12. Hukuk Dairesi 2022/11323 E. , 2023/4562 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca, faize, ferilerine itiraz üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kara
**12. Hukuk Dairesi 2022/11323 E. , 2023/4562 K.** **"İçtihat Metni"** İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi Taraflar arasındaki kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca, faize, ferilerine itiraz üzerine yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince itirazın reddine karar verilmiştir. Kararın borçlu tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı borçlu tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi ... tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I. DAVA Borçlu İcra Mahkemesine başvurusunda; takibe konu senetlerin taksitli konut satışından kaynaklanan tüketici senetleri olduğunu, sözleşme feshedilmesine rağmen iade edilmeyerek bankaya ciro edildiğini, bankanın da senetlerin tüketici senedi olduğunu bildiğini, tüketici senetlerinin ciro edilmesinin mümkün olmadığını, İstanbul BAM 2019/1319 Esas sayılı kararının da bu yönde olduğunu, senetler hakkında Bakırköy 3. Tüketici Mahkemesi'nin 2019/228 Esas sayılı dosyasından verilmiş tedbir kararı olduğunu ileri sürerek takibin iptaline, alacaklı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. II. CEVAP Alacaklı banka, unsurları tam olan ve alacağın temliki yoluyla elde edilen takip konusu senetlerde bankanın yetkili hamil olduğunu, tüketici mahkemesinde görülen davanın tarafı olmadıklarını, tedbir kararının ihbar edilmediğini, temel borç ilişkisinden kaynaklanan defilerin dar yetkili icra hukuk mahkemesinde incelenemeyeceğini, tedbirin ve temel ilişkisiye yönelik defilerin kendilerine ileri sürülemeyeceğini, senetlerin üzerinde tüketici senedi olduğuna dair ibare olmadığını, iyi niyetli hamil konumunda olduklarını, borçlunun borçlu olmadığını kesin delillerle ispat etmesi gerektiğini ileri sürerek istemin reddine, borçlu aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI A. Gerekçe ve Sonuç Takibe konu senedin keşidecisinin borçlu, lehtarının ... Koza İnş. San ve Tic. A.Ş, alacaklının da ciranta ve yetkili hamil olduğu, senedin emre yazılı düzenlendiği, takibe konu senetlerde, senedin tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı, itiraz ve şikayet dilekçesi ekinde yer alan adi yazılı taşınmaz satış sözleşmesinin borçlu ve dava dışı ... Koza arasında yapıldığı, borçlu tarafından sunulan satış sözleşmesinin 2-A-c maddesinde satıcı lehine tanzim edilmiş emre muharrer senetler imzalanarak, satıcıya tevdi ve teslim edileceğinin düzenlendiği, bunun yanı sıra, sözleşme ekinde yer alan listede sıralı senetlere yer verildiği, buna karşın, takibe konu senetlerde, senedin tüketici sözleşmesi nedeniyle verildiğine ilişkin bir ibare bulunmadığı, dolayısıyla TTK'nın 687. maddesi uyarınca dava dışı ... Koza arasında akdedilen sözleşmenin iyiniyetli takip alacaklısına karşı ileri sürülmesinin olanaklı olmadığı, bu durumda; TTK'nın 687. maddesi hükmü gereği keşideci borçlunun; senedin tüketici senedi olarak verilmesi nedeni ile 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 6/A maddesi gereğince nama yazılı düzenlenmesi gerektiği iddiasını ve senet bedelinin dava dışı lehdara ödendiği iddiasını takip alacaklısına karşı ileri süremeyeceğinden şikayet ve borca itirazın reddine, tedbiren durma kararı verilmediğinden alacaklının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir. IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu istinaf başvurusunda bulunmuştur. B.İstinaf Sebepleri Borçlu, borca dayanak senetlerin Bakırköy 11. Tüketici Mahkemesinin 2021/470 Esas sayılı dosyasında kendisi açısından iptaline karar verildiğini, borçlu sıfatının kalmadığını, mahkeme kararının senetlerin tüketici senedi olduğunun sübut bulduğunu, tüketici senetlerinin devrinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı C.1.Gerekçe ve Sonuç Takip konusu senetlerin kambiyo senedi özelliklerini taşıdığı, dava dışı ... Koza ile yapılan sözleşme gereği ödeme aracı olarak verildikleri, alacaklının kambiyo hukuku gereğince takip hakkına sahip bulunduğu, sözleşmenin feshi nedeni ile bedelsizlik iddiasının İİK 169/a maddesi kapsamında delil ile ispatlanamadığı, takibe konu senetlerin genel yargılama yapan tüketici mahkemesi tarafından iptaline karar verilmesi nedeni ile icra müdürlüğünce gerekli işlemin yapılacağı, istinaf sebep ve gerekçelerinin yerinde olmadığı gerekçesi ile borçlunun istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir. V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde borçlu temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Borçlu, istinaf dilekçesi içeriğini tekrarlayarak kararın bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile takipte borca, faize, ferilerine itiraza ilişkindir. 