T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2460 - 2025/2806 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2460 KARAR NO : 2025/2806 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2024/... Esas, 2025/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - 2- ... …
T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2025/2460 - 2025/2806 T.C. ADANA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO : 2025/2460 KARAR NO : 2025/2806 T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I Başkan : Üye : Üye : Katip : İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : MERSİN 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ TARİHİ : 16/09/2025 NUMARASI : 2024/... Esas, 2025/... Karar DAVACI : ... - VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - 2- ... SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ - VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan) KARAR TARİHİ : 15/12/2025 GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 15/12/2025 Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.09.2025 tarih 2024/... Esas 2025/... Karar sayılı kararı aleyhine, istinaf başvurusunda bulunulmuş ve Mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla HMK 352. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların iddia ve savunmalarının özeti: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı ...'ın .... Şti. nezdinde petrollerden sorumlu genel müdür olarak çalıştığı sırada, 31.03.2014 günü ... plakalı araç içerisinde yolcu olarak seyahat ederken, ...'un idaresinde olan ... plakalı aracın çarpması ile kaza olduğunu, kazaya neden olan ... Plakalı aracın ... sigorta şirketi tarafından ... acente ve ... poliçe numaralı Trafik sigortası ile sigortalandığını, davacının yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın ise davalı Mehmet Zengin'e ait olup 101543 acente ve ... poliçe numaralı Trafik Sigortası ile ... Sigorta A.Ş şirketi tarafından sigortalandığını, oluşan kaza nedeniyle ... plakalı araç maliki ve sürücüsü aleyhine Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/... Esas sayılı dosyası ile dava açıldığını, davacının ... plakalı araçta yolcu olarak bulunduğu için kusursuz olduğunu, kazaya sebebiyet verenlerin tamamının zararın tamamından KTK. 88. Maddesi gereği sorumlu olduklarını, Mersin 3. Asliye Hukuk Mahkemesinden alınan ATK. Başkanlığı 3. İhtisas dairesinden alınan raporda da davacının %10,2 oranında meslekte kazanma gücünü kaybettiğini, kaza nedeniyle tazminat (sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri) ödenmesi için hem ... sigorta hem de ... sigortaya başvurulduğunu, kaza nedeniyle müvekkilin oluşan zararlarından (sürekli iş göremezlik tazminatı, geçici iş göremezlik tazminatı, geçici bakıcı gideri, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri), şimdilik 500.000,00.TL. maddi (zarar, bilirkişi marifetiyle tespit edildikten sonra harç ikmal edilmek suretiyle tamamının), 100.000,00.TL manevi tazminatın, kaza tarihi olan 31.03.2014den itibaren avans işlemlerine uygulanan faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen (sigorta şirketleri poliçe limitleri ile sınırlı kalmak kaydı ile) tahsiline ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin de aynı şekilde (müştereken ve müteselsilen) davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekilinin 28/06/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; dava açılmadan önce başvuru şartı usulüne uygun gerçekleşmediğinden davanın reddinin gerektiğini, davacı olayın oluş şekli itibarı ile kazanın meydana gelmesinde müvekkili şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkilin davacının talebi olan geçici iş göremezlik, tedavi giderine ve iyileşme dönemine ilişkin bakıcı ihtiyacına ilişkin taleplerden dolayı sorumluluğu bulunmadığını, tazminat hesaplaması yapılması ihtimalinde, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olup olmadığının tespiti yanında müterafık kusurun da tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması koşullarının mevcudiyetinin araştırılması gerektiğini ve eğer şartları olumuşsa hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, aktüeryal hesaplama yapılması gerektiğini, mevcut yargı uygulamasında hesaplamada kullanılan progresif rant yönteminin hiç bir bilimsel dayanağı bulunmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davanın reddine, dava öncesi yapılan arabuluculuk başvurusu, zorunlu arabuluculuk başvurusu olduğundan ve süreç anlaşmama ile sonuçlandığından davacı aleyhine müvekkil