T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1741 Esas KARAR NO: 2026/633 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/831 Esas- 2023/560 Karar TARİH: 22/06/2023 DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı i…
T.C. İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 13. HUKUK DAİRESİ DOSYA NO: 2023/1741 Esas KARAR NO: 2026/633 Karar T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ NUMARASI: 2022/831 Esas- 2023/560 Karar TARİH: 22/06/2023 DAVA: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan) KARAR TARİHİ: 02/04/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi: TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava konusu ... ŞTİ'nin ortağı olduğunu, şirket tarafından ....'ye göre yapılan inşaatta yer alan ... Blok ... ve .. numaralı bağımsız bölümlerin noterde yapılan resmi sözleşmeye göre şirkete ait olması gerekirken, davalının yönetici olduğu dönemde adi olarak yapılan 15/01/2016 tarihli ek sözleşme ile dava konusu iki adet bağımsız bölümün toprak sahibi olan ...'a bırakıldığını, söz konusu adi sözleşmenin geçerli olmadığı gibi sonradan düzenlenme ihtimali de bulunduğu -nu, bu nedenlerle iki adet bağımsız bölümün rayiç değerinin TTK 553.maddesi kapsamında davalı yöneticiden tahsili ile dava konu-su şirkete ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının doğru olmadığını, dava konusu şirket tarafından KKİS kapsamında yapılan inşaatta noterde düzenlenen sözleşmeden sonra toprak sahibi ile şirket arasında çıkan ihtilaf kapsamında toprak sahibine dava konusu iki adet bağımsız bölümün noterde ayrıca masraf yapmamak amacıyla 15/01/2016 tarihli ek sözleşme ile bırakıldığını, bilahare inşaat tamamlandıktan sonra şirkete kalan dairelerin ortaklar arasında dağılımı amacıyla 19/01/2020 tarihli "kalan daire dağıtım listesi" başlıklı sözleşme düzenlendiğini, söz konusu sözleşmede dava konusu iki adet dairenin yer almadığını, sözleşmede davacı tarafın payına isabet eden 7 adet dairenin açıkça belirtildiği, söz konusu sözleşmeyi davacı tarafın da imzaladığı, ayrıca toprak sahibine bırakılan iki adet daireye ilişkin ek sözleşme -den davacının da haberdar olduğunu, muvazaalı işlemin söz konusu olmadığını, bu nedenlerle yasal dayanağı bulunmayan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 22/06/2023 tarih ve 2022/831 Esas- 2023/560 Karar sayılı kararında;"...Toplanan deliller ve tüm dosya kapsa-mına göre; davacı tarafından davalı aleyhine TTK 553.maddesi kapsamında yönetici sorumluluğundan kaynaklı tazminat davası açıldığı, dava konusu iki adet dairenin toprak sahibi ile şirket arasında varılan mutabakat sonucunda düzenlenen 15/01/2016 tarihli ek sözleşme ile toprak sahibi olan ...'a bırakıldığı, dinlenen tanık beyanlarına göre şirkete sonradan ortak olan davacının iş bu ek sözleşmeden haberdar olduğu, inşaat tamamlanıp yüklenici firma olarak dava konusu şirkete kalan bağımsız bölümlerin şirket ortakları arasında dağıtılmasına ilişkin 19/01/2020 tarihli sözleşmenin düzenlendiği, iş bu sözleşmede davacı tarafın da imzasının bulunduğu, sözleşmeyi imzalayan davacının dava konusu dairelerle ilgili herhangi bir ihtirazı kaydının bulunmadığı; davacı tarafın, davalı yöneticinin kusurlu eylem ve işlemleriyle şirketi zarara uğrattığına ilişkin herhangi bir delil dosyaya sunmadığı gibi dava konusu dairelerin sonradan muvazaalı olarak toprak sahibine devredildiği hususunun da ispatlanamadığı, TTK 553.maddesine göre ispat külfetinin davacı tarafa ait olduğu, bu bağlamda ispatlanamayan davanın reddine karar vermek gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur. .."gerekçesi ile, ''1-Davacı tarafından açılan davanın sübuta ermediğinden REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ....Noterliğinin ..01.