..." ibareli marka davacının mesnet markalarıyla benzer bulunmuş, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü ise yerinde görülmemiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E.-2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. Her ne kadar davacı vekilince tanınmışlık gerekçesiyle de tescil engeli bulunduğu ileri sürülmüş ise de, davacının mesnet markasının tanınmış olduğu mallar ve dava konusu marka kapsamındaki çekişmeli hizmetler dikkate alındığında, SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluşacağı kanıtlanmadığından, davacı vekilinin bu itirazı ise isabetli bulunmamıştır. Bu itibarla, dava konusu marka kapsamındaki tüm hizmetler bakımından SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunması nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse "düzelterek yeniden esas hakkında" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 05/07/2021 gün ve 2020/131 Esas - 2021/234 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA, 2-Davanın KABULÜ ile; ... YİDK'nın 2020-M-194 sayılı kararının İPTALİNE, 3-Dava konusu 2019/09841 sayılı markanın HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE ve SİCİLDEN TERKİNİNE, 4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 54,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 677,60-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 55.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 6-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 92,50-TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 340,00-TL tebligat masrafı, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan toplam 3.401,90-TL yargılama giderine, 54,40-TL başvurma harcı, 54,40-TL peşin harç tutarı eklenerek oluşan toplam 3.510,70-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, 7-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yargılama gideri yapılmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, 8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333), 9-Davacıdan peşin olarak alınan 427,60-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine, 10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 06/02/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 06/03/2026 Başkan Üye Üye Katip Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.