şirket lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16/c maddesi uyarında arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili 28/06/2024 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı olayın oluş şekli itibarı ile kazanın meydana gelmesinde müvekkil şirkete sigortalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu ispat etmek zorunda olduğunu, müvekkilin davacının talebi olan geçici iş göremezlik, tedavi giderine ve iyileşme dönemine ilişkin bakıcı ihtiyacına ilişkin taleplerden dolayı sorumluluğu bulunmadığını, tazminat hesaplaması yapılması ihtimalinde, davacının kazanın meydana gelmesinde kusurlu olup olmadığının tespiti yanında müterafık kusurun da tespit edilmesi gerektiğini, hatır taşıması koşullarının mevcudiyetinin araştırılması gerektiğini ve eğer şartları olumuşsa hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, aktüeryal hesaplama yapılması gerektiğini, mevcut yargı uygulamasında hesaplamada kullanılan progresif rant yönteminin hiç bir bilimsel dayanağı bulunmadığını, davacının talebinin zamanaşımına uğradığını, davacı tarafın olay/başvuru tarihinden itibaren avan faizine faize hükmedilmesine yönelik talebinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacı tarafa sosyal güvenlik kurumu tarafından yapılan ödemelerin araştırılmasını talep ettiklerini, davanın reddine, dava öncesi yapılan arabuluculuk başvurusu, zorunlu arabuluculuk başvurusu olduğundan ve süreç anlaşmama ile sonuçlandığından davacı aleyhine müvekkil şirket lehine Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16/c maddesi uyarında arabuluculuk vekalet ücretine hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ 16.09.2025 TARİHLİ KARARI: Hakkında tefrik kararı verilen davalı Mehmet'in taksirli eylemi sonucu birden fazla kişi yaralandığı, taksirle birden fazla kişinin yaralanmasına neden olma suçunun TCK'nun 89/4 maddesinde düzenlendiği, TCK'nın 89/4 maddesinde yazılı ceza miktarı itibarı ile ceza davası zamanaşımı süresi TCK'nın 66/1-e maddesi gereğince 8 yıl olduğu, haksız fiil tarihinin 31/03/2014 olduğu dikkate alındığında uzamış zamanaşımı süresinin de dava açıldığı tarih itibariyle dolmuş olduğu anlaşıldığından davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye karşı açılan davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar vermiştir. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacı vekili; 10 Yıllık zaman aşımı süresinin dolmamış olduğunu, zaman aşımı süresinin zararın kesin olarak öğrenildiği tarihte başladığını, yerel mahkemenin vekalet ücretini maktu olarak hükmetmesi gerektiğini, bu nedenlerle kararın kaldırılmasını talep ettikleri anlaşılmıştır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, trafik kazası sonucunda oluşan cismani zarar nedeniyle kalıcı iş göremezlik, geçici iş göremezlik, tedavi gideri ve bakıcı giderine ilişkin maddi tazminat ve manevi tazminat istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesi tarafından davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekilinin zamanaşımına yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Zamanaşımı hakkın dava edilebilirliğini ortadan kaldıran ve süresinde ileri sürüldüğünde incelenebilen bir dava engelidir. Davalılar iki haftalık cevap verme süresi içinde ayrı ayrı verdikleri dilekçeler ile dava konusu kazanın meydana geldiği tarih dikkate alındığında alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını ileri sürmüş ve bu nedenle hem maddi hem manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmişlerdir. Olay tarihi itibariyle uygulanması gereken TBK'nın, 72. maddesinde haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararın tazmini istemi ile açacağı davaların, zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. Buna karşılık, 2918 sayılı KTK.nin 109/1. maddesinde "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zamanaşımına uğrar." denilmektedir. Aynı kanunun 109/2. maddesinde ise, "Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zamanaşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir." hükmüne yer verilmiştir. Davaya konu trafik kazası sonucunda davacı malul olacak derecede yaralanmış olup, eylem için kaza tarihinde yürürlükte bulunan 5237 Sayılı TCK'nun TCK 89 ve 66/1-e maddelerine göre öngörülen ceza zamanaşımı süresi 8 yıldır. 