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin TBK 237 maddesi uyarınca resmi şekle tabi olup, resmi şekilde düzenlendiğini, TBK'nın 13 maddesi uyarınca resmi şekle tabi sözleşme hükümlerinin de aynı resmi şekilde yapılan sözleşme ile değiştirilebileceği, ancak dosya kapsamında davalının dayandığı ve Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi hükümlerini değiştiren 15/01/2016 tarihli "Ek Sözleşmenin" adi yazılı şekilde yapıldığını ve geçersiz olduğunu, geçersiz olan bu sözleşmenin imza tarihinin 15.01.2016 olduğunun iddia ve ispat edilemeyeceğini, adi yazılı şekilde yapılan bu sözleşmenin değeri itibariyle ve senede karşı olan iddialar kural olarak yalnız senet ile ispat edilebileceğinden tanıkla ispatının yasal olarak mümkün olmadığını, buna rağmen Mahkemece bu hükümler gözetilmeksizin tanık beyanlarına göre karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, tanıkların beyanlarının davalının soruşturma aşamasında vermiş olduğu ifadesiyle çelişkili olmasına rağmen Mahkemece tanık beyanlarına itibar edilmesinin de hatalı olduğunu, Mahkemece dava dilekçesinde dayanılan delillerin toplanmadığını ve sunu-lan delillerin değerlendirilmediğini, yemin delilinin hatırlatılmadığını, dava konusu iki taşınmazın dava tarihindeki değeri belirlenme-diğini, Mahkemece ortaklar arasında yapılan 19/01/2020 tarihli sözleşmeye istinaden ek sözleşmeden ve uyuşmazlık konusu taşın-mazların arsa sahibine bırakıldığından davacının haberdar olduğunun kabulünün sözleşmede söz konusu taşınmazların bulunma-dığı gözetildiğinde de hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, TTK'nın 644/1-a maddesi atfı ile TTK'nın 553 ve 555. maddeleri uyarınca davalı limited şirket müdürünün sorumluluğundan kaynaklanan tazminatın dava dışı şirkete ödemesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş -tur.Somut uyuşmazlıkta davacının dava dışı ... Limited Şirketi'ne 15/01/2016 tarihinde davalıdan ve dava dışı ortaktan pay devir almak suretiyle ve 21/01/2016 ve 26/01/2016 tarihli genel kurul kararlarının tescili ile ortak olduğu ve kararın 02/02/2016 tarihinde ticaret sicil gazetesinde yayımlandığı, 30/09/2016 tarihinde yayımlanan 19/09/2016 tarihli genel kurul kararına göre tarafların şirketin temsili için müşterek yetkili müdürü olarak atandıkları, bundan önce davalı ve dava dışı ortağın şirketi münferiden temsile yetkili oldukları, dava dışı şirket ile arsa sahibi ... arasında İstanbul İli.... İlçesi ..... Mahallesi ... ada .... parsel sayılı taşınmaza ilişkin ....Noterliğinin ...01.2016 tarih ve ... yevmiye sayılı “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” akdedildiği anlaşılmıştır. Davacı vekili tarafından bu sözleşmeye göre ... blok .... ve ... numaralı dairelerin dava dışı şirkete devri kararlaştırılma-sına rağmen kendisinin bilgisi ve rızası dışında davalıya ve arsa sahibine gönderilen ihtarnamelere verilen cevabi yazılardan öğrenil diği üzere 15/01/2016 tarihli adi yazılı Ek Sözleşme ile davalının şirketi temsilen bu bağımsız bölümleri arsa sahibine bıraktığını, ancak ek sözleşmenin resmi şekilde yapılmaması sebebiyle geçersiz olduğunu, bunun üzerine davalıya bu taşınmazların şirket adına devrinin sağlanması için dava açılması ve yasal takip başlatılmasının ihtar edilmesine rağmen davalının harekete geçmediği ni, bu sebeple ve söz konusu taşınmazları şirketin menfaatine aykırı ve muvazaalı olarak arsa sahibi üzerinde bırakarak şirketi zarara uğrattığını iddia etmiştir. Ancak davacı 15/01/2016 tarihinde şirketin mevcut aktifi ve pasifi ile birlikte şirkete ortak olup, kendisinin ortaklığından önce şirketin aktifine girecek malvarlığı ile ilgili yapılan işlemlerden dolayı hak iddia edemeyeceği, yine kendisi dava dışı şirketin müştereken yetkili müdürü olduğu ve yasal mevzuatın limited şirketin müdürlere yüklediği tüm görev ve yükümlülükler-den sorumlu olduğu gibi görevlerini şirketin menfaatine olacak şekilde özenle ve dürüstlük kuralına uygun olarak yerine getirmekle yükümlü olduğu, şirketin müdürü olarak söz konusu ek sözleşmeden davalıya gönderilen ihtarname tarihlerine kadar haberdar olmamasının mümkün olmadığı, ortaklar arasında yapılan şirkete kalan bağımsız bölümlerin paylaşılmasına ilişkin 19/01/2020 tarihli sözleşme ile de dava konusu bağımsız bölümlerin sözleşmede yer almadığı gözetildiğinde davacının ek sözleşmeye onay verdiği, daha sonra bu hususun davalıya karşı yöneticinin sorumluluğu kapsamında tazminat olarak ileri sürülmesinin TMK 2 mad-desinde düzenlenen dürüstlük kuralına aykırı olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülme-miştir. Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartış-ılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gibi kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması halinde karar kesinleştiğinde avansı yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süre içerisinde Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere 02/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.