2. İlgili Hukuk İİK'nın 16, 169; TMK'nın 778, 681, 687. maddesi. 3. Değerlendirme 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 687. maddesinde; "(1) Poliçeden dolayı kendisine başvurulan kişi, düzenleyen veya önceki hamillerden biriyle kendi arasında doğrudan doğruya var olan ilişkilere dayanan def’ileri başvuran hamile karşı ileri süremez; meğerki, hamil, poliçeyi iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket etmiş olsun. (2) Alacağın temliki yoluyla yapılan devirlere ilişkin hükümler saklıdır." hükmüne yer verilmiştir. Nama yazılı kıymetli evrak, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK)'nın 654. maddesinde, "Belli bir kişinin adına yazılı olup da, onun emrine kaydını içermeyen ve kanunen de emre yazılı senetlerden sayılmayan kıymetli evrak, nama yazılı senet sayılır." şeklinde tanımlanmıştır. 6102 sayılı TTK’nın 778. maddesi ile bonolar hakkında da uygulanan aynı kanunun 681/2. maddesinde ise "Düzenleyen, poliçeye emre yazılı değildir ibaresini veya aynı anlamı ifade eden bir kaydı koymuşsa, poliçe ancak alacağın temliki yoluyla devrolunabilir ve bu devir alacağın temlikinin hukuki sonuçlarını doğurur." hükmü yer almaktadır. Bu açıklamalara ve özellikle tanıma göre, senedin nama yazılı bir senet olabilmesi için; bir kişinin namına yazılı olup, emre kaydını ihtiva etmemesi, fakat kanunen emre yazılı senetlerden ise, emre olmadığının ya da nama düzenlendiğinin belirtilmiş bulunması da gerekir (iş bono emre yazılı değildir, iş bu bono nama yazılıdır, iş bu bono ciro edilemez). Çünkü bu durumda senedin sadece emre kaydını içermemesi yeterli değildir. Nama yazılı kıymetli evrakın devri esas olarak borçlunun onayına gerek olmaksızın yazılı devir (temlik) beyanında bulunulması (TTK M.647/2) ve devir anlaşmasıyla senet zilyetliğinin devralana geçirilmesiyle gerçekleşir. (TTK M. 647/1). Buradaki yazılı devir beyanının "temlik beyanı" olarak anlaşılması gerekir. Buna göre, nama yazılı senetlerin devri, alacağın temliki (6098 sayı TBK. M 183 vd) hükmü uyarınca yapılır. Nama yazılı senetlerin devrinde alacağın devri hükümleri uygulandığına yani, devir alan kişi devredenin halefi olduğuna göre, borçlu devir edene karşı haiz olduğu def'ileri, fazlası dahil, devir alana karşı da ileri sürebilir. Nama yazılı senet birkaç devir görmüşse, yani olayda bir temlikler zinciri varsa, senet borçlusu, BK m. 188'in lafzı gereğince, sadece senedin hamiline senedi devir eden kişiye, yani hamilin selefine değil, halefiyet ilkesinin gereği olarak, önceki bütün hamillere karşı ileri sürebileceği def'ileri (son) hamile ileri sürebilir. BK m. 19/2 ile BK m. 188/2'deki haller bundan hariçtir. Bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, "iş bu nama yazılı senedin" ibaresini ihtiva eden takibe konu senetlerin nama yazılı olarak düzenlendiği anlaşılmaktadır. Ayrıca muteriz borçlunun keşidecisi olduğu, senetlerin lehtar tarafından "İş bu alacağımı T. Borçlar Kanununun 183/194 madde hükümleri gereğince, tediye makamına kaim olmak üzere ... T.A.Ş. İkitelli Ticari Şubesine devir ve temlik ettim/ettik." açıklaması ile takip alacaklısına cirosu ve alacaklının cevap dilekçesinde alacağın temliki yoluyla elde edilen takip konusu senetlerde yetkili hamil olduğunu ileri sürmesi karşısında, takip dayanağı bonoların nama düzenlendiği açıkça anlaşılmaktadır. Bu durum karşısında senet hamiline karşı keşideci her türlü def’ilerini ileri sürebilir (H.G.K.11.4.2007 tarih 12-206/202 sayılı kararı). O halde, borçlunun, takibe konu senetlerin lehdarına karşı ileri sürebileceği senetlerin bedelsiz olduğuna yönelik şahsi defiyi senetleri alacağın temliki yoluyla alan takip alacaklısına da karşı ileri sürebileceğinden, borçlunun bu yöndeki iddiaları incelenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz isabetsiz olup İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir. VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Borçlunun temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile 5311 sayılı Kanun ile değişik İİK'nun 364/2. maddesinin göndermesiyle uygulanması gereken 6100 sayılı HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca, Bölge Adliye Mahkemesinin istinaf talebinin esastan reddine ilişkin kararının KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, bozma nedenine göre borçlunun esasa yönelik diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Peşin alınan harcın istek halinde iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin de Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.