2918 sayılı KTK zaman aşımı başlıklı 109. Maddesi "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin, zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak iki yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak on yıl içinde zamanaşımına uğrar. Dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve ceza kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş bulunursa, bu süre, maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Zamanaşımı, tazminat yükümlüsüne karşı kesilirse, sigortacıya karşı da kesilmiş olur. Sigortacı bakımından kesilen zamanaşımı, tazminat yükümlüsü bakımından da kesilmiş sayılır. Motorlu araç kazalarında tazminat yükümlülerinin birbirlerine karşı rücu hakları, kendi yükümlülüklerini tam olarak yerine getirdikleri ve rücu edilecek kimseyi öğrendikleri günden başlayarak iki yılda zamanaşımına uğrar. Diğer hususlarda, genel hükümler uygulanır." şeklindedir. Davaya konu trafik kazası 31/03/2014 tarihinde meydana gelmiştir. Davacı kendisinin yaralanmasına sebebiyet veren tazminat yükümlüsünü ve kaza nedeni ile yaralanmış olduğunu, bu tarihte öğrenmiş bulunmaktadır. Dolayısı ile 2 yıl içinde söz konusu tazminat davasını açması gerekmektedir. Lakin davacının yaralanması aynı zamanda cezayı gerektiren bir fiil olduğundan, 2918 sayılı yasanın 109/2 maddesi nedeni ile ceza zaman aşımı dikkate alınacaktır. Bu durumda 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunun 89 ve 66 maddeleri nazara alındığında 8 yıllık zaman aşımı süresi dikkate alınmalıdır. Davacının 8 yıllık zaman aşımı süresi içinde dava açması gerektiği halde bu sürenin dolmuş olduğu 31/03/2022 tarihinde davacı davasını açmamış, dava bu zaman aşımı süresi dolduktan sonra 22/05/2024 tarihinde açılmıştır. Öte yandan (6098 sayılı borçlar kanununun 154 md.si) kaza tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı BK 133/1 md.si göre " Aşağıdaki hallerde müruru zaman katedilmiş olur: 1 - Borçlu borcu ikrar ettiği, hususiyle faiz veya mahsuben bir miktar para veya rehin yahut kefil verdiği takdirde...." hükmü dikkate alındığında, davacının bedensel zarara uğramasıyla sonuçlanan kazanın 31/03/2014 tarihinde gerçekleştiği; 2 yıllık zamanaşımı süresi henüz dolmadan davacı tarafça Mersin 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2014/... Esas sayılı dosyasında 10/09/2014 tarihinde ... plakalı araç sürücüsüne ve araç malikine karşı tazminat davası açmış olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından araç sürücüsüne ve araç malikine karşı 10/09/2014 tarihinde açılan dava nedeni ile BK'nun 133/2. maddesi gereği, zaman aşımı süresi kesilmiş ve zaman aşımı süresi yeniden işlemeye başlamıştır. Bu noktada dikkat edilmesi gereken konu kesilen zaman aşımı süresinin ne kadar süre ile işlemeye devam edeceği husunun tespiti gerekmektedir. Davacı tarafından dava ışı araç sürücüsüne ve araç malikine karşı dava açılmış olduğuna göre davacı KTK 109 maddesi gereğince artık zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmiş durumdadır, bu itibarla 2 yıllık zaman aşımı süresinin yeniden işlemeye başlaması gerekmekte ve davacı tarafından 2 yıllık süre içinde bu davanın açılması gerekmektedir. Buna rağmen davacı tarafından 22/05/2024 tarihinde dava açılmış olduğundan, dava tarihi itibari ile zaman aşımı süresinin dolmuş olduğu anlaşılmıştır. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2022/... karar) Dosya kapsamı incelendiğinde davalı sigorta şirketleri tarafından davacıya yapılan herhangi bir ödeme mevcut olmayıp, davacı tarafça ileri sürülmüş bir gelişen durum varlığı iddiası da mevcut değildir. Davacı vekili covid nedeniyle sürelerin uzadığını, bu nedenle 10 yıllık zaman aşımı süresinin dolmadığını ileri sürmüştür. 26/03/2020 tarih ve 31080 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7226 Sayılı Yasa'nın Geçici 1. maddesi: ''1) Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla; a) Dava açma, icra takibi başlatma, başvuru, şikâyet, itiraz, ihtar, bildirim, ibraz ve zamanaşımı süreleri, hak düşürücü süreler ve zorunlu idari başvuru süreleri de dâhil olmak üzere bir hakkın doğumu, kullanımı veya sona ermesine ilişkin tüm süreler; 6/1/1982 tarihli ve 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu, 4/12/2004 tarihli ve 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 12/1/2011 tarihli ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu ile usul hükmü içeren diğer kanunlarda taraflar bakımından belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim tarafından tayin edilen süreler ile arabuluculuk ve uzlaştırma kurumlarındaki süreler 13/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden, b) 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu ile takip hukukuna ilişkin diğer kanunlarda belirlenen süreler ve bu kapsamda hâkim veya icra ve iflas daireleri tarafından tayin edilen süreler; nafaka alacaklarına ilişkin icra takipleri hariç olmak üzere tüm icra ve iflas takipleri, taraf ve takip işlemleri, yeni icra ve iflas takip taleplerinin alınması, ihtiyati haciz kararlarının icra ve infazına ilişkin işlemler 22/03/2020 (bu tarih dâhil) tarihinden itibaren 30/04/2020 (bu tarih dâhil) tarihine kadar durur. Bu süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden itibaren işlemeye başlar. Durma süresinin başladığı tarih itibarıyla, bitimine on beş gün ve daha az kalmış olan süreler, durma süresinin sona erdiği günü takip eden günden başlamak üzere on beş gün uzamış sayılır. Salgının devam etmesi halinde Cumhurbaşkanı durma süresini altı ayı geçmemek üzere bir kez uzatabilir ve bu döneme ilişkin kapsamı daraltabilir. Bu kararlar Resmî Gazete’de yayımlanır. ......." hükmünü içermektedir. Buna göre, Covid-19 salgın hastalığının ülkemizde görülmüş olması sebebiyle yargı alanındaki hak kayıplarının önlenmesi amacıyla maddede belirtilen sürelerin 13/03/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 30/04/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar duracağı hüküm altına alınmış; daha sonra, bu durma süresinin, 30/04/2020 tarih ve 3114 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren Cumhurbaşkanı Kararının 1. maddesi ile 01/05/2020 (bu tarih dahil) tarihinden 15/06/2020 (bu tarih dahil) tarihine kadar uzatılmasına karar verilmiştir. Buna göre, yasa gereğince zaman aşımı süresinin 01/05/2020 ile 15/06/2020 tarihleri arasındaki süre kadar durduğu, duran bu dönem, 8 yıllık uzamış zaman aşımı süresinin sonuna eklendiğinde, davanın zaman aşımı süresi dolduktan sonra açıldığı anlaşılmakla davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir. Davacı vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; Davacı vekili vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, zaman aşımı nedeniyle davanın reddinin esasa ilişkin olmayıp usulden redde yönelik bir hüküm olduğunu, bu nedenle davalılar lehine hükmolunan vekalet ücretinin nisbi değil maktu olması gerektiğini savunmuştur. Hüküm fıkrası incelendiğinde 5 no'lu bentte; "Reddedilen dava değeri üzerinden karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 94.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine" karar verilmiş olduğu görülmüştür. Zaman aşımı nedeniyle davanın reddine ilişkin hüküm her ne kadar davanın esasına ilişkin verilmiş bir karar olup nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekmekte ise de; (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/... Karar sayılı kararı) karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin 13/4 maddesinde; "Maddi tazminat istemli davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur" düzenlemesi mevcut olup, buna göre vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerektiği, bu nedenle davalılar lehine hükmolunan vekalet ücretinin 30.000,00 TL olarak hükmedilmesi gerektiği kanaatine varılmakla davacı vekilinin bu yönlü istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede; Açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, ilk derece mahkemesince davanın zaman aşımı nedeniyle reddine dair karar verilmiş olması yerinde ise de, davalılar lehine hükmolunan vekalet ücretinin maktu olarak hesaplanması gerektiği halde nisbi veklalet ücretine hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2 maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının düzelterek yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği kanaatiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile; a-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 16.09.2025 tarih 2024/... Esas 2025/... Karar sayılı kararının hüküm fıkrasının 5. BENDİNİN KALDIRILMASINA, b-Hüküm fıkrasının 5. bendinin, "5-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesaplanan 30.000,00 TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar ... Sigorta A.Ş. ve ... Sigorta A.Ş.'ye verilmesine," OLARAK DÜZELTİLMESİNE, c-İlk derece mahkemesi kararındaki diğer hükümlerin aynen muhafazasına, İstinaf giderleri açısından; 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine, 3-Davacı tarafından yapılan 480,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 4-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığından istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile karar verildi. 15/12/2025